• Bu konu 2 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #670904
    Anonim

      Tebliğde müsbet hareket (1)

      Bugün, bir kısım “dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan” ve İslâmın ruhunu kavrayamamış kesimler; maalesef güya “İslâmiyeti müdafaa ediyorum” diye, olumsuz tavırları ve şiddete dayalı tepkileriyle, hatta perde olmalarıyla dine en büyük zararı vermektedir.

      20. asrın gerek başlarında, gerekse ortalarında Ortadoğu’da, sair İslâm ülkeleri veya Batı ülkelerinde İslâm adına sergilenen menfî hareketler, şiddete dayalı tepkiler; dine büyük zararlar vermiştir, vermeye devam ediyor. Eğer, Bediüzzaman’ın Türkiye’deki gibi ortaya koyduğu müsbet hareket benimsenseydi; Mısır, Cezayir, Tunus gibi İslâm ülkelerinde belki de şiddet yaşanmayacak, oralar kan gölüne dönmeyecekti.

      Bediüzzaman’ın tebliğ/irşad metodu, geçmiş devrelerdeki irşad halkasında yer alan İmam-ı Rabbanî, İmam-ı A’zâm Ebû Hanîfe ve Ahmed ibn Hanbel gibi zatların çizgilerinin çağımıza uyarlanmış hâlidir. Onlar da zulme uğradıkları, hapse atıldıkları, işkencelere maruz kaldıkları halde, daima müsbet hareket etmeyi şiar edinmişlerdir. Ki, dayanak noktaları “Allah bozguncuları sevmez.” 1 “Islâh et, bozguncuların yoluna uyma.” 2 âyetleridir. Kur’ân rahmeten lilâlemîndir. Bediüzzaman da Kur’ân’ın bu emirlerini hayatında tatbîk ederek şahane örnek teşkil etmiştir.


      Tebliğ ve irşadda müsbet hareket nedir? İnsanlara nasıl yaklaşmalı?


      * Nâzik ve yumuşak muamele:
      Allah, Kur’ân’da şöyle buyurmaktadır: “Firavun’a gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır veya korkar,” 3 “Mü’min kullarıma şunu söyle ki, inkârcılara karşı en güzel sözü söylesinler; hiddet göstermeksizin delilleri en güzel bir şekilde ortaya koysunlar. Çünkü şeytan aralarına nifak sokar…” 4

      Firavun’a karşı bile, “kavl-i leyyin”, gayet nâzik ve yumuşak üslûp istenir. Dolayısıyla, “tebliğ ve irşâd, asla şiddet unsurları” taşımaz.

      * Tebliğ ve irşadda, dâima kolaylık ve tedric (merhale merhale) prensibini benimsemek:
      Kur’ân-ı Kerim’in 23 senede ve ibâdet ve yasakların belli aralıklarla gelmesi; tedricîlik metoduyla beraber, aynı zamanda kolaylık hususunu beraberinde getirmektedir. Bunun yanında, pek çok âyet de, buna âmirdir: “Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez,” 5 “Allah kimsenin gücünün üstünde bir şey teklif etmez.” 6 Efendimiz de(asm), bunun fiilen örneğini gösterirken, “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin” 7 sözleriyle takviye etmiştir.

      Bu konuya yarın da devam edelim inşaallah.

      Dipnotlar:

      1- Mâide Sûresi, 64.
      2- A’râf Sûresi, 142.
      3- Tâhâ Sûresi, 42-43.
      4- İsra Sûresi, 53.
      5- Bakara Sûresi, 185.
      6- Bakara Sûresi, 286.
      7- Buhârî, İlim: 12, Müslim , Eşribe: 70.


      Ali FERŞADOĞLU
      02.05.2011
      Yeniasya

      #790420
      Anonim

        Tebliğde müsbet hareket (2)

        * Tehdİt ve cebir yolunu değil, iknâ metodunu kullanmak: Kur’ân, 780’i aşkın âyetiyle, mütemadiyen “aklı, ilmi, araştırmayı, tahkiki, incelemeyi, tefekkürü” dikkatlere sunarak, “İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır”1 diye emretmektedir. Dikkat edilirse, “hikmet ve güzellikle öğüt”, bir tavsiye değil, bir “emir”dir. Zîra, “medenîlere galebe çalmak ikna iledir; söz anlamayan vahşîler gibi, icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husûmete (düşmanlığa) vaktimiz yoktur.”2

        * Korku ve ümit dengesini muhafaza etmek:
        Ne en basit ibâdet ve iyiliklerle, âmiyâne bir ifâdeyle “Cennet parselletmek”, ne de “Ne yaparsa yapsın, kurtuluşun mümkün olmadığı korkusunu” yaymak… Kur’ân ve hadîslerde kelime ve harflere kadar bu özellik ve denge mutlaka işleniyor: “Büyük vaizlerimiz hem âlim-i muhakkik olmalı, tâ ispat ve iknâ etsin. Hem hakîm-i müdakkik olmalı, tâ muvazene-i şeriatı (şeriatın ölçü ve dengesini) bozmasın. Hem beliğ-i muknî olmalı, tâ hal neyi gerektiriyor ve zaman ne icap ettiriyorsa ona muvafık söz söylesin. Ve şeriatın mizanıyla tartsın. Ve böyle olmaları da şarttır.”3

        * İnanç hürriyetine saygı: Herkesi inancında, itikadında, düşüncelerinde şahâne serbest ve rahat bırakmak Kur’ân’ın kesin emridir. Kâfirun Sûresi dâhil bir çok yerde bu hakikat açıklanır. “Dinde zorlama yoktur. Gerçekten doğrulukla eğrilik, imân ile küfür birbirinden ayrılmıştır.”4

        Kimseye inancını değiştirmesi için veya başka bir inanç telkin ederken, asla en küçük bir baskı ve şiddete başvurulamaz.

        * Kim olursa olsun, mücâdele nasihat, öğüt ve dâveti, “hikmet” çerçevesinde ve en güzel şekilde yapmalıdır:
        Nahl Sûresinin 125’inci âyeti “İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim İlâhımız da sizin İlâhınız da birdir ve biz Ona teslim olmuşuzdur”5 şeklinde tevhîde dâvet etmeyi tavsiye eder.

        Kur’ânî ve Muhammedî (asm) metod ve usûl böyle çizilmiştir ve Müslüman, insanlara bu çerçevede yaklaşarak imâna dâvet etmelidir. Bunun muhtevâsını açarsak, “İslâmiyeti iyice öğrenmek, ilim, akıl ve mantık ile yaklaşmak, kevnî deliller göstermek (çünkü Kur’ân, bu yolu takip eder); nezâket, nezahet, temiz giyim, kuşam, yumuşak söz kullanmak ve dil bilmek” gerektiğini görürüz.

        * İnsanları tahkir etmemek, münakaşa etmemek ve yalanlamamak:
        Bu, aslında bir tebliğ ve irşad metodudur. İnsanları samimi dost bilmek ve kıskançlıklarından gelen sıkıntılara karşı tahammül göstermek gerekir.

        Dipnotlar:

        1- Nahl Suresi, 125., 2- Tarihçe-i Hayat, Yeni Asya Neşriyat, s. 52., 3- Divân-ı Harb-i Örfî, Yeni Asya Neşriyat, s. 88-89. 4- Tarihçe-i Hayat, s. 80., 5- Mâide Suresi, 77.
        03.05.2011

        Ali FERŞADOĞLU
        03.05.2011
        Yeniasya

        #790623
        Anonim

          Allah (c.c.) razı olsun hocam;Hani hz Aişe’ye sorulduğunda Peygamber’in ahlakı nasıldı ;O kur’an ahlakı üzerine yaratıldı ve yaşadı;

          Evet Efendimizin (sav) o muhteşem tebliğ metoduda Kuranı Kerimin nurlu yansıması ydı;şu ayet ne kadar güzel anlatıyor ;Aldığı emri ve yaptığı tebliğ tekniğini ;

          “Habîbim! İnsanları rabb-i teâlânın yoluna hikmetle (açık delillerle ve güzel vaazlarla) dâvet et. Ve onlarla muhkem ve güzel mukaddimelerle, mülâyim ve tatlı sözlerle mücadele et (ki dâvetin hüsn-i tesir hâsıl etsin).” (Nahl Sûresi, 16/125)

          Rabbim O güzel ve nurlu ahlaktan bizlerede nasip etsin hizmet yolunda inşl.

          #790624
          Anonim

            Allah razi olsun İnŞ. Abİm……

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.