• Bu konu 13 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 15)
  • Yazar
    Yazılar
  • #641681
    Anonim

      Suâl: Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir?
      Cevap: Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rast gelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı “Ümidinizi kesmeyin” (Zümer Sûresi, 39:53) kılıncını istimal ediniz.
      Sonra müzahemetsiz olan hakkın hizmetinin yerini zapteden meylü’t-tefevvuk istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür. Siz “Allah için olunuz” hakikatini o düşmana gönderiniz.
      Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden acûliyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz, “Sabırlı olun; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın” (Âl-i İmrân Sûresi, 3:200.) âyetini siper ediniz.

      Sonra da, medenî-i bittab olduğundan ebnâ-yı cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakkını onlar içinde aramaya mükellef olan insanın âmâlini dağıtan fikr-i infiradî ve tasavvur-u şahsî karşı çıkar. Siz de, “İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır” (Keşfü’l-Hafâ, 2:463) olan mücahid-i âlî-himmeti mübarezesine çıkarınız.
      Sonra, başkasının tekâsülünden görenek fırsat bulup, hücum edip belini kırar. Siz de, “Tevekkül etmek isteyenler Allah’a güvensinler (başkalarına değil)” (İbrahim Sûresi, 14:12) olan hısn-ı hasîni himmete melce ediniz.
      Sonra da acz ve nefsin îtimatsızlığından neş’et eden ve işi birbirine bırakmak olan düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur. Siz de, “Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez” (Mâide Sûresi, 5:105) olan hakikat-i şâhikayı üzerine çıkarınız. Tâ, o düşmanın eli o himmetin dâmenine yetişmesin.
      Sonra, Allah’ın vazifesine müdahale eden dinsiz düşman gelir; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Siz de, “Emrolunduğun gibi dos doğru ol” (Hûd Sûresi, 112) “Efendine âmirlik taslama” olan kâr-âşina ve vazifeşinas olan hakikati gönderiniz. Tâ onun haddini bildirsin.
      Sonra, umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası olan meylü’r-rahat geliyor. Himmeti kaydeder, zindan-ı sefalete atar. Siz de, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” (Necm Sûresi, 53:39) olan mücâhid-i âlicenabı o cellâd-ı sehhara gönderiniz.
      Evet, size meşakkatte büyük rahat var. Zira, fıtratı müteheyyic olan insanın rahatı yalnız sa’y ve cidaldedir.

      #722962
      Anonim

        Bismillahirrahmanirrahim

        Sual: Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir?
        Cevap: Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rastgelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. Siz o düşmana karşı b505.gif -(Ümidinizi kesmeyin Zümer Sûresi: 39:53.)- kılıncını istimal ediniz.

        Sonra müzahemetsiz olan hakkın hizmetinin yerini zapteden meylüttefevvuk istibdadı hücuma başlar. Himmetin başına vurur, atından düşürttürür. Siz b506.gif– (Allah için olunuz)- hakikatini o düşmana gönderiniz.

        Sonra da ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden aculiyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz, , b507.gif – (İbadette, musibette ve günahtan kaçınmakta sabırlı olun; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın. Âl-i İmrân Sûresi: 3:200)- ‘yu siper ediniz.

        Sonra da, medeni-i bittab olduğundan ebnâ-yı cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakkını onlar içinde aramaya mükellef olan insanın âmâlini dağıtan fikr-i infiradî ve tasavvur-u şahsî karşı çıkar. Siz de, b508.gif – (İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır)- olan mücahid-i âlîhimmeti mübarezesine çıkarınız. (Münazarat. S, 136-139)

        Sual: Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir?

        Sonra, başkasının tekâsülünden görenek fırsat bulup, hücum edip belini kırar. Siz de, b509.gif-(Tevekkül etmek isteyenler (başkasına değil) sadece Allah’a güvensinler. İbrahim suresi: 12)- olan hısn-ı hasîni himmete melce ediniz.

        Sonra da acz ve nefsin itimatsızlığından neş’et eden ve işi birbirine bırakmak olan
        düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur. Siz de, b510.gif -(Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.” Mâide Sûresi: 5:105.)- olan hakikat-i şâhikayı üzerine çıkarınız. Tâ, o düşmanın eli o himmetin dâmenine yetişmesin.

        Sonra, Allah’ın vazifesine müdahale eden dinsiz düşman gelir; himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Siz de, b511.gif b512.gif –(Efendine efendi olmaya çalışma. Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.Hud Sûresi: 112)- olan kâr-âşina ve vazifeşinas olan hakikati gönderiniz. Tâ onun haddini bildirsin.

        Sonra, umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası olan meylürrahat geliyor. Himmeti kaydeder, zindan-ı sefalete atar. Siz de, b513.gif -(İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Necm Sûresi: 53:39.)- olan mücâhid-i âlicenabı o cellâd-ı sehhara gönderiniz.
        Evet, size meşakkatte büyük rahat var. Zira, fıtratı müteheyyic olan insanın rahatı yalnız sa’y ve cidaldedir. (Münazarat. S, 136-139)

        Bediüzzaman Said Nursi
        SÖZLÜK:
        TEKÂSÜL : Tenbellik.
        HISN-I HASÎN : Çok sağlam kale, kuvvetli ve sağlam korunulan yer, en sağlam korunma.
        MELCE : Sığınak, sığınılacak yer, ilticâ edilecek yer.
        HAKİKAT-İ ŞÂHİKA : yüksek hakîkat.
        DAMENÎ : f. Eteklik. * Kadın başörtüsü.
        KÂRÂŞİNÂ : İşbilir, işini bilen.
        VAZİFEŞİNAS : Vazifesini bilen.
        MEŞAKKAT : Sıkıntı, güçlük, zorluk.
        MEYLÜRRAHAT : Rahatlama meyli.
        CELLÂD-I SEHHÂR : Büyüleyici cellad.
        MÜTEHEYYİC : Coşkun, heyecanlı.
        SA`Y : Gayret, çalışma, emek.
        CİDÂL : Sözle mücâdele, ateşli konuşma; muhârebe; cenk; kavga, mücadele, çarpışma, çekişme.
        ZİNDAN-I ATÂLET : Hareketsizlik, tenbellik zindanı, geri kalmışlık.
        MATİYYE : Binek.
        HİMMET : Ciddî gayret, kalb ile gösterilen samîmi gayret.
        MÜBÂREZE-İ HAYAT : Hayat mücâdelesi.
        DÜŞMAN-I ŞEDİT : Şiddetli düşman.
        YEİS : Ümitsizlik.
        KUVVE-İ MÂNEVİYE : Mânevi kuvvet, moral gücü, mâneviyâttan gelen dayanma gücü.
        MÜZÂHEMET : Birbirine zahmet verme, izdiham meydana getirme.
        MEYLÜ`T-TEFEVVUK : Üstün gelme arzusu.
        İSTİBDAD : Başlı başına olmak. Keyfî idare sistemi. * Zulüm ve tahakküm.
        İLEL-İ MÜTESELSİLE : Birbirine bağlı olan sebepler.
        TERETTÜB : Sıralanmak, gerekmek, netice olarak çıkmak, belirli sebeplerin belirli neticeler vermesi.
        MÜŞEVVEŞ : Karmakarışık, düzensiz, anlaşılmaz.
        ACÛLİYET : çok acelecilik, sabırsızlık.
        MEDENÎ-İ BİTTÂB : Yaratılış îtibâriyle medenî olan.
        EBNÂ-İ CİNS : Kendi sülâlesinden olanlar, aynı cinsten olanlar.
        ÂMÂL : Emeller, arzular, istekler.
        FİKR-İ İNFİRÂDÎ : Ferdiyetçilik fikri, düşüncesi.
        TASAVVUR-U ŞAHSÎ : Şahsî düşünce. Şahsa ait tasavvur.
        MÜCÂHİD-İ ÂLİHİMMET : Yüksek gayret sahibi mücâhid.
        MÜBÂREZE : Çekişme, kavga, dövüş, mücâdele, çarpışma.

        #722968
        Anonim

          Allah razı olsun.

          #722973
          Anonim
            NuruAhsen;86222 wrote:
            Bismillahirrahmanirrahim

            Sonra da, medeni-i bittab olduğundan ebnâ-yı cinsinin hukukunu muhafazaya ve hakkını onlar içinde aramaya mükellef olan insanın âmâlini dağıtan fikr-i infiradî ve tasavvur-u şahsî karşı çıkar. Siz de, b508.gif – (İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır)- olan mücahid-i âlîhimmeti mübarezesine çıkarınız. (Münazarat. S, 136-139)

            Sonra da acz ve nefsin itimatsızlığından neş’et eden ve işi birbirine bırakmak olan
            düşman-ı gaddar geliyor. Himmetin elini tutup oturtturur. Siz de, b510.gif -(Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.” Mâide Sûresi: 5:105.)- olan hakikat-i şâhikayı üzerine çıkarınız. Tâ, o düşmanın eli o himmetin dâmenine yetişmesin.

            Allah razı olsun. Hocam, şu iki paragrafı biraz açabilir miyiz? Daha çok istifade edelim inşallah.

            Selam ve Dua İle…

            #723034
            Anonim

              Quote:
              Allah razı olsun. Hocam, şu iki paragrafı biraz açabilir miyiz? Daha çok istifade edelim inşallah

              “Tembellik zindanına düşmemizin sebebi nedir?”
              Üstad Bediüzzeman hz. bu soruya verdiği cevapta, insanı tembelliğe sevk eden ruh pozisyonlarını birer birer tespit ederek, bunlara Kur’ân ve hadîslerden yaptığı iktibaslarla ilâçlar sunmuştur.
              Onları, insanın himmetini engellemek için uğraşan düşmanlar olarak vasıf-landırır. Bir savaş meydanı tasviri yapıp, o meydanda bir savaş manzarası çizer. Bu manzarada insanın himmeti, şevk atına binmiş bir savaşçıdır. Sekiz adet düşman da himmete hücum etmek için hazırdır.
              Ona göre,“Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise, matiyyesidir (bineği, taşıtı).Sonrasında İşte himmetiniz şevke binip hayat meydanına çıktığı vakit:
              l- En evvel şiddetli düşman olan yeis gelir. Kuvve-i maneviyeyi kırmaya çalışır. O düşmana karşı; ‘Lâ taknatu: Ümidinizi kesmeyin, kılıcı kullanılmalıdır.
              2- Daha sonra önde görünme hırsının baskısı saldırıya geçer. Himmetin başına vurup, atından düşürmek için uğraşır. Önde görünme isteği, aslında birbirine hiç sıkıntı vermeden çalışılan Hakk’a hizmet hissinin yerini almış bir duygudur. O düşmana karşı bir ok veya mızrak gibi; ‘Künü lillah: Allah için olun’ hakikati gönderilmelidir.
              3- Sonra zincirleme sebep-sonuç bağı ile kurulu sistemi atlamakla işi karıştıran acelecilik gelir. Himmetin ayağını kaydırır. Bu düşmana karşı; ‘İsbirû ve sâbirû ve râbitû: İbadette, musibette ve günahtan kaçınmakta sabırlı olun; sabır yarışında düşmanlarınızı geride bırakın; her an cihada hazırlıklı bulunun.’ (Âl-i İmran, 200) âyeti siper edilmelidir, bu âyetle korunulmalıdır.
              4- İnsan tabiatı icabı sosyal bir varlık olduğundan, yapısı gereği haklarını korumakla, diğer insanlar içinde hakkını aramakla mükelleftir. Fakat bazen hakkını ararken kendi işlerini de dağıtan ferdiyetçilik ve ben merkezcilik ayağa kalkar. Bu düşmanla baş edebilmek için savaş meydanına himmeti âli bir savaşçı olan; ‘Hayrunnâsi enfeuhum linnâs:İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır.’ hadis-i şerifi çıkarılmalıdır.
              5- Beşinci olarak başkasının üşenmesine, tembelliğine özenerek hücum edip himmetin belini kırar. Bu düşmana karşı muhkem kale hükmünde olan; ‘Ve alallahi la gayrihi fe’l yetevekkelül mütevekkilin: Tevekkül etmek isteyenler Allah’a güvensinler (başkalarına değil).’ (İbrahim, 12) diyerek himmete sığınak yapılmalıdır. Başkalarının işte gevşeklik göstermesinden müteessir olmamak için, işin başından itibaren Allah’a tevekkül etmek gerekmektedir.
              6- Sonra da acz ve nefsin itimatsızlığı yüzünden ortaya çıkan ve işi birbirine bırakmak mânâsına gelen gaddar düşman gelir. Himmetin elini tutup oturtmaya çalışır. Bu düşmanın üstüne; ‘Lâ yazurrûkum men dalle izâhtedeytum: Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.’ (Maide, 105) yüksek hakikati çıkarılmalı ki; eli himmetin eline yetişemesin.
              7- Sonra Allah’ın işine mü-dahale etmek mânâsındaki dinsiz düşman gelir. Himmetin yüzünü tokatlar, gözünü kör eder. Onun haddini bildirmek için de; ‘Vestakim kemâ ümirt: Emrolunduğun gibi dosdoğru ol (Şura, 15), velâ tete’mmer âlâ seyyid: Efendine efendi olmaya çalışma.’ hakikati ona gönderilmelidir.
              8- Sonra bütün zorlukların anası ve bütün rezaletin yuvası olan rahata düşkünlük gelir. Himmeti esir alır ve sefalet zindanına atar. Buna karşı yüksek ahlâklı mücahit olan ve ‘En leyse lil insane illa mâ sa’a: İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.’ (Necm, 39) silâhını o sihirbaz cellâda gönderiniz. İnsanın fıtratı hareket üzere olduğundan, insanoğlu için meşakkatte büyük rahatlık vardır.
              Alıntı

              #723070
              Anonim

                Allah senden ebeden razi olsun mihrimah,acil servis gibisin masaAllah…:)

                #723079
                Anonim
                  NuruAhsen;86400 wrote:
                  Allah senden ebeden razi olsun mihrimah,acil servis gibisin masaAllah…:)

                  estf abla.

                  Münâzarat, Bediüzzaman Hazretleri’nin İkinci Meşrûtiyetten sonra, Şarktaki aşiretler arasında yaptığı sohbetler esnasında sorulan sorulara verdiği cevaplardan oluşmaktadır. İlk baskısı 1911 yılında yapılmıştır. 50’li yıllarda bizzat müellif tarafından eser gözden geçirilerek; yeniden basılmıştır. Bediüzzaman Hazretleri 1900’lerin başlarında Meşrutiyet tartışmalarının olduğu günlerde, bilhassa Güneydoğu’da üniversiteden mahrum bölgelerin insanına, bir yandan dünyada ve ülkemizde olup bitenleri aktarmaya çalışırken, bir yandan da yapmaları gereken iş ve hizmetlerden bahsetmektedir. Münazaratta, meseleler soru-cevap haline getirilerek en önemli yönleriyle ele alınmaktadır.
                  Abdullah AYMAZ
                  Çok severek okurum. O sebepten abla münazat ile ilgili bir eser gördüğümde kaydederim inş. Bu kayıtlardan biridir tevafuk oldu..

                  #723161
                  Anonim

                    Çok güzel bir konu. Günümüzün en büyük hastandan biri şu anda .. Allah razı olsun

                    #751160
                    Anonim

                      @irfan mekteb 86538 wrote:

                      Günümüzün en büyük hastandan biri şu anda .. Allah razı olsun

                      ecmain olsun ,gunceleme…

                      #751188
                      Anonim

                        İnsan denen mücmel varlık birçok hastalığa müptela..Belkide diğer hastalıkların derecatını belirleme adına, zindan-i atalet ayrı bi mühimmata sahip.

                        Hem NLP, hem psikolojik, hem gelişim kısaca insanın sıkıntılarına dair çözüm arayan tüm kitaplar insanlara tembellikten korunmaları adına devalar sunarlar.Bireye o denli yüklenirler ki, etrafını görmez olur, egoist yapısına güç katarlar..Ama Üstadımın Kuran dan aldığı derse bakarsak; şahsın cemiyet üzerindeki rolünü aktif hale getirme ile çözüm yolu gösteriyor…Kalıcı olanı da bu..

                        Nefsi tezkiye ederek de bu maraza galebe çalmak mümkün inşaAllah..Tasavvufi ekole göre:

                        Kılletü’t-taam (az yemek)
                        kılletü’l-menam (az uyumak)
                        kılletü’l-kelam (az konuşmak)
                        sükût-u müdâm (sessiz olmak)
                        uzlet ani’l-enâm (halktan uzak ve ayrı durmak)
                        zikr-ü müdâm ve teveccüh-ü tam.(neyii anlamak gerekiyorsa onu anlamak, tam teveccğh)

                        Sa’y bizden; tevfik ve inayet Cenab-ı Allah’dan..

                        #755027
                        Anonim


                          Şuur ne kadar güçlü ise hayat o kadar ışıklanacak, nurani olacaktır.Yani risale ve kudsi eserlerin ne kadar çekim alanında bulunursak o kadar hayat parlayacak.(tabiki ilmi tatbik etmeden olmaz ama ciddi ve sürekli konuya meyletmek bir süre sonra zaten tatbikatı doğuracaktır.)

                          Hayat ise vucudun varlığın nuru olacak. Madde adeta mana itibari ile şeffaflık kazanacaktır.

                          #773081
                          Anonim

                            Rabbim tembellikten ve her cesit hastaliktan muhafaza buyursun cumlemizi insAllah.

                            #773082
                            Anonim

                              @Seyyah 201510 wrote:

                              Rabbim tembellikten ve her cesit hastaliktan muhafaza buyursun cumlemizi insAllah.

                              amin amin amin

                              #773235
                              Anonim

                                Amin amin aminnn

                                #773364
                                Anonim

                                  @elfaz 145550 wrote:

                                  İnsan denen mücmel varlık birçok hastalığa müptela..Belkide diğer hastalıkların derecatını belirleme adına, zindan-i atalet ayrı bi mühimmata sahip.

                                  Hem NLP, hem psikolojik, hem gelişim kısaca insanın sıkıntılarına dair çözüm arayan tüm kitaplar insanlara tembellikten korunmaları adına devalar sunarlar.Bireye o denli yüklenirler ki, etrafını görmez olur, egoist yapısına güç katarlar..Ama Üstadımın Kuran dan aldığı derse bakarsak; şahsın cemiyet üzerindeki rolünü aktif hale getirme ile çözüm yolu gösteriyor…Kalıcı olanı da bu..

                                  Nefsi tezkiye ederek de bu maraza galebe çalmak mümkün inşaAllah..Tasavvufi ekole göre:

                                  Kılletü’t-taam (az yemek)
                                  kılletü’l-menam (az uyumak)
                                  kılletü’l-kelam (az konuşmak)
                                  sükût-u müdâm (sessiz olmak)
                                  uzlet ani’l-enâm (halktan uzak ve ayrı durmak)
                                  zikr-ü müdâm ve teveccüh-ü tam.(neyii anlamak gerekiyorsa onu anlamak, tam teveccğh)

                                  Sa’y bizden; tevfik ve inayet Cenab-ı Allah’dan..

                                  bu maddelerdeki ‘halktan uzak ve ayrı durmak’ ömrümüz boyunca olması gereken bir durummu, yoksa belirli zamanlarda halvet için gerekli bir durummu? açıklık getirebilecek olan varsa çok memnun olurum…

                                  paylaşım için rabbim razı olsun…yaralara merhem; hz Eyyub (aleyhisselam) gibi “rabbi enni mesenniyed-durru ve ente erham’ür-rahimin” zikrini her daim dilden düşürmemek duası ile..

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 15)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.