• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #673091
    Anonim

      Son haftalarda otuz yıllık terörün sonuna gelindiği ve güvenlik baharına girmek üzere olduğumuz konuşulmaya başlanmıştı. PKK’nın silah bırakacağı, silahlı güçlerini yurt dışına taşıyacağı, Kürt sorununa siyasi zeminde, anayasal çerçevede çözüm aranacağı beklentisi oluşmuştu. Hatta bu konuda önemli mesafeler alındığı,”güzel gelişmeler yaşanacağı” en yetkili ağızlarca seslendiriliyordu. Kürtleri ve dindarları yok saymak tek parti döneminin militarist ve vesayetçi politikalarının gereği idi. Bu yaklaşım, demokrasi güçlendiği ölçüde etkisini kaybetti ve tasfiye sürecine girdi. Şu anda Kürtler için, “ret yok, inkâr yok, asimilasyon yok” diyen bir devlet politikası var. PKK liderliği ile devlet arasındaki ilişkiler çözüm odaklı ilerlerken ve barışa yaklaşıldığı taraflarca ifade edilirken, bir anda terörün hortlamasındaki çelişkinin görünür bir sebebi ve izahı yok. Eskinin yanlışları hukuk içinde tasfiye edilirken, kendisini mağdur hisseden herkesin barış sürecine katkı ve destek vermesi gerekmez mi?
      Her an silah bırakmanın beklendiği son birkaç haftada, arasında Kürtlerin de bulunduğu elliye yakın asker ve polisi katletmenin sebebi nedir ve bu kimin adına yapılmaktadır? Terörün bu saatten sonra kimsenin yararına olmadığı kesindir. Barış beklentilerini sabote etmekten öte bir anlamı da yoktur.
      Sanki sihirli bir el barışçı çözüm beklentisine çomak sokmuştur. Terör, bitmesi beklenirken beklenmedik şekilde hortlatılmıştır.

      -Peki neden?
      Toplum artık Türküyle Kürdüyle terör yorgunudur. Terörün anlamsızlığı ve sona ermesi gerektiğinde toplumsal mutabakat had safhadadır. Geçmiş otuz yıla kıyaslandığında, bugün barışçı çözüm beklentisi hiçbir dönemde olmadığı kadar güçlüdür. Çözümün siyasi zeminde aranması gerektiği konusunda güçlü bir siyasi kamuoyu oluşmuştur. İki ay önceki genel seçim sonuçları ile barışçı çözüm beklentisi, Kürt oylarının da katkısıyla hukuken ve siyaseten tescillenmiştir.

      Otuz yıllık terör gerilimine rağmen toplum temelinde, sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerde etnik bir sorun hala yok. Kitleler bir birine yabancı ve yabani değil. Aksine mazinin güçlü, fakat darbelerle yaralanmış maddi ve manevi dayanışma duygusu, şimdi yaralarını sarıyor ve tekrar güçleniyor. Sosyal ve kültürel dokusu itibariyle daha mütesanit, homojen bir topluma doğru gidiyoruz.“Biz kardeşiz” söyleminin Türkler ve Kürtler arasında, her şeye rağmen tartışılmaz bir kabulü ve karşılığı var.

      Peki, ne oldu da barış meleği, yerini bir anda savaş tamtamlarına bıraksın isteniyor?
      Aşağıda söyleyeceklerim, son haftalarda yaşadığımız PKK terörünü izahta kesin bir kanaat olmayıp, spekülasyon niteliğindedir. Fakat zamanlama itibariyle göz ardı edilemeyecek bazı unsurlar içeriyor.
      Geçtiğimiz ay İranlı bir yetkili, “Suriye’nin Türkiye sınırında yaşanacak bir gelişmeye İran seyirci kalmayacaktır” diyordu. Aynı yetkiliye göre Türkiye ve Suriye arasında bir tercih yapmak zorunda kaldığında, İran Suriye’yi tercih edecekti. Irak’ta üstünlüğü Türkiye’ye kaptıran İran, acaba Suriye’de aynı akıbete uğramamak için PKK’yı taşeron olarak kullanıyor olmasın?
      Ayrıca NATO’nun Türkiye’deki üsleri kullanarak Suriye’ye saldıracağı haberlerinden sonra PKK terörü hız kazandı.
      Türkiye’nin sanki kuvvet kullanılacakmış intibaı veren Suriye’ye yönelik ciddi uyarıları seslendirirken, PKK’nın Suriye asıllı liderinin organize ettiği tuzak ve katliamlar yaşanmaya başlandı. Tam bu sırada yeri belirlenen ve İran, isterse yakalanabileceği PKK’nın iki nolu liderini yakalamaktan anlaşılmaz bir şekilde kaçındı.
      Suriye konusunda ileri ölçüde inisiyatif almaya çalışan Türkiye’yi frenlemek isteyen çevreler, acaba yine PKK’yı mı kullanıyorlar? Biz son terör olaylarında bunun faturasını mı ödedik?
      Şu anda görünür bir izahı olmayan terörün sebebini, herhalde PKK’nın ileride yapacağı “hata idi” itirafıyla öğreneceğiz.
      Gelişmeler ne olursa olsun, çatışma içinde geçen otuz yıla rağmen, bundan sonra Kürt sorunu hakkında savaşçı – çatışmacı yaklaşımın hiçbir geleceği yoktur. Tarafların barış içinde bir arada, insanca ve özgürce yaşama istek ve iradesi çatışmacı zihniyeti bertaraf edecek güçtedir.

      Safa Mürsel

      #795776
      Anonim

        Adamlar darbe yapmak için zemin hazırlamaya çalışıyorlar yeni anayasayı engellemeye reformları durmaya çalışıyorlar hainler ……allah belalarını versin inş.amin ecmain inş.selametle………..

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.