- Bu konu 33 yanıt içerir, 23 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
24 Aralık 2012: 17:30 #811059
Anonim
merhaba izninizle yazilarini alinti yaparak bende paylasmak istiyorum
25 Aralık 2012: 23:20 #811069Anonim
tevfuk oldu, iki gündür burayı okuyorum, Allah razı olsun, emeğinize sağlık
28 Aralık 2012: 22:35 #811125Anonim
Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktiza ediyor. Çünkü kadınlar hilkaten zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var.
Bu ehemmiyetli konuya iştirak etmek istiyorum
Kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale maruz kalamamak ile tesettürün ilişkisi nedir ? bu soruya cevap arıyorum bir şeyler buldum hem yeterli değil hem ifade edemiyorum ..
Demek oluyorki tesettür kadını kocasına sevdirir , kocasından nefret görmez , istiskalden yük olmaktan korur…2 Ocak 2013: 19:49 #811196Anonim
@Bahtiyar 384200 wrote:
Bu ehemmiyetli konuya iştirak etmek istiyorum
Kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale maruz kalamamak ile tesettürün ilişkisi nedir ?
Herhalde kıskançlığı tetiklediği için olsa gerektir. Çünkü eşi haricindeki insanlarla, eşine özel olan mahremiyetini paylaşıyor açık saçıklığa girmekle. Bu da zamanla eşler arasında soğukluğa, hatta güzelliğin gidip çirkinliğin başladığı ihtiyarlık yıllarında nefrete dönüşebiliyor. Bir nevi fıtri intikam gibi oluyor.
9 Ocak 2013: 10:21 #811277Anonim
Evini ve tesettür emrini esaret görüp görenek belasıyla açılıp saçılan, kendini sokağa atan bir kadın, işte asıl o zaman esarete düşmektedir. Birçok pis nazarların mahkûmu olmaktadır. Evinde yabancılaşan, buna bedel dışarıda herkesle ahbap olan erkek ve kadın, sosyal çözülmenin ve ahir zamandaki en büyük fitnenin en önemli unsurudur.
Sözlükte “bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek” anlamına gelen tesettür, dinî bir kavram olarak, kişinin bir zaruret olmaksızın açılması ve bakılması helâl olmayan uzuvlarını örtmesi demektir. Bu kavramdan daha çok kadınların, yabancı erkeklere karşı, eli ve yüzü dışındaki uzuvlarının örtünmesi anlaşılmaktadır.
Bu husus Kur’ân-ı Kerîm’de şu âyet-i kerîme ile kesin hükme bağlanmıştır: “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mü’min kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.”
İslâmiyet öncesi toplumlarda durum İslâm’ın emrettiklerinden çok farklıydı. “Araplarda tesettür âdet değildi. Cahiliyet devrinde kadına hürmet yoktu. Eski cahiliye kadınlarında erkeklerin dikkatlerini çekecek şekilde göz alıcı biçimde açık saçık çıkan, açılıp saçılan orta malı olanlar bulunurdu. Bundan dolayı kız çocuklarını diri diri gömenler olmuştu.”
Kadının açıksa suiistimal edilmesi birçok sosyal yaraların açılmasına sebep olmaktaydı. İslâm’ın “Cennet anaların ayakları altındadır” dediği kadın, ayaklar altına alınıyordu. Hatta orta çağ Avrupa’sında kadın yok sayılıyor, insan yerine bile konulmuyordu. Yaratılışça nazik, nazenin, şefkat madeni olan kadın, bazen en zor işlerde çalıştırılıyor; bazen de yaratılışına en zıt şekilde muamele görüyordu. Erkeği tamamlayıcı ruh bütünlüğüne ve ruh güzelliğine sahip bulunan kadın, günahta körleşmiş gözler için sadece etten ve dış güzellikten ibaret algılanıyordu. (Bu durum maalesef hâlen geçerliliğini korumaktadır.)İslâmiyet’in gelmesiyle, bütün şefkat ve merhametlerin sahibi olan Rahîm-i Hakîm, şefkatten yoğrulmuş varlıklar olan kadının hukukuna sağlam ve kalıcı düzenlemeler getirmiştir. Kadının değerini yükseltmiş, toplumda hak ettiği yeri vermiştir. Bu mealde “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar.” emriyle erkekleri ikaz etmiş; “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar.” diyerek kadınların da sosyal refleksini belirlemiştir. Ta ki, toplumun iki temel taşından biri olan erkek, iffetini korumakla terbiye edilsin, ahlâk yüksekliği kazansın; diğeri olan kadın da, kalesi hükmünde olan cilbabını giymekle maddi manevi taarruzlardan muhafaza olsun.
Ümmü Seleme (r.a.) demiştir ki: “Cilbablarından üzerlerini sıkı örtsünler” âyeti nazil olduğu zaman Ensar kadınları üzerlerine siyah elbiseler giyerek öyle bir ağırbaşlılık ile çıkmışlardı ki, başları üstünde kuşlar varmış gibi idi.ALINTI..
12 Mayıs 2013: 21:20 #813837Anonim
günümüzde hararetle savunulan ve adeta bir dava haline getirilen tesettürün gereksiz olduğu fikriyatının altında kadını örtüsünden kurtarmak değil ,kadına daha rahat ulaşmak ve o bedeni zevki uğrunda kullanmak isteği yatmaktadır…
tesettürü gereksiz bir detay gibi gören kişiler evlerinin kapılarını camlarını perdelerini neden sıkı sıkı kapatıyorlar o zaman??ayrıca ayetlerde vurgulandığı üzere tesettür sadece kadın ile sınırlı değil tam tersine erkeklere de emrolunan bir durumdur….
“mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınsınlar” ikazı kadınlar ne kadar tesettürlü olursa erkeklerinde aynı oranda tesettürlü olmalarını gözlerine tesettür örtüsü takmalarını emretmektedir…
13 Mayıs 2013: 09:41 #813849Anonim
istanbulun anadolu yakasında yaşıyorum ahiret hayatıma hazırlanmak için sohpetlere katılmak istiyorum
15 Mayıs 2013: 09:36 #813896Anonim
@nedime taylan 413256 wrote:
istanbulun anadolu yakasında yaşıyorum ahiret hayatıma hazırlanmak için sohpetlere katılmak istiyorum
Kıymetli Kardeşim
Konu hakkında gönderdiğiniz maile cevap verilmiştir. Emailimiz elinize ulaşmadığı takdirde geri dönüş yapmanızı rica ederiz.
16 Mayıs 2013: 08:52 #813915Anonim
Açık saçıklık medeniyet ise en medeni millet hayvanlardır..
16 Mayıs 2013: 09:00 #813916Anonim
@BiÇaRe 413138 wrote:
günümüzde hararetle savunulan ve adeta bir dava haline getirilen tesettürün gereksiz olduğu fikriyatının altında kadını örtüsünden kurtarmak değil ,kadına daha rahat ulaşmak ve o bedeni zevki uğrunda kullanmak isteği yatmaktadır…
tesettürü gereksiz bir detay gibi gören kişiler evlerinin kapılarını camlarını perdelerini neden sıkı sıkı kapatıyorlar o zaman??ayrıca ayetlerde vurgulandığı üzere tesettür sadece kadın ile sınırlı değil tam tersine erkeklere de emrolunan bir durumdur….
“mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınsınlar” ikazı kadınlar ne kadar tesettürlü olursa erkeklerinde aynı oranda tesettürlü olmalarını gözlerine tesettür örtüsü takmalarını emretmektedir…
Bir başka boyut ise biz ehli imanın çocuklarımızı tesettür yerine açık saçıklığa davetiye çıkarmamızdır. Mesela bugün günümüzde annesi tesettürlü olup kendisi açık saçıklığa giren mi çok yoksa annesi tesettürlü olmayıp kendisi tesettür emrini yerine getiren mi çok?
Aslında bu hususa öncelikle biz riayet etmiyoruz. Bir yaşındaki bebeğimize tesettür emri farz değil diye onu çok rahat açık saçıklıkla yetiştiriyoruz. Sonrasında bu hususu iradesine bırakıyoruz.. Bu ne diyet bu ne perhiz.. Eshefle kendimizi kınamalıyız. Bir yaşındaki çocuğumuzu çarşafa bürüyüp ne nefisini öldürelim nede mini etekler kısa kollu badilerle gezdirerek ruhunu öldürelim; sünnete sarılıp ölçüyü elden bırakmayalım nitekim avucumuzdaki kuşu çok sıkarsak ölür gevşek bırakırsak kaçar, ne sıkalım ne gevşek bırakalım..
16 Mayıs 2013: 23:22 #813923Anonim
@fahris 413973 wrote:
Bir başka boyut ise biz ehli imanın çocuklarımızı tesettür yerine açık saçıklığa davetiye çıkarmamızdır. Mesela bugün günümüzde annesi tesettürlü olup kendisi açık saçıklığa giren mi çok yoksa annesi tesettürlü olmayıp kendisi tesettür emrini yerine getiren mi çok?
Aslında bu hususa öncelikle biz riayet etmiyoruz. Bir yaşındaki bebeğimize tesettür emri farz değil diye onu çok rahat açık saçıklıkla yetiştiriyoruz. Sonrasında bu hususu iradesine bırakıyoruz.. Bu ne diyet bu ne perhiz.. Eshefle kendimizi kınamalıyız. Bir yaşındaki çocuğumuzu çarşafa bürüyüp ne nefisini öldürelim nede mini etekler kısa kollu badilerle gezdirerek ruhunu öldürelim; sünnete sarılıp ölçüyü elden bırakmayalım nitekim avucumuzdaki kuşu çok sıkarsak ölür gevşek bırakırsak kaçar, ne sıkalım ne gevşek bırakalım..
evet malesef zamane müslümanlarının en büyük hatası bu…iman etmek ama emirlere riayet etmemek ya da emirlerin bir kısmına riayet edip bir kısmında gevşek davranmak…
islam bir bütün olarak ele alındığı zaman tam bir etki yapar insan yaşamında…kaldı ki; islamın insan yaşamına olumsuz hiç bir etkisi yoktur tam tersine her emri her ibadeti yine inananların daha mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmesine endekslidir…
günümüz inananlarının türettiği ve adına tesettür dedikleri giyim tarzı islamın emrettiği giyim tarzı ile uzaktan yakından alakalı değil ve aynı ölçüde tesettür emrine en fazla zarar veren giyim tarzıdır o şekilde kapandım deyip sokaklara çıkmak…
tabir yerindeyse altı şişhane üstü feshane bir giyim tarzı inancı gereği kapanan ve emre riayet etmeye çalışan halis niyetli kardeşlerimizi de töhmet altında bırakmaktadır…Rabbim emirlerine göre yaşam tarzı oluşturmayı ve bu uğurda hayatını nizama sokmayı tüm inananlara nasip eylesin .amin…
17 Mayıs 2013: 10:48 #813929Anonim
@BiÇaRe 414111 wrote:
evet malesef zamane müslümanlarının en büyük hatası bu…iman etmek ama emirlere riayet etmemek ya da emirlerin bir kısmına riayet edip bir kısmında gevşek davranmak…
islam bir bütün olarak ele alındığı zaman tam bir etki yapar insan yaşamında…kaldı ki; islamın insan yaşamına olumsuz hiç bir etkisi yoktur tam tersine her emri her ibadeti yine inananların daha mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmesine endekslidir…
günümüz inananlarının türettiği ve adına tesettür dedikleri giyim tarzı islamın emrettiği giyim tarzı ile uzaktan yakından alakalı değil ve aynı ölçüde tesettür emrine en fazla zarar veren giyim tarzıdır o şekilde kapandım deyip sokaklara çıkmak…
tabir yerindeyse altı şişhane üstü feshane bir giyim tarzı inancı gereği kapanan ve emre riayet etmeye çalışan halis niyetli kardeşlerimizi de töhmet altında bırakmaktadır…Rabbim emirlerine göre yaşam tarzı oluşturmayı ve bu uğurda hayatını nizama sokmayı tüm inananlara nasip eylesin .amin…
Evet maalesef bazen gördüğüm tesettürlü bayanlardan kendim utanıyorum ve acaba diyorum bu kardeşlerimizin hiç mi bir ayarı yok. Sonra dönüp kendime bakıyorum nefis senide bir çok ibadette kısırlaştırmıyor mu? Nefis terbiyesi özellikle bayanlar için daha kundakda iken başlamalı ve bu hususta önce ebeveynlerin kendilerini yetiştirmeleri gerekir.
Bir bayan kardeşimiz diyor; genelde evde açık olduğum için ne zaman namaz kılmak için tesettüre girsem bir yaşında olmayan kızım çok mutlu oluyor, bu mutluluğunu görmemek mümkün değil.. Şimdi biz eğer ebeveynler olarak o bir yaşında olmayan bebeklere nasıl muamele etmemiz gerektiğini yeniden düşünelim ve ona göre hareket edelim.
17 Mayıs 2013: 10:59 #813930Anonim
Hatta her yeni doğan bir bebek kendi fitri tesettürü ile dünyaya gelmektedir. Bu eğer fitri olarak bir tesettür olmasa günümüzde o tesettürün bebeğin sağlığı ile alakalı çok faydalı olduğu ve hemen yıkanmaması gerektiğini söyleyemezdik. Demek ki her yenidoğan fitri bir tesettürle doğmaktadır..
18 Mayıs 2013: 16:03 #813938Anonim
düşünen ve tefekkür eden her insan görür ki meyve ve sebzelerin tümü tesettürlüdür..
şöyle ki; ceviz kabuk içinde kabuk ile ikram edilir bize Rabbimizce…
portakal,elma muz karpuz kavun tüm meyve grubu yine aynı şekilde tesettürlü kabukları ile muhafaza olur…karpuzun yaz sıcaklarında kabuğu olmadan manav reyonlarında satışa sunulduğunu hayal etsenize?? ne kötü bir şekil gelir göz önüne…suyu ekşimiş tazeliği gitmiş üzerine sinekler kurtcuklar üşüşmüş kokusu tadı değişmiş kötü bir lezzet halini alır…düşünün tüm ürünler özel ambalajlarında takdim edilmekte bizlere…
18 Mayıs 2013: 18:09 #813939Anonim
@BiÇaRe 414393 wrote:
düşünen ve tefekkür eden her insan görür ki meyve ve sebzelerin tümü tesettürlüdür..
şöyle ki; ceviz kabuk içinde kabuk ile ikram edilir bize Rabbimizce…
portakal,elma muz karpuz kavun tüm meyve grubu yine aynı şekilde tesettürlü kabukları ile muhafaza olur…karpuzun yaz sıcaklarında kabuğu olmadan manav reyonlarında satışa sunulduğunu hayal etsenize?? ne kötü bir şekil gelir göz önüne…suyu ekşimiş tazeliği gitmiş üzerine sinekler kurtcuklar üşüşmüş kokusu tadı değişmiş kötü bir lezzet halini alır…düşünün tüm ürünler özel ambalajlarında takdim edilmekte bizlere…
O zaman insanda tesettürsüz olursa bozulacak olan o meyveler gibi bozulması muhtemeldir..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.