• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646198
    Anonim

      Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine:
      – İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin, dedi.
      Müritlerinden biri:
      – Efendim, sizde büyük bir ayıp var, diye cevap verdi.
      Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütavazi insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu:
      – Söyle dedi, kardeşim, o ayıbım nedir?
      Talebe gözleri dolu dolu:
      – Bizim gibilerin size talebe olması, dedi.
      Bu söz gönüllere çok tesir etmiş, sohbette bulunan herkes ağlamaya başlamıştı. Ahmed Rufai Hazretleri de ağlıyordu. Bir ara sadece;
      – Ben sizin hizmetçinizim, ben hepinizden aşağıyım diyebildi.

      Evet, keşke insanlar tabi olanlara bakıp, tabi olanlarda, tabi olunanı aramasalardı… Zira hem dün, hem bu gün o altın halkayı temsil eden büyüklerin etrafındaki insanlar, ne denli nezih olurlarsa olsunlar, onları gösterebilmekte çok acizdirler. Bugün dahi, bir büyük gönül erinin yanına gelip giden insanlar; idareciler, gazeteciler, din adamları, “Talebelerinin ufku hocalarının çok gerisinde.” demektedirler. Zaten, o cevher farkıdır ki, sair madenleri kirlerinden arındırır.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.