• Bu konu 14 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 16)
  • Yazar
    Yazılar
  • #639885
    Anonim

      bir alim yıllarca tevazuyla yaşar hatta bu konuda adı duyulmuş tevazusuyla meşhur olmuştur.. çok güzel kıymetli ve hacimli eserler yazmıştır.. ağzından “ben” kelimesini duyan olmamıştır..

      bir gün bir ilim seyahatine çıkmıştır, yolda rastladığı medreselerden birine girer ve oturup dersi dinlemeye başlar..alimin tevazusu kılık kıyafetine de yansımıştır sıradan basit bir köylü gibi giyinmektedir.Orda hazır bulunup dersi dinleyenlerden bazıları bu alimi tanıyorlar ancak ders esnasında olduklarından selam verip konuşamıyorlar..

      Alim bakar ki kendi eseri okutuluyor, okuyan ve açıklayan hoca bir maddeyi yanlış şerh edince bu bizim yüksek tevazu alim söze karışıyor ve yine tevazusuyla öyle olmadığını aslında başka bir şeyin denilmek istendiğini anlatıyor.. Hoca onca dinleyenler huzurnda bu köylü kılıklı adamın kendi yanlışını düzeltmesini hazmedemiyor,bunu kabul etmeyip alaylı alaylı “sen anlamazsın” der gibi laflar edip geçiştiriyor.. bizim alimin nefsi ilk kez biraz kıpırdıyor ve diyorki o okuduğun ve ders yaptığın kitabı “ben yazdım”…

      bu alimin ağzından ilk kez ben kelimesini duyan insanlar şaşkın gözlerle ona bakıyorlar, bizim tevazulu alim burda şeytana ve nefsine yeniliyor ve “ömrümde bu kadar enaniyet yapmadım” diyor.. ve bunca yıllık tevazusunu yıkıp mahvediyor..

      bu kitabı ben yazdım demesi neticede doğru bir bilgidir ve ehli takva için bile az bir enaniyettir hatta avam için enaniyetten sayılmayabilir.. bu kadar küçük bir enaniyet ifşa olunca, aslında öyle biri olmadığını aslında o güne kadar hiç enaniyet yapmadığını nefsinin ve şeytanın zoruyla bir anda söylüyor, bu demektirki, ben aslında böyle biri değilim, ben aslında hiç enaniyet yapmadım bu kadar küçüğünü bile ilk kez şimdi yaptım yani daha önceki ömrümde bu kadarcığını bile yapmamıştım..

      işte bütün tevazusu bu cümle ile yıkıp mahvediyor.. Hiç enaniyet yapılmadığının söylenmesi en büyük enaniyettir..

      #695742
      Anonim

        çok güzel
        ALLAH RAZI OLSUN

        #695743
        Anonim
          nurhadimi;21243 wrote:
          çok güzel
          ALLAH RAZI OLSUN

          amin amin amin:)

          #695760
          Anonim

            ecmain olsun..

            #695764
            Anonim

              bu senin az once uydurdugun hikaye degilmi tarihci:)
              super olmus emegine saglik 🙂

              #695768
              Anonim

                evet o, nasıl ama 🙂 olabilirliği olan bir durum..

                #695769
                Anonim
                  Tarihci;21292 wrote:
                  evet o, nasıl ama 🙂 olabilirliği olan bir durum..

                  simdi ne desem nasil desem, pek bilemiyorum aslinda:)
                  cunku yazi guzel olmus desem, bu sefer yazarin enaniyet duygulari kabaricak,
                  ve yazi bi bakima anlamsiz kalicak:rolleyes:

                  ne disem, ne disem?? 🙂

                  #695783
                  Anonim

                    ne ilginç, sen allame ol, yıllarca dilini tut tut, bir saniyede belki de gizli şirk dediğimiz olayın içine kadar gir… boşuna denmemiş “yapmak zor, tahrip kolay”.. bir âna bakar…

                    #695788
                    Anonim
                      Fezapilotu;21293 wrote:
                      simdi ne desem nasil desem, pek bilemiyorum aslinda:)
                      cunku yazi guzel olmus desem, bu sefer yazarin enaniyet duygulari kabaricak,
                      ve yazi bi bakima anlamsiz kalicak:rolleyes:

                      ne disem, ne disem?? 🙂

                      içinden geçenleri söyle;) gayet bilinçliymiş onu uyduran:) enaniyet yapmaz:rolleyes::)

                      #695791
                      Anonim
                        huve;21323 wrote:
                        ne ilginç, sen allame ol, yıllarca dilini tut tut, bir saniyede belki de gizli şirk dediğimiz olayın içine kadar gir… boşuna denmemiş “yapmak zor, tahrip kolay”.. bir âna bakar…

                        evet aynen öyle, şeytanın ve nefsin bir anlık bastırmasıyla gitti onca sene..

                        #695792
                        Anonim
                          ışıkk;21329 wrote:
                          içinden geçenleri söyle;) gayet bilinçliymiş onu uyduran:) enaniyet yapmaz:rolleyes::)

                          yapmayız inşallah, yaparsak da Rabbim affetsin..

                          #695847
                          Anonim

                            Karanlık aydınlığa gebeyse, umudu solukluyorsa çehreler,umutsuzluk kime, zimamdarı belliyse asrın bu ENE niye?

                            #695849
                            Anonim
                              kayıp_gül;21400 wrote:
                              Karanlık aydınlığa gebeyse, umudu solukluyorsa çehreler,umutsuzluk kime, zimamdarı belliyse asrın bu ENE niye?

                              Kardeş bu ne güzel bir sözdür Allllllah senden ebeden razı olsun.
                              Ben güzel söz aşığıyım, ne derin manalar içeren bir cümle bu böyle…

                              Takva sahibi ise, yazıp konuşan eğer
                              Nasihat ettiğine, sözü de tesir eder

                              #749629
                              Anonim

                                yok mu şu konuya da bir kelam edecek müslüman..

                                #749635
                                Anonim

                                  İnsanı, mükemmellik semasına yücelten ve yücelik damına çıkaracak olan kemalatın merdivenlerinden biri de tevazudur. Tevazu, “Başkan olmayı bırakıp sessizliği tercih etmek; büyüklenmekten ve fazla ikram görmekten rahatsız olmaktır. Ve insanın bazı faziletlerle gururlanmaktan, mevki ve malla övünmekten, kibir ve gururdan uzak durmasıdır.” (Muhyiddin-i Arabi)

                                  “Tevazu; kendini dünyaca senden aşağı olandan aşağı tutmaktır. Böylece dünyanın senin yanında önemi olmadığını göstermiş olursun ve yine dünya bakımından senden üstün olanı kendinden aşağı görmektir. Böylece dünyalık sebebiyle senin yanında kıymetli olmadığını göstermiş olursun.”
                                  (Abdullah b. Mübarek)

                                  Malik b. Dinar der ki: “Eğer camide birisi, sizin en hakiriniz dışarı çıksın diye çağırırsa, zor olmadan benden önce kimse dışarı çıkmaz.” İbni Mübarek bunu duyunca, “Malik b. Dinar’ın büyüklüğü bundandır.” dedi. Öyleyse ey Müminler, mütevazi olun. Gökteki yıldızlar gibi olursunuz. O yıldızlar ki, onlar çok yükseklerdedirler. Fakat bakana suyun yüzünde parıldarlar. Fezanın yüksekliklerine yükselen duman gibi olmayın. O duman ki kendi kendisine yükselir; fakat o aslında alçaklarda, yerdedir.

                                  “Abidin makam binası bununla (tevazuyla) yükselir, derecesi bununla artar. Allah ve insanlar katındaki izzet ve şerefi bununla (tevazuyla) kemale erer. Dünya ve ahirette istediği şeylere bununla güç kazanır.

                                  Bu haslet, bütün hasletlerin aslı ve kemal sebebidir. Kul; bollukta ve darlıkta Allah’tan razı olan salih kimselerin derecelerine bununla ulaşır. Takvanın kemale ermesi bununladır.

                                  Tevazu, insanın gördüğü herkesin kendisinden daha faziletli olduğuna inanmasıdır. Belki bu, Allah katında benden daha iyidir, derecesi daha yüksektir, demesidir.”
                                  (Şeyh Abdulkadir Geylani)

                                  “Sakın ha! Tasavvuf ve tarikat ehlinden olmakla böbürlenme. Zira böyle bir davranış gerek Allah’a karşı ve gerekse diğer insanlara karşı edepli bir davranış değildir. Tasavvufun ve tarikat yolunun esası, tevazu ve alçak gönüllülük üzerine kurulmuştur. Şurası muhakkak ki, Allah yolunun yolcuları mütevazi ve alçak gönüllü kişiler oldukları için Allah tarafından da kendilerine bir izzet bahşedilmiştir.” (Ahmed Er-Rufaî)

                                  “Tevazuyu başlarınıza, büyüklenme duygusunu ayaklarınız altına alın, boyunlarınızdaki kibri atın. Tevazuyu kendiniz ile düşmanınız olan iblis ve askerleri arasında bir sığınak edinin. Çünkü, onun her ümmetten orduları, yardımcıları, yayaları ve atlıları vardır. Allah kendisine hiçbir üstünlük vermediği halde, şeytanın burnuna üflediği kibirle, kalbindeki öfkeyle tutuşan büyüklük ateşine düşüp nefsindeki haset düşmanlığı yüzünden, kardeşine (Habil’e) kibirlenen kişi (Kabil) gibi olma. Allah kibri yüzünden onu cezalandırdı, pişmanlığa düşürdü, kıyamete kadar adam öldürenlerin günahından onu da sorumlu tuttu.

                                  Zamanın musibetlerinden Allah’a sığındığınız gibi, kibir aşısından Allah’a sığının. Allah, kullarından birinin kibirde bulunmasına izin verseydi, onu nebileri ve evliyası arasından seçerdi. Fakat onlara büyüklük taslamayı kötü gördü, onlar için tevazuya razı oldu. Onlar da yanaklarıyla yere kapandılar, yüzlerini toprağa dayadılar. Kanatlarını mü’minler için yaydılar. Onlar, mustazaf bir topluluktu.” (Hz. Ali -r.a.-)

                                  “Buluttan bir damlacık indi denize. Enginliği görünce utandı. Kendi kendine, denizin karşısında ben de kimim ki… Onun varlığına göre, ben yok sayılırım” dedi. Kendisini küçük gördüğü için sedef gönlünü açtı ona, bağrına bastı ve korudu. Naz ile besledi damlacığı sedef. Kader onu o denli yüceltti ki, sultanların tacına kondurdu sonra, inci olarak. Damla kendisini alçak gördüğünden yüceldi, yokluk kapısına kapılandığı için var oldu.”
                                  (Şeyh Sadi-i Şirazi)

                                  Allah (c.c.) bizi kibrin zilletinden, tevazunun yüceliğine ulaştırsın. Bizleri, kul olduğunun bilinciyle hareket edenlerden eylesin ve bizleri kibir havasından korusun. Amin.

                                15 yazı görüntüleniyor - 1 ile 15 arası (toplam 16)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.