• Bu konu 19 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
6 yazı görüntüleniyor - 16 ile 21 arası (toplam 21)
  • Yazar
    Yazılar
  • #697667
    Anonim
      nurum-nur;24576 wrote:
      Kelime-i Tevhid alalım mı kardeşlerim.. Boş zamanlarımızda çekelim.. Başlığında tevhid olarak değişmesi gerekiyor kardeşlerim..

      güzel olur kardeşim alalım

      #697672
      Anonim

        bu sayfadamı başlatalım kardeşim.

        #697674
        Anonim

          Güzel bir konuya değinmişsiniz Allah razı olsun kardeş yalnız yeni konu açarsanız daha uygun düşer tercih size ait..

          #697675
          Anonim

            kardeşim anlaşıldı inş. Allah razı olsun..

            #697678
            Anonim

              Başlattım kardeşim. sayıları bekliyor Rabbim..

              #700724
              Anonim

                TEVHİD KİME AİT
                Her yapan, eserinin üzerine kendisine ait olduğunu göster­mek için adını yazar. Bir şeyin kime ait olduğu iki türlü bilinir.
                Birincisi, uzaktan uzağa ve cahilanedir ki, “Bu kadar şeyin sahibi olsa olsa o olabilir.” şeklinde bir bilmedir. Böyle bir bilme­de şüphesizlik yoktur. Yakınlık kazanılmamıştır. Tanıma azdır. Bilgi kulaktan dolma ve sevk iledir. ‘Acaba’ ya açıktır.
                İkincisi, hakikî bilmedir ki, onda şüphenin zerresi olmadığı gibi, sevk değil tasdiktir. Böyle bir hale eren insan her eserin üzerinde müessirin taklit edilmez mührünü okur. ‘Bu ona aittir, işte her parçasında adı silinmez kalemle yazıyor.’ der. Sağdan soldan esen şüphe fırtınalarından, günahkarlık psikolojisinden gelen reddiyelerden etkilenmez. Aklı ve kalbi her zaman hakika­te açıktır.
                Mesela, ‘Yüzlerce tırın taşıdığı bu kadar bisküvi ancak şuna aittir.” dese bir insan, desiseciler tek tek bisküvilerin üzerindeki isimleri okumadığı için onu yanıltabilir. Fakat, değil tırın kapa­ğını açmak, en küçük paketçiği bile açan bir insanı yedi düvel gelse kanaatinden şaşırtamaz.
                Aynen misaldeki gibi, Allah’ı bilme de iki türlüdür. Birincisi, amiyanedir, taklididir ki, Bu kadar mevcudat sonsuz güç sahibi birisine aittir şeklindeki bir imandır. Diğeri, hakikî imandır ki, onda marifet-i İlahî, yani; her eserin üzerine Allah’ın koyduğu mührü görme, esmayı okuma vardır.
                Yaratıcıyı inkar etmemek, Kur’an’ın, kâinatın ve Efendimizin(sav) tarif ettiği Allah’a iman etmek değildir. İman başka, inkar etmemek başkadır.(22.Söz 2Makam)

              6 yazı görüntüleniyor - 16 ile 21 arası (toplam 21)
              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.