• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #683237
    Anonim

      Arkadaş! Nefis, tenbellik saikasıyla vazife-i ubudiyetini terk ettiğinden tesettür etmek istiyor. Yani, onu görecek bir rakibin gözü altında bulunmasını istemiyor. Bunun için bir Hâlıkın, bir Mâlikin bulunmamasını temenni eder. Sonra mülahaza eder. Sonra tasavvur eder. Nihayet, ademini, yok olduğunu itikad etmekle dinden çıkar. Halbuki, kazandığı o hürriyetler, adem-i mes’uliyetler altında ne gibi zehirler, yılanlar, elîm elemler bulunduğunu bilmiş olsa derhal tövbe ile vazifesine avdet eder.

      Mesnevi-i Nuriye

      Saika: Sürükleyici sebep, sevkeden sebep.
      Vazife-i ubudiyet: Allah’a(cc) kulluk görevi.
      Hâlık: Yoktan en güzel şekilde yaratan Allah(cc).
      Mâlik: Sahip.
      Mülahaza: Düşünme, düşünce.
      Tasavvur: Akılda canlandırma, tasarlama, düşünme, zihinde şekillendirme.
      Adem: Yokluk, hiçlik.
      İtikad: İnanmak.
      Adem-i mes’uliyet: Mesuliyetsizlik, sorumsuzluk, sorumlu olmama.
      Elîm: Acı veren.
      Elem: Acı, dert, kaygı.
      Avdet: Dönüş, geri gelme, dönme.

      #818583
      Anonim

        İnsan, kendi nefsine olan şiddet-i muhabbetten dolayı kendisine hizmeti ve menfaati olan şeyleri hem sever, hem kıymet verir. Semeresinden istifade gördüğü şeylere abd ve köle olur. Aksi halde ne sever ve ne kıymet verir. Mesnevî-i Nuriye

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.