• Bu konu 2 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661960
    Anonim
      yoyo_yinyang.jpg

      tesbih namazı ile ilgili bir hasdis rivayet edilir;

      Resülüllah Sal-lallahu Aleyhi ve Sellem (amcası) Abbas´a şöyle buyurdu
      Ey amca! Sana iyilik edeyim mi, sana ihsanda bulunayım mı, seni faydalandırayım mı?
      Abbas r.a
      Evet, yâ Resûlallah, dedi. Peygamber buyurdu
      Ey amca! Dört rekât namaz kıl.
      ve tesbih namazının kılınışını anlatıyor
      Abbas r.a sordu
      (malum tesbih namazı dörk rekat ama her rekatta okunan tesbihler sebebiyle uzun bir namaz)
      Ey Allah´ın Resulü! Bunları her gün kim söyleyebilir?
      Her günde eğer bunları söylemezsen,
      bunları her cuma günü söyle
      Her cuma bunları söyleyemezsen her ayda bir defa söyle
      ayda bir olmazsa senede bir söyle
      ve en son senede bir de söylemezsen ömründe bir kere olsun söyle buyuruyor

      ***

      tesbih namazı fazileti çok yüksek bir namaz
      belki her gün kılınsa
      yine ikinciye bir kere daha kılınabilir
      ama Allah kuluna taşıyamayacağı yük yüklemez sırrınında hikmeti ile olmalı ki
      bu zorunlu tutulmamış ve ömürde bir kere olsun diyerek kolaylaştırılmış

      benzer şekilde namazın ilk emrolunması hadisesinde
      elli vakit emrolunuyor
      sonra beş vakte düşürülüyor
      ve elli vakit kıymetinde beş vakit namaz emrolunuyor

      ***

      sahabe efendilerimiznden birisi bir gün efendimiz a.s.v ın yanına gelir koşarak ve talaş içinde
      ya rasullah anam babam sana feda olsun ..(kendi adını söylüyor) münafık oldu
      efendimiz a.s.v teskin ediyorlar sahabe efendimizi ve anlat ne oldu diyor
      sahabe diyor ki
      ya rasullah ben senin yanından ayrıldıktan sonra
      ilmi meclisinden ayrıldıktan sonra
      başka bir hale giriyorum
      ne zaman senin yanına gelsem yine başka halde oluyorum
      imanım senin yanındayken kuvvetleniyor ama senden ayrılınca sanki kayboluyor dünyaya dalıyorum

      efendimiz a.s.v diyor ki
      eğer her zaman benin yanımdaki hal üzere olsan
      melekler yolda ellerini öper yoluna dizilirdi *

      ***

      hasılı kelam
      ubudiyetimizi yerine getirmekte
      ilim öğrenmekte
      ibadetlerimizi yapmakta
      belki her zaman aynı şuur ve huşu içinde olamıyoruz
      inşallah şeytanın bu durumu vesvese vermesine izin verenlerden olmayalım

      belki bizden istenen her an değil ama en azından ömrümüz nihayete ermeden
      tam bir huşuyu yakalamak için uğraşmak
      mümin şuururunu yakalamak için çabalamak

      araya dünyevi işler girer
      sıkıntılar girer
      dikkatimiz dağılır

      ama nasıl karanlık ne kadar kuvvetliyse
      ışık o kadar net görülür
      biz de inşallah dünya bizi kendine ne kadar çekmeye dikkatimizi dağıtmaya çalışsa da
      ve dikkatimiz dağılsa da
      yine o hızla imanımıza ubudiyeimize geri döneceğiz
      ilmi çalışmalarımıza ibadetlerimize devam edeceğiz

      7/24 değil belki
      belki günde sadece 15 dakika kalacak

      ama o 15 dakikayı 24 saate kifayet edecek şekilde dolu dolu geçireceğiz

      kemiyet keyfiyet hesabı

      Allah sabreden ve feraha kavuşturduğu kullarından eylesin hepimizi

      belki dikkat etmek gereken tek nokta
      yoyo misali git gellerimizde
      yoyo nun ipinin kopmasına sebeb olacak kadar uzaklara gitmemek


      *hadis-i şeriflerde hata varsa affola

      #769468
      Anonim

        Allah razi olsun nukte hocam, Allah sabreden ve feraha kavuşturduğu kullarından eylesin amin
        yanliz yoyo bahsini anlayamadim ? 🙂

        #769469
        Anonim

          Allah razı olsun nuktepira…

          “karanlık ne kadar kuvvetliyse , ışık o kadar net görülür

          #769502
          Anonim

            Yoyo .. küçük sevimli bir düzenek, makarası var içinde, çevresinde ip sarılı,
            İpin ucunda bir küçük halka,
            Halkaya parmağını geçirip makarayı fırlatıyorsun,
            makara dönmeye başlıyor, sarılı ip çözülüyor
            fırlatma hızına göre makara bir yere kadar gidiyor ve sonra içindeki mekanizma çözülen ipi geri sarıyor
            ve makara yine bize dönüyor
            ne kadar hızlı fırlatsak o kadar uzağa gider, o kadar da hızlı döner,

            ama sınırı var..

            biz eğer mekanizmayı bozacak,
            veya ipi koparacak kadar hızlı fırlatırsak,
            makara artık bize dönemez..

            ***

            “İmân insanı Sâni-i Zülcelâline nispet ediyor.
            İmân bir intisabdır.”

            ***

            “günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüpheler
            -neûzu billâh-mahall-i İmân olan bâtın-ı kalbe ilişip
            imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip
            zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar.”

            ***
            insan mahiyeti itibariyle çok şeyle alakadar,
            ve hem dünya hem ahiret için görevleri var
            ifrat – tefrit tuzaklarına düşmeden, görevlerini yerine getirmekle mükellef

            ubûdiyet vazifelerini yerine getirmeye çalışırken,
            dünyanın kendisini çağırmasıyla belki o vazifelerden uzaklaşabilir,
            marifetullahta terakki etmesine vesile olacak ilmi çalışmalarına ara vermek durumunda kalabilir,
            kulluk şuurundan kendisini uzaklaştıracak hallere girebilir,
            hatalara düşebilir,
            yanlışlar yapabilir,

            “beşerdir, şaşar”

            her şaşması,
            şaştığını fark ettiği anda,
            ve şaşmasının büyüklüğü nisbetinde
            o nu ubudiyetine geri çeker,
            tövbesi, istiğfarı, nafile ibadetleri ile
            onu yeniden kul olma yoluna döndürür

            ama ..
            ne zaman ki dünya onu büsbütün sarıp,
            tüm iradesini bütün bütün nefs-i emmaresine devreder..
            işte o zaman mekanizma bozulmaya başlar ..

            ***

            beş vakit namazı huşu ile, eksiksiz kılan bir insan,
            bir vakti kaçırdığında
            bu onu öylesine sıkıntıya boğar ki,
            hemen tövbe eder, istiğfar eder
            namazını kaza eder
            içine sinmez tevbe namazı kılar
            ve sonraki vakitlerde daha bir dikkatli bekler ezanı

            kaçırdığı vakit sayısı arttıkça,
            ve artık o vakitlere yenileri eklenmeye başladıkça
            içindeki sıkıntı .. ülfete dönmeye başlar ..
            gaflet peydah olmaya başlar
            bu mekanizmanın bozulmaya başladığı an oluyor,
            bizi ibadetlerimize ubudiyetimize, dinimize, Rabbimize bağlayan iman nuru yavaş yavaş kaybolmaya başlamış demek oluyor

            ***

            her gün işlerimiz olur,
            programlar yaparız,
            her gün yeni bir sayfa açılırken,
            bu sayfada ‘yapılması gerekenler’ listesi eğer bir önceki günün kalıntıları ile dolmaya başlarsa,
            hazır günün ‘yapılması gerekenleri’ eskileri bir satır aşağı itmeye başlar,
            bir aşağı,
            bir aşağı,
            derken bir bakıyoruz liste almış başını gitmiş

            listenin uzunluğu, şevk ve zevkimizle ters orantılı çoğu zaman,
            ve liste uzadıkça, isteğimiz kaybolmaya başlıyor

            ***

            iman hakikatlerini öğrenmek,
            bunları anlamaya ve yaşamaya çalışmak,
            ve hatta yaymaya anlatmaya çalışmak,
            risale-i nuru okumaya, anlamaya, yaşamaya çalışmak
            imanım nurunun hayatımızı aydınlatmasına vesile oluyor
            sırat-ı müstakim de kalmamıza vesile oluyor

            kayma, kaybolma noktalarına yaklaştığımızda,
            bu çalışmalar bizi yeniden kaliteli insan olma yoluna sevk ediyor

            dünyevi hengame içinde nurlara vakit ayırabilmek bu açıdan çok çok önemli
            olabilir ki vaktimizin çoğu dünya işleriyle dolar,
            ama bu bizi nurları bırakmaya değil
            tersine onlara daha sıkı sarılmaya itmeli,

            misal, günde elli sayfa okuma programları yapabiliriz,
            ama araya başka işlerin girmesi ile programda atladığımız her bir gün
            bizim okuma ve çalışma şevkimizin kırılmasına neden olur,
            ve gazete okur gibi okumaya başlarız ve tesirini hissedemez oluruz,
            belki bunun yerine günlük sayfa sayısını azaltmak,
            bize daha çok kazanç sağlayabilir

            hasılı,
            Rabbimizin sözü var, bize taşıyamayacağımız yükü yüklemiyor
            ama insan nefisi ile yükünü artırıyor ve altından kalkamaz hale geliyor
            bu tuzağa düşmeyelim inşaallah

            git gellerimiz olabilir,
            ki sınav bunu iktiza eder,
            iş ki malayanilik içinde kaybolmayalım, vaktimizi verimli kullanabilelim

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.