- Bu konu 28 yanıt içerir, 21 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
25 Ekim 2008: 23:09 #719666
Anonim
molla_zehra;78840 wrote:Allah razı olsun..duaile.
ecmain olsun molla 🙂
hep dua ile dua ile diyorsun ama hiç sormuyorum ediyor musun ? :017:
11 Ocak 2009: 13:11 #725763Anonim
allah razı olsun ne güzel cevaplar..
28 Ocak 2009: 07:22 #728406Anonim
Allah razı olsun çok güzel bir paylaşım eline sağlık
31 Ocak 2009: 15:14 #728963Anonim
rjaa ederim sağolun.. okduğunuz için teşekkürler
8 Ağustos 2009: 14:49 #752509Anonim
Üç Sual ve Bir Cevap
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye felsefecilerden bir grup geldi. Suâl sormak istediklerini bildirdiler. Mevlânâ hazretleri bunları Şems-i Tebrîzî’ye havâle etti. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i Tebrîzî hazretleri mescidde, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç suâl sormak istediklerini belirttiler, Şems-i Tebrîzî;
-Sorun! buyurdu.
İçlerinden birini başkan seçtiler. Hepsinin adına o soracaktı.Sormaya başladı:
-Allah var dersiniz, ama görünmez, göster de inanalım.
Şems-i Tebrîzî hazretleri;
-Öbür sorunu da sor! buyurdu.
O;
-Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azâb edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi? dedi.
Şems-i Tebrîzî;
-Peki öbürünü de sor! buyurdu.
O;
-Âhirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezâsını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın! dedi.Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, elindeki kuru kerpici adamın başına vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci, derhâl zamânın kâdısına gidip, dâvâcı oldu.
Ve;
-Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu. dedi.
Şems-i Tebrîzî;
-Ben de sâdece cevap verdim. buyurdu.
Kâdı bu işin açıklamasını istedi. Şems-i Tebrîzî şöyle anlattı:
– Efendim, bana Allahü teâlâyı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim.
O kimse şaşırarak;
– Ağrıyor ama gösteremem, dedi.
Şems-i Tebrîzî;– İşte Allahü teâlâ da vardır, fakat görünmez. Yine bana, “şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini” sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı. Yine bana;”Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz.” dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyâda küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan âhiret hayâtında niçin hak aranmasın?” buyurdu.
Felsefeci, bu güzel cevaplar karşısında mahcûb olup, söz söyleyemez hâle düştü.(Kaynak):Said Nursi’nin Van’da bulunduğu yıllar, öğrencilerinden Molla Hamid anlatıyor. Nur Dede kitabından.
9 Ağustos 2009: 17:00 #752584Anonim
konular birlestirilmistir…:)
13 Ağustos 2009: 17:02 #753024Anonim
Güzel bir hikaye ama ben bunu şemsi tebrizi olayı olarak ilk defa duyuyorum. Hep değişik şekillerde anlatılırdı. Güzel bir rivayet ama…
13 Ağustos 2009: 17:48 #753030Anonim
@Niçün 149909 wrote:
Güzel bir hikaye ama ben bunu şemsi tebrizi olayı olarak ilk defa duyuyorum. Hep değişik şekillerde anlatılırdı. Güzel bir rivayet ama…
önemli olan kıssadaki hisseyi almak 🙂
13 Ağustos 2009: 20:36 #753055Anonim
@Elif_Gibi 149916 wrote:
önemli olan kıssadaki hisseyi almak 🙂
Eğer sözü edilen hadise doğru ve Şems-i Tebrizi’ye aitse, onun kıvrak zekasına hayran kaldım.:)
14 Ağustos 2009: 09:13 #753088Anonim
asıl olay bence kadının TOKMAKLA MASAYA VURUP KARAR: HERKES AYAĞA KALKSIN
ELİNE SAĞLIK TEBRİZİ!
DEMİŞTİR BENCE14 Ağustos 2009: 10:06 #753098Anonim
Güzel bir paylaşım…Bizede böyle bi soru soran olduğunda anlatabileceğimiz bir hikaye.
Allah razı olsun.5 Mart 2010: 16:04 #767579Anonim
Mevlana’ya felsefecilerden bir grup gelerek bazı sorular sormak istediklerini söylerler. Mevlana da onları hocası Şems-i Tebriziye havale eder. Bunun üzerine O’ nun yanına giderler. Şems-i Tebrizi mescidde, talebelerine, bir kerpiçle teyemmümün nasıl yapılacağını göstermektedir.
Gelen felsefeciler üç sual sormak istediklerini belirttiler. Şems-i Tebrizi “Sorun” der.
Felsefecilerden biri sormaya başlar.
“Allah var dersiniz; ama görünmez. Göster de inanalım.”Şems-i Tebrizi, “Öbür sorunu da sor.” der.
O, “Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azab edilecek dersiniz. Hiç ateş ateşe azab eder mi?” diye sorar.Şems-i Tebrizi; “Peki öbürünü de sor.” der.
O, “Ahirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezasını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın” der.Bunun üzerine Şems-i Tebrizi, elindeki kuru kerpici adamın başına vurur. Soru sormaya gelen felsefeci derhal zamanın kadısına gidip, davacı olur. Ve “Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu.” diye şikâyet eder.
Şems-i Tebrizi, “Ben de sadece cevap verdim” der.
Kadı bu işin açıklanmasını ister.
Şems-i Tebrizi şöyle anlatır:
“Efendim! Bana Allah-u Teala’yı göster de inanayım” dedi. Şimdi bu felsefeci, başına vurduğum kerpicin başında ağrı yaptığını söylüyor, başının ağrısını göstersin de görelim.Yine bana, şeytana ateşle nasıl azab edileceğini sordu. Ben buna toprak parçasıyla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı. Toprak toprağa nasıl acı verir?Yine bana, ‘Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz.’dedi. Benim canım, onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyada küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan ahiret hayatında niçin hak aranmasın?”Felsefeci, bu güzel cevaplar karşısında mahcub olup, söyleyecek söz bulamaz.
6 Mart 2010: 23:23 #767728Anonim
…:047:
6 Mart 2010: 23:53 #767729Anonim
Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu !
ALLAH(C.C.) Razı Olsun Kardeşim.28 Ağustos 2010: 20:49 #775710Anonim
ÜÇ SUÂL VE BİR CEVAP
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye felsefecilerden bir grup geldi. Suâl sormak istediklerini bildirdiler. Mevlânâ hazretleri bunları Şems-i Tebrîzî’ye havâle etti. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i Tebrîzî hazretleri mescidde
talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç suâl sormak istediklerini belirttiler
Şems-i Tebrîzî; “Sorun!” buyurdu. İçlerinden birini başkan seçtiler. Hepsinin adına o soracaktı. Sormaya başladı: “Allah var dersiniz
ama görünmez
göster de inanalım.” Şems-i Tebrîzî hazretleri; “Öbür sorunu da sor!” buyurdu. O; “Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz
sonra da ateşle ona azâb edilecek dersiniz hiç ateş ateşe azâb eder mi?” dedi. Şems-i Tebrîzî; “Peki öbürünü de sor!” buyurdu. O; “Âhirette herkes hakkını alacak
yaptıklarının cezâsını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar
karışmayın!” dedi. Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî
elindeki kuru kerpici adamın başına vurdu.Soru sormaya gelen felsefeci
derhâl zamânın kâdısına gidip
dâvâcı oldu. Ve; “Ben
soru sordum
o başıma kerpiç vurdu.” dedi.Şems-i Tebrîzî; “Ben de sâdece cevap verdim.” buyurdu. Kâdı bu işin açıklamasını istedi.Şems-i Tebrîzî şöyle anlattı: “Efendim
banaAllahü teâlâyı göster de inanayım
dedi. Şimdi bu felsefeci
başının ağrısını göstersin de görelim.” O kimse şaşırarak; “Ağrıyor ama gösteremem.” dedi. Şems-i Tebrîzî; “İşte Allahü teâlâ da vardır
fakat görünmez. Yine bana
şeytana ateşle nasıl azâb edileceğini sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı. Yine bana; “Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz.” dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyâda küçük bir mesele için hak aranırsa
o sonsuz olan âhiret hayâtında niçin hak aranmasın?” buyurdu. Felsefeci
bu güzel cevaplar karşısında mahcûb olup
söz söyleyemez hâle düştü. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.