• Bu konu 15 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
  • Yazar
    Yazılar
  • #802994
    Anonim

      Ey Kadîr-i Hakîm, ey Rahmân-ı Rahîm, ey Sâdıku’l-Va’di’l-Kerîm, ey izzet ve azamet vecelâl sahibi Kahhâr-ı Zülcelâl,

      Bu kadar sadık dostlarını ve bu kadar vaadlerini ve bu kadar sıfât ve şuûnatını tekzip edip,saltanat-ı rububiyetinin kat’î mukteziyatını ve sevdiğin ve onlar dahi Seni tasdik ve itaatle kendilerini Sana sevdiren hadsiz makbul ibâdının hadsiz dualarını ve dâvâlarını reddederek,küfür ve isyan ile ve Seni vaadinde tekzip etmekle Senin azamet-i kibriyana dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rububiyetini müteessir edenehl-i dalâlet ve ehl-i küfrü, haşrin inkârında tasdik etmekten yüz bin derece mukaddessin vehadsiz derece münezzeh ve âlîsin. Böyle nihayetsiz bir zulümden, bir çirkinlikten, Seninnihayetsiz adaletini ve cemâlini ve rahmetini takdis ediyorum.

      blank.gif1 سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّا كَبِيرًاâyetini, vücudumun bütün zerrâtı adedince söylemek istiyorum. Belki, Senin o sadıkelçilerin ve doğru dellâl-ı saltanatının hakkalyakîn, aynelyakîn, ilmelyakîn suretinde Senin uhrevî rahmet hazinelerine ve âlem-i bekàda ihsanatının definelerine ve dâr-ı saadette tamamiyle zuhur eden güzel isimlerinin harika güzel cilvelerine şehadet, işaret, beşaret ederler. Ve bütün hakikatlerinmercii ve güneşi ve hâmîsi olan Hak isminin en büyük bir şuâı, bu hakikat-ı ekber-i haşriyeolduğunu, iman ederek Senin ibâdına ders veriyorlar.

      Ey Rabbu’l-Enbiyâ ve’s-Sıddıkîn,

      Bütün onlar Senin mülkünde, Senin emrin ve kudretinle, Senin irade ve tedbirinle, Senin ilmin ve hikmetinle musahhar ve muvazzaftırlar. Takdis, tekbir, tahmid, tehlil ile küre-i arzı bir zikirhâne-i âzam, bu kâinatı bir mescid-i ekber hükmünde göstermişler.

      Yâ Rabbî ve yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn, yâ Halıkî ve yâ Halık-ı Küll-i Şey,

      Gökleri yıldızlarıyla, zemini müştemilâtıyla ve bütün mahlukatı bütün keyfiyatıyla teshir edenkudretinin ve iradetinin ve hikmetinin ve hâkimiyetinin ve rahmetinin hakkı için, nefsimi banamusahhar eyle ve matlubumu bana musahhar kıl. Kur’ân’a ve imana hizmet için, insanların kalblerini Risale-i Nur’a musahhar yap. Ve bana ve ihvanıma iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtimever. Hazret-i Mûsa Aleyhisselâma denizi ve Hazret-i İbrahim Aleyhisselâma ateşi ve Hazret-i Dâvud Aleyhisselâma dağı, demiri ve Hazret-i Süleyman Aleyhisselâma cinni ve insi ve Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâma şems ve kameri teshir ettiğin gibi, Risale-i Nur’a kalbleri ve akılları musahhar kıl. Ve beni ve Risale-i Nur Talebelerini nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza eyle ve Cennetü’l-Firdevste mes’ut kıl. Âmin, âmin, âmin.

      [TABLE]
      [TR]
      [TD]Hâlık-ı Küll-i Şey: herşeyin yaratıcısı olan Allah[/TD]
      [TD]Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn: göklerin ve yerlerin
      Rabbi olan Allah
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Rabbu’l-Enbiyâ ve’s-Sıddıkîn: daima doğruluk üzere,
      Allah’a ve peygambere çok sâdık olanların ve peygamberlerin Rabbi
      [/TD]
      [TD]aynelyakîn: gözle görür derecesinde kesin bilgi edinme[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]beşaret etmek: müjdelemek[/TD]
      [TD]cilve: görüntü, yansıma[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]dâr-ı saadet: mutluluk yurdu, Cennet[/TD]
      [TD]hakikat-ı ekber-i haşriye: büyük haşir gerçeği[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hakkalyakîn: bizzat yaşamak suretiyle, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin bilme[/TD]
      [TD]hikmet: herşeyin belirli bir gaye ve faydaya yönelik olarak, mânâlı ve tam yerli yerinde olması[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hâkimiyet: egemenlik, hükümranlık[/TD]
      [TD]hâmî: koruyucu[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]hüsn-ü hâtime: güzel son, imanlı bir şekilde ölme[/TD]
      [TD]ibâd: kullar[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ihsanat: ihsanlar, iyilikler, bağışlar[/TD]
      [TD]ihvan: kardeşler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]ilmelyakîn: kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kesin bilme[/TD]
      [TD]iman-ı kâmil: tam ve mükemmel iman[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]irade: dileme, tercih[/TD]
      [TD]iradet: istek, dileme, tercih[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]keyfiyat: özellikler, nitelikler[/TD]
      [TD]kudret: güç, kuvvet ve iktidar[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]küre-i arz: yerküre, dünya[/TD]
      [TD]mahlukât: yaratılmışlar[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]matlub: istek, arzu[/TD]
      [TD]merci: kaynak, başvurulacak yer[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]mescid-i ekber: en büyük mescid[/TD]
      [TD]musahhar: boyun eğdirilmiş, emre verilmiş[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]muvazzaf: vazifeli, görevli[/TD]
      [TD]müştemilât: içindekiler[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]nefis: kişinin kendisi; insanı hazır zevk ve isteklere sevk eden kuvvet[/TD]
      [TD]rahmet: şefkat, merhamet[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]suret: şekil[/TD]
      [TD]tahmid: Allah’ı övme ve Ona şükürlerini sunma[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]takdis: kutsama, Allah’ı her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce tutma[/TD]
      [TD]tedbir: idare etme, çekip çevirme[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]tehlil: “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur” mânâsındaki “lâ ilâhe illallah” sözünü söylemek[/TD]
      [TD]tekbir: “Allah en büyüktür” mânâsında “Allahu Ekber” demek[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]teshir etmek: boyun eğdirmek[/TD]
      [TD]uhrevî: âhirete ait[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]yâ Halıkî: ey Yaratıcım[/TD]
      [TD]yâ Rabbî: ey bütün varlıkları terbiye ve idare eden Allah’ım[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]zemin: yer[/TD]
      [TD]zikirhâne-i âzam: çok büyük zikir yeri[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]zuhur etmek: ortaya çıkmak, görünmek[/TD]
      [TD]âlem-i bekà: devamlı ve kalıcı olan âhiret âlemi[/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]şehadet: şahitlik, tanıklık[/TD]
      [TD]şuâ: ışık kaynağından çıkan ışık telleri, ışın[/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

      #802995
      Anonim
        سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ blank.gif1وَاٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ أَنِ الْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ blank.gif2

        Kur’ân’dan ve münâcât-ı Nebeviye olan Cevşenü’l-Kebîrden aldığım bu dersimi, bir ibadet-i tefekküriye olarak Rabb-ı Rahîmimin dergâhına arz etmekte kusur etmişsem, kusurumun affı için Kur’ân’ı ve Cevşenü’l-Kebîri şefaatçi ederek rahmetinden affımı niyaz ediyorum.

        Said Nursî

        endOfSection.gifendOfSection.gif


        [BILGI]
        Dipnot-1 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” Bakara Sûresi, 2:32.
        Dipnot-2 “Duâları ise şu sözlerle sona erer: ‘Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” Yûnus Sûresi, 10:10.[/BILGI]

        [TABLE]
        [TR]
        [TD]Aleyhissalâtü Vesselâm: Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun[/TD]
        [TD]Cennetü’l-Firdevs: Firdevs Cenneti; Cennetin en yüksek yeri[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]Cevşenü’l-Kebir: Peygamberimize Cebrâil’in (a.s.) getirdiği ve “Zırhı çıkar, bu duâyı oku” dediği meşhur duâ[/TD]
        [TD]Rabb-i Rahîm: varlıklara özel rahmet ve merhamet tecellîsi bulunan ve herşeyin Rabbi olan Allah[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]Said Nursî: (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)[/TD]
        [TD]cin ve ins: cinler ve insanlar[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]ibadet-i tefekkür: Allah’ı tanımayı sonuç verecek şekilde varlıklar üzerinde düşünme ibadeti[/TD]
        [TD]kamer: ay[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]mes’ud: mutlu[/TD]
        [TD]musahhar etmek: boyun eğdirmek, hizmetine vermek[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]münâcât-ı Nebeviye: Peygamberimizin (a.s.m.) Cenâb-ı Allah’a duası[/TD]
        [TD]nefis: insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]niyaz etmek: yalvarmak, dua etmek[/TD]
        [TD]rahmet: şefkat, merhamet[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]teshir etmek: boyun eğdirmek[/TD]
        [TD]âmin: “Allahım kabul eyle”[/TD]
        [/TR]
        [TR]
        [TD]şems: güneş[/TD]
        [TD]şer: kötülük, fenalık[/TD]
        [/TR]
        [/TABLE]

      2 yazı görüntüleniyor - 16 ile 17 arası (toplam 17)
      • ‘Üçüncü Şuâ’ konusu yeni yanıtlara kapalı.