• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #663768
    Anonim

      Üfleyenler ve oynayanlar

      Kazım GÜLEÇYÜZ

      kgulecyuz.jpg

      WikiLeaks olayı, Amerikan belgeleri kullanılmak suretiyle
      öncelikle mevcut ABD yönetimini ve buna bağlı olarak hem Washington’ın
      dünya ülkeleriyle, hem o ülkelerin birbirleriyle ilişkilerini ve
      ilâveten hemen hemen tüm bu ülkelerdeki iç siyaseti etkilemek gibi çok
      yönlü hedeflere yönelik son derece profesyonelce kurgulanmış yeni bir
      projenin yürürlüğe konulduğunu düşündürüyor.

      Bir taşla birden çok fazla kuş vuruluyor.

      Son seçimlerde ciddî bir yenilgiye uğrayan Obama, hemen
      ardından—çoğu Bush döneminde görev yapan, İsrail ve neocon
      irtibatlı—diplomatların provokatif içerikli raporlarıyla biraz daha
      köşeye sıkıştırılarak, yola çıkarken verdiği, ama gereğini yapamadığı
      açılım söylem ve politikalarından iyice uzaklaştırılmaya çalışılıyor.

      ABD’nin bilhassa Avrupa ve İslâm dünyası ile zaten kötü olan
      ilişkilerinin daha da tahribi, bu provokasyonun öncelikli hedeflerinden
      sadece ikisi olarak göze çarparken, belgelerin kapsama alanındaki 270
      ülkenin her biri için, hem dış politikaları, hem iç siyasetleri
      açısından olumsuz etkilenecekleri fitne fünyeleri patlatılıyor.

      Bu meyanda ilişkileri hassas ve kırılgan bir nitelik arz eden
      komşu ülkelerin münasebetlerini zora sokabilecek nitelikteki iddialar da
      sıkıntılı.

      Keza İslâm dünyasındaki fay hatlarını harekete geçirmeye yönelik
      söylentiler de. İran’ın vurulması noktasında kimi Arap ülkelerinin
      İsrail’den çok daha istekli olduğuna dair iddia gibi.

      Ve birçok kişinin dikkatini çeken, Cumhurbaşkanı Gül’ün de seslendirdiği o derin kuşku:

      Açıklanan ilk belgelerde, kimi İsrail yetkililerinin Türk
      hükümetiyle ilgili değerlendirmeleri var, ama doğrudan İsrail’e dair
      birşey yok; niye?

      Bilâhare peyder pey açıklanacağı ifade edilen diğer belgelerde olacak mı; orası da belli değil.

      Ve şimdiden oluşup, pek çok uzman ve yorumcu tarafından
      seslendirilen yaygın kanaat, belgelerin incelenmesi, ayıklanması,
      yayınlanacak olanların ve neşir önceliklerinin belirlenmesi
      süreçlerinde, olayı özellikle İsrail’e yarayacak şekilde götüren bir
      mekanizmanın varlığı.

      Buna mukabil, kapsama alanındaki ülkeler, kurumlar, liderler ve
      yönetimlerde etkili konumda bulunan kişiler bazında, ihtilâf sebebi
      olabilecek ve fitne unsuru olarak kullanılabilecek ne varsa, en küçük
      detaylar dahi ıskalanmadan rapor haline getirilerek merkeze gönderilmiş.

      Bunun için, “açık istihbarat kaynakları” olarak nitelenen medya
      organlarındaki yayınlar dikkatli bir şekilde taranarak kayda geçirilmiş.
      Belgelerin içeriğiyle ilgili haberlerin geniş bir kitlede “Sürpriz
      birşey yok” duygusu uyandırmasının altında yatan önemli sebeplerden biri
      bu.

      Keza, siyasetçi, bürokrat, gazeteci, işadamı, STK mensubu gibi
      farklı kesimlerden kişilerle kurulan irtibatlardaki diyalogların da
      başlıca kaynaklardan biri olarak kullanıldığı görülüyor.

      AKP ve hükümetle, başbakan ve bakanlarla ilgili kimi iddiaların
      parti veya hükümet içi kaynaklara atıflar yapılarak verilmesi de çok
      ilginç.

      Bunların iktidar partisi açısından rahatsız edici olanları,
      iddianın konusu olan veya kaynağı olarak gösterilen kişilerce tekzip
      edilse dahi, şu veya bu ölçüde iz ve tortu bıraktıkları aşikâr.

      Özellikle xxxxx gibi rumuzlarla verilen kaynaklara ilişkin olarak
      “Bizimkiler gidip ötmüş” itirafında bulunan AKP kurmaylarının aldığı
      alarm pozisyonu, ortaya çıkan tablonun o cenahta nasıl bir sıkıntıya yol
      açtığının tezahürü.

      AKP şimdi kendi içindeki xxx’leri tesbit telâşında. Bulabilirse, herhalde canlarına okuyacak.

      Bunların içinde “safiyane” bir şekilde öylesine “boşboğazlık”
      yapanlar da olabilir, “uyuyan ajan”lar olarak bilinçli şekilde bilgi
      sızdıranlar da.

      Ama öyle de olsa, böyle de olsa netice değişmiyor. Bir taraftan,
      ilk dalgada oluşan hasarın tamiri için uğraşılırken, diğer taraftan
      “Acaba sırada başka neler var?” tedirginliği yaşanıyor.

      Ve sonuçta birileri üflüyor, birileri oynuyor…


      03.12.2010

      E-Posta:
      [URL=”http://mailto:irtibat@yeniasya.com.tr/”%5Dirtibat@yeniasya.com.tr%5B/URL%5D

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.