• Bu konu 10 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
  • Yazar
    Yazılar
  • #637799
    Anonim

      « Bediüzzaman Said Nursî Rahmetullahi Aleyh daha henüz Molla Said iken bir rüya görür. Rüyasında Sirat koprusunun basinda beklemeye baslar.Orada butun peygamberleri karsilar ve hepsinin ellerini oper.Sonunda ,Kâinatın Efendisi’ni Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i görür. Molla Said, Peygamber Efendimiz’den pek çokları gibi şefaat talep etmek yerine ilim talep eder. Resûl-i Ekrem
      Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i bu talebi “Ümmetimden suâl [
      sormamak şartıyla, sana ilm-i Kur’ân verilecektir” diyerek kabul eder. Ruyadan uyandiktan sonrada hayati boyunca Peygamberimizin ikazina uyar ve herkesin sorusunu cevaplarken kimseye soru sormaz » Ayni sekilde Üstad Bediüzzaman hzleri İstanbula geldiğinde kaldığı hanın kapısına
      /SIZE][SIZE=3][FONT=Comic Sans MSArastrdim ama pek bisey bulamadm, burda sual sormak ne anlama gelir ?[/FONT] « Ümmetimden suâl sormamak şartıyla, sana ilm-i Kur’ân verilecektir » deniyor bunu nasil anlarsiniz ?soru sormanin ne gibi bi kotulugu olabilir? bundaki hikmek nedir ???:confused::confused:

      #686523
      Anonim
        Fezapilotu;3398 wrote:
        /SIZE][SIZE=3][FONT=Comic Sans MSArastrdim ama pek bisey bulamadm, burda sual sormak ne anlama gelir ?[/FONT] « Ümmetimden suâl sormamak şartıyla, sana ilm-i Kur’ân verilecektir » deniyor bunu nasil anlarsiniz ?soru sormanin ne gibi bi kotulugu olabilir? bundaki hikmek nedir ???:confused::confused:

        Benim anladigim su ki; Bediuzzaman hazretlerine verilen ilim ozeldir, daha once diger buyuk alimler ve muceddidler gibi O’ nun durumu farklidir…

        zamani idrak eden kisidir… O’nun (r.a.) zamaninda ondan ustunu veya daha zekisi yoktu…

        sadece Ustad’a has bir konu.. insanlara soru sormamak… o da talebelerinin Risale ye yogunlasmalarini istiyor.. cunku bu eserlerinde benzeri yok, daha once yazilan butun eserlerden farklilar…

        Bir muceddid – yenileyici.. etrafindaki insanlardan meded umsa (soru sorarak), onun muceddid olma ozelligine ters duser…

        ben boyle anliyorum…

        ve Allah ilimi taleb edene verir mis, Ustad ‘da en Makbul insandan Guzeller Guzelinden istemis… :rolleyes:

        soru sormanin bizim icin bir kotulugu yok tabiiki ama Risaleden herkesin payi farkli, sorularimizin cevabini direk oradan almak, herkesin yorumu farkli olacagindan daha saglikli olur.. gibi geliyor, anlasilmayan yerleride, sualarin tabiriyle ; Acabiliriz.. :)…

        kendi fikirlerim, biraz da olsa aciklayici olmustur ins..
        abiler guzel aciklar suphesiz ama nerde bizim abiler..
        :confused:

        #686526
        Anonim

          Eskiden insanlar şeyhlerin huzuruna çıkmaktan korkarlardı, acaba gizli bir halimi biliyor ve yüzüme mi vuracak.. ben bunu isteyeceğim ama şunu sorup beni zor durumda bırakırmı?? veya şeyh bana bunu sorsa ben ne derim?? bu yüzden bu çekincelerden ötürü insanlar şeyhlerle seyyidlerle konuşmak soru sormaktan çekinilirlerdi.. üstadın soru sormama garantisi insanların onunla rahatça konuşabilmesi istediğini sorabilmesi demektir. ne de olsa üstad, karşısındakini zora sokabilecek bi soru sormayacaktı.. kişi gunahlarının veya tembelliğinin açığa çıkacağı sorulardan çekinir doğal olarak,, ve bu nedenle böyle büyük zatların huzuruna çıkmak biraz yürek ister, sorduğu soruya mutlaka doğru cevap vermek gerektiğinden,, e doğrusu da kendini zor durumda bırakacağından,, en iyisi hiç gitmemek sormamak konuşmamak diye düşünebilir.. veya en basdinden gider selam kelam ve geri döner.. aklındakileri soramaz müşküllerini soramaz,, böyle durumlar olmasın diye üstad ın soru sormaması istenmiştir. bu şekilde insanlar rahatca karşısına çıkıp kendi sorularını sorabilirler..

          hatırlayın, asrı saadette doğrunun en zor söylendiği yer efendimiz a.s ın huzurydu.. onun karşısında insan mecburen doğruyu sölemek durumundaydı… daha sonraki zamanlarda da evliyalar, veliler, müttakiler, kutuplar, seyyidler bunun gibidir. onlar sorduklarında karşısındakiler terlerler.. üstad da bunun böyle olması istenmemiştir ki insanlar rahatça intisab edebilsin, rahatca müşküllerini açabilsin..

          #686563
          Anonim

            Allah razi olsun, ikinizde cok guzel sade ve acik bi sekilde anlatmissiniz

            farkli acilardan ele almissiniz olayi:

            >>>>””Bir muceddid – yenileyici.. etrafindaki insanlardan meded umsa (soru sorarak), onun muceddid olma ozelligine ters duser…””

            >>>>>>”””” bu çekincelerden ötürü insanlar şeyhlerle seyyidlerle konuşmak soru sormaktan çekinilirlerdi.. üstadın soru sormama garantisi insanların onunla rahatça konuşabilmesi istediğini sorabilmesi demektir””””

            ben payima duseni alayim:
            bu durum sadece Ustada ve diger seyh lere has bi durum!
            mu?acaba?:)

            #686568
            Anonim

              İlmini Efendimizden isteyerek alan başka bi şeyh olmuşsa ona da aynı şey söylenmiş olabilir 🙂

              #686571
              Anonim
                Tarihci;3536 wrote:
                İlmini Efendimizden isteyerek alan başka bi şeyh olmuşsa ona da aynı şey söylenmiş olabilir 🙂

                orasini bilemiyorum, seyhler arasinda genelleme yaptiniz , ona binaen soyledim…

                #686574
                Anonim

                  Arkadaşlar eski de de büyük zatlar hep talebelerine soru sorarlarmıs ama o gunun şartları bu gune nazaran çok hafif kalıyor.Buna binaen üstadın çizgisi daha farklı muhabbet,şefkat,ihlas üzerine hizmet ediyor.Mesela eski alim lerin mektuplarında çok ağır ithamlı laflarla başlayan mektuplar var ;dinini dünya’ya satan,zındık,kafir ve hakeza bunun gibi.Ama üstad hz.Leri nin mektuplarına bakarsanız;Aziz sıddık kardeşlerim… ila ahir. bunun gibi başlar
                  üstad bu zamana göre ehli sünnetin mesleğinde gidiyor.O nun için sual de sormuyor.Sual den kasıt sual olarak bir mesele üzerinde kişinin hatasını sormak.

                  Zem etmek ;
                  zem olarak iki çeşit zem var
                  1.birincisine hiç ruhsat yok zaten :insanların ayıbını yüzüne vurmak
                  2.ikincisi caiz değil;velev ihtimal onu doğru yola çağırmak içinde olsa

                  #686580
                  Anonim
                    medresei_nur;3544 wrote:
                    Arkadaşlar eski de de büyük zatlar hep talebelerine soru sorarlarmıs ama o gunun şartları bu gune nazaran çok hafif kalıyor.Buna binaen üstadın çizgisi daha farklı muhabbet,şefkat,ihlas üzerine hizmet ediyor.Mesela eski alim lerin mektuplarında çok ağır ithamlı laflarla başlayan mektuplar var ;dinini dünya’ya satan,zındık,kafir ve hakeza bunun gibi.Ama üstad hz.Leri nin mektuplarına bakarsanız;Aziz sıddık kardeşlerim… ila ahir. bunun gibi başlar
                    üstad bu zamana göre ehli sünnetin mesleğinde gidiyor.O nun için sual de sormuyor.Sual den kasıt sual olarak bir mesele üzerinde kişinin hatasını sormak.

                    Zem etmek ;
                    zem olarak iki çeşit zem var
                    1.birincisine hiç ruhsat yok zaten :insanların ayıbını yüzüne vurmak
                    2.ikincisi caiz değil;velev ihtimal onu doğru yola çağırmak içinde olsa

                    medresei_nur kardes, bu kismi aciklarmisin..

                    simdi biz birisine; senin yaptigin yanlis, dogrusu boyle olmali.. dersek bu zem etmek mi oluyor..? caiz degilmi ?

                    #686588
                    Anonim

                      Hayır olmaz ama kıstasları ;
                      1-Yakınlık derecesine göre değişir.kişiye ne kadar yakınsın ;anne,baba, kardeş vs.” Ata ot ,aslana et atılır”
                      2-Toplum içinde söylememek,gizli uyarmak.
                      3-Söylerken üstünlük belirtmemek.Ve bi mesele münakaşasında mutlaka benim dediğim doğrudur.Doğruyu ben söylerim gibi düşüncelerden kaçınmak.

                      “ikincisi caiz değil;velev ihtimal onu doğru yola çağırmak içinde olsa”
                      Toplum içinde caiz değil demek istedim.

                      #686591
                      Anonim
                        medresei_nur;3562 wrote:
                        Hayır olmaz ama kıstasları ;
                        1-Yakınlık derecesine göre değişir.kişiye ne kadar yakınsın ;anne,baba, kardeş vs.” Ata ot ,aslana et atılır”
                        2-Toplum içinde söylememek,gizli uyarmak.
                        3-Söylerken üstünlük belirtmemek.Ve bi mesele münakaşasında mutlaka benim dediğim doğrudur.Doğruyu ben söylerim gibi düşüncelerden kaçınmak.

                        “ikincisi caiz değil;velev ihtimal onu doğru yola çağırmak içinde olsa”
                        Toplum içinde caiz değil demek istedim.

                        kastinizi daha iyi anladim simdi, Allah razi olsun..

                        Bu dini vazifeyi yapmanın bir takım usül ve adabı vardır.

                        1–Son derece yumuşak sözle ikaz etmek. Çünkü sert konuşmak, bağırarak azarlamak nefrete sebep olur. Yapılan ikazın yararı olmaz. Hatta belki de zarara vesile olur.
                        2–Bu görevi yapacak olan kişinin öncelikle kendi nefsine öğüt vermesi gerekmektedir. Kişinin bir şeyi önce kendisi uygulayıp daha sonra başkasına anlatması halinde, anlatacakları daha tesirli olur.
                        Bir ayet–i kerime de: “İnsanlara iyiliği emreder de, kendiniz unutur musunuz?”(4) buyurularak, kişinin başkalarına doğruları anlatmazdan önce kendisinin yaşamasının gerekliliği beyan edilmiştir.

                        Yine Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hadis–i şeriflerinde:

                        “Nefsim kabza–i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, elbette iyiliği emredeceksiniz ve mutlaka kötülükten men edeceksiniz. Ya da yakında Allah–u Teala sizlerin üzerine kendi tarafından bir azap gönderecektir. Sonra siz O’na dua edeceksiniz de dualarınız kabul olunmayacaktır.”(5) buyurarak bu vazifenin önemini en açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.

                        Forumda bu konuda baska bir baslik acilmisti, alinti oradan ve devami icin asagidaki linki tiklayabilir Kardesler…
                        http://www.risaleforum.net/blog/islama_gore_hayat/360-iyiligi_emredip_kotulukten_nehyetme_adabi/

                        Tesekkurler

                        #686595
                        Anonim

                          ustad neden soru sormamıs bence inş yanlıs bisi söylemem 😀
                          ustad asrımızın meselelerini halletsin diye ilim verilmis soru sorsun die deil
                          hem ustad mehdi azamdır yani onun sorduğu soruya nasıl cevap vercek adam dimi 😀
                          bide tabi bence yanlıs olursa Allah affetsin ustad risaleleri aklından yasmamıski ilham olmus simdi eğer soru sorarsa kendi aklından soracak yani said olarak sorcak saidle bediüzzamanın soruları aynı olurmu said olarak sorarsa risalerin kiymeti düser.
                          hem her soruya cevap var risalede ustad soru sorsa risalerin her soruya cevp olayı olmas
                          :rolleyes::o

                          #686600
                          Anonim
                            Fezapilotu;3541 wrote:
                            orasini bilemiyorum, seyhler arasinda genelleme yaptiniz , ona binaen soyledim…

                            tüm şeyhler aynı değildir tabi, ve ilmini halis ruya yolu ile efendimiz den isteyip alan başka bir zat bilmiyorum.. ben bilmiyorum diye yok demek değildir ama ben bilmiyorum. o zata da soru sormaması istenmiş olabilir olmayabilir de çünkü asrın ihtiyacı neyse o lazımgelir.. böyle bir başkası daha var mıdır bilemiyorum..

                          12 yazı görüntüleniyor - 1 ile 12 arası (toplam 12)
                          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.