- Bu konu 21 yanıt içerir, 13 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Mayıs 2009: 22:04 #744805
Anonim
NurYolcusu;131364 wrote:Hakikaten evlilik insanı günahlardan ve kötülüklerden muhafaza eden önemli bir faaliyet. Rabbim bizlere hem dünyamızı hem ahiretimizi kurtarmamıza sebep olacak eşler nasip eylesin inşaallah.(amiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin:))amiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiin kardesim allah bütün kardeslerime hayirli esler nasip etsin benim cocuklarimada insallah amiiiiiiiin:021:
31 Mayıs 2009: 00:01 #744832Anonim
nefsin şeytanla başbaşa kalmasını engellemekte bir perdenin adına evlilik denmiş, ve bu perde ne kadar erken araya girse o kadar güzel ve isabetli, tabi derd-i maişet sebebiyle muhafazası da bir o kadar zorlaşıyor ..
ikinci mevzu gerçekten çok ilginç,
üniversite mezunu ve çalışan ve islamiyetin kendisi ile geç tanışmış ve her iki durumu da tecrübe etmiş ve gözlemlemiş bir nisa olarak üzerine basa basa diyebilirim ki,
okumak ve çalışmak nisa için bir ateş, islamiyet maşasıyla idare edilmediği takdirde hem sahib olanı hem çevresindekileri gözünü kırpmadan yakıp küle çevirebiliyor ..31 Mayıs 2009: 03:41 #744834Anonim
Evlenmeden önce kendimizi keşfetmeliyiz!Anne-babamızın yardımı; birikimlerimiz veya harç-borç yaparak evlenebilir, aile yuvası kurabiliriz. Bu işin en kolay tarafı. Zorluk ve sıkıntılar bundan sonra başlar. En önemlisi, evlendikten sonra, aile yuvasını sağlıklı sürdürebilmek; huzur ile mutlu bir şekilde devam ettirmektir.
Evet, ev “emniyet içinde barınmak için” yapılır. Bir şekilde eve sahip olabiliriz. Ama, bu evin, temizliği, bakımı, elektrik-su, ısınma ve sâir masraflarla birlikte yüzlerce kalem gideri var. Eğer, gideri karşılayacak gelir yoksa, o ev, zindana döner! Evlilik de böyledir. Eğer ruhumuzu/duygularımızı, kalbimizi keşfedip, gereklerini yerine getiremezsek; huzurlu ve mutlu olamayız. O zaman da o evliliği sürdüremeyiz…
Birey olarak, aile olarak huzur ve mutluluğumuzun yolu; ruhumuzu/duygularımızı, mânâ âlemimizle birlikte bedenimizi, nefsî cephemizi ve aralarındaki ilişkileri tanımaktan geçer. Öyle ise kendimizi keşfetmeliyiz.
Zira, evlilikle de peşinde olduğumuz şey, huzur ve mutluluktur. Ruhumuz/duygularımız ve geleceğimizle ilgili bir sürü hayatî soru dimağımızda cirit atar. Evlenmek ayrı, bu soruların cevaplarını vermek ayrıdır. Üstelik “evlenmekle” bu sorulara ve problemlere daha başkalarını da ilâve ediyoruz. Dolayısıyla şunu düşünmeliyiz: “Evlenmekle” bu soruların cevaplarını bulabilir ve hedefimize ulaşabilir miyiz? Şu sorular direkt kendimizi, evliliğimizi, aile hayatımızı etkiler:
Nasıl bir ruh/duygu yumağıyız? Psiko-biyo-fizyolojik yapımızın bedenimizle irtibatı nedir? Bunların hayatımızın şekillenmesinde; duygularımızın oluşmasında ne gibi müsbet-menfî tesirleri vardır?
Eğer hayal, hafıza, akıl, zekâ, niyet, kalb vs. gibi zihnî ve ruhî unsurlarımızı, olumlu-olumsuz duygularımızı tanıyamazsak kapasitelerini nasıl arttırabilir; dizayn ediliş biçimlerine göre nasıl kullanabiliriz?
Kalp, sevgi üretim merkezidir aynı zamanda. Onun dimağımızla olan ilişki düzeyini biliyor, daha da önemlisi bu ilişkiyi sağlayabiliyor muyuz? Zihnimizin faaliyetlerinden olan niyetimizin düşünce, davranış, fiil ve sonuçlar üzerindeki tesirleri nelerdir? Ruhumuzu/nefsimizi, duygularımızı terbiye edip tekâmül ettirmenin etkili metodu ve kısa yolu var mı?
Ruhumuzu nasıl programlayabiliriz? Nefis/ruh terbiyesinde riyâzetin, yani, az yemenin, az uyumanın, kuvve-i şeheviyeyi muvâzeneli tatmin etmenin yeri nedir? Olumlu duygularımızı yüceltirken olumsuzlarını tamamen dumura mı uğratmalıyız, yoksa kanalize mi etmeliyiz? Bunu nasıl gerçekleştirebiliriz?
Kâinattaki varlıkların en istidatlısı (sonsuz potansiyel yeteneklisi) olan insanın kendisini eğitip terbiye edebilmesi, kişisel gelişimini sağlaması, maharet ve beceri ve pedagojik formasyon kazanabilmesi için öncelikle kendini keşfetmesi gerekir. Kendini tanımayan, yaratılış gayesini bilmeyen, kendisini yaratılışı istikametinde geliştiremeyen eşini, çoluk-çocuğunu nasıl tanıyacak, onlarla iletişimi nasıl kuracak, onlara nasıl yardımcı olacaktır?
Ruh/duygu ve psiko-biyo-fizyolojik yapıyı ve aralarındaki ilişkiyi keşfetmek bir san’attır. Dolayısıyla ruh ve bedenimizi keşfettiğimiz oranda aile fertleri ve diğer insanlarla sağlıklı iletişim kurabiliriz. O zaman da huzur, başarı ve mutluluğu yakalarız.Ali FERŞADOĞLU
31.05.2009
Yeniasya1 Haziran 2009: 18:35 #745076Anonim
Evlenmeden önce kendimizi keşfetmeliyiz (2)
Kendimizle barışık olmak ve iç huzuru yakalamak için kendimizi keşfetmeliyiz. Zaten buna mecburuz. Hakkında kâfî derecede bilgi sahibi olmadığımız bir cihazı kullanabilir, istifade edebilir miyiz?
Doğumumuzdan ölümümüze dek ruhumuz/duygularımızla beraber dünya hayatını sürdüreceğimize göre, onu tanımak, keşfetmek zorunda değil miyiz? Mahiyetini bilmediğimiz bir şeyle bir arada yaşamak endişe verici, ürkütücü, korkutucu değil mi?
Ayrıca, eşimizle, çoluk-çocuğumuzla bir ömür süreceğiz. Kendimizi tanıyamazsak, onları, yakınlarımızı, akrabaları ve sair insanları nasıl tanır; nasıl kendimizi tanıtabilir ve nasıl diyalog ve iletişim kurabiliriz?
Ruh/duygularımızı keşfetmek kendimizi tanımak demektir. Kendimizi tanırsak geliştirir, olgunlaştırır ve terbiye ederiz. O takdirde kendimizle barışık oluruz. Kendisiyle barışık olan, aile fertleri ve diğer insanlarla da barış içinde yaşar.
Diğer taraftan ruhumuzu ve özellikle kalbimizi keşfedebilirsek, istidatlarımızı ve kabiliyetlerimizi geliştirir, duygularımıza hâkim olma mahareti kazanırız.
Doğru düşünme; doğru algı ve isabetli bilgiyle mümkün. Pozitif bakış, olumlu davranış ve istikamet keşifle kazanılır. Maddî-manevî gücümüzü keşfedersek, duygularımızı değiştirir, geliştirir ve kontrol edebiliriz. Mecralarını bulunca onları dengeli, ölçülü kullanmayı öğreniriz. O takdirde de hareket kabiliyetimiz artar. Dimağımızı keşfedersek, beynimizi değiştirir, hayal, vehim, hafıza, zekâ gibi aklî melekelerimizi geliştiririz.
Ruhî keşif; sıkıntı, karamsarlık, problem, hastalık ve felâketlere karşı olumlu yaklaşabilme, onlardan ders alabilmeyi sağlar. Derdi dermana, ümitsizliği ümide, günahı sevaba çevirebilme melekesi/becerisi kazandırır.
İnsanlığımızın ortaya çıkması ruhumuzun tekâmülüne bağlıdır. Olgunlaşıp mükemmelleşmek için de kendimizi keşfetmeliyiz. Mutasavvıfların “insan-ı kâmil” diye tabir ettiği seviyeyi, dolayısıyla mutluluğu, kâinatta cereyan eden hadiselerin gerçek yönünü, eşyanın mânevî sırlarını ve lâtifeleri keşfederiz.
Ruhî keşif ve tekâmül yolculuğu bize sayısız ihtiyaçlarımızı ve aczimizi fark ettirip, sonsuz kudret, zenginlik sahibine dayanmayı, O’na hakikî “kul/abd” olmayı öğretir. Bu da bize melekleri de aşan insanî bir kimlik kazandıracaktır.
Kendimizi keşfedersek, onu terbiye eder, tekâmül ettirerek manevî, ruhî, manyetik enerjimizi ve gücümüzü yükseltiriz. O takdirde de her musîbete, her olumsuz hadiseye karşı dayanır, direnç gösterebiliriz.
Kendimizi keşfedersek, içe bakış metoduyla çoluk-çocuğumuza yaklaşım tarzını öğrenir; onların eğitim ve terbiyelerinde zorlanmayız.
Kısaca, ruh/duygu ve biyo-psiko-fizyolojik yapımızı keşfetmek, hayatın gizemini çözmek ve anlamlandırmak demektir. Bu da huzur, bu da lezzet, bu da mutluluk demektir.
Ali FERŞADOĞLU
01.06.2009Yeniasya
2 Haziran 2009: 03:42 #745101Anonim
Evlenilecek kişilerde aranılacak temel kriterler
Evlilik ve aile müessesesi yalnızca kuvve-i şeheviyenin tatmini için tesis edilmemiş. Veya, sırf sevdiği için evlenilmez. Bunlar önemli sebeplerinden birisidir, ama, yalnızca bunlar değildir.
Cennete, Hz. Adem (as)-Hz. Havva (ra) ile tesis edilen aile yuvasının daha pek çok sebepleri, hikmetleri vardır. Evlenilecek adaylarda genellikle dört ana kriter aranır:
1-Güzelliği, yakışıklılığı,
2-Zenginliği, malı, mülkü,
3-Soyu-sopu,
4-Dindarlığı, ahlâkı.
Aile müessesesi hakkıda da tüm insanlığa rehber olarak gönderilen yüce Nebi (asm), bu maddelerden “dindarlığın” tercih edilmesi tavsiyesinde bulunur: “Dindarlığını, ahlâkını beğendiğiniz bir adam sizin âilenizden bir kıza tâlip olursa, onunla evlendirin. Şâyet bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve bozgunluk olacaktır”1 şeklinde de ikaz eder.
Burada “dindarlık”tan maksat, yalnızca “başörtüsü örtmek” gibi şekilden, görüntüden veya sadece “dine meyyal bir çevreden” gelmekten ibaret değildir. Dindarlık, iman esaslarını kabul ile tahkikiye çevirmek; İslâm şartlarını yerine getirmek olduğu gibi; hayatının tüm safhalarını Kur’an ve Sünnet-i Seniyye’ye göre yaşamaktır.
-Karı-koca olarak eşlerin birine karşı olan vazifelerini yerine getirmek,
-Anne-baba, çocuk, eş, kardeş, insan, hatta hayvan ve eşya haklarına riayet etmek,
-Sosyal münasebetlerin nezaket ve nezahet içinde yürütülmesi,
-Alış-verişini dosdoğru yapmak, herkese imanın özelliği olan hürriyet çerçevesinde yaklaşmak,
-İnsanlığa faydalı olmak da dindarlığın gereğidir.
Kimi zaman, “Deliler gibi seviyorum, öyle ise evlenmeliyim!” diye tutturulur. Halbuki, deliler gibi değil, “akıllılar gibi sevmeli.” Yani, kimi, ne kadar, niçin ve kimin hesabına sevmemiz gerektiği de bu dindarlığın içindedir.
Sırf sevdiği için veya güzelliği için evlilik tercih edilmez, edilmemeli. Bu durumda duygu sapması yaşanır. Özellikle gençlik ve evlilik aşamasında. Zaten bir kişi veya nesne yalnızca güzelliği için sevilmez: Ya lezzetinden, ya menfaatinden, ya güzelliğinden veya mükemmelliğinden dolayı sevilir. Meselâ bir eserden istifade etme imkânı yoksa güzel de değilse, fakat mükemmel, kusursuz ise, yine de o eser bu sıfatından dolayı sevilir.
Diğer taraftan iman, İslâmiyet, cinsiyet ve insaniyet gibi nuranî, kuvvetli zincirler ve manevî kaleler de sevgi sebebidir.2 Öyle ise, evlenmek için adaylarda sırf güzellik veya zenginlik kriter olamaz, olmamalı. Ahlâkı, bilgisi, dürüstlüğü, anlayışı, feraseti, becerisi, akıllılığı zekâsı, vs. gibi özellikler nazara alınmalı. Ki, bunlar da dindarlığın unsurlarındandır.
Evlilik, imtihanı kazanmak, neslin devamını sağlamak, dinini yaşamak, huzurlu ve mutlu olmaktır. Kimi zaman yaşayarak, kimi zaman gözlemleyerek öğrendik ki, “güzellik ve yakışıklılık” bunları temin edemez. Zaten bunlar geçici şeylerdir. Meselenin bu boyutlarını çevrenize bakarak, akrabalarınızın aile hayatına inceleyerek anlayabiliriz:
Sırf güzelliği, malı ve soyu-sopu için evlenenlerin aile hayatı kısa zamanda alabora olmuştur. Ama, dindarlık ve ahlak üzerine (sadece görüntü değil) bina edilen bir aile müessesesi, diğerlerine nazaran gayet huzurlu ve mutlu bir şekilde devam ediyor.
Bir erkek, kendine denk (küfüv) ve Kur’an ile Sünnetin ortaya koyduğu kriterlere uygun bir eş bulana kadar, kendisini işine, hizmetine vermeli. Zaten, bir mevzua yoğunlaşmak, diğer meseleleri geri plana iter. Bu arada, kuvve-i şeheviyenin taşkınlıklarından korunmak için de Peygamberimizi (asm) dinlemeliyiz:
“Kimin maddî imkânı varsa hemen evlensin. Kim maddî imkân bulamazsa oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehvet kırıcıdır.”3 Bir bayanın, yakışıklı, fakat, ahlâkî zaaflarla malül biriyle evlenip, hem dünya hayatını zehire çevirip, hem de sonsuz hayatını mahvetmektense; nafakasını kendisi temin edip mücerret kalmayı tercih edebilir. Aile müessesesinin zedelendiğini gözlemleyen Bediüzzaman Said Nursi, “Dindar kadın, İslâmî terbiyeden nasibini almayanla evlenmek yerine nafakasını kendisi temin etmelidir”4 tavsiyesinde bulunur.Dipnotlar:
1-Tirmizî, Nikâh 3.;
2-Hutbe-i Şâmiye, s. 58.;
3-Kütüb-i Sitte, c.17, s. 187.;
4-Emirdağ Lahikası, Yeni Asya Neşriyatı, Alman Baskı, s. 293.Ali FERŞADOĞLU
02.06.2009
Yeniasya12 Şubat 2011: 12:32 #758965Anonim
Arkadaşlar cümleten selamün aleyküm.
Foruma ilk yazım bu olacak, kusurumuz olursa hakkınızı helal edin inşallah.
Bu başlıkla alakalı olarak bende bir yola girdim. Sizlerden bu konu hakkında detaylı yardımlarını bekliyorum. Ben şu an üniversite 3.sınıftayım, arkadaşım 4.sınıfta. Allah nasip ederse bu ramazanda sonra evlenmek istiyoruz. Lakin benim babam, arkadaşımında ailesi bu işe mesafeli. Nedeni ise üniversitemin bitmemiş olması. Dolayısıyla askerliğimi yapmamış olmam ve kendime ait bir gelirimin olmaması. Ama ailemin okurken bana gönderdiği gelirle arkadaşımın özel ders gelirleri bize yeter Allah’ın izniyle. Sizlere danışmak istediğim konular ise; sizce bu iş sorunları ortadan kaldrıdığımızı farzedersek olur mu? Yani ben erkek olarak (seneye)üniversite son sınıf öğrencisiyim, arkadaşım mezun. Olursa hizmetimiz nasıl etkilenir? Ailelerimizi ne diyerek ikna edebiliriz? Şu an Allah’ın izniyle izmir gibi bir yerde çok güzel hizmetler yapıyoruz. Arkadaşımla eş zamanlı olarak bu hizmet dairesine girdik. Ama şu anki aramızdaki konum bizi çok yoruyor. O yüzden evlilik kararı aldık. Allah rızasını attığımız her adımda gözetmek istiyoruz. Bu yüzden yanlış bir adım atmaktan korkuyoruz. Bu işi doğru yapmak için neler önerirsiniz. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. İnşallah sizler cevapladıkça aklıma gelen yeni soruları sizlere soracağım. Şimdiden Allah razı olsun12 Şubat 2011: 13:46 #785874Anonim
🙂 ve aleyna aleyküm selam ve rehmetullah üniversite birinci sınıf öğrencisi olarak değerli abimizi kutluyor bu kararlarının hayırla neticelendirilmesini diliyorum…
eğer bahsettiğiniz gibi maddi olrak bir problem yaşamayacağını düşünüyor iseniz bence evlilik kararınız çok doğru ve yerinde..zira hadislerle sabittir ki hakkınızda hayırlı olan bir kararı erkenden yürürlüğe geçirin diye…imam nikahınız var mı bilmiyorum eğer yok ise sizde biliyorsunuz ki görüşmeleriniz konuşmalarınız birlikte yaptığınız faaliyetleriniz caiz olmamaktadır…bu hususa binaen de çabuk davranmanız yararınızadır…velev ki var ise nikahınız aileleri de ikna etmeye çalışmanız onlarla oturup güzelce konuşmanız bu evliliğin sonuçlarını getirisini götürüsünü sıkıntı çekmeyeceğinize dair durumunuzu konuşmanızı tavsiye ederim…onlarında görüş ve rızalarını almanız daha uygundur….sorularını bekliyoruz inşALLAH kendimizce nacizane tavsiyelerde bulunmaya çalışırız biizniallah…12 Şubat 2011: 19:01 #785876Anonim
evvela şunu belirtelim kardeşim. üniversitedeki gençler evlendirilmeli mi… bu çok tehlikeli bir konudur. top yekün evlendirme gibi bir şey çok tehlikelidir.. bu işlere organize olarak bulaşmak sakatlıklar doğurur…
ikincisi. imam nikahı olayı. nikah nişan için kıyılamaz. nikah varsa tüm hususlar yerine gelmesi gerekeceğinden. ve bir çok sebeplerle nişanda nikah sakattır. nişanı uzatmakta sakattır…
üçüncüsü. durumunuz öyle gösteriyor ki. evlilik aşamasında fikir almak istiyorsunuz. fikirim şöyledir. kardeşim evliliği yürütebileceğinize ve bu sorumluluğu kaldırabileceğinize tam olarak inanıyorsanız. ailelerinizin rızası da mevcutsa. Allah hayırlı bir aile nasip etsin. Bu konuda bizlere söz söylemek düşmez. dünya ve ahiret saadetinizi sağlamanzı temenni ederiz.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.