• Bu konu 2 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #643265
    Anonim
      i0O_mtahiri.jpg

      1900 yılında Isparta’nın Atabey kazasında doğdu. Bediüzzaman’ın yakın talebelerindendir. l943’de Denizli, l948’de Afyon hapislerinde Bediüzzaman’la birlikte bulundu. 1977’de vefat etti.

      Atabeyli Mehmet Tahirî Mutlu… ..

      İşte güller beldesinin gülü Tahirî Mutlu..

      Meleklerin gül demetleriyle karşıladıkları bir evliya… Ama kendisi velayetini bilmeyen bir bahtiyar veli…

      Selâm olsun sana Tahirî Ağabey!

      Defterdeki yoklamada bizi “yok” hanesine yazmayasın. Elinde yılların yıprattığı bir dua, niyaz ve münacat kitabı vardı. Burada isim isim insanları sıralamıştı. Hep dua ederdi, yalvarır, yakarırdı. Geceleri, seherleri…

      İlâhî! Yoklama gününde, defterindeki listede bizi unutma, yoklar hanesine, hiçler sayfasına yazma. Devamsızlıktan sınıfta kalmayalım. O mahşerî kalabalıkta, şayet sesimiz boğuk ve kısık çıkarsa, bizi duy, buradayız dediğimizde bizi mevcut göster.

      Sarsılmayan sadakat, aldanmayan zekâ sahibi Tahirî….
      Kendisi bir tevazû abidesi sanki…. Melekler gibi tertemiz, lekesiz bir mü’mindi. Ak saçını İslâmiyete hizmette ağartmıştı. Nur gibi parlayan bir nâsiye ve bembeyaz bir sakal… Kendisiyle ilgili, kendisini yücelten hatıraları pek hatırlamıyordu bile… Üstad’ın onun için “Sarsılmayan sadakatı, aldanmayan zekâsiyle” diye onu tarif tavsif ediyordu.

      Bir Veliyy-i Azîm

      Afyon Hapishanesindeki Nur talebeleri arasındaki bazı üzücü olaylardan dolayı, el açıp yalvaran Bediüzzaman :

      “Ya Rabbi! Yok mu bir talebem?’ diye Cenab-ı Hakka iltica ettiğim zaman birnden bana Tahirî gösterildi” diyor ve anlatmaya devam ediyordu.

      “Tahirî, o zaman seni bir veliy-yi azîm, bir kutup tahayyül ettim. Sonra baktım ki, sen istihdam olunuyorsun.”

      Burada Bediüzzaman, Tahirî Mutlu’ya soruyor :”Tahirî, istihdam olduğuna mı razısın, yoksa benim zannımda [veliy-yi azîm] olmasını mı istersin?”Mübarek veli Tahirî Mutlu, Üstad’ının sualine şöyle cevap veriyor :”İstihdam edilmemi isterim, Üstad’ım…” Üstad cevaben “Maşaallah!…” dedikten sonra ,yan taraftaki talebelerine dönüp Tahiri MUTLU ağabeyin duyamayacağı şekilde alçak sesle,”Gerçi velidir” diyor.

      Tahirî Mutlu Ağabey’e

      “Sen ki, Nur bahçesinin nadide gülüsün.

      “Aziz ruhuna Nurdan haleler bürünsün,

      “Fecirlerden makberine Nurlar dökülsün,

      “Fecirler ki, ne kadar zinde ve mutlu,

      “Sen mutlusun, biz mutluyuz, İslâm mutlu…”

      M.Ziya Akça

      #708405
      Anonim

        http://www.cevaplar.org sitesinden alıntıdır.

        570ua0.jpg

        575mp9.jpg

        Mustafa Sungur,Molla Hamid Ekinci,Tahiri Mutlu

        574yg6.jpg

        Denizli hapsinde

        723hw7.jpg

        728ci1.jpg

        2308es7.jpg

        2276fl6.jpg

        727oq4.jpg

        2025mz0.jpg

        576up6.jpg

        barla daki evin önünde

        zahiren ümmi gözüken kişilerle imanımızı tazelememiz ne kadar güzel

        572lw7.jpg

        #719073
        Anonim

          kurban olam efendımın yoluna ,yine neler geldi cahil dilime…Af

          #768861
          Anonim

            Tahiri Mutlu Ağabeyin Tesbihattaki Hassasiyeti

            Muhterem Mehmed Özdemir beyefendi, Üstad Bediüzzaman’ın talebelerinden takvanın canlı misali merhum Tahiri Mutlu ağabey ile alakalı şu enfes hatırayı anlattı; “1974–75 yılları, eserleri yeni tanıdığımız yıllar Manisa Salihli’de yatılı olarak okuyoruz., dershaneye gidip geliyoruz.

            Yine böyle üç arkadaş dershanede bulunduğumuz bir esnada bir misafir gelmişti. Heybetli bir ağabey..Kaşları ile hemen dikkat çeken bir zat.Tahiri ağabey olduğunu sonradan öğrendik. Ağabey herhalde bir akrabasını ziyarete giderken uğramış.

            Fazla kimse yoktu. İkindi namazı vakti geldi. Hemen namaza durduk. Namazı kıldıktan sonra tesbih çekilecek. Elindeki tesbihi, tesbihi olmayan bir kardeşe verdi. Cebinden ikinci bir tesbih çıkardı.

            Namazdan sonra şu ifadeyi kullandı;

            Kardeşler, bu büyük bir hazinenin 33 dişli bir anahtarıdır. Ne otuz ikisi açar, ne otuz dördü açar. Tam sayısında yapmak lazım. Ve tesbihi alelusul sub.. sub.. sub.. diye hızlı çekmeyin. Subhanallah.. Subhanallah..

            (Sanki benim âlemimde şöyle canlandı; bir tesbih tanesini alıp diğer tarafa geçirirken bir dünyayı alıp öbür tarafına geçiriyor gibi yapmak lazım) diye çekiniz” dedi.

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.