• Bu konu 3 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #644942
    Anonim

      [html]

      Üstadın, Kuraklık ve yağmur duası hakkındaki orijinal tespitleri.

      Üstadın yağmur duası ile ilgili görüşlerini iletir misiniz? Mesela
      küresel ısınmanın oldugu soyleniyor havalar ısınacak yağmur azalacak
      deniyor yağmur duasına çıkılmasının bir anlamı yok mu yoksa yağmur
      duasının zamanı gelmiş olması kendi başına dua etmemiz için yeterli bir
      sebep mi?

      editor.gif Cevabımız

      Değerli Kardeşimiz;

      Emirdağ
      lahikasında geçen aşağıdaki lahika mektubunun muhtevası, Üstadımızın,
      kuraklık ve yağmur duası hakkındaki görüşlerini özet olarak ifade
      etmektedir. Duanın anlamı ve ne için yapıdığı ile ilgili malumat için
      de 23.-24. mektup ile 23. sözlere bakılabilir.

      BANA HİZMET EDEN KÜÇÜCÜK BİR RİSALE-İ NUR TALEBESİNİN
      ÇOKLAR NAMINA SORDUĞU SUALINE CEVAPTIR
      .

      Sual
      :[/b] Üstadım, yağmur duası ve namazın neticesi görünmedi, faydasız kaldı.
      İki üç defa bulut toplandı, yağmur vermeden dağıldı. Neden?

      Elcevap
      :[/b] Yağmursuzluk, bu çeşit dua ve namazın vaktidir, illeti ve hikmeti
      değil. Nasıl ki güneş ve ayın tutulması zamanında küsuf ve husuf namazı
      kılınır ve güneşin gurubuyla akşam namazı kılınır; öyle de,
      yağmursuzluk, kuraklık, yağmur namazının ve duasının vaktidir. İbadet
      ve duanın sebebi ve neticesi emir ve rıza-i İlahidir, faydası
      uhrevidir. Eğer namazdan, ibadetten dünyevi maksatlar niyet edilse,
      yalnız onlar için yapılsa, o namaz battal olur. Mesela, akşam namazı
      güneşin batmaması için ve husuf namazı ayın açılması için kılınmaz.
      Öyle de, bu nevi ibadet, yağmuru getirmek için kılınsa yanlış olur.
      Yağmuru vermek Cenab-ı Hakkın vazifesidir. Biz vazifemizi yaptık; Onun
      vazifesine karışmayız.

      Gerçi yağmur namazının zahir neticesi
      yağmurun gelmesidir; fakat asıl hakiki, en menfaatli neticesi ve en
      güzel ve tatlı meyvesi şudur ki: Herkes o vaziyetle anlar ki, onun
      tayınını veren babası, hanesi, dükkanı değil; belki onun tayınını ve
      yemeğini veren, koca bulutları sünger gibi ve zemin yüzünü bir tarla
      gibi tasarrufunda bulunduran bir Zat, onu besliyor, rızkını veriyor.
      Hatta en küçücük bir çocuk da, daima aç olduğu vakit validesine
      yalvarmaya alışmışken, o yağmur duasında, küçücük fikrinde büyük ve
      geniş bu manayı anlar ki: Bu dünyayı bir hane gibi idare eden bir Zat,
      hem beni, hem bu çocukları, hem validelerimizi besliyor, rızıklarını
      veriyor. O vermese, başkalarının faydası olmaz. Öyleyse Ona
      yalvarmalıyız der, tam imanlı bir çocuk olur. Bu münasebetle kısacık
      altı nokta beyan edilecek.

      Birinci nokta :[/b] Nimet ve rahmet-i
      İlahiyenin fiyatı, şükürdür. Biz şükrü hakkıyla vermedik. Evet,
      rahmetin fiyatını şükürle vermediğimiz gibi; zulmümüzle, isyanımızla
      gazabı celb ediyoruz. Şimdi zemin yüzünde zulüm ve tahribat, küfür ve
      isyan ile, nev-i beşer tam tokada kendini müstahak etti ve dehşetli
      tokatlar yedi. Elbette bir parça hissemiz de olacak.
      İkinci nokta
      : Hadiste var ki: “Hatta deniz dibindeki balıklar dahi günahkar ve
      zalimlerden şekva ediyorlar ki, onların yüzünden yağmur kesilir, hatta
      bizim de nafakamız azalır” derler. 1 Evet, bu zamanlarda öyle günahlar,
      zulümler oluyor ki, rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor, masum hayvanlar
      da azap çekerler.

      Üçüncü nokta : Ayette vardır: “Öyle musibetten
      kaçınız ki, geldiği vakit zalimlere mahsus kalmaz, masumlar ve
      mazlumlar da içinde yanar.” 2 Çünkü, musibet-i ammeden masumlar harika
      bir tarzda, yangın içinde selamette kalsalar, hikmet-i diniye bozulur.
      Çünkü din bir imtihan, bir tecrübedir. O vakit, Ebu Cehil gibi fenalar,
      aynen Ebu Bekir-i Sıddık Radıyallahu Anh gibi tasdik ederler. Onun
      için, musibet-i ammede masumlar da bela çekerler.

      Dördüncü nokta :[/b]
      Şimdi, malda ve rızıkta hilelerle suistimal ile, rüşvetle çok haram
      karıştığı ve ekinciler kendi malına hakkıyla sahip olmadığı ve on
      adamdan iki-üçü tam rahmete müstahak ise, ekincilerin malından istifade
      edenlerden beş-altısı ya zulümle, haram karıştırmakla, ya şükürsüzlükle
      rahmete istihkakını kaybediyor.

      Beşinci nokta :[/b] Risale-i Nur, bu
      Anadolu memleketine, belaların def’ine ehemmiyetli bir vesiledir.
      Sadaka nasıl belayı def ediyor; onun intişarı ve okunması külli bir
      sadaka nev inde semavi ve arzi belaların def’ine çok emareler ve çok
      hadiselerle tebeyyün etmiş. Hatta Kur’ân ın işaretiyle tahakkuk etmiş.
      Ve yazmasını ve intişarını men etmek zamanlarında dört defa
      zelzelelerin başlaması ve intişarıyla durmaları ve Anadolu da ekser
      okunması İkinci Harb-i Umuminin Anadolu ya girmemesine bir vesile
      olduğu Sure-i Ve l-Asr işaret ettiği, bu iki ay kuraklık zamanında
      mahkemenin Risale-i Nur’un beraatine ve vatana menfaatli olduğuna dair
      kararını Mahkeme-i Temyiz tasdik ederek tam bir serbestiyetle Risale-i
      Nur’un intişar ve okunmasını beklerken, bütün bütün aksine olarak men
      edilmesi ve mahkemedeki risalelerin sahiplerine iade edilmemesi ve bizi
      de o cihetle konuşmaktan men etmeleri cihetiyle, belaların def’ine
      vesile olan bu külli sadaka-i maneviye karşı çıkamadı, günahımız
      neticesi kuraklık başladı.

      Altıncı nokta :[/b] Yağmursuzluk bir
      musibettir ve ceza-yı amel bir azaptır. Buna karşı, ağlamakla ve hüzün
      ve kederle, niyaz ve hazinane yalvarmakla ve pek ciddi nedamet ve tevbe
      ve istiğfar ile karşılamak ve sünnet-i seniye dairesinde, bid alar
      karışmadan, şeriatin tayin ettiği tarzda dergah-ı İlahiyeye iltica
      etmek ve dua ve o hale mahsus ubudiyetle mukabele etmektir.
      Hem
      böyle umumi musibetler, ekser nasın hatasından geldiği cihetle, o
      insanların ekseri (kısm-ı azamı) tevbe ve nedamet ve istiğfar etmekle
      def olur.

      Selam ve dua ile…

      Editör
      http://www.sorularlarisaleinur.com

      [/html]

      #710222
      Anonim

        evet çok güzel..bebek yüz thanks..
        kaç kişi şöle yüreği çatlayıp, parçalanana kadar tevbe edip “Allah’ım bizi açlıkla,susuzlukla imtihan etme diye yalvarıyor” ::)  ben inanıyorum ki böle kişilerin sayısı arttıkça rahmet kapılarıda aralanacaktır..
        çok geç olmadan  aklımızı başımıza alıp,toparlanma vakti ne zaman gelecek?
        sözüm meclisten dışarı ::)

        #710240
        Anonim

          Bi sohbette şöyle bi şey duydum.Üstad yağmursuzluk zamanında çokca tövbe istiğfar,hacet namazı,dua,41 taşa 41 yasin okuyup dere kenarı gibi biryere bırakır(taşlar çok küçük olmalı)ta ki inşallah yağmur yağıp o taşları sürükler.Hele şu zamanda kuruyan derelere ilaç gibi gelir inşallah.Biz vazifemizi yaptık O nun vazifesine karışamayız.Rabbim rahmetiyle muamele etsin ve afatsız yağmurlar versin inşallah.

          #710241
          Anonim
            hadim wrote:
            Bi sohbette şöyle bi şey duydum.Üstad yağmursuzluk zamanında çokca tövbe istiğfar,hacet namazı,dua,41 taşa 41 yasin okuyup dere kenarı gibi biryere bırakır(taşlar çok küçük olmalı)ta ki inşallah yağmur yağıp o taşları sürükler.Hele şu zamanda kuruyan derelere ilaç gibi gelir inşallah.Biz vazifemizi yaptık O nun vazifesine karışamayız.Rabbim rahmetiyle muamele etsin ve afatsız yağmurlar versin inşallah.

            41 taşa 41 yasini anlıyamadım :???

            #710365
            Anonim

              aslı yok!…ama siz yinede pikniğinizi yapın iyi eğlenceler…

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.