• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #642741
    Anonim

      YA RASÜLALLAH DERDİMİ DİNLERMİSİN?

      Ya Rasülallah! Bugün seninle dertleşmek istiyorum, şu aciz ümmetini, şu
      günahkâr ümmetini dinlermisin? Bugün sana gözyaşlarıyla derdimi, içimi
      dökmek istiyorum. Kırık dökük de olsa, eksik ve yanlış da olsa, şu günahkâr
      ümmetinin yüreğinden gelen sözleri dinlermisin?

      Sen ki, şehidlerin sultanı, amcan Hz. Hamza’yı şehid eden vahşiyi bile
      dinledin ve O insan bir vahşi iken seninle dertleştikten sonra, kalbinde
      güller açarak bir yiğit, bir yıldız ve bir cennet varisi oldu. Hz. Vahşi
      oldu, senin ümmetin oldu ya Rasülallah

      İşte bende, şu vahşileşen insanların arasından bir an sıyrılarak, Hz vahşi
      gibi, Hz. Enes Bin malik gibi, Hz. Mus’ab Bin Ümeyr gibi ve Hz. Ebu Hureyre
      gibi dertleşmek istiyorum sevgili efendim. Ama O’nlar gibi olmamanın ve
      olamamanın ezikliğini hissederek yine de sana seslenmek ve seninle
      dertleşmek istiyorum, çağlar ötesi bir zamandan efendim…

      Ey gül yüzünde gülücükler eksik olmayan sevgili efendim! Sana ilk önce şu
      itirafımı yapmak istiyorum. Aklıma geldikçe yüreğimi ezen, beni gözyaşlarına
      boğan, şu itirafımı yapmak istiyorum…

      Ya Rasülallah, hani ümmetine seslenirken üzerine çıkıp mübarek ağzından
      inciler döktüğün hurma kütüğü vardı ya, hani ümmetine yine bir gün
      seslendiğinde bu hurma kütüğünün üstüne çıkmayıp Ashabı’nın yaptığı minberin
      üstüne çıkınca, etrafa hıçkıra hıçkıra bir ağlama sesi yayılmıştı ya,
      ağlamanın hiçbir insandan gelmediği anlaşılınca hurma kütüğünün yanına gidip
      onun ağladığını, senden ayrı kalınca hıçkırıklara boğulduğunu görünce onu
      mübarek ellerinle teselli etmiştin ya hani efendim.
      İşte ben, işte ben senden ayrı kaldığım o kadar zamana rağmen bir hurma
      kütüğü kadar ağlamıyorum, ağlayamıyorum gözümün nuru, gönlümün sultanı
      efendim.

      Şu ümmetin bir kütük kadar olamıyor ve ayrılığına yanıp kavrulmuyor
      sultanım. Ne olur, ne olur efendim gel beni de teselli et, bir hurma kütüğü
      gibi ağlamasam da, bir mağaranın önünde bekleyen KITMİR gibi sadık olamasam
      da ve senden ayrılacağını anlayan bir deve kadar içim yanmıyorsa da, ne olur
      Ya Rasülallah ben seni görmeden sevdim, çağlar ötesi zamandan “KARDEŞLERİM”
      hitabına “buyur canımın canı, buyur anamı-babamı ve her şeyimi yoluna feda
      ettiğim canım efendim” diyerek sana iman ettim gönlümün sultanı.

      Sana layık ümmet olmasam da, sana KITMİR gibi sadık kalmasam da, sana bir
      örümcek kadar hasretinle yanmasam da ve seni gördüğünde heyecandan ufacık
      kalbi yerinden çıkacakmış gibi atan bir güvercinin yüreği kadar yüreğim
      tertemiz olmasa da, gel ne olur, rüya da olsa bile gel, gel de şu günah
      çukuruna batmış hafız ümmetini teselli et

      #704732
      Anonim
        [bgcolor=#e10000]O “Gül”, aşkın mihrâbıdır tende cânım “Gül” diyor,

        Mihrâbıdır “Gül” uşşâkın âh eder bülbül diyor,

        Tende cânım âh eder dil-beste gönül diyor,

        “Gül” diyor, bülbül diyor, gönül diyor, Rasûl diyor.[/bgcolor]

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.