• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682582
    Anonim

      Yaratılanı Yaratan’dan Ötürü Seviyoruz!

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:
      “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele!” (Bakara, 155)

      Rasûlullah (sav) buyurdular:
      “Mü’minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64)

      Toplum olarak mutlu yaşamak, herkesi eksiği fazlasıyla olduğu gibi kabul etmekle mümkündür.

      Kabul görme, hoş karşılanma herkesi mutlu eder. Herhangi bir sebepten dolayı, zihinsel, bedensel veya ruhsal eksiklik yaşayan özürlü birey ve ailesini en fazla üzen olay, içinde bulundukları yoksunluğun çevrelerinde kabul edilmemesi, bu nedenle yalnızlığa terk edilmeleridir. Bilhassa kabul görme özelliklerine sahip olmayan/olamayan bu kişi ve yakını ile iletişim kurarken çok dikkat etmek gerekir.

      Kendi koyduğu standartlara uygun olmayan kişilere bakış çerçevesi insanın ahlak anlayışı ile doğru orantılıdır. Çok uzun boylu bir kişiye “sırık”, çok kısa boyluya “yerden bitme”, göremeyene “kör”, yürüyemeyene “topal” diyerek küçümsememek, hor görmemek güzel ahlakın yani Allah ın yarattığına saygının gereğidir. Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmenin gereğidir.

      Bu dünyaya imtihan için gelen insanın iyilik ve kötülükle karşılaşması, sağlıklı ve hastalıklı günlerinin bulunması, yaratılış gayesinin doğal bir sonucudur.
      İnsanın hastalık, sakatlık, bedensel veya ruhsal bir sıkıntıya düşmesi kendisi için bir bağışlanma ve ahirette derece kazanma sebebidir. (Hatice Yıldız, Altınoluk Dergisi, 2006-Aralık)

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      ed-Dârr: Zarar verenleri ve zararlı yönleri de olmak üzere her şeyi yaratan, elem verici şeyleri de halk eden demektir.

      Kısa Günün Kârı
      Sabır, müslümanın öz sermâyesidir. Buna potansiyel güç de denebilir. Ama mü’min kendi aslî sabır gücü ile ayakta durabilirse, en büyük zorlukları aşacak, ulaşmak istediği hedeflere kavuşacaktır. Bu sebeple sabrın ziyâ olduğunu aslâ unutmamak, daima sabır ışığını önde tutmak gerekmektedir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.