- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
27 Nisan 2009: 19:22 #652615
Anonim
Heybeliada’da Ruhban Okulu’nun açılmasını isteyen MİT raporlarında Misyonerlik yaptığı belirtilen, PKK’lı öğrencilere burs verdiği iddia edilen ÇYDD ile Çağdaş Eğitim Vakfı’nın övüldüğü ve hiçbir işlem yapılmadığı Türkiye’de; İslamî duyarlılığa sahip üniversite açılmasını talep eden bir vakfın kapısına kilit vurulmuştu Kenan Kıran’ın haberi …
Rahip yetiştirmek amacıyla Heybeliada’da Ruhban Okulu’nun açılması için girişimde bulunduğu, PKK’lı öğrencilere burs verdiği iddia edilen ÇYDD ile Çağdaş Eğitim Vakfı’nın övüldüğü ve hiçbir işlem yapılmadığı Türkiye’de; İslamî duyarlılığa sahip üniversite açılmasını talep eden bir vakıf kapatılmıştı. Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi’nin fikirleri doğrultusunda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Medresetü’z Zehra adlı üniversite kurmak isteyen Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kapısına kilit vurmuştu.
VAKFIN TÜM GAYRİMENKULLERİNE EL KONULDU
Mahkeme; Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nın tüm gayrimenkullerine el koyarken, vakıf Başkanı Zekeriya Özbek ile Yasin Yıldırım, Gıyasettin Bingöl ve Hüseyin Taşkın’ın, Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı yöneticiliğinden azillerine karar verdi. Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi; 20 Aralık 2005 tarihinde Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nı kapatırken, karardan 13 yıl önce 1992 yılında vakıfta yapılan konuşmaları ve vakfın bülteninde yer alan yazıları gerekçe yapması dikkat çekti.
SAİD NURSİ’NİN HAYATI VE ÖLÜMÜNE KADAR YAPTIĞI ÇALIŞMALARI ANLATMAK SUÇ!
Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararında; Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı Bülteni’nde yer alan yazılar, kapatma gerekçesi gösterildi. Yasin Yıldırım’ın, vakfın bülteninde yer alan yazısında, Said Nursi’nin hayatı ve ölümüne kadar yaptığı çalışmaları anlatması, Said Nursi hakkında 6 yazarın görüşlerinin yer alması, kapatma gerekçesi yapıldı.
VAKFIN GAYRİMENKULLERİNE EL KONULDU
Mahkeme; Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nın tüm gayrimenkullerine el koyarken, vakıf yöneticilerinin azillerine karar verdi. Mahkeme; 20 Aralık 2005 tarihinde Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nı kapatırken, karardan 13 yıl önce 1992 yılında vakıfta yapılan konuşmaları ve vakfın bülteninde yer alan yazıları gerekçe yapması dikkat çekti.
İŞTE SUÇ SAYILAN SÖZLER
Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararında, vakfın kapatılmasına gerekçe yapılan konuşma ve yazılar şöyle:
20 Mart 1992 / Bediüzzaman’ı Anma Paneli: M. Ayhan Topçu: “… Vakfımızın asıl amaçları arasında; üniversite bitirmiş, imanı tam, inancı tam, kafasında ve iç aleminde inkılap yapmış gençleri yetiştirmek vardır. Bu amacını da daha da düzenli, kapsamlı ve planlı olarak yürütebilmek için, Bediüzzaman’ın en büyük ideallerinden biri olan ve Medresetü’z Zehra olarak tarif ettiği Ezher Üniversitesi modelinde bir üniversiteyi Van ilçesinde açmayı kendine görev bilmiştir.”
4 Mart 1992 / Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı Bülteni: Osman Tunç: “Her ülkenin kendine özgü şartları vardır. Bir hareketi yönlendirme yahut o hareketin takip edeceği strateji açısından ülkenin sosyal, siyasal ve coğrafi konumları önemlidir… Bu Türkiye’de de, İran’da da, diğer ülkelerde de böyledir. Ne var ki; İslamî hareketlerin genel nitelikleri değişmez, evrenseldir. İslamî hareketlerin her ülkedeki hedefi aynıdır. Bu hedef İslam devletidir.”
6 Mayıs 1992 / Bediüzzaman’ı Anma Paneli: Mehmet Metiner: “Mektep-medrese ve tekke arasında tarihten beri gelen kavgalar, çelişkiler ve çatışmalar şu gün de varlığını sürdürüyor. Bediüzzaman’ın Medresetü’z Zehra projesi, bu yüzden İslam dünyası için çok önemli bir projedir.”
7 Haziran 1992 / Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı Bülteni: Ali Nar: (…) 5 yıllık ilkokulu şimdi 8 yıla çıkarıyorlar. Tabiî İslamî kafa olsa, çocuğa önce Besmele öğretilir. Kelime-i Şehadet, sağ elle yemek gibi şeyler öğretilir. On yaşından sonra din ve öbür bilgiler öğretilir. Türkiye’de 70 yıldır eğitim-öğretimde yaptıkları… İnsanı… hayvan ve üretici malzeme olarak düşünüyorlar. (…)
(…) Bütün okullar, mabede bitişik yapılacak, ondan gölgelenecek. Mabedden kopartılan ilim, bizi bu günlere getirdi. Mabed, o eğitim kurumunun en görkemli ve huzurlu yapısı, ünitesi olacak.
9 Eylül 1992 / Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı Bülteni: “Bediüzzaman Said Nursi, herkes tarafından ‘Nur cemaati’, diğer tabirle ‘Nur talebeleri cemaati’ diye bilinen dinî hareketin kurucusudur. Bu cemaat, Bediüzzaman’ın yazmış olduğu Risale-i Nur kitaplarını okuyarak, O’nun iman ve İslam konularında yapmış olduğu izahları ve yorumları kabullenmiştir. Nur talebeleri, Risale-i Nur’daki hakikatleri İslam toplumunun oluşması için hayatlarının meşalesini yapmışlardır.”
11 Mart 1996 / “Bediüzzaman Said Nursi, Vefatının 36. yılında anıldı” başlıklı yazı – Hakan Yavuz: “Osmanlı döneminde dinin toplumsal bir çimento görevi gördüğünü, Cumhuriyet’le birlikte bu ortak bağın ortadan kaldırıldığını ve ahlakî sebeplerin ortadan kalkmasıyla birlikteliğinde tehlikeye girdiği, bu durumu sezen Bediüzzaman’ın dinin temeli, yani iman üzerinde durduğunu ve Allah inancını şüpheci kafalara yerleştirmek iman-ı taklidinden iman-ı tahkike geçirmek yolunda çaba sarfettiğini ifade etti.
12 Ağustos 1996 / Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı Bülteni – Osman Tunç: “Bizi asıl ilgilendiren coğrafya, Ortadoğu coğrafyasıdır. Bu coğrafyada yaşayan halkları, ulusları, kavimleri, milletleri -değişik kültür, gelenek, dil ve dinlere sahip olmalarına rağmen- bir araya getirebilecek, tüm farklılıklarıyla bir tek çatı altında yaşatabilecek gücünü ve örneğini tarihten alan formülasyon mevcuttur. Bu formülasyon, kuşkusuz ümmet toplumudur.”SUÇ: SAİD NURSİ’NİN İDEALLERİNE SAHİP ÇIKMAK
Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20 Aralık 2005 tarihli kararında, davalı vakfın, her yönü ile Said Nursi’nin ideallerine sahip çıktığını göstermekte olduğuna dikkat çekerek, şöyle denildi: “Vakfın asıl amacının, senedinden yazılı olmayan, Said-i Nursi’nin ideallerinin gerçekleşmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Vakfın mali imkanları da bu yönde kullanılmaktadır. Zehra Üniversitesi’nin altyapısını oluşturduğu açıkça ilan edilen özel Zehra Lisesi’nin yapımını sürdürmektedir. İdeallerine sahip çıkacak çoğunluk elde etmek amacı ile yayınlar yapmaktadır. Davalı vakıf, kuruluşunun bu amaca hizmet için olduğunu açıkça ilan etmiş olsa idi, hiçbir zaman kuruluş izni almayacaktı. Davalı vakfın, kendisinin de açıkça ilan ettiği gerçek amacı 743 s. M.K.’nun 74/2. ve 4721 s. TMK’nun 101/son maddesine açıkça aykırıdır. Bu amaç, tescil kaydında yazılı olmadığından, düzeltilmesinden de söz edilemez. Bu nedenle davalı vakfın dağıtılması gerekir.
1) Davalı Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı’nın dağıtılmasına; borçlarının tasfiyesinden sonra kalan malların Mazbut Vakıflar Tüzel Kişiliği’ne devredilmesine;
2) Davalılar Yasin Yıldırım, Zekeriya Özbek, Gıyasettin Bingöl, Hüseyin Taşkın’ın, Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı yöneticiliğinden azillerine;
3) Yasal dayanağı kalmadığından, davalı vakıf yöneticilerinin bir daha başka vakıflarda yönetici seçilmemeleri reddine…”“İLMÎ, SOSYAL VE EKONOMİK KALKINMAYA HİZMET EDİYORUZ”
Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı yetkilileri, savunmasında, Türkiye’nin ilmî, sosyal ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmanın vakfın amaçları arasında bulunduğunu, yazar ve akademisyenlere tartışma ortamları hazırlandığını, onların fikirlerinden faydalanılmaya çalışıldığı ve böylece sosyal ve kültürel kalkınmaya, iç barışın sağlanmasına katkıda bulunulduğunu açıkladı. Vakıf yetkilileri; Medresetü’z Zehra projesinin özel, bilimsel, özerk, bağımsız, al-
ternatif üniversite projesi olduğunu, Osmanlı Devleti zamanında ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra TBMM tarafından kabul gördüğünü; ancak hayata geçirilmediğini, (…) Türkiye’de ve özellikle doğu bölgesinde eğitim kurumlarının nitelik ve nicelik olarak dünya standartlarının altında olduğu, okulun yapımının hem vakfın varlık sebebi, vakıf senedinin gereği ve hem de ülkenin ihtiyacı olduğu, teşvik edilmesi gerektiği belirtiliyor.KARTELİN İYİLİK MELEĞİ
Son Ergenekon Terör Örgütü dalgasında evi aranan ve hasta olduğu için gözaltına alınmayan Türkan Saylan, Ergenekon kapsamına alındı diye kartel gazeteleri kıyameti koparmıştı. Başörtülü öğrencileri sorgu odasında sorgulayan Saylan “iyilik meleği” ilan edilmişti.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.