- Bu konu 5 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Haziran 2009: 07:04 #654498
Anonim
Yaz dostları
Kitapların dünyası aşılması zor engeller gibidir. Kâğıt kokusunu, kalemi, yazmayı sevmeyen o engelleri aşamaz. Binbir çeşit yemek dolu bir mutfak mı, yoksa farklı alanlarda yazılmış onbinlerce kitabın olduğu bir oda mı sorusunda, kitaplı odayı tercih edenlerden bahsediyorum. Çünkü kitap okumak tamamen gönüllülük esasına dayanıyor. Kitabın yapraklarını karıştırmayı, hikâyenin sonunu merak etmeyi, kalemle not almayı, kitabın özetini çıkarmayı sevenler, o ruhu gerçekten soluyanlar bu cümleleri anlayabilir ancak, Yoksa iş olsun diye okunan, ödev verildi diye okunan, birisi sorduğunda adını vermek için okunan kitaplar ve o kitapların okuyucuları mevzumuzun dışında.
Kitap okumaya ihtiyaç hissetmek nasıl bir duygu bilir misiniz? Karnınızın acıkması, susamanız, çay istemeniz gibi birşey. O andaki haletiniz, halet-i ruhiyeniz nasılsa, kitapta da öyle. Birşeyler okumanın, kitapların sayfasını çevirmenin, kâğıt kokusunun hasretini çekiyorsunuz. Bir annenin çocuğunu özlemesi gibi. Bir balıkçının denizi, bir marangozun ağaç kokusunu hayallemesi gibi. İşte öyle bir sevda, öyle bir yürek yangını…
Eğer böyle bir yüreğe sahipsek, kitaplarla dostluğumuza güveniyorsak, kitaba verdiğimiz paraya acımıyorsak bu değerlerimizi emanet edebileceğimiz nesillere ihtiyacımız var. Bu viz-yonumuzu ileriye taşımaya, misyonumuzu geliştirip ilerletmeye ihtiyacımız var. Kitaplarla gelişen hayatlar, yetiştirilen ruhlar, olgunlaştırılan dünyalar sadece kitapseverlere mahsus kalmamalı bence. Bu konuda hepimize çok büyük görevler düşüyor. Anne babalara demiyorum, çünkü çevrenin etkisi de yadsınmayacak kadar büyük. Bazen anne babadan öğrenilmeyen, çevreden o kadar güzel öğreniliyor ki, şaşarsınız. 6 yaşındaki oğlumdan biliyorum. Evde yapmadığı pekçok şeyi okulda yapıyor. Menfi ve müsbet etkilenmeler, çevreden daha güçlü geli-yor. Toplum olarak kitapsever bir toplum olmak, öncelikle şahsımıza, daha sonra da gelecek nesillere faydalı.
Nasıl çocuklarımızın güzel yerler kazanması için pahalı eğitim yerlerine götürüp çok yüklü borçlara girebiliyorsak, aynı gayretten birazını da kendilerini tanımaları, kabiliyetlerini keşfetmeleri ve kitap okumayı sevmeleri için harcasak, şimdiki şikâyet ettiğimiz pekçok şeyden, belki de şikâyet etmeyeceğiz. Şimdiki gençler diye başlayan cümlelerimizin sayısı azalacak. Siz ne dersiniz bilmem ama, sadece kitap sevdirmekle bile, çok problemin üstesinden gelebiliriz. Okuyan bir toplum olmak demek, araştıran ve tahkik eden bir toplum demek. Bu da her sorunun altından çıkan “cehalet”in bitmesi demek.
Okulların kapanıp yaz zamanının gelmesiyle, tatil moduna girmemizle birlikte, tembellik döşeğine uzanmadan, ne çocuklarımızı, ne de kendimizi kitaptan uzaklaştırmayalım. Kitap seven hissiyatımızı, yaz güneşiyle kurutmayalım. Tatil, akrabalar, gezintiler derken kitaplarla aramızı açmayalım. Yaz mevsimi kitapsızlık zamanımız olmasın. Vesselâm..!
HAVVA KÜÇÜKKONUR
13.06.2009
Yeniasya13 Haziran 2009: 08:11 #746740Anonim
Siz ne dersiniz bilmem ama sadece kitap sevdirmekle bile, çok problemin üstesinden gelebiliriz. Okuyan bir toplum olmak demek, araştıran ve tahkik eden bir toplum demek. Bu da her sorunun altından çıkan “cehalet”in bitmesi demek.
Allah razı olsun ağabey, çok güzel ve önemli bir konu gerçekten,
kelime hazinesinin çapı ne kadarsa, o kadar anlayabiliyor ve anlatabiliyor insan kendisini, çevresini ve her şeyi,
düşüncelerimizi kelimelerle, cümlelerle ifade edebiliyoruz,derdini “söyleyebilen” derman buluyor,
derdini anlayıp söylemek için elinde kelimeler olmalı, bu kelimeleri birleştirip cümle yapabilmeli, cümleleri derleyip bütünleştirip paragraf oluşturabilmeli insan ki, hem kendisi fark etsin ne istediğini, hem çevresine anlatabilsindünyaya açılan pencerelerimiz oluyor cümlelerimiz, fikrimizi iletiyoruz, iletilen fikirleri alıyoruz, “ iletişim” oluyor..
muazzam bir şey ! muazzam bir hediye !tekillikten çoğunluğa geçiyoruz, kendi dünyamızdan başka dünyalara akıyoruz, çoğalıyoruz, anlıyoruz, yaşıyoruz, gözümüzün gördüğünün ötesinde neler olduğunu
fark ediyoruz,öyle bir şey ki okumak, nerede olunursa olunsun, okunan cümle, okunan paragraf, okunan sayfa, kanatlarına bindiriyor sizi öyle seyahatlere götürüyor ki .. anlatıyor da anlatıyor : )
tabi ne anlatığına dikkat etmek lazım : ) karanlıktan aydınlığa kavuşuyorum derken farkında olmadan kör kuyulara düşmekte olabiliyor işin ucunda : )
13 Haziran 2009: 18:09 #746792Anonim
Allah razi olsun Guzel bir konuyu bizlerle paylasmissiniz.
Gecen sene tanistigim bir arkadasim var, kitap okumayi hiçmi hiç sevmezdi birde ben okuyunca laf atardi nasil zevk aliyorsun diye cok sIKIci falan…
Iste bu arkadasim simdi kitap tiryakisi oldu diyebilirim:)
Yani insanlara Kitaplari sevdirmek o kadarda zor degil bence, sadece kitap okumaya tesvik etmeliyiz gerisi gelir zaten kendiliginden severler ( Galiba sanirsam umarim… 🙂 )
Uzun lafin kisasi Bu konuyu bizlere sundugunuz için tesekkur ederim:)13 Haziran 2009: 19:58 #746811Anonim
Konu çok güzel,yorumlar da öyle..:)
Hepsine katılıyorum.
Ama ve lakin kitaplara verilen paraya acımama konusuna gelirsek acıyorum ne yalan söyleyeyim.
Yemek yemeye parası olmayan kitapseverler de var maalsef..
Bunu da düşünmek gerek bence..
Allah razı olsun El-emeğinize sağlık…14 Haziran 2009: 07:50 #746887Anonim
ALLAH’IM! Kur’ân’ı, kâinatı ve Nur’ları okumayı ve okuyup anlayamamanın önündeki engelleri aşmayı nasip eyle. Âmin.
23 Haziran 2009: 11:27 #747960Anonim
katılıyorumm onlar bizim en iyi dostlarımız onları yanımızdan hiç ayırmamalıyız!…çok ama çok gzL bir araştırma yüreğine sağlık:)
Dua iLe…
27 Haziran 2009: 22:42 #733636Anonim
İlme önem verenlerle bulunmak güzel. 🙂
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.