- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
16 Temmuz 2013: 22:51 #680305
Anonim
Yolculuğumuzun kabirden sonrası
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
Salahattin Bey: “Hayat yolculuğumuz sadece dünya ile
mi sınırlıdır, yoksa kabirden sonra da devam ediyor
mu? Kabirde sual ve hayat nasıl olacaktır?”
İLK İSTASYON: KABİR HAYATI
Kabir hayatı âhiret hayatının ilk durağıdır. Bediüzzaman
Hazretlerinin ifadesiyle, dünyadan başlayıp kabre,
haşre ve ebede kadar uzanıp giden beşer yolculuğunun
ilk istasyonudur.1
Kabir istasyonundan sonra yolculuk da devam ediyor,
hayat da! Hayat devam ediyor; çünkü ruh bâkîdir.
Kabirde insan ceset bakımından ölmüştür; fakat rûhen
hayy’dır, yani hayattadır, yani yaşıyor.
Kabir suâli haktır. Kabir azabı haktır. Kabir saadeti
haktır. Kabirden sonra ruhun cesetle birlikte yeniden
dirilişi haktır. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “İnsan diyor
ki: ‘Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden)
çıkarılacak mıyım?’ İnsan düşünmez mi ki, daha önce o
hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?”2
KABİRDE RUH VE BEDEN
Kabirde azabı ruh çeker, saadeti de ruh görür. Fakat
ceset hissesiz de kalmaz! Kabir hayatı açısından ceset
ölmüştür; fakat rûha gelen darbelerin veya saadetlerin
çok da uzağında değildir.
Çünkü günahlarda ruhun irâde beyanı ve şer tercihi her
ne kadar ön plânda idiyse de; cesedin fiilî rolü ve
bizâtihî iştirâki göz ardı edilebilir mi? Meselâ,
koğuculuğu isteyen ve teşvik eden rûhî kuvveler ise de,
bilfiil icrâ eden dil değil mi? Meselâ, hırsızlığa
yönlendiren rûhî güçler ise de, hırsızlıktan fiilen
beslenen ve faydalanan beden değil mi? Meselâ, içkiye
sürükleyen rûhî temâyüller ise de, içkiyi tadan, haram
eğlenceden beslenen ve keyif alan beden değil mi?
Bunun aksi sevap ve hayır noktasında da düşünülebilir.
Hayra yönlendiren kalbin duyarlılığı ise de, hayır için
çok çilelere katlanan bedenden başkası değildir.
Meselâ, namaz için camiye gitmeye yönlendirdiğimiz
ayaklarımızın hakkından geçebilir miyiz? Bir ihtiyaç
sahibinin elini tutmakta kullandığımız ellerimizin
hakkını görmezden gelebilir miyiz? Haramlardan yana
sevk etmediğimiz ve helâl dâirede terbiye ettiğimiz
bedenimizin muhtelif organlarının mükâfâtı hak
etmediğini söyleyebilir miyiz?
Hiç şüphesiz asıl cismânî lezzet de, cismânî azap da
“ba’sü ba’de’l-mevtten” sonra, yani dirilişi müteâkip
kurulacak mîzandan sonra, yani mahşerden sonra
hayatın Cennet ve Cehennem şeklinde tecellîsi
çerçevesinde görülecektir.
KABİRDE ÇETİN SUAL
Kabir hayatı genel itibariyle ruhanidir. Fakat bir takım
tecellilerden cesedin de hissesini alacağı
anlaşılmaktadır. Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü
Vesselâm şöyle buyurmuştur: “Kabir, âhiret
konaklarından ilkidir. Eğer insan ondan kurtulursa,
gerisi kolaydır! Şâyet kurtulamazsa, gerisi daha
ağırdır.”3
Ebu Hüreyre (ra) anlatmıştır: Resûl-i Ekrem Efendimiz
Aleyhissalâtü Vesselâm şöyle buyurdu: “Ölen kişi
defnedildiği zaman ona siyah ve mavi gözlü iki melek
gelir. Bunlardan birine Münker, öbürüne de Nekir denir.
Melekler sorarlar: ‘Bu zât için ne demiştin?’
Adam, ölmeden önce söylediğini aynen söyler: ‘O,
Allah’ın kulu ve Resûlüdür. Allah’tan başka ilâh
olmadığına ve Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın
O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şehâdet ederim.’
Melekler: “Senin bunu söylediğini esasen biliyorduk!”
derler.
Sonra onun kabri yetmiş metre kare olarak genişletilir,
içi onun için aydınlatılır. Sonra ona: ‘İstirahat et!’ denir.
O da: ‘Aileme dönüp onlara haber vereyim mi?’ der.
Melekler: ‘Gelin-güvey gibi uyu’ derler. ‘Onları
ailesinden en çok sevdiği kişi uyandırır! O kişi, Allah
onu yatağından mahşerde kaldırıncaya kadar rahatça
istirahat eder.
‘Şâyet ölen münafık ise, meleklerin sorusuna:
‘İnsanların ona Peygamber dediklerini işitirdim! Ve ben
de aynı şeyi söylerdim! Fakat hakikat midir,
bilemiyorum!’ der.
Bunun üzerine melekler: ‘Senin böyle söylediğini
esasen biliyorduk!’ derler.
Sonra toprağa: ‘Onun üzerine eğil!’ denilir. Toprak
onun üzerine eğilir. Yan kaburga kemikleri yerlerinden
oynar. Ve Allah onu yatağından mahşerde kaldırıncaya
kadar, böylece toprakta devamlı olarak azap içinde
kalır.”4
Yâ İlâhenâ, Rabbimiz sensin. Bizi kabir azabından,
âhiret azabından ve Cehennem ateşinden muhafaza
eyle. Âmîn.
Dipnotlar:
1- Sözler, s. 27
2- Meryem Sûresi, 19/66, 67
3- Tirmizî, Zühd, 3
4- Tirmizî, Cenâiz, 70 -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.