
Ansızın bir duman yükselir gülüm,
Bu ruhsuz kentin ufuklarında…
Ve.. Yangınlarda gönüller…
Kavrulan bedenindir, kış ikindilerinde..
Ve.. Bin yalana adanmıs taptaze yürekler…
Ağıtlarım SANA’dır.. ZAMÂNA’dır,
Ve.. SENDEKİ BANA’dır, gülüm!..
Bir bir boyun büker fidanlarım,
Dallar tomurcuklanmaz, çiçeklenmez baharlar..
Ve.. Meyve vermez artık ağaçlar..
Bu hasat mevsimidir gülüm!..
Ve.. Biçilen yüreklerdir,
Aysız gecelerde,
Hiç ekilmemiş topraklardan…
Ah!.. Yine yangınlarda yüreğim!..
Ah!.. Bu Aysız geceler!..
Bu bereketsiz toprak, bu ruhsuz şehir!..
Gülleri hep kokusuz, kokuları gülsüz şehir!..
Ah! O, insanları nursuz sehir!..
Biliyorum yangınlarda yüregin!…
Ağıtlarım ZAMÂN’adır gülüm, feryatlarım SANA..
Ve isyânım: SENDEKİ BANA’dır..
Bilirsin: Baş eğmişsem, bu yalnızca RAHMAN’adır..
Ve.. Şikâyetlerim, asla O’ndan degil, ONA’dır..
Yemin olsun ki, ZAMÂN’a, SANA ve SENDEKİ BANA,
Ve.. ilk başta YARADAN’a..
Yemin olsun ki, Va’dedilen, elbet olacak gülüm!..
Iste o gün: Ebâbil Kuşları’nın kanatlarında YÜREKLERİNİZ,
Şehri teslim alacak, Ebrehe’nin Ordusu’ndan..
Şehri ve zamâni..
Ve.. Özbenliklerini, nefsin sultanından..
Ve bitecek yangınlar gülüm!..
Bitecek ve ateşler gül bahçesine dönecek…
Iste O GÜN, Ben olamasam da SENDE,
Bil ki.. Sükürlerim RAHMANA’dır..
Ve bu seslenişim, SANA ve SENDEKİ BANA ve ZAMÂNADIR..
Sezai Karakoç