- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Ağustos 2009: 07:43 #656091
Anonim
Îsarİnsanın, başkalarını kendisine tercih etmesi mânâsına gelen isar, toplumun menfaat ve çıkarlarını şahsî çıkarlardan önce tutmaktır. Susuz kalmış birkaç damla suyunu paylaşıyor Müslüman kardeşiyle, aç ve bir lokma ekmeği olmasına rağmen ekmeğini paylaşıyor Müslüman kardeşiyle…
Onlar öyle mü’minlerdir ki, kendilerini sıkıntı içinde bulsalar dahi, başkalarını kendi nefislerine tercih ederler. (Haşr: 9)
Bu âyet-i kerimede belirtildiği gibi, bizim için önemli olan belki de bizim kurtuluşumuza vesile olacak kavramın ehemmiyetini anlamak ve uygulamak. Biliyorum ve hissediyorum ki, günümüzde böyle mü’minler vardır. Onları her zaman bilemeyiz, çünkü onların sağ elinin verdiğinden sol elinin bile haberi yoktur. Onlar bunu bir vazife bellemişlerdir ki, onlar için bu kavram ekmek, su gibi vazgeçilmez olmuştur. Allah rızası için yaparlar her şeyi onlar. Allah yolunda harcarlar her malı candan, içten ve gönülden.
“Malını Allah yolunda ver, biriktirip sayma, sonra Allah da (cc) sana verirken sayar. Malını bir yere koyup saklama, sonra Allah da (cc) senden saklar.” (Buhari, Müslim)
O mü’minler öyle cömert, öyle cömerttir ki, onları görsek bir, şaşıp da kalırız. Tabiî ki onlara değil, çünkü onlar İslâmı anlamış ve kavramış insanlar. Kendimize şaşarız, acizliğimize şaşırırız, belki de hıçkıra hıçkıra ağlarız da gözlerimizden akan yaşlar damla damla gider o cimri yüreğimize, onu boğup da öldürür. Gönül dilimiz de nasibini alır bundan, o da düğüm düğüm olur. Çünkü o bizim acizliğimizi, vefasızlığımızı, şükürsüzlüğümüzü, cimriliğimizi, bencilliğimizi bilen tek şeydir.
“Cömertlik, cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları yere sarkmış durumdadır. Kim o dallardan birine sarılırsa, o dal onu cennete götürür.” (Darekanti)
Buradan bütün Müslümanlara sesleniyorum. Bu bir acizin seslenişi:
Zaman cimrilik zamanı değil, zaman fedakârlık zamanı. Zaman bu dallara birlikte sımsıkı tutunma zamanı. Bu dallar bizi bekliyor. Sevgi ve saygılarımla.N. SERKAN DAĞLI
07.08.2009
Elif-Yeniasya8 Ağustos 2009: 15:02 #752510Anonim
İnsanların Durumlarına Göre İsar’ın Dereceleri
İnsanların temsil durumları itibarıyla îsâr da kendi içinde derece derecedir:
1- Başkalarını yedirip içirip kendisinin aç ve susuz durması ve başkalarını görüp-gözettiği halde kendisini yer yer ihmal etmesi ki, herhangi bir kul hakkını çiğnememe kaydıyla ebrâr ahlâkındandır ve insanı evc-i kemâlât-ı insaniyeye çıkarır.
2- Herkese ve her şeye rağmen, Allah’ın ona olan bütün ihsanlarını, sadece ve sadece O’nun rızasını düşünerek bezletmektir, bezlettikten sonra da düşünmemektir ki mukarrabînin tavrıdır.. ve bu tavrın temsilcilerinde verme hazzı birkaç kadem daha alma sevincinin önündedir.
3- “Îsâr-u îsârillâh” sözleriyle ifade edilen haldir ki; apaçık husûsî mazhariyetlere bile birer mahmil bularak, ücret ve huzûzât vaktinde bütün mevhibeleri nisyâna gömüp, sadece ve sadece O’nu duyup, O’nun varlığının ziyâsının gölgesi olduğunu hissetmektir ki, “Akrabü’l-Mukarrabîn”in yoludur. Bu mânâda, Hz. Şeref-i Nev-i İnsan ve Ferîd-i Kevn-i Zaman bir îsâr kahramanıdır ve O kahramanın mîrâcı da bu engin arayış sayesinde O’nu aranan biri haline getirmenin serencâmesidir.. O’nun gökler ötesi âlemlerden, dönüp insanlar arasına inmesi hiç kimseye nasip olmayan bir “îsâr” derecesi ise, ümmeti adına cennetten çıkıp cehennemlere gözyaşı salması, salıp bütün insanları dilemesi de hiç kimsenin tasavvur bile edemeyeceği bir başka îsâr derinliğidir.
sızıntı ocak 95
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.