• Bu konu 35 yanıt içerir, 16 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
6 yazı görüntüleniyor - 31 ile 36 arası (toplam 36)
  • Yazar
    Yazılar
  • #760704
    Anonim

      Ve Bihi Nesteinu

      Bu ifade bazı derslerde;
      Tarikat, Tarik (YOL) manasına kullanılmıştır.
      Bazı derslerde ise;
      Tarikat (tasavvuf ilmi ve mesleği) manasına örfi olarak kullanılmıştır.

      Tasavvuf ilmi ve mesleği:
      Zorlama ameliyeler ile ve zikir ağırlıklı bir terbite ve talimin,tasavvuf ilmi ve amelleri ile, kulun bud’iyeti noktasından hareketidir.Yol uzun ve berzahlarla doludur.ile ahir..

      Hakikat ilmi ve mesleği:
      Zorlama olmadan HUZUR ağırlıklı terbiye ve talimin HAKİKAT ilmi ve amelleri ile,Allah’ın kurbiyyeti üzerine tesis edilmiş ve berzahlara uğramadan zahirden hakikate geçmek ve hakikatte hakikat ilmi ile talim ve terbiye ve ALLAH’A VASIL olmak vardır.

      Üstad r.a zaman tarikat zamanı değil imanı kurtarmak zamanıdır dediği tarihler..!!
      o tarihlerde:
      camiler kapatılmış
      ezanlar yasak edilmiş
      şeairler yasak edilmiş
      kısaca DİN ADINA NE VARSA YIKIMA TABİ TUTULDUĞU zamanlarda, Üstad r.a mahkemelerde zaman tarikat zamanı değil..!! (SİZİN GİBİ ZALİMLERİN ELİNDEN İMANI KURTARMAK ZAMANIDIR) DEMİŞ..İmanın erkanına taarruz var, ALLAH DEMEK YASAK olan bir zaman.

      Tarih 1950 lerde Üstad demiş:
      ” Şimdiye kadar ben yalnız İmân hakikatini düşünüp “Tarikat zamanı değil, bid’alar mâni oluyor” dedim. Fakat şimdi, sünnet-i Peygamberî dairesinde, bütün on iki büyük tarikatın hulâsası olan ve tariklerin en büyük dairesi bulunan Risale-i Nur dairesi içine, her tarikat ehli kendi tarikatı dairesi gibi görüp girmek lâzım ve elzem olduğunu bu zaman gösterdi”.demiş.

      Birde bu ifade hususi bir ifadedir ki:

      Kendi Talebelerine hitaben
      (tarikati tasavvuf (örfi)manasında kullanarak)
      Bizler Risale-i nur mesleğini, HAKİKAT İLMİNİ tatbik ederek, Allah’a vasıl olacaz. İşte o Tarikatlerin içinden kasır fehmimle kur’andan aldığım bu kısa tarik acz,fakr,şefkat ve tefekkür tarikidir, Tarikatten (tasavvuftan) ziyade hakikattir.
      .. şu asrın insanına böyle kısa bir tariki ihsan etmek Rahmet-i Hakimenin şanındandır.

      Bu kısa tarikin evradı:..(26.sözün zeyl ve hatimesi) 26 adet sözlerin bu kısa tarikin hakikat ilmi ve o ilmin talim ve tatbiki olduğunu ifade eder.

      Telvihat-ı tissa, ehli tasavvuftan ziyade ,Ehli hakikat için,tasavvuf mesleğini ilmen açıklayan ve Risale-i nurun hakikat mesleğinin esaslarınıda talebeleri için ders veren hakikat derslerindendir.

      Risale-i nur mesleğinde, Tarik-i hakikatte :
      Kalbin hareketi,tasfiyesi vardır,(acz hatvesinde)
      Nefsin tezkiyesi vardır (fakr hatvesinde),
      Ruhun terakkisi vardır (şefkat hatvesinde),
      Aklın tekemmülü vardır (tefekkür hatvesinde) ile ahir..

      #760709
      Anonim

        Bediüzzaman Hazretleri tarikata karşı mıydı?

        Bediüzzaman Hazretleri tarikata karşı değildinokta.gif.

        Bediüzzaman Said Nursi, “Zaman tarikat zamanı değil; hakikat zamanıdır.” sözüyle ne kastetmiştir?
        Bize göre bunun manası şudur: “Zikirde bir zevk vardır. Ehli tarik, bu zevkin keyfine dalar, belki ömür boyu zikirle meşgul olur. Biri çıksa, dese ki, “Allah nedir?” O şahıs bu soruya ağlayarak cevap verir. “Allah’a inanıyoruz.” der, orada kalır. Eğer ehli hakikat olsaydı, diyecekti ki: “Kardeşim, Allah’ı sıfatlarıyla öğrenebiliriz. Esma-ül Hüsna kitaplarında anlaşılmayan yerler varsa beraberce okuyalım, üzerinde düşünelim böylece hakikate dönmüş oluruz.”

        Düşmanın söylemediğini nefis söylermiş. Yani nefis ve şeytan kalbe şüphe atar. Hem nefsimizi susturmak hem de şüphesi olanları ikna etmek için imanın esaslarını ispatlı şekilde anlar ve anlatırız. Bediüzzaman’ın hakikatten kastetmek istediği de budur.

        Esat Coşan hocamız profesördü. Avustralya’dayken, tarikat ayağıyla İslamiyet’i yaymaya başladı. Öyle hızla yayılıyordu ki; Avustralya hükümeti kıtanın bütünüyle Müslüman olacağından korktu.

        Almanya’da bir konferansımda “Her şeyi yaratan Allah’tır.” dedim, bir şahıs “Gübreleri de mi yaratan Allah? Böyle pis işlere Allah’ı niye karıştırıyorsunuz?” diye itiraz etti. Ona cevaben dedim ki: “Peki Allah yaratmadı da kim yarattı? Evet, gübre pistir amma, tarlaya çekilen gübre mahsulâtı artırır. Gübrenin pisliğini gördüğünüz gibi, buğdayın, elmanın, gülün temizliğini de görün.” Bunları duyan bir arkadaş, ağlamaya başladı. İşte, “Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır.” sözünün manası da budur. Yani zikir yaparak ağlıyorsunuz, Allah’ın verdiklerine bakarak da ağlayınnokta.gif.

        Tarikatlar, İslam üniversitesinin fakülteleridir. Nasıl ki tıp fakültesi, teknik üniversite, güzel sanatlar gibi çeşitli fakülteler var; bunlar eğitimin kolaylığı içindir. Aynı şekilde cemaatler de böyledir. Her cemaat, azizdir, muhteremdir. Hiçbir cemaate karşı çıkamayız. Üstad, “Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur.” buyurmuştur. “Cadde-i Kur’aniye’deki kardeşlerinizi tenkit etmeyiniz.” buyurmuştur.

        Ben, Süleyman Hilmi Tunahan’ın da talebesiyim, Mahmud Efendi’nin de talebesiyim, Esat Coşan’ın da talebesiyim, Bediüzzaman’ın da talebesiyim. Hiçbirine muhalefetim yoktur.

        29. Mektup’ta ‘Telvihat-ı Tis’a’ bahsi vardır. Tarikatlarla ilgilidir. Bu bölümü okuyan görür ki, tarikatlara hiçbir itiraz yoktur.

        O devri iyi anlamak lazım. O zamanlar tarikatlar yasaklandı, tekkelerin kapısına kilit vurulu. Şeyhler asıldı. Kur’an yasaklandı. O sıra Bediüzzaman meydana çıktı. “Sen şeyh misin?” diye üzerinde çok durdular. Şeyhse suçtu bunokta.gif. Tarikata girmek suçtu.

        Uzun don giyenlerin, yemeği sağ eliyle yiyenlerin, duvarlara çıplak kadın resmi asmayanların ‘gerici’ diye itham edildiği, sürgüne gönderildiği bir dönemdi. “Bu hali kabul etmezsek ilerleyemeyiz.” diyorlardı.

        Bediüzzaman Hazretleri, tarikata karşı değildi. Gece gündüz devamlı zikrederdi. Zikirleri sesliydi. Barla’da, Emirdağ’da ona yakın oturanlar derlerdi ki; “Hocaefendi gece gündüz zikrediyor, biz sesini duyuyoruz.” Tesbihat’la, Cevşen’le, Risale-i Nur’a bir nevi zikir de ekledi. Böylece pek çok kardeşimiz bunları okuyarak, zikir yönlerini de tatmin etti.

        Tarikatın bütün özelliklerini, güzelliklerini hayatında yaşayan biri, “Ben çocukken Kâdiri’ydim.” diyen biri, Nakşi tarikatının tüm gereklerini yerine getiren biri, tarikata nasıl karşı olabilir?

        Hekimoğlu İsmail – Zaman
        31/10/2009


        #760761
        Anonim

          Ve Bihi Nesteinu

          Telvihat-ı tissaya kısaca bir bakalım HAKİKAT mesleğinin, hakikat derslerinden kısa numuneler alalım inşaallah.

          ALTINCI TELVİH: “Üç Nokta”dır.

          Birinci Nokta: Velayet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini; Sünnet-i Seniyeye ittiba’dır. Yani: A’mal ve harekâtında Sünnet-i Seniyeyi düşünüp ona tâbi’ olmak ve taklid etmek ve muamelât ve ef’alinde ahkâm-ı şer’iyeyi düşünüp rehber ittihaz etmektir.

          İşte bu ittiba ve iktida vasıtasıyla, âdi ahvali ve örfî muameleleri ve fıtrî hareketleri ibadet şekline girmekle beraber; herbir ameli, sünneti ve şer’i o ittiba’ noktasında düşündürmekle, bir tahattur-u hükm-ü şer’î veriyor. O tahattur ise, sahib-i şeriatı düşündürüyor. O düşünmek ise, Cenab-ı Hakk’ı hatıra getiriyor. O hatıra, bir nevi huzur veriyor. O halde mütemadiyen ömür dakikaları, huzur içinde bir ibadet hükmüne getirilebilir. İşte bu cadde-i kübra, velayet-i kübra olan ehl-i veraset-i nübüvvet olan sahabe ve selef-i sâlihînin caddesidir.

          Bu alınan kısa Numune, Telvihat-ı tissanın ehli hakikate nasıl dersler verdiğini ve hakikat dersleri olduğunu göstermektedir.

          Hulasa: Risale-i nur’da bu manaları ifade eden dersler ihtiyaçtan fazlasına kafi gelecek derecede fazladır..Nazarın ve niyetin değişmesi ile derslerin mahiyet ve manalarıda değişmektedir. Her kim, Üstad r.a hın ve Erkan ve Varis (ks) talebelerinin nazarı ile bakar, ve o nazara sahibdir, O zatlardan ders almıştır ve gereğini ifa etmiştir, işte o nisbette Risale-i nurda, ona sırlarını açar ve HAKİKAT mesleğini ve HUZUR mesleğini tebasına tatbik için derslerini verir, her bir ders, dersin muhatabına..

          #781355
          Anonim

            Soru:
            Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin tarikata bakışı nasıldı? Farklı yerlerde ” tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır” ve “kalbi işlettirmenin en güzel yolu tarikattır” dediğini biliyorum. Bir karara varamadım, lütfen açıklar mısınız?

            Cevap:

            Üstad Bediüzzaman, Risale-i Nur’un çok yerlerinde, Tarikat ve Tasavvufu kabul edip müdafaa etmiştir. Hiçbir zaman, Tarikat ve Tasavvufun aleyhinde söz söylememiştir.
            Üstad, Tarikat ve Tasavvufun zatı ve özünü değil, sonradan içine girmiş bazı arıza ve hataları tenkit etmiştir. Ekseri tenkit ettiği hususlar, Tarikat ve Tasavvuf erbabının bazı aşırılık ve hatalarıdır. Üstad, bu hataları Telvihat-ı Tisa adlı risalesinde, sekiz varta şeklinde özetlemiştir.

            Üstad, yine aynı Telvihat-ı Tisa adlı risalesinde, Tarikat ve Tasavvufun dokuz fayda ve güzelliğini sayarak, Tarikat ve Tasavvuf lehinde olduğunu ilan ediyor..
            Üstad’ın, “zaman tarikat zamanı değildir” demesinden, tarikatı inkar ya da tahkir anlaşılmamalı. Zira Üstad, zamanın gereği ve ilcaatına göre meseleye bakıyor. Tarikat ekseri olarak sağlam iman sahibi ve farzları ifa eden ehli takva Müslümanların velayet derecesine çıkmasını temin etmek için tasarlanmış manevi bir seyahattir. Bu yüzden Tarikatın en mühim şahı ve piri olan İmam Rabbani Hazretleri, “imanı tahkiki olmayan ve farzlarda kusuru olanlar tarikat seyahatinde gidemezler” diye hüküm vermiştir. Demek tarikatın mukaddemesi olan; sağlam iman ve farzların ifası olmasa, Tarikatta gitmek esaslı olmuyor.

            Halbuki günümüzdeki insanların mutlak çoğunluğu, tahkiki iman sahibi değil ve farzları ifa edemiyor, hatta çoklarının imanı tehlikede. Böyle bir toplumsal yapıda öncelikli görev sağlam bir imanı vermek ve akabinde farzları ifa etmesini temin etmektir. Yoksa Allah’ın varlığından şüphe duyan adamlara, tarikat dersi vermek pek fayda vermez. Üstad, bu toplumsal gerçeği iyi okuduğu için, “zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır” diye hüküm veriyor.

            sorularlarisale

            #781357
            Anonim

              akna kardeş Allah razı olsun çok güzel olmuş istifademiz bol olsun inş..

              #783485
              Anonim

                @akna 222612 wrote:

                Soru:
                Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin tarikata bakışı nasıldı? Farklı yerlerde ” tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır” ve “kalbi işlettirmenin en güzel yolu tarikattır” dediğini biliyorum. Bir karara varamadım, lütfen açıklar mısınız?
                sorularlarisale

                ve bihi nesteinu

                Evvela ” tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır” böyle bir metin risalelerde mevcud değildir..

                zaman tarikat zamanı değil denen yerin ilavesinde,imanı kurtarmak zamanıdır diye veya başka bir ifade ile devem edilmiştir..!

                telvihat-ı tissada şu ifade vardır..” tarikat tasavvuf namı ile..” evet örfi manada tarikat tasavvuf manasında kullanılsada,lugat manasıda arabi manasıda,hakiki manasıda yol anlamınadır..!

                Üstadımız o ifadeyi 1935 lerde camiler kapalı, allah demenin yasak olduğy ,tekke zaviye gibi kurumlarında olmadığı bir zamanda demiş” zaman tarikat zamanı değil SİZİN GİBİ ZALİMLERDEN İMANI KURTARMA ZAMANIDIR..!”

                Hemde risale-i nur talebelerine derstir,mesleğimiz tasavvuf değil manasında..!

                1950 lerde üstad demiş” ben şimdiye kadar,tarikat zamanı değil,bid’alar mani oluyor derdi,şimdi 12 TARİKATIN HULASASI VE TARİKATLERİN EN BÜYÜK DAİRESİ OLAN RİSALE-İ NUR DAİRESİNE her tarikat ehl-i kendi dairesi gibi görüp girmek elzamdir(manasında) ders vermiştir..!

                kısaca: Tarik : yol
                tarikat:yollar
                tasavvuf: zorlama ameliyeler ile dolu terbiye ilmi ve mesleği
                hakikat:zorlama olmayan kolay bir ilim ve mesleğin adı

                Tarik veya Tarikat: Allah2a vasıl eden yola denir: bu yolda ilerleyen ya tasavvuf ilmi ile,ya hakikat ilmi,acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür gibi, yada şeriat ilmi ile eilerler..

                İşarat-ul icaz tefsirinde ,sure-i fatihanın tefsirinde,
                “Tarîk” veya “sebil” kelimelerine “sırat” kelimesinin tercihi, mesleklerinin etrafı mahdud ve işlek bir cadde olduğuna ve o caddeye girenlerin bir daha çıkmamalarına işarettir.”

                İşte bundandırki 26 adet sözlerin ders verdiği hakikatleri 26.sözün zeylinde” acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür tarikinin, hakikatin ilmine,kur’anın hikmetine,şeriatın hakikatine dair 26 adet sözlerde açıklamıştır ifadesi mevcuddur..!

                hulasa:
                tarik ve tarikat
                tesbih ve tesbihat gibi
                tekil ve çoğul ifade eden arabi gıramerin özelliğindendir..!

              6 yazı görüntüleniyor - 31 ile 36 arası (toplam 36)
              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.