- Bu konu 21 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Mart 2009: 17:55 #736919
Anonim
medreseli;114223 wrote:bedir ve uhud harbinde bulunmayı isterdim
ayrıca hz hamzayı allahın arslanını izlemyi çok isterdim
bir alimin deyimiyle biçerdöver gibi bir baştan diğer başa giden şehitler sultanını göremek isterdimAbi yani maşallah siz de savaşçı ruhlusunuz.Küçükken çocuk dövmeler,dedenize yaptığınız …Abi korktum valla:002:
30 Mart 2009: 17:58 #736920Anonim
goldenrosea;114225 wrote:Abi yani maşallah siz de savaşçı ruhlusunuz.Küçükken çocuk dövmeler,dedenize yaptığınız …Abi korktum valla:002:yok kardesım ya sen bakma kucukken herkes yaramaz olur 🙂
normalde savaslardan ölümlerden nefret ederım ;
ama islamıyet ıcın yapılan savasları ınsan merak edıyor ….
hem ((daha bıkeresınde de anne annemın kafasını kırmıtım yanlıslıkla 🙂 ))
cocuklugum bıtaz ılgınctır ,yapacak bısey yok :)….30 Mart 2009: 22:39 #736948Anonim
asrı saadete yahut yavuz dönemine
31 Mart 2009: 07:27 #736958Anonim
SeYeLaN;113499 wrote:ama BELKİ başka şekilde aramızdan ayrılacaktı…BELKİde yaşayacaktı… yani orasını biz bilemeyiz…Şunu belirtelim ki, Allah’ın ilminde yer alan ecel değişmez. Buna “ecel-i müsemma” denilir. Fakat Levh-i Mahfuzda veya melekler tarafından yazılı olan ecelin –belli şartlara dahilinde- değişmesi mümkündür. Buna “Ecel-i kaza” denir. “Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazları, marazları/hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 16113) anlamına gelen hadislerde de bu gerçeğe işaret edilmiştir.
Ecel-i müsemmaya ecel-i mübrem denildiği gibi, ecel-i kazaya ecel-i muallak da denilir. Ecel-i Müsemma Allah’ın ilminde, levh-i ezelîde olan, kesin ve değişmez eceldir. Ecel-i kaza ise, Levh-i mahfuzda kesin şeklinde gözüken ve şartlara bağlı olarak değişebilen eceldir. (bunun hiç değişmeyen bir şekli de vardır).
Ecel-i müsemma değişmez olduğundan asıldır. Levh-i mahv ve ispatta yazılan Ecel-i Kaza ise ona aykırı olamaz. Dolayısıyla, Ecel-i kazanın gerçekleşmesi, aynı zamanda ecel-i musemmanın gerçekleştiği anlamına gelir.(krş.. B. S. Nursi, Lemalar, s. 104; Barla, s. 349).
“O, sizi bir çamurdan yaratan, sonra bir decel/bir ömür süresi tayin edendir. Bir de O’nun nezdinde muayyen bir ecel vardır”(Enam, 6/2) mealindeki ayette bu iki ecel türüne işaret edilmiştir. Bu konuda tefsircilerin değişik yorumları vardır. Biz bu görüşü tercih ettik.(Bk. Alusî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri). Ayetin kapsamı bütün o görüşlere işaret etmiş de olabilir.“Herhangi bir canlının ömrünün uzaması veya kısaltılması mutlaka bir kitapta yazılıdır. Bütün bunlar elbette Allah’a pek kolaydır”(Fatır, 35/11) mealindeki ayette de, ömrün-normal tabii seyrinden- daha kısa veya daha uzun olabileceği ifade edilmiştir.
Aşağıda söz konusu ettiğimiz hususları da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
– Allah’ın ilminin ön gördüğü, hikmetinin uygun bulduğu şartlar çerçevesinde “sadaka-anne-babaya saygı, itaat” gibi manevî değerler bazında ömrün uzaması mümkün olduğu gibi, “hayatın biyolojik çalışmasının devamını sağlayan maddî şartların iyileştirilmesi durumunda, ömrün normal standart çıtasını yukarıya çekmek de mümkündür” Ve tabii ki, bu da Allah’ın ilim ve izni dışında değildir.
– Bediüzzaman’a göre, Hz. İsâ’nın mucizesinden bahseden “(İsâ şöyle dedi Allah’ın izni ile, körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim.” (Âl-i İmrân, 3/49) meâlindeki âyet, en müzmin hastalıklarının da ilâcının bulunabileceğine, hattâ ölüme bile geçici bir hayat rengi vermenin mümkün olduğuna işaret etmektedir. Yüce Allah, bu âyetin işaret diliyle mânen diyor ki: “Ey insan! benim için dünyayı terk eden bir kuluma iki hediye verdim. Biri; mânevî dertlerin dermanı, diğeri de maddî dertlerin ilâcı. Ölmüş kalpler onun getirdiği hidâyet nuru ile diriliyor. Ölmüş gibi hastalar da, onun nefesiyle ve ilâcıyla şifâ buluyor. Sen de, benim hikmetle kurduğum yeryüzü eczanesinde, her derdine deva bulabilirsin. Öyleyse, çalış bul. Kuşkusuz ararsan bulursun.” İşte bu âyet, şimdiki tıbbî gelişmelerin çok ötesinde, daha ilerideki hududuna işaret ediyor, insanları teşvik ediyor. (Sözler, 265-266)
sorularla islamiyet
31 Mart 2009: 08:58 #736965Anonim
Allah razı olsun saya paylaşımın için ,Yani ecel-i müsemma değişmez ama ecel-i kaza değişebilir.Ecel-i kazanın gerçekleşmesi de ecel-i müsemmanın gerçekleşmesi demek oluyor aynı zamanda.Ecel-i kazanın değiştirilmesi de olabiliyor fakat e.müsemma değişmiyor.
Pekiii bu ecel-i müsemma yani değişmeyen ecel kapsamına giren noktalar nedir?Ecel-i kaza nelerdir? Bunlardan da bahsedebilir miyiz? Mesela doğum,ölüm …Bu gibi şeyler midir?Aslında ayrı bi konu da açabilirdik .Ayrıntılı bi konu ..Ama olsun bakalım iki konu birden kimi buraya bakar kimi zamana yolculuk konusuna bakar …
31 Mart 2009: 10:10 #736970Anonim
niye hep geçmişe gidiyoruz ki?
ben geleceğe yolculuk yapmak istermiydim acaba :023:
galiba etmezdim kötü bişey olucanı öğrendiğimde acısı olay olmadan başlardı ama merak işte :rolleyes:31 Mart 2009: 20:17 #737023Anonim
Elif_Gibi;114329 wrote:niye hep geçmişe gidiyoruz ki?ben geleceğe yolculuk yapmak istermiydim acaba :023:
galiba etmezdim kötü bişey olucanı öğrendiğimde acısı olay olmadan başlardı ama merak işte :rolleyes:
Yapın kardeş isterseniz geleceğe de yolculuk yapabilirsiniz,biletler benden:011:
Fekat senin de dediğin gibi ne olacağını görseydik.Hayatımız anlamsız olurdu değil mi?Yaşadığımız anın tadını çıkaramazdık.Bu konuda çok fazla bilim kurgu filmleri var .Geçmiş ve geleceğe yolculuklarla ilgili…
Mesela Tom Cruise’ un bi filmi vardı.Adını hatırlamıyorum .Gelecekte işlenen cinayetler önceden tespit edilip önlemler alınabiliyordu.Yine geçmişe geri dönüp hataları düzeltmekle ilgili filmlerde çok…5 Nisan 2009: 14:43 #737637Anonim
goldenrosea;113495 wrote:Ben şunu düşünürdüm bazen yani biz bugünün teknololojiyle geçmiş zamana dönebilseydik bugün kü teknolojiyi yani dünün imkansızlarını hayallerini onlara nasıl anlatabilirdik acaba .
Gittiğim osmanlı döneminde şöyle bir konuşma yapıyorum insanlar merakla etrafımda toplanıyor ve ben bütün yenilikleri anlatmaya çalışıyorum ve zorlanıyorum tabi.
-Eeeee şeyyy şimdi bilgisayar nasıl desem ki ….Bilgiyi işlenebilir hale getiriyor yani veri işliiyor ve depoluyor.
-???????
-Peki sana inanacaz hele bi bilgisayar yap da görelim
Bu sefer de ben
-???????
her halde sonunda beni akıl hastası zannederlerdi.bazı insanlar vardı ki o dönemde, gelecekte şöyle olcak ya da böyle teknoloji olcak diye yorum yapmışlardır… o yüzden seni akıl hastası değil, belki de geleceği bildiğin için farklı düşünürlerdi:dft002:
Gelelim bana bende Peygamber (s.a.v) Efendimizi görmek isterdim, ama yine bu dönemde yaşamak isterdim…
çünkü Efendimiz(s.a.v) beni görmeden seven ümmetim daha hayırlıdır….buyurmuştur… -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.