- Bu konu 4 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Ocak 2008: 16:06 #646705
Anonim
Üstad diyor ki:
Azamet ve kibriya ve nihayetsizlik noktasında, ya gaflete veya mâsiyete veya maddiyata dalmak sebebiyle darlaşan akıllar, azametli meseleleri ihata edemediklerinden, bir gurur-u ilmî ile inkâra saparlar ve nefyederler. Evet, o mânen sıkışmış ve kurumuş akıllarına ve bozulmuş ve mâneviyatta ölmüş olan kalblerine, çok geniş ve derin ve ihatalı olan imanî mes’eleleri sığıştıramadıklarından, kendilerini küfre ve dalâlete atarlar, boğulurlar.Şimdi dikkat:
İ’lem eyyühe’l-aziz! Kelime-i Tevhidin tekrarla zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir.
Zikirle kalbi bağlayan bağlar çözülünce….Kalb ne kadar şeffaf ve parlak olursa anlama kuvveti ortaya o kadar çıkar.Çünkü zikir kalbi parlatır.
11 Haziran 2008: 12:29 #719066Anonim
Bu yazdıklarınız tamammen doğru, nur talebeleri namazdan sonra sünnet-i seniyeden olan Allahın c.c isimlerini 5 vakit okurlar ve 33 adet kelime -i tevhid çekerler en az.
konuyu tarikata çevirecek olursanız ki konu oraya kayıyor.
Üstad bu zaman tarikat zamanı değil demiştir. Bu konuya daha geniş bir zamanda girmek lazım , bu konu başka bir konu.14 Haziran 2008: 05:40 #719068Anonim
Sevgili kardeşim,
Bediüzzaman, günümüz şartlarında “ilim içinde hakikate bir yol bularak” yeni bir yol, yeni bir çığır açmıştır. Kendisi doğrudan tarikatta olmamakla birlikte tarikatların zikirlerini okumuş, o yolların feyzinden istifade etmiştir.“Nur risalelerinin 12 tarikatın hülasası olduğunu” söyler.
Bediüzzaman, üveysi bir surette, kimden ve nasıl ders aldığını, Emirdağ Lahikasında şöyle ifade etmektedir:”Zaten Üveysi bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Azamdan (k.s.) ve Zeynelabidin (r.a.) ve Hasan, Hüseyin (r.a.) vasıtasıyla İmam-ı Ali den (r.a.) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.”
Ancak vurgulamak istediğimiz mana Zübeyir Ağabeyin de söylediği ‘evrada azami dikkat’ meselesidir.Selametle…
7 Ağustos 2008: 15:03 #719226Anonim
öncelikle arkadaşların risalede bu konuları okumalarını en kısa bir şekilde 5 mektupta bilgi edinebilirler.
.
Birde abiciğim konuların kaynağı risaleleden olursa daha ikna edici olacağına inanıyorum.
o yüzden hatıralardan çok risalelerden yazmaya çalışıyorum.
…
Madem hakikat böyledir. Ben tahmin ediyorum ki, eğer Şeyh Abdülkadir Geylânî (r.a.) ve Şah-ı Nakşibend (r.a.) ve İmam-ı Rabbânî (r.a.) gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarf edeceklerdi. Çünkü saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennete gidemez; fakat tasavvufsuz Cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut, tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise, Cenâb-ı Hakkın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa, o yola karşı lâkayt kalmak elbette kâr-ı akıl değil. İşte, otuz üç adet Sözler, böyle Kur’ânî bir yolu açtığını, dikkatle okuyanlar hükmediyorlar. 5. mektup
…2 Kasım 2008: 08:28 #720806Anonim
zafer karlı;76889 wrote:Sevgili kardeşim,Bediüzzaman, günümüz şartlarında “ilim içinde hakikate bir yol bularak” yeni bir yol, yeni bir çığır açmıştır. Kendisi doğrudan tarikatta olmamakla birlikte tarikatların zikirlerini okumuş, o yolların feyzinden istifade etmiştir.“Nur risalelerinin 12 tarikatın hülasası olduğunu” söyler.
Bediüzzaman, üveysi bir surette, kimden ve nasıl ders aldığını, Emirdağ Lahikasında şöyle ifade etmektedir:”Zaten Üveysi bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Azamdan (k.s.) ve Zeynelabidin (r.a.) ve Hasan, Hüseyin (r.a.) vasıtasıyla İmam-ı Ali den (r.a.) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.”
Ancak vurgulamak istediğimiz mana Zübeyir Ağabeyin de söylediği ‘evrada azami dikkat’ meselesidir.Selametle…
”Her gün Hizb’ül-Hakaik’ten bir parça okumak lazım;tâ ki, ehl-i küfre galebe çalınsın,onların sihirlerinin ufuneti kırılsın”
derdi Zübeyir Ağabey..
Kamil Yürür
20 Aralık 2008: 22:00 #724440Anonim
Kalb ne kadar şeffaf ve parlak olursa anlama kuvveti ortaya o kadar çıkar.Çünkü zikir kalbi parlatır.
Allah razi olsun…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.