• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #656813
    Anonim

      Zübeyr abi anlatıyor :

      Yıl 1935 , üstad talebeleriyle beraber tevkif edilerek eşkişehir hapishanesine götürülür.Savcı idam taleb ettiği iddianameyi mahkeme de okur.Mahkeme savcının iddianamesine karşı , Üstada müdaafasını yapması için söz hakkı verir.Üstad’da Allah’ın varlığını delilleriyle ispata başlar . Savcı üstadın dözünü keser, iddianamedeki gerekçeleri tekrar okumaya başlar . Üstad başını sallayarak anladığını ima eder , tekrar kaldığı yerden Allah’ın varlığı ve birliği ispat etmek için deliller getirir.Savcı tekrar durdurur , aynı ikazı yapar . Üstad anladığını ima iafade ederek tekrar başını sallar , bu sefer öldükten sonra dirimenin gerekçelerini sıralamarak ahiretin kaçınılmaz oldupunu anlatır. Tam yirmi kere bu durdurmak ve anlatmak faslı devam eder . Üstad istediklerini iyice anlatmıştır. Mahkeme heyeti , daktilo tuşlarının gürültüleri arasında idamına gerekçeler yazdırırken üstad , ayak ayak üstüne atar , kucağıan cübesinin eteğine çekerek , doksan dokuzluk tesbihini ipinden boşaltıp cebinden çıkardığı başka bir ipe dizer ve püskülünü de takıp hayretke kendini seyreden savcıya , iki parmağıyla ucundan tutup havaya kaldırarak ” Nasıl güzel olmuş mu ? ” diye sorar . Yani savcıya idam talebeiyle hiç meşgul olmadığını ve ehemmiyet vermediğini bu haliyle gösterir
      ( son şahitler )

      Allahuekber !!! ( başka ne denebilir ki …)

      Allah’ım bizleri ; Kendine layık kul, Peygamberine ( a.s.m ) layık ümmet ve Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine layık talebeler olmayı nasib eyle…Amin amin amin
      __________________

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.