- Bu konu 3 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Temmuz 2009: 13:41 #655487
Anonim
Ayşe Arman’a tesettür sorusu
Testtür takarak ‘Mahalle Baskısı’nı kanıtlamaya çalışan Ayşe Arman’a Bekir Hazar’dan cevap: ‘Keşke Nişantaşı’nda salınmak yerine holding medyasında iş arasaydı.’!
Bekir Hazar’ın yazısı
Ayşegül tesettürde
Vardı bir dönem öyle reklamlar; -gerçi hâlâ varlar- kendinden emin, yaptığı her şeyin doğru, hayatta yanlışı olmadığını düşündüğümüz birtakım isimler bir ürün için ekran karşısına geçip, ‘bizzat denedim gördüm, tavsiye ederim’ şeklinde reklam çekerlerdi.
Kendilerine gizli bir entelijansiya atfeden kesim var bu ülkede. Hayatı bir oyun gibi algılıyorlar. Hayat derken sadece başkalarının hayatını değil, bizatihi kendilerininkini de öyle algılayıp, kendi yaşanmışlıklarını üzerimize zaman zaman boca ediyorlar.
Bir dönem bu oyunu Çiçek Pasajı’nda oturup empati yapıyormuş gibi bir hava ile oynarlardı. Töreyi, eğitimsizliği, depremi, imkânsızlığı, fakirliği filan bu tür edalarla işlerdi bu güruh. Hani bizzat olay mahalline önyargısız yaklaşıp, dinlemek, anlamaya çalışmak gibi düşünceleri olmadı hiç. Şimdilerde ise bizzat o kostümlere bürünüp devam ettiriyorlar aynı oyunu.
Hâlbuki kostüm farklı şeydir, anlamak çok farklı. Anlamak için dinlemek lazım, çaba lazım, samimiyet lazım evvela.
Sanırım sadece ülkemize has bir gazetecilik modeli var. Bizzat kendi hayatlarını tezgâhta sergileyip müşteri memnuniyeti peşinde koşmak gibi. İsim vermek istemem, biraz alıngan oluyorlar zira. Ama bilirsiniz işte, ‘geçen gece falanca yerdeydik, filan mekânın sahibi şöyle dediydi, biz böyle yaptıydık, Alaçatı da şöyle olmuş canım’ gibi hayat-hatırat aktararak gün dolduran nadide insanlar.
Birkaç gün önce Uygur Türklerinin sürgündeki liderinin haberini manşete çekmişti bir gazetemiz. Olay malum, neredeyse soykırım boyutunda bir zulüm ve kitlesel baskı var Çin’de. Ve siz bu iliğine kadar acı, kan, gözyaşı dolu olayın haberini süslediğiniz resimde hâlâ ‘frikik’ peşinde koşuyorsanız oynadığınız oyunun ahlaki sorunları da var demektir.
Rabia Kadir’in dediklerinden çok bacaklarıyla ilgilenenlerin, en küçük toplumsal sıkıntıyı bile bir tür ‘kişisel PR’ ya da ‘magazin’ olarak algılamasını belki de yadırgamamak lazım.
Dedik ya oyunun adı empati.
‘Ay şekerim boynumu çeviremedim, sıkıldım, buram buram kıvrıldım’ türü cümleler nasıl açıklayabilir şimdi inancı, inandığı gibi yaşamayı ve özgürlüğü?
Kaldı ki, mesele ‘içi geçmiş manken’ tripleri ile ‘karşı mahalledeyiz tamam’ müptezelliği ile ele alınamayacak kadar derin ve mühim. Acı var kardeşim işin kökünde acı! Binlerce, on binlerce genç kızın paçavraya çevrilen hayatları, çalınan gelecekleri var. Siz ‘Ay ne âlâ bizi manken sandılar’ megalomanlığıyla salınırken sokaklarda, evlerin içinde elinden alınan hayatına ağıt yakmaktan göz pınarları kurumuş nice gencecik fidan var.Anlıyor musunuz?
Gazetecilik denilen meslek bir tür ‘Cin Ali’ ya da ‘Ayşegül’ serisi değildir, olmamalıdır. Olmamalıdır, zira bu şekilde yerleşik bir zihniyet ilk başta kendi meslekî sonunuzu hazırlar.
Nasıl mı?
Gazeteci katalizör değildir, tepkimeye girmez, olayın parçası olmaz. Bugün başınızı yarım yamalak, moda-trendi örtüp muhafazakâr kesimde gezinmek size eğlenceli gelebilir. Ama yarın birisi sizden, ‘hele doğuya gidip bir toprak ağasının üçüncü eşi kılığına gir’ dediğinde zor durumda kalırsınız.
Ya da ‘tinerci çocuklara da yazık, birkaç gün tiner çek de haber yapalım’ derlerse haliniz ne olur?
Şahsen bu ülkedeki inançlı kesimin, başını örten insanların Reina, Laila’ya gitmek istediklerini zannetmem. Alınmadıkları için değil, gitmek istemedikleri için gitmezler. Ama bu ülkede bir medya grubunun yayın yönetmeninin ‘kuruluşumda örtülü insan çalıştırmam’ dediğini çok iyi hatırlıyorum. Keşke Ayşegül Hanım Nişantaşı’nda salınmak yerine holding medyasında iş arasaydı. Bakalım ona nasıl davranacaklardı.
Bu memleketin çocuklarını eğitim binalarına almayan zihniyet ortalıktayken, içkili mekânlarda fink atmanın mantığını anlamak mümkün mü?
Bir üniversite kampüsüne girmeyi denesenize ya!Zaman
17 Temmuz 2009: 09:57 #750806Anonim
ALLAH’im sen bu insanlari islah et!!!
Ne kadar arlanmaz utanmaz insanlarimiz var… ayse armanin yazisini okurken ben sahsen utandim:(bir ara sunu yazmis:
“Görmüyor musunuz bu erkeklerin size neler yaptıklarını! Niye her şeyin en iyisi onların olsun? İtiraz edin, isyan edin, onları tehdit edin, havuzları değiştirin. Bununla da yetinmeyin, bu haşemaları onlara giydirin. Yoksa cinsel perhize gireceğiz deyin. Bu minyatür havuzda haşemalarla, varsın erkekler yüzsün…”Bana stv’de yayinlanan bir goruntuyu hatirlatii…
Hani bir yandan insana burunmus melekler dogru yolu gosteriyor diger yandan seytanda kotu yolu gosteriyor ya, iste ayse armanin su dedigi seytanin oradaki konusmasini hatirlatti bana… Bu insanlarin icine zaten seytan bulasmis, nasil kurtulacaklar aceba??? :023:
17 Temmuz 2009: 11:16 #750810Anonim
onun zulüm olarak gördüğü şey bize hiç zulüm olarak gelmiyor
dahası onların inançlı ve inandıkları gibi yaşamak isteyen insanları açmaya çalışmaları, tesetürü sadece saçları kapatmaktan ibaret görmeleri ve kendi küçük akıllarınca bunu ispatlamaya çalışmaları bi yandan acı tebessümlerimize bi taraftanda kendimiz için çektiklerimiz yetmezmiş gibi onlar içinde üzülmemize ıstırap çekmemize neden oluyor…aynı yazının içinden ayşe armanın kaleminden bi alıntı 🙂
Zaten tesettürlü olmak tuhaf bir şey, kimse sana bir şey sormuyor, güvenlik kontrollerinde fazla aramıyor, hep bir anlayış, şefkat, erkekler tacizde bulunmuyor, müthiş bir kalkanmış…”
18 Temmuz 2009: 21:40 #750947Anonim
İçine sinmeyen bişeye kendini zorunlu hissetmesi anlamsız. Kendi kafasındaki örümcekleri başkasına da nasıl bulaştırabilirim derdine düşmüş. Madem benimsemiyorsun zorla yaptıran mı var? Ya da bu benim dinimin gereği diyorsan adam gibi öğren niye yaptığını. Ölçü bellidir, ha erkek ha kadın tesettürde sınırın dışına çıkıyorsa ikisi de haram işliyor demektir.
21 Temmuz 2009: 11:34 #751108Anonim
şimdi ben bu konuda birşey söylemek istemiyorum…
zaman gazetesinde iki hafta evvel hafta sonunda okumuştum zaten..
yazarlarımızdan biri ayşe armanı tesettürlü gördüğünü ve kesin bunun altından bir karşıtlık çıkacağını söylemişti..hatta şaşırmıştım ayşe arman ve tesettür diye..
ama dediği doğru çıktı abimizin…konuya girmeden…sadece kendi fikirlerimi söylemek istiyorum..
yoksa ayşe arman’a taraf olmam yada bu fikirleri paylaşmam olası bir durum değildir..bunuda beni biraz tanıyanlar zaten bilir diye düşünüyorum..şahsen umuma açık alanlarda ; gerek denizde gerekse her iki cinse açık havuzlarda haşemalı bayanlar gördüğümde ben şahsen yadırgıyorum..yakıştıramıyorum..
tesettürlü hanımların zerafetine çok ters bir durum bence…
giyenlere saygımız var…giymeyenlere teşekkürlerimizi sunarız…selam ile..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.