Bilgisine güvenen yazsin

memluk

Hatim Sorumlusu
İnsan hayatı, Allah'a karşı kulluk görevinin yerine getirilmesiyle orantılı olarak anlam kazanır. Yüce Yaratıcımızın bizi sorumlu tuttuğu ibadetler, insanlığımızın, insan yönümüzün paslanmaması, devamlı parlaması içindir.
İnsan, hem beden hem de ruhtan meydana geldiği için, âhenkli ilerleme ve dengeli gelişme, insan kişiliğinin bu iki cephesine de eşit bir dikkat ve özen göstermeyi gerektirir.

Kur'ân'a göre bütün varlıklar ibadet etmektedir. Kur'ân–ı Kerim, bunu şöyle ifade eder: "Hiç bir şey yoktur ki, Allah'ı tesbih etmesin." (İsrâ, 17/44) Yine Kur'ân, uzayıp kısalmanın gölgeye has bir ibadet, bir secde olduğunu bildirir. Secde etmek, bitki ve dalların da ibadetidir. Yıldızlar, dağlar, kuşlar, hayvanlar ve daha birçok yaratık, hepsi de kendilerine özgü bir şekilde ibadet yaparlar. Hatta gök gürültüsü bile, Allah'ı hamd ile tesbihtir.
Kâinatta seçkin bir yeri olan, akıl, fikir ve üstün yeteneklerle donatılan insan, yüksek bir gaye için yaratılmıştır. Bu gaye de, Allah'ı bilmek ve O'na ibadet etmektir.

İbadetin Faydaları:

İbadet, yalnız Allah'ın emrini yerine getirmek ve O'nun rızasını kazanmak maksadıyla yapılır. Allah katında makbul olan ibadet, (hiçbir menfaat düşüncesi olmadan) böyle hâlisane niyetle yapılan ibadettir.

İhlâs, yapılan ibadetin ruhu hükmündedir. İhlâssız yapılan ibadet, ruhsuz, sadece kuru bir şekilden ibarettir. Allah katında hiç bir değer ve kıymeti yoktur. İbadette ihlâs ise; ibadeti sadece Allah'ın bir emri olduğu ve rızâ–yı
ilâhîyi kazanmaya vesile bulunduğu için yapmaktır.

Eğer dünyevî bir menfaat ve fayda, ibadet yapmaya sebep yapılsa, ihlâs kaçar, o ibadet de bâtıl olur, yani, Allah katından kabul görmez.
Bununla beraber, Rabbimizin emirlerinde birçok hikmetler, bizim için maddî ve manevî pek çok faydalar olduğunda da şüphe yoktur.

Bedenimizin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun en önemli gıdası sağlam bir iman, sonra da ibadettir. İbadetler, imanımızın güçlenmesini ve ahlâken olgunlaşmamızı sağlar. İbadetler ile beslenen iman ağacının meyvesi güzel ahlâktır.

İbadete devam eden kimsenin kalbinde iman nuru parlar, Allah korkusu ve sorumluluk duygusu yerleşir. İbadet sayesinde içimiz kötü düşüncelerden, dışımız günah kirlerinden arınır. Ayrıca bir Müslüman, malî ibadetlerini yerine getirmek suretiyle diğer insanların da sevgisini kazanır.

Yaşadığımız müddetçe yemeye, içmeye muhtaç olduğumuz gibi ömrümüzün sonuna kadar ibadet etmeye, manevî gıdaya da ihtiyacımız vardır. Yüce Allah (c.c.), şöyle buyurur: "Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et." (Hicr, 15/99)

Mü'min ibadet sayesinde, dünyanın maddî bağlarından kurtularak ruhen yükselir ve önündeki engeller ortadan kalkarak ebedî saadet yurdunun aydınlık yolu kendisine açılır.

İmanımızın göstergesi, ruhumuzun gıdası olan ibadetler; imanımızı kuvvetlendirir, içimizi kötü düşüncelerden, dışımızı günah kirlerinden arındırarak, bizi ahlâk ve fazilet sahibi olgun bir mü'min hâline getirir. Böylece dünyada huzura, âhirette azaptan kurtulmamıza ve ebedî saadet yurdu olan Cennet'te sonsuz ve mutlu hayata kavuşmamıza vesile olur.

İbadetin fert ve cemiyete sağladığı diğer faydalar da şunlardır:

1. İmanî ve îtikadî bilgi ve hükümlerin insanda kökleşip yerleşmesi, meleke hâline gelmesi, ancak ibadet sayesinde mümkün olur.

2. İbadet, ferdî hayatın tanzîminde de büyük rol oynar.

3. İbadetin fertleri birbirine kaynaştırmada ve cemiyette huzur ve âhengi sağlamada da büyük rolü vardır...

4. İbadetin, insanın moral dünyası, ruh âlemi üzerinde müsbet tesiri vardır...

5. İbadet, şahsî kemâlât ve olgunluğa da en büyük vesiledir.

Ve keza, ibadet; dünya ve âhiret saadetine vesîle olduğu gibi, Ma'bûd ile abd (kul) arasında pek yüksek bir nispet ve şerefli bir râbıtadır.
Toprağın bağrındaki altınlık keyfiyetini kazanmasında ateş ve pota ne ise, insanın Cennet'e ehil hâle gelebilmesi için de dünya ve kulluk da odur. Evet insanoğlu, hikmet elinin açtığı yolu değiştiremeyeceğine göre, zorlardan zor ama o kadar da mukaddes olan bu vazifeyi bihakkın eda etmeye çalışıp Cennet'e ehil hâle gelmelidir. Diğer bir ifade ile, Cennet'e ehil hâle gelmenin tek yolu kulluktur. Çünkü, ubûdiyet insanın tasaffî etmesini temin eder, böylece Cennet'e ehil olacak bir hâle getirir
 

Furkan_-_

Well-known member
merhaba abilerim ablalarım ben bu bölümü sevdim, size soru soracam sizde bana sorun ben öğreniyim sizin sayenizde, benim anlıycam her konuda olabilir !


soru 1-peygamberimize ilk vahiy nezaman geldi?

soru 2-isra ve Mirac kelimelerin anlamları nedir?

soru 3-sevr dağında mekkelilerden gizlenirken,Peygamberimiz (sav) HZ.Ebubekir'e ne dedi?
 

Furkan_-_

Well-known member
galiba bilgisine guvenen yok burda:H::H::014::014::dft007::019::019::032::032::mad::mad::mad::035:tembeller çokmu zordu sorular:g:

beni ciddiye almuyor musunuz??????:041::012::012::041:
 

Huseyni

Müdavim
merhaba abilerim ablalarım ben bu bölümü sevdim, size soru soracam sizde bana sorun ben öğreniyim sizin sayenizde, benim anlıycam her konuda olabilir !


soru 1-peygamberimize ilk vahiy nezaman geldi?

soru 2-isra ve Mirac kelimelerin anlamları nedir?

soru 3-sevr dağında mekkelilerden gizlenirken,Peygamberimiz (sav) HZ.Ebubekir'e ne dedi?

1- İlk vahiy Miladî 610 yılında Hz. Peygamber kırk yaşında iken Mekke yakınındaki Nûr Dağı'nda ve Kadir Gecesi'nde gelmiştir.

2- İSRÂ : Yürütmek, göndermek. * Gece seferi yapmak. * İrsâl etmek.
Mİ`RAC : Merdiven; yükselecek yer; Peygamberimizin (a.s.m.) Cenâb-ı Hakk`ın huzuruna ruhen, cismen ve hâlen çıkması mu`cizesi.

3- Üzülme, ALLAH bizimle beraberdir.
 

Furkan_-_

Well-known member
evet de bakayım; Şeytan ne işe yarar ? :D


Hz.Ademe (as.) secde etmediği için İlahi rahmetten kovulmuş ve kendi arzusu üzerine bir İlahî hikmet olarak
smiliv.gif
kendisine kıyamete kadar insanlara musallat olma
smiliv.gif
onları yoldan çıkarmak için çalışma izni verilmiştir.



yani şeytan inananları yoldan çıkarmak ALLAH'a karşı isyan edecek işleri yaptırır çünkü kendini insandan üstün görmüştür. büyüzden CENNETTEN kovulmuştur
ALLAH şeytanın şerrinden bizleri korusun

(yeterlimi başkanım:027::027::D:003::003::003:.)
 

Huseyni

Müdavim


(yeterlimi başkanım:027::027::D:003::003::003:.)

Güzel ama yeterli değil :D Başka ne işe yarar bu şeytan, ya da şöyle diyeyim; şeytan olmasaydı ve biz dünyaya gelseydik ne olurdu ? Hadi çalıştır saksıyı bakıyım. :) Kopya çekmek serbest. Googleden şeytanın yaratılışı şer midir diye araştırabilirsin, zannedersem bulursun cevabı. Özet çıkarıp paylaşmanı bekliyoruz. :D
 

NURSİMA

Well-known member
Peygamberimizin 20 yaşında iken katıldığı cemiyetin adı nedir?

gaza ve seriyye ne demektir?

Peygamberimizi vefatından sonra kim yıkamıştır?

HILFU’L-FUDÛL Cemiyetidir.

Gazve; Peygamberimizin bizzat katıldığı savaşlara denir.

Seriyye; Rasulullah s.a.v'ín emri ile haraket eden, ancak bizzat kendisinin katılmadığı askeri birliğe denir.

Hz.ALİ(r.a) yıkamıştır.


 

Furkan_-_

Well-known member
Güzel ama yeterli değil :D Başka ne işe yarar bu şeytan, ya da şöyle diyeyim; şeytan olmasaydı ve biz dünyaya gelseydik ne olurdu ? Hadi çalıştır saksıyı bakıyım. :) Kopya çekmek serbest. Googleden şeytanın yaratılışı şer midir diye araştırabilirsin, zannedersem bulursun cevabı. Özet çıkarıp paylaşmanı bekliyoruz. :D
Şeytanlar, hayra hiçbir kabiliyeti olmayan, sırf şer işleyen ruhani bir varlık türüdür. “Dumansız ve harareti çok şiddetli bir ateşten yaratılmışlardır (Hicr Sûresi, 27). İblisin asıl adı, Azazil idi. Cenabı Hakkın Hz. Âdeme (as.) secde etme emrinden yüz çevirmesi ve bu secde emrine kibirlenerek isyan etmesinden sonra, “iblis” ve “şeytan” isimlerini aldı.

İnsanlığın manevi terakkisinde, Allaha kulluk vazifesini yerine getirmesinde en büyük engel, şeytandır. Kuran-ı Kerimde şeytan, insan için “adüvv-ü mübin-apaçık bir düşman” olarak tavsif edilmiştir. Cenabı Hak, Kuran-ı Kerimde pek çok ayet-i kerimede müminleri şeytandan istiazeye, yani Allaha sığınmaya davet etmiştir.

Şeytanın en büyük hedefi insanları dinsiz yapmak, ateist yapmaktır. Bunu başaramazsa onları şirke sevk eder.

Şeytan, insanı müşrik etmekle de yetinmez; zalim bir müşrik eder, sefih eder. Bununla da kalmaz, onu şirk adına, gece gündüz çalışan bir dava adamı yapmaya çalışır. Bu onun son hedefidir. Zira, dava sahibi olmayan bir müşrik şeytanın bendesi ise, şirki dava edinenler onun can yoldaşlarıdır.

Şeytan, bütün oyunlarını boşa çıkararak hakkı, doğruyu, hayrı seçen müminlerde taktik değiştirir. Müminin imanına ilişemeyeceğini anladı mı, onun ibadetiyle uğraşır; ibadetsiz bir mümin olmasını arzu eder. Bunu başaramazsa, farzlarla yetinmesini, sünnetlere, nafilelere yanaşmamasını ister. Bu isteği de gerçekleşmezse, onun sadece şahsî ibadetiyle meşgûl olmasını, başkalara bir şeyler anlatmamasını arzu eder. Ve mümine şu yollu telkinlerde bulunur: “Koyunu koyun, keçiyi keçi ayağından asarlar.”

Şeytan, insanı yoldan çıkarmak için birçok hileye başvurur.
Kur-an-ı Kerim'deki, "Şeytanın hilesi çok zayıftır" ayeti, şeytanın hile ve tuzaklarının zayıflığına dikkat çeker (Nisa suresi, 76) . Pek çok ayet de şeytanın insanlar üzerinde bir yaptırım gücü (sultası) olmadığını bildirir. (Mesela, İbrahim suresi, 22, Hicr suresi, 42; Nahl suresi, 99; İsra suresi, 65; Sebe suresi, 21)

Bu durum, insanın sorumluluğu açısından son derece önemlidir. Eğer şeytan, böyle bir güce sahip olsaydı, o zaman insanlar "Ya Rabbi, sen bize şeytanı musallat ettin. O da bizim irademizi elimizden aldı. Bize bu günahları zorla yaptırdı..." şeklinde Allah'ın huzurunda özür beyan ederlerdi. Halbuki, şeytanın yaptığı sadece vesvese vermekten, çirkinlikleri, günahları güzel göstermekten ibarettir. İnsan, isterse bu vesveseye uyar, günahkar olur; isterse uymaz, Allah katında derece kazanır.

Şeytanla mücadelenin esası, onun direktiflerine muhalefettir. Onun için bu düşmanı iyi tanımak gerekir. Kalbine gelen ilhamın, şeytandan mı, yoksa melekten mi geldiğini ayırt edemeyenler, çoğu kere şeytanın vesvesesine aldanırlar. İnsanın kalbi, melek ve şeytan ilhamlarının bir çarpışma alanıdır.

Ehl-i iman, bu çarpışmada Allah'a sığınarak şeytanın vesveselerinden kurtulmalıdır: " Şeytandan sana bir dürtü (vesvese) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. Takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğunda, tezekkür ederler (düşünürler, Allah'ı anarlar, azabını hatırlarlar...) O zaman artık onlar, gerçekleri görenler haline gelirler." (A'raf suresi, 200-201) Böylece ehl-i iman, Allah'ın himayesindedir. Şeytan onlara vesvese verse bile, hemen Allah'ı anmak, azabını hatırlamakla kendilerine gelirler, şeytana aldanmazlar. Vesveseden kurtulup, gerçekleri görürler.


hüseyni abi annemle okuduk anlattı bana burayı :011::011::021:.. bana göre şeytan aciz ona güç veren bizim kötü nefsimiz .....:gül:
şeytan olmadan nefiste olmassa güzel olur:gül:

biraz kolay sorun:026::013::013:
 

Huseyni

Müdavim
hüseyni abi annemle okuduk anlattı bana burayı :011::011::021:.. bana göre şeytan aciz ona güç veren bizim kötü nefsimiz .....:gül:
şeytan olmadan nefiste olmassa güzel olur:gül:

biraz kolay sorun:026::013::013:

Cevap güzel, fakat özet çıkarmamışsın her ne ise.:H:

Atmaca kuşunun serçe kuşuna saldırması genelde hoş görülmez, ama şu var ki; Serçe kuşunun kabiliyetlerinin gelişmesine sebep olan, atmacanın ona saldırmasıdır. Atmaca kovalayacak ki, serçe kaçmayı öğrenecek. İşte insanlara da şeytan gibi bir mahluk musallat olacak ki; insanlar ona karşı mücadele yollarını arayarak terakki edecekler, manen yükselecekler. Yoksa Ebu cehil gibi cahillikte en ileri gitmiş insanlarla, Ebu Bekir r.a gibi insanlar aynı seviyede kalacaktılar. Elmas çok kıymetli bir cevherdir ve her zaman yukarılarda, el üzerinde tutulur. Kömür ise yakmak için kullanılır. elmas ruhlu insanlarla, kömür ruhlu insanlarıda bu madenlere benzetirsek; kömür ruhlu olanlar cehennemde yanacak, elmas gibi kıymetli olanlar dünyada da olduğu gibi baş köşede olacaklar. Cennetle nimetlenecekler. İşte bu farkın oluşması için şeytanın olması gerekir.

İlgili kısmı buradan da okuyabilirsin;

Âlem-i insaniyette ise, merâtib-i terakkiyat ve tedenniyat, nihayetsizdir; Nemrutlardan, Firavunlardan tut, tâ sıddıkîn-i evliya ve enbiyaya kadar gayet uzun bir mesafe-i terakki var. İşte, kömür gibi olan ervâh-ı sâfileyi, elmas gibi olan ervâh-ı âliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hilkatiyle ve sırr-ı teklif ve ba’s-ı enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış. Eğer mücahede ve müsabaka olmasaydı, maden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan istidatlar beraber kalacaktı. Âlâ-yı illiyyîndeki Ebu Bekr-i Sıddık’ın ruhu, esfel-i sâfilîndeki Ebu Cehil’in ruhuyla bir seviyede kalacaktı.

On İkinci Mektup'tan

Soru sırası sen de, buyur bakalım.
 

Huseyni

Müdavim
sağ ve sol tarafımızdakı meleklerin adı nedir??????????????????
ne işe yararlar ????????????????????????????????????????????????????????????????

"Muhakkak sizin üzerinizde gözetici (hafız) çok şerefli yazıcılar vardır ki, bunlar yaptığınız amel ve işlerin hepsini bilirler" (İnfitâr Suresi, 82/10-12);

"Hatırla ki insanın hem sağında hem solunda oturan ve onun amellerini tesbit etmekte olan iki de (melek) vardır. O bir söz atmaya dursun, mutlaka onun yanında hazır olan gözcü(melek)vardır" (Kâf Suresi, 50/17-18).

Bu meleklerin adı Kiramen Katibindir. İnsanların günahlarını ve savaplarını yazmakla mükelleftirler.


ve meleklerin sayısı bilinir mi????????????????????????

Onların sayısını ancak ve ancak allah bilir, kainatın her köşesinde melekler olduğu için onları sayı olarak bilmek mümkün değildir. Mesela her yağmur damlası bir melek tarafından yeryüzüne indirilir ve kar taneleri de. Bu yağmur tanelerinin bile sayısını saymaktan acizken kainatın her köşesine yayılmış olan meleklerin sayısı elbette bilinemez.


melekler ne işe yarar ? :D

Melekler allah'ın yardımcıları değillerdir ve allah'ın hiç bir şekilde yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Günahsız, yeme-içme gibi ihtiyaçları olmayan nurani varlıklardır melekler. Her güzel güzelliğini beğendiği gibi, güzelliğinin beğenilmesini dahi beğenir. Yani sen mesela bir resim yaptın, bakarsın ve resmini beğenirsin değil mi ? Ve sonra o beğendiğin resmi beğenecek kişiler olsun istersin. Onların dahi beğenmesi sana ayrı bir zevk verir. İşte allah'ta cinleri, insanları ve melekleri yaratmışlardır ki; yaratmış olduğu sanat eserlerini beğensinler. Yaratıcılarını tesbih etsinler, zikretsinler, tenzih etsinler. Malum, insanlar ve cinler iradeleri bulunduğundan bu görevi aksatabilmektedirler. Oysa melekler en ufak bir itaatsizlik yapmazlar allah'a karşı. Her an ibadetle meşguldürler.


Soru sırası bende şimdi ? :H:

4 büyük melek hangileridir ? Allah neden ölümle kendi arasında Azrail a.s gibi bir sebep koymuştur ? Ara bul bakiim. :D
 

Furkan_-_

Well-known member
1.CEBRAİL:as Peygamberler ve ALLAH'u(c.a) arasında ilahi emirleri bildirir
2.AZRAİL:as İnsanların canını almakla görevli ''ölüm meleği''
3.MİKAİL:as Tabiat olaylarıyla ilgilenen melek(yağmur kar vb.)
4.İSRAFİL:as Kıyamet günü sura üfleyecek melek










Azrail Aleyhisselam ölüm için sadece bir sebeptir. Öldürmek de diriltmek de doğrudan Cenab-ı Allah' ın fiilleridir. Bu gerçek, hadisde şöyle ifade edilmektedir:

Azrail (A.S.) Cenab-ı Hakk'a, "Ruhların kabzedilmesi vazifemden dolayı senin kulların benden şikayet edecekler, benden küsecekler." demiş, Cenab-ı Hak' da hikmetinin lisanı ile demiş ki: "Seninle kullarımın arasında musibetler, hastalıklar perdesini bırakacağım, tâ ki şikayetler onlara gidip, senden küsmesinler." (3)

Aynen bunun gibi Azrail Aleyhisselam kendiside bir perdedir. Ta ki, ölümün hakiki yüzünü göremeyen insanların haksız şikayetleri Cenab-ı Allah'a gitmesin. Çünkü ölümün hakiki güzel, rahmet yüzünü herkes göremez. Ölümü bir yokluk, hiçlik gibi düşünebilir. Bu nedenle Cenab-ı Allah ölümle, Azrail (AS) arasına hastalıkları ve müsibetleri koyduğu gibi, insanların haksiz itirazları ve şikayetleri Cenab-ı Allah'a gitmesin diye de Azrail Aleyhisselamı ölüme bir perde etmiştir. Ancak ifade ettiğimiz gibi Azrail Aleyhisselam'da diğer müsibet ve hastalıklar da sadece bir sebep olarak kalmaktadır.(4)

Azrail Aleyhisselama bu vazifesinden dolayı kızmak ve hakaret etmek imani noktadan ciddi tehlikeler taşır ve mü'mine yakışmaz. İmanın bir tek rüknüne inanmamak insanı dinden uzaklaştırdığı gibi, Cenab-ı Allah' ın ölüme bir sebep olarak vazifelendirdiği Azrail Aleyhisselamı sevmemek, kızmak, hakaret etmek de insanı günahkar yapar.


huSeYni abi ben bu sorunun cevabını çook önceden biliyordum annemde babamda bana öğretti
(nasıl bildim mi?)
soru sırası bende dimi!!!!!!!!!!!!!!!
peygamber efendimiz (sav) kaç yılında doğdu ve doğduğu gece hangi olaylar oldu?????
 

Huseyni

Müdavim
huSeYni abi ben bu sorunun cevabını çook önceden biliyordum annemde babamda bana öğretti
(nasıl bildim mi?)

Evet bildin. allah anne ve babandan razı olsun. Öyle bir anne babaya sahip olduğun için ne kadar şükretsen az. Üzme onları, herkes senin kadar şanslı değil.

Evet Furkan_-_ kardeşimizin sorusu cevap bekliyor, yok mu katılmak isteyen ?

soru sırası bende dimi!!!!!!!!!!!!!!!

peygamber efendimiz (sav) kaç yılında doğdu ve doğduğu gece hangi olaylar oldu?????
 
Üst