Muvahhid1
Well-known member
Evimizin en kuytu köşelerinde, tozlu yerlerde, taşların altında bulunan küçük yaratıklar. Zaman gelir bir an karşımıza çıkınca biraz ürkeriz. Renklerin karışıklığında ne yüzleri belli olur, ne de gözleri…
Kimi gördüğü yerde üzerine basar. Kimi onlardan nefret eder. Bazıları uğursuz bile sayar. O küçücük, masum, kimseye zararları olmadan yaşayan bu canlıları gördükleri yerde öldürürler. Bir örümceğin bize ne zararı vardır? Zehirli olanları da vardır, ama onların yaşadığı iklim şartları zaten vahşî doğadır. Taşın altındaki tül gibi bir örümceğin ne zararı olabilir ki?
Örümceğe değer vermeyenler, örümcek gibi bir hayvandan daha değersizdir. Çünkü zamanı geldiğinde Peygamber Efendimizi (asm), Allah’ın izniyle, küçücük bedenlerinden çıkan ağla müşriklere karşı korumuşlardır. Rabbimiz onlara o kadar değer vermiştir ki, Kur’ân’da bir sûrenin adı “Ankebut” (örümcek) olmuştur. Orada bir âyette şöyle denilmektedir: “Allah’tan başka dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Hâlbuki evlerin en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi.” (Ankebut Sûresi: 41. âyet)
Ben de korkarım, ama öldüremem. Hatta örümcekleri bir kâğıtla ittiğim bir tas vardır. Bu işle genelde babam ilgilense de, onlara zarar vermeyi hiç istemem. Siz de böyle yaparak bir örümceği hayatta bırakabilirsiniz. Zaten eninde sonunda kısa ömürlerini bir şekilde bitiriyorlar. Ama onları öldüren biz olmayalım. Minnacık örümceğin bile bu hayatta çok büyük bir görevi vardır. Kuş gribinden katledilen tavuklardan sonra her yeri kene sarmıştı. Örümcekler de bazı zararlı ve mikrobik hayvanları yiyerek bize yardım ediyor.
En güzel düzenle kâinatı yaratıp süsleyen Rabbim, intizamıyla her zaman bizi hayrette bırakıyor. Geçenlerde gördüğüm kırmızı örümcek korkutucu, ama bir o kadar da güzel yaratılmıştı. Hiç görmediğimiz tonlarda, şekillerde yaratılan canlılardan biri olan ankebutçuklara biz de zarar vermeyelim.
Bir gün yolda yürürken, önüne karınca gelen bir çocuğa annesi; “Üzerine bas” demişti. Birden kendimi o karıncanın yerine koyunca; üzerime yüzlerce katım ağırlığında bir cismin binmesiyle can vermek ne kadar ürkütücü demiştim. Bizim ayaklarımız da onların depremiydi. Küçük canlılara daha özen gösterelim. Ürksek de, onları görünce bağırsak da, onları korumaya özen gösterelim…
MERVE İRİYARI
Yeniasya