İnternet Aşkları...!
18 Temmuz 2007
“flört etmeler” hatta “aşık olmalar” yoğun biçimde artış gösterdi. Pek çok
kişi bu konuda sorular sormaya başladı. Sorular ortak bir çizgiden
çıkıyormuş gibi görünse de, farklı zeminlerde cevaplanması gereken
ayrıcalıklar içeriyor. İnternet üzerinden yaşanan aşkların aşağıdaki soru
formuna cevap vermek istiyorum bugün:
“Mehtap Hanım… ben …yaşında bir beyim. İnternet üzerinden bir hanım ile
tanıştım. Bu bayanı öyle sohbet odalarında veya orda burada tanımadım. Her
ikimizde belirli yaşlara gelmiş, belirli konumlarda olan ve aklı başında
insanlarız. Sıradan bir tanışma olmadı bizimki. Arkadaşlarımız aracılığıyla
tanıştık ve karşılıklı görüşme imkanımız olmadığı için internet üzerinden
arkadaşlığımızı ilerlettik.
Her şey yolundaydı internetle görüşürken. Aramızda evlilik konuşmaları bile
yaptık. Lakin kısa bir süre önce karşılıklı geldik. Olanlar o zaman oldu.
Konuştuğum bayan benden soğumaya başladı. İnternet üzerinde her şeyin
yolunda olduğunu; ama karşı karşıya gelince bana bir türlü alışamadığını
söylüyor. Şimdi ben ne yapacağım. Bu bayana aşık oldum ve onunla evlenmek
istiyorum. Lütfen yol gösterin. Bu durum saçma değil mi? Evlenmeye karar
vermiştik. Neden şimdi soğudu? Ne yapabilirim?”
…
“Bu durum saçma değil mi?”
Düşünüyorum…! Bu durum saçma değil mi?
…bence değil… bence bu durum saçma değil… tam tersine neredeyse tam da
olmasından hiç şüphe duymadığımız olağan bir süreç…!
Neden mi? Çok net bir anlatımla şöyle:
İnsanlar internet üzerinden iletişim kurduklarında, internet üzerinden
ilişki geliştirdiklerinde, internet üzerinden birileriyle ilgilendiklerinde,
internet üzerinden birilerine karşı hayranlık geliştirdiklerinde, internet
üzerinden aşklar yaşadıklarında…vb. durumlarda bu tür zorluklarla
karşılaşmak kaçınılmazdır.
Çünkü… çünkü insanlar arası iletişimin, insanlar arası ilişkinin temelini
“gözler” sağlar. İletişimdeki en önemli organımız gözlerimizdir. Gözler,
iletişim ağımızın neredeyse %80’ini karşılar sevgili okurlar. Göz teması,
gözün gördükleri, gözlerden beynimize akış sağlayın iletişim ağı, olmazsa
olmaz türünden bir araçtır hepimiz için.
İletişim ve göz arasındaki bağlantıyı anlamanın en iyi yollarından birisi,
görme özürlülerin “ağır özür grubu” olarak adlandırılmalarıyla bile
sembolize edilebilinir. Düşünün ki; tekerlekli sandalyede hareket özgürlüğü
olmayan bir kişi, görme özürlü arkadaşına göre şanslı grupta kabul ediliyor.
Neden? Çünkü gözleri görüyor. Görme özürlüler yürüyebildikleri,
koşabildikleri, konuşabildikleri ve diledikleri yere kimseye ihtiyacı
olmadan gidebildikleri halde, ağır özür grubu içinde yer alıyorlar. Buradaki
temel hareket noktası, ağırlıklı iletişim organlarının, yani gözlerinin
ellerinde olmamasıdır.
Demek ki görmek, insanların birbirini tanıması, anlaması, özümsemesi,
birbirlerini sindirmesi için son derece önemli bir süreç. Tam da bu nedenle
görmeyen kişiler için hayat daha kaygılıdır. Görmeyen insanlar daha
gergindir. Görmeyen insanlar, diğer insanlara karşı daha güvensiz
davranabilir.
Tüm bunların internet aşklarıyla ne ilgisi var…?
Çok yakın bir ilgisi var sevgili okurlar…!
İnternet ilişkilerinde temel malzememiz klavyemiz ve tuşlarımız… iletişimin
en önemli organı devrede yok… yani %80’lik yanımızı dışarıda bırakarak, geri
kalan %20 tanıma payı ile karşımızdaki kişinin samimiyetini algılamaya ve
hissetmeye çalışıyoruz.
…samimiyeti algılamaya ve hissetmeye çalışıyoruz da ne oluyor? Karşımızdaki
kişinin %20’lık kısmına vakıf olabiliyoruz ancak…!
…peki %80’lık kısmı ne oluyor?
O kısmını bizim beynimiz kendisi dolduruyor.
Evet sevgili okurlar… tuşlarla kurulan iletişimde pek çok yan açıkta kalıyor
ve… ve beyin geri kalan kısmını kendisi tamamlıyor.
Nasıl tamamlıyor peki…?
Tabii ki kendi istek ve beklentileri, kendi iç ihtiyaçları doğrultusunda
tamamlıyor.
…
Beynin, karşıdaki kişiyi tanımaya çalışırken, kendi ihtiyaçlarından ve
beklentilerinden yola çıkarak tamamlayıcı bir düzen içinde çalışması, son
derece risklidir sevgili okurlar! Çünkü karşınızda, kendisi olan birini
değil, tam da sizin olmasını istediğiniz kişi varmış gibi algılamaya
başlarsınız.
Partneriniz, hoşunuza giden bir cümle söylediğinde, siz o cümleyi,
hayalinizdeki eksiksiz ve muhteşem kişinin söylediğini düşünürsünüz. Ona
eksikliği, noksanlığı, hatayı/yanlışı yakıştıramazsınız bile. Konuşmalarınız
beyninizde köşe taşlarını oluşturur… boşlukları sizin hayalleriniz doldurur…
tatlı bir cümleye, hoş bir ifadeye yakıştırılmış kusursuz bir insan
tasarlamaya başlarsınız.
Ondan iyisi yoktur…! ondan anlayışlısı yeryüzüne gelmemiştir…! sizi ondan
daha iyi kimse anlamıyordur…! o ve siz bir elmanın iki yarısı olmuşsunuzdur
bile…!
Tüm bu rüya ne zaman sona erer…?
Evet bildiniz… büyük ihtimalle karşı karşıya geldiğinizde büyü bozulur.
Zihninizde canlandırdığınız kişiden eser yoktur karşınızda. Sanki
baktığınız, konuştuğunuz kişi o değildir. Oturması/kalkması, konuşması,
yürümesi… hiçbir davranışı sizin istediğiniz veya beklediğiniz gibi
çıkmamıştır. Hal böyle olunca da başlangıçtaki soruya uygun sonuçlar
alınması da kaçınılmaz olur.
…
Dilerseniz özetleyeyim anlaşılması kolay olsun diye…
Soru neydi? İnternetteki aşkım beni görünce evlenmekten vazgeçti… bu saçma
değil mi?
Cevap ne oldu? Yoo.. saçma değil… çünkü sizi hiç görmedi. Sizin bazı söz ve
cümlelerinizden yola çıkarak beyninde, sizinle ilgili bir profil çizdi. O
profilde eksik kalan yanları, hayalindeki erkek figürüne göre kendisi
doldurdu. Sizinle karşı karşıya gelince de, “gerçek siz”le karşılaştı. Ama
onun beynindeki siz ile gerçek siz arasında dağlar kadar fark vardı. Haklı
olarak bu ikisinin aynı kişi olduğundan emin oluncaya kadar sizinle evlenmek
istemeyecektir. Ona zaman tanımanız lazım… sanal olanla gerçek olanı aynı
bedende birleştirebilsin diye…!
Sonuç ne olmalı? İnternet aşkı yaşayan herkesin kulağına küpe olsun…
internetteki aşkınızın, gerçek hayattaki aşkınız olduğundan emin misiniz?
Aşık olduğunuz kişi, sizin beyninizde tasarladığınız, ihtiyaçlarınıza
karşılık gelen sanal bir insandır yüksek ihtimalle… onu gerçek hayatınıza
indirgemeden evlilik kararı almayın lütfen… onu görün… oturun… sohbet edin…
birlikte bir şeyler yeyin… olay ve durumlar karşısında verdiği tepkilere
şahit olun…
Aksi halde…? Aksi halde hayatınızın sonuna kadar pişman olacağınız
tecrübelere şahit olursunuz…!
Sevgiyle kalın…
mehtap kayaoğlu
18 Temmuz 2007
“flört etmeler” hatta “aşık olmalar” yoğun biçimde artış gösterdi. Pek çok
kişi bu konuda sorular sormaya başladı. Sorular ortak bir çizgiden
çıkıyormuş gibi görünse de, farklı zeminlerde cevaplanması gereken
ayrıcalıklar içeriyor. İnternet üzerinden yaşanan aşkların aşağıdaki soru
formuna cevap vermek istiyorum bugün:
“Mehtap Hanım… ben …yaşında bir beyim. İnternet üzerinden bir hanım ile
tanıştım. Bu bayanı öyle sohbet odalarında veya orda burada tanımadım. Her
ikimizde belirli yaşlara gelmiş, belirli konumlarda olan ve aklı başında
insanlarız. Sıradan bir tanışma olmadı bizimki. Arkadaşlarımız aracılığıyla
tanıştık ve karşılıklı görüşme imkanımız olmadığı için internet üzerinden
arkadaşlığımızı ilerlettik.
Her şey yolundaydı internetle görüşürken. Aramızda evlilik konuşmaları bile
yaptık. Lakin kısa bir süre önce karşılıklı geldik. Olanlar o zaman oldu.
Konuştuğum bayan benden soğumaya başladı. İnternet üzerinde her şeyin
yolunda olduğunu; ama karşı karşıya gelince bana bir türlü alışamadığını
söylüyor. Şimdi ben ne yapacağım. Bu bayana aşık oldum ve onunla evlenmek
istiyorum. Lütfen yol gösterin. Bu durum saçma değil mi? Evlenmeye karar
vermiştik. Neden şimdi soğudu? Ne yapabilirim?”
…
“Bu durum saçma değil mi?”
Düşünüyorum…! Bu durum saçma değil mi?
…bence değil… bence bu durum saçma değil… tam tersine neredeyse tam da
olmasından hiç şüphe duymadığımız olağan bir süreç…!
Neden mi? Çok net bir anlatımla şöyle:
İnsanlar internet üzerinden iletişim kurduklarında, internet üzerinden
ilişki geliştirdiklerinde, internet üzerinden birileriyle ilgilendiklerinde,
internet üzerinden birilerine karşı hayranlık geliştirdiklerinde, internet
üzerinden aşklar yaşadıklarında…vb. durumlarda bu tür zorluklarla
karşılaşmak kaçınılmazdır.
Çünkü… çünkü insanlar arası iletişimin, insanlar arası ilişkinin temelini
“gözler” sağlar. İletişimdeki en önemli organımız gözlerimizdir. Gözler,
iletişim ağımızın neredeyse %80’ini karşılar sevgili okurlar. Göz teması,
gözün gördükleri, gözlerden beynimize akış sağlayın iletişim ağı, olmazsa
olmaz türünden bir araçtır hepimiz için.
İletişim ve göz arasındaki bağlantıyı anlamanın en iyi yollarından birisi,
görme özürlülerin “ağır özür grubu” olarak adlandırılmalarıyla bile
sembolize edilebilinir. Düşünün ki; tekerlekli sandalyede hareket özgürlüğü
olmayan bir kişi, görme özürlü arkadaşına göre şanslı grupta kabul ediliyor.
Neden? Çünkü gözleri görüyor. Görme özürlüler yürüyebildikleri,
koşabildikleri, konuşabildikleri ve diledikleri yere kimseye ihtiyacı
olmadan gidebildikleri halde, ağır özür grubu içinde yer alıyorlar. Buradaki
temel hareket noktası, ağırlıklı iletişim organlarının, yani gözlerinin
ellerinde olmamasıdır.
Demek ki görmek, insanların birbirini tanıması, anlaması, özümsemesi,
birbirlerini sindirmesi için son derece önemli bir süreç. Tam da bu nedenle
görmeyen kişiler için hayat daha kaygılıdır. Görmeyen insanlar daha
gergindir. Görmeyen insanlar, diğer insanlara karşı daha güvensiz
davranabilir.
Tüm bunların internet aşklarıyla ne ilgisi var…?
Çok yakın bir ilgisi var sevgili okurlar…!
İnternet ilişkilerinde temel malzememiz klavyemiz ve tuşlarımız… iletişimin
en önemli organı devrede yok… yani %80’lik yanımızı dışarıda bırakarak, geri
kalan %20 tanıma payı ile karşımızdaki kişinin samimiyetini algılamaya ve
hissetmeye çalışıyoruz.
…samimiyeti algılamaya ve hissetmeye çalışıyoruz da ne oluyor? Karşımızdaki
kişinin %20’lık kısmına vakıf olabiliyoruz ancak…!
…peki %80’lık kısmı ne oluyor?
O kısmını bizim beynimiz kendisi dolduruyor.
Evet sevgili okurlar… tuşlarla kurulan iletişimde pek çok yan açıkta kalıyor
ve… ve beyin geri kalan kısmını kendisi tamamlıyor.
Nasıl tamamlıyor peki…?
Tabii ki kendi istek ve beklentileri, kendi iç ihtiyaçları doğrultusunda
tamamlıyor.
…
Beynin, karşıdaki kişiyi tanımaya çalışırken, kendi ihtiyaçlarından ve
beklentilerinden yola çıkarak tamamlayıcı bir düzen içinde çalışması, son
derece risklidir sevgili okurlar! Çünkü karşınızda, kendisi olan birini
değil, tam da sizin olmasını istediğiniz kişi varmış gibi algılamaya
başlarsınız.
Partneriniz, hoşunuza giden bir cümle söylediğinde, siz o cümleyi,
hayalinizdeki eksiksiz ve muhteşem kişinin söylediğini düşünürsünüz. Ona
eksikliği, noksanlığı, hatayı/yanlışı yakıştıramazsınız bile. Konuşmalarınız
beyninizde köşe taşlarını oluşturur… boşlukları sizin hayalleriniz doldurur…
tatlı bir cümleye, hoş bir ifadeye yakıştırılmış kusursuz bir insan
tasarlamaya başlarsınız.
Ondan iyisi yoktur…! ondan anlayışlısı yeryüzüne gelmemiştir…! sizi ondan
daha iyi kimse anlamıyordur…! o ve siz bir elmanın iki yarısı olmuşsunuzdur
bile…!
Tüm bu rüya ne zaman sona erer…?
Evet bildiniz… büyük ihtimalle karşı karşıya geldiğinizde büyü bozulur.
Zihninizde canlandırdığınız kişiden eser yoktur karşınızda. Sanki
baktığınız, konuştuğunuz kişi o değildir. Oturması/kalkması, konuşması,
yürümesi… hiçbir davranışı sizin istediğiniz veya beklediğiniz gibi
çıkmamıştır. Hal böyle olunca da başlangıçtaki soruya uygun sonuçlar
alınması da kaçınılmaz olur.
…
Dilerseniz özetleyeyim anlaşılması kolay olsun diye…
Soru neydi? İnternetteki aşkım beni görünce evlenmekten vazgeçti… bu saçma
değil mi?
Cevap ne oldu? Yoo.. saçma değil… çünkü sizi hiç görmedi. Sizin bazı söz ve
cümlelerinizden yola çıkarak beyninde, sizinle ilgili bir profil çizdi. O
profilde eksik kalan yanları, hayalindeki erkek figürüne göre kendisi
doldurdu. Sizinle karşı karşıya gelince de, “gerçek siz”le karşılaştı. Ama
onun beynindeki siz ile gerçek siz arasında dağlar kadar fark vardı. Haklı
olarak bu ikisinin aynı kişi olduğundan emin oluncaya kadar sizinle evlenmek
istemeyecektir. Ona zaman tanımanız lazım… sanal olanla gerçek olanı aynı
bedende birleştirebilsin diye…!
Sonuç ne olmalı? İnternet aşkı yaşayan herkesin kulağına küpe olsun…
internetteki aşkınızın, gerçek hayattaki aşkınız olduğundan emin misiniz?
Aşık olduğunuz kişi, sizin beyninizde tasarladığınız, ihtiyaçlarınıza
karşılık gelen sanal bir insandır yüksek ihtimalle… onu gerçek hayatınıza
indirgemeden evlilik kararı almayın lütfen… onu görün… oturun… sohbet edin…
birlikte bir şeyler yeyin… olay ve durumlar karşısında verdiği tepkilere
şahit olun…
Aksi halde…? Aksi halde hayatınızın sonuna kadar pişman olacağınız
tecrübelere şahit olursunuz…!
Sevgiyle kalın…
mehtap kayaoğlu