31. Söz'den Dersimiz ; Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir..

ademyakup

Talebe
Cevap: Güncel derslerimiz ; Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir..

Soru
- Mi`râc Rabbi’ne; secde Allah`a cümlesi doğru mudur?
Cevap

Mir’âc Rabbi’ne, olur,,, Secde Allah`a olur, sonucu haşyettir!...
Haşyet bitmeden vahdet başlamaz!...
İrfanda haşyet, Vahdette seyr vardır!..
Beşeri değer yargıları kalkmadan, kimse kendini, tasavvufa girmiş saymasın!...
Kendi kendinize sorun; “Bu tamamıyla kalktı mı benden...?” diye; cevap, vicdanınızdan hayır diye geliyorsa, sakın kendinizi aldatmaya kalkmayın, sonra ilerde daha büyük hüsrâna uğrarsınız!..
İnandığınız uğruna nelerinizden vazgeçebildiniz?...
Her şeyden; de diyebilseniz; bilin ki hâlâ benliktesiniz; ve benlikten geçememişsiniz!..
Kapı gibi ortada dururken benliğiniz ve onu oluşturan öğeler; nasıl özde bir olmaktan söz edebilirsiniz ki?...
Evrende üç tür vardır...
Özünde Allah ahlâkı tâbirinin ifade ettiği mânâ ile yaşayanlar; kendini arayanlar; varlığının gereğini yaşayanlar...
Kendini arayanlar derken, din ya da tasavvufla hobi kabilinden ilgilenenleri kastetmiyorum elbette!...
Kendini arayanlara ayna olarak Din tebliğ edilmiştir!..
Kendini aramak ve tanımak gibi bir derdi olmayanları din enterese etmez!..
Onlar , diledikleri gibi yaşarlar ve sonucuna da katlanırlar!..
İnsan aynada kendini seyredemiyorsa, ya kördür, ya da ayna adıyla ve sanarak duvara bakıyordur!..
Kendindeki hangi özelliği keşfederek onu kullanmak sûretiyle bir Cehennem’inden kurtulup, karşılığı olarak o Cennet’i yaşayabildin?...
Varsa eğer böyle bir şey, o sana örnek olsun!... Daha geride hayâlinden bile geçmeyen neler var!..
Ama bütün bunlar için gerçekten KENDİNİ TANIMAK değerli bir şey olmalı senin için!..
Yaşamının değil, günün kaç dakikasında, karşındakine, kendine davranılıyormuş gibi davranıyorsun?...
Karşındakinin, "sen" olduğunun; LÂKIRTISINI etmek çok kolaydır!... İki nefes yeter!.. Ya onu idrâk ile hissedip, yaşamak!?...
Başına ne gelirse, "ALLAH"tan bilip, asla karşındakini yaşadığın o olaydan dolayı suçlamamak?!...
Bir yandan bunlar uygulanıp yaşanacak; diğer yandan da "Ümmülkitab"ı başlayacaksın "OKU"maya ki, ALLAH ahlâkının ne olduğunu öğrenesin!...
Ümmülkitab’ı okuyup, idrâk edemeyen, ne bilir ki "ALLAH Adıyla İşaret Edilen”in Ahlâkı”nı?..

 

ademyakup

Talebe
Başka Bakışla Miraca Bakmak

Bir Seyahatin Ardından

Prof. Dr. Himmet Uç
http://www.risaleakademi.com/compon...hbGVsZXIvMjA3Mi1iaXItc2V5YWhhdGluLWFyZG5kYW4= http://www.risaleakademi.com/rnyay/makaleler/2072-bir-seyahatin-ardndan?tmpl=component&print=1&page= http://www.risaleakademi.com/rnyay/makaleler/2072-bir-seyahatin-ardndan?format=pdf



Zübde-i kainat, kainat sahibinin onun adına sözcüsü, gözü, kulağı, yorumcusu, şarihi, tercümanı, seyredeni, muallimi, muarrifi daha çok şey.






Bediüzzaman Miraç isimli eserinde kendine gelinceye kadar kimsenin anlatmadığı bir boyutta yorumlamıştır Miraç olayını. İslamda kelimeler, kelamlar, ayetler, hadisler kıyamete kadar yeni yorumlara açık bir şekilde bekleyeceklerdir. Onların anlamlarını hiç kimse bitiremez, onlar o kadar geniş bir şekilde söylenmiş ve ifade edilmişlerdir. Bütün zamanların ihtiyaçlarına cevap verecek bir boyutta ve azamette söylenmişlerdir.






Bediüzzaman’ın Miraç risalesinde kullanılan fiiller önemlidir. En çok kullanılan fiiller gezmek, gezdirmek, irae etmek, müşahade ve temaşa fiilleridir. Bunlar Miraç olayının odağında manaların santralinde bulunurlar. Peygamberimizin bu seyahatı kısaca şöyle anlatılır: “Bu seyahat-ı cüziyede bir seyr-i umumi ve uruc-ı külli var ki, ta Sidretü'l-Müntehaya ta Kab-ı Kavseyn’e kadar meratib-i külliye-i esmaiyede gözüne kulağına tesadüf eden ayat-ı rabbaniyeyi ve a c a i b – i sanat –ı ilahiyeyi işitmiş görmüştür." (Sözler 760) Peygamber umumi bir seyir için, kendine has bir seyir olmakla birlikte ümmeti için yapılan bir seyir, kısmi ve mevzi bir olayı değil, herkesi ilgilendiren bir seyir. Varlığın ve imkan ülkesinin bittiği noktadan, Allah ile karşılıklı iki yay gibi yakın bir düzeye gelmek şeklinde bir büyük seyahat ve seyir. Oraya gidinceye kadar Allah’ın isimlerinin bütün külli tecellilerini görerek, gözüne, kulağına rastlayan Rabbani delileri ve Allah’ın sanatının görülmemiş olanlarını işitmiş ve görmüştür.




İnsan dünyada beş duyusu ile varlık ve nesneler arasında bir uyum içinde yaşar. Gördükleri ile gören arasında bir şaşırma olmaz, bulut, yağmur, koyun, sinek, bu nesneler ile insanın onları gören ve değerlendiren zekası arasında bir sapma olmaz, nesneler ile beş duyu arasında uyum vardır. Ama bu bizim için tanzim edilen sahnenin dışındaki sahnenin dışı ise bizim beş duyumuza göre düzenlenmemiş, ordaki varlıklar bizim beş duyumuzun voltajını çatlatır, dayanamaz. Bu yüzden Resulullah da Cebrail’i ilk gördüğünde heyecanlanmıştır. Eşine “beni ört" diye olayın ilk intibalarını garipsemiştir. Ama vücudunda ve kalbinde yapılan voltaj yükseltme ameliyelerinden sonra semavattaki acaipleri görmeden yıkıcı anlamda etkilenmemiştir. Hz Musa’ın görüntü akabinde yere düşmesi ile Hz Hamza’nın Cebrail’i görürken düşmesi bu nesne ile duyular arasındaki uyumsuzluktan ileri gelmektedir. Resullah, "Ben miraçta gördüğümden daha güzel şeyler görmedim” der.






Şimdi bir vezir hükümdarının saltanatını bilmeden görmeden onun vezirliğini yapamaz, bu yüzden bu büyük vezir-i azam Allah resulü Allah’ın mülkünü tanımak için onun tarafından bir seyahata çağrılmış ve onun adına ümmeti için Allah’ın mülkünde seyahat etmiş ve daha sonra gördüklerini yeri geldiğinde ümmetine anlatmıştır.






Miraçta görülen şeyleri anlatırken Bediüzzaman acip ve acaib kelimelerini çok kullanır, gördüğüm kadarı ile anahtar noktalarda beş yerde kullanır. İkinci kullanışında şöyle konuşur Üstad: "Madem Sani-i Zülcelal mülk ve melekutundaki ayat-ı acibesini göstermek ve şu alemin tezgah ve menbalarını temaşa ettirmek ve amal-i beşeriyenin netaic-i uhreviyesini irae etmek istemiş” (777) Bu cümle Miracın özeti gibi. Allah görünen ve görünmeyen alemdeki alışılmadık varlık delillerini göstermek ve şu alemin hazırlandığı tezgahların bulunduğu alemleri ve bu alemin kaynaklarını temaşa ettirmek için ve kullarının amellerinin oraya nasıl yansıdığını göstermek için kuluna bunları göstermek istemiş. Temaşa görmekten farklıdır, derinlikli olarak bakmaktır. Peygamberimiz onları temaşa etmeli ta ki Resulü olduğu Allah’ın mülkünü başkalarına anlatsın. Bir peygamber peygamberi olduğu yüce bir mercinin saltanatını eserleri görmese nasıl peygamber olabilir. Büyüklüğü zihninde oluşacak ki başkalarına da anlatsın. Temaşa, acibe, iare kelimeleri Resullullahın temaşa, garip şeyleri görmek ve göstermek için çağrıldığını ifade eder.




Göstermekle acib kelimesi bir başka cümlede kullanılır. “O acib sanatının makinelerini ve tezgahlarını ve aşağıdan gelen mahsulatın mahzenlerini göstere göstere ta daire-i hususiyesine kadar getirir. Bütün o kemalatın madeni olan mübarek Zatını ona göstermekle ve huzuruyla O’nu müşerref eder. Kasrın hakaikini ve kemalatını ona bildirir." (783) Göstere göstere getirmek, hususi dairesine getirmek, Zat’ını ona göstermek, huzuru ile müşerref etmek, kasrın hakaikini yani şu alemin hakikatlarını ve kemalatlarını ona bildirmek. Miracın özeti bir cümle. Resülünü bütün mülkünde dolaşrırır, özel dairesine getirir, alemin hakikatlerini ona gösterir, sonra gönderir.





Şu kainatı enva-i acaib ile süslemiştir Allah. Bu görülmedik şeylerin Resulü tarafından görülmesi gerekir. Kainatı hazine-i gaybiyelerle donatmıştır, O hazineleri Resulün görmesi gerekir. İşte Miraç bu yüzden ona mahsusdur.





Mirac’ın meyvelerini anlatırken şöyler der: "İşte Zat-ı Ahmediye öyle bir Zat-ı Zülcelalin şuunatını ve acaib-i sanatını ve alem-i bekada hazain-ı rahmetini görmüş, gelmiş, beşere söylemiş." (796)






Mirac’ın odağında Allah’ın sanatının en görülmediklerini, şu alemin tezgahlarını, makinelerini görmek ve gelerek ümmetine anlatmaktır. Bu yüzden Allah Resulu, "Eğer benim bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar az gülerdiniz.” der.







Miraç hadisesinin anlatımında Bediüzzaman temaşa, gezmek, gezdirmek, görmek, irae etmek, müşahade kelimeleri ile seyahatın odak noktalarına vurgu yapar. Beş yüz yıldır Shakespeare’in Hamlet’i yorumlanır, birisi onun için, “Hamlet keşfedilmeyi bekliyor" diyor. Miraç risalesi daha büyük nitelikli bir eser, çok keşfedilmeyi bekliyor, Allah kaşifleri artırsın.

risaleakademi
 

heysem

Talebe
Cevap: Güncel derslerimiz ; Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir..

Bu MUBAREK buluşmada biz müslümanlar bir hakikati daha öğrendik;

Kab-ı kavseyn

evet kıymetli Müslümanlar

Kab-ı kavseyn ne demektir ?*

Kab-ı Kavseyn, miraç mucizesinin en son ve en ileri safhasında, Peygamber Efendimizin(asm.) rüyete mazhar olduğu manevî makamın ismidir. Kavseyn iki yay demektir. Bu ifade mecazîdir. Nur Külliyatında, Kab-ı Kavseyn için, “imkân ve vücub ortasında Kab-ı Kavseyn ile işaret olunan makam,” denilmektedir.

Buna göre söz konusu teşbihteki yaylardan birisi imkan diğeri ise vücub olmaktadır. İmkân, bütün mahlukat âlemini, vücub ise, zât, şuunat, sıfat, efal ve esmânın tümünü ifade eder.

Mahlukatın varlığı “mümkin,” Allah’ın varlığı ise vaciptir. Mümkin, “olup olmaması eşit bulunan” şeklinde tarif edilir. Bütün mahlukat bu gruba girer. Yaratılan her mahlukun, var olması yoklukta kalmasına tercih edilmiş demektir.

Allah’ın varlığı ise vaciptir, yani varlığı zâtındandır ve olmaması muhaldir. İşte miraç hadisesinde, Vacibü’l Vücut olan Allah, mümkinat âleminin sultanını (a.s.m) rüyetine ve sohbetine müşerref kılmıştır.
 

heysem

Talebe
Cevap: Güncel derslerimiz ; Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir..

Bilgi
Bir abdini bir seyahatte huzuruna davet edip, bir vazife ile tavzif etmek için, Mescid-i Haramdan mecma-ı enbiya olan Mescid-i Aksâya gönderip, enbiyalarla görüştürüp, bütün enbiyaların usul-ü dinlerine vâris-i mutlak olduğunu gösterdikten sonra, tâ Sidretü’l-Müntehâya, tâ Kab-ı Kavseyne kadar mülk ve melekûtunda gezdirdi.1

İşte, çendan o bir abddir ve o seyahat bir mirac-ı cüz’îdir. Fakat bu abdin, bütün kâinata taallûk eden bir emanet beraberindedir. Hem şu kâinatın rengini değiştirecek bir nur beraberdir. Hem saadet-i ebediyenin kapısını açacak bir anahtar beraber olduğu için, Cenâb-ı Hak kendini “bütün eşyayı işitir ve görür”2 sıfatıyla tavsif eder tâ, o emanet, o nur, o anahtarın cihanşümul ve muhit ve umum kâinata âmm ve bütün mahlûkata şamil hikmetlerini göstersin.3



1. Mirac mucizesi gerceklesirken Efendimiz Mescid-i Haramda iken , Mescid-i Aksaya götürülüyor . Aceba Mescid-i Aksadan yükselmesinin sirri azimesi ne olabilir ?

2. Mirac hadisesinde gecen nur, anahtar kelimelrinden kasd nedir ?

3. Kainata taalluk eden emanet nedir ?
 

ademyakup

Talebe
Cevap: Güncel derslerimiz ; Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir..

Kab-ı kavseyn ne demektir ?*

Peygamberimizin bu seyahatı kısaca şöyle anlatılır: “Bu seyahat-ı cüziyede bir seyr-i umumi ve uruc-ı külli var ki, ta Sidretü'l-Müntehaya ta Kab-ı Kavseyn’e kadar meratib-i külliye-i esmaiyede gözüne kulağına tesadüf eden ayat-ı rabbaniyeyi ve a c a i b – i sanat –ı ilahiyeyi işitmiş görmüştür." (Sözler 760) Peygamber umumi bir seyir için, kendine has bir seyir olmakla birlikte ümmeti için yapılan bir seyir, kısmi ve mevzi bir olayı değil, herkesi ilgilendiren bir seyir. Varlığın ve imkan ülkesinin bittiği noktadan, Allah ile karşılıklı iki yay gibi yakın bir düzeye gelmek şeklinde bir büyük seyahat ve seyir. Oraya gidinceye kadar Allah’ın isimlerinin bütün külli tecellilerini görerek, gözüne, kulağına rastlayan Rabbani delileri ve Allah’ın sanatının görülmemiş olanlarını işitmiş ve görmüştür.
 

heysem

Talebe
Cevap: Güncel derslerimiz ; Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir..

1. Mirac mucizesi gerceklesirken Efendimiz Mescid-i Haramda iken , Mescid-i Aksaya götürülüyor . Aceba Mescid-i Aksadan yükselmesinin sirri azimesi ne olabilir ?

Mescid-i Aksa’dan bahs eden İsra suresinin birinci ayeti şöyledir:

“(Her türlü noksanlıktan) münezzehtir O (Allah) ki, kulunu (Muhammedi), kendisine Ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye, bir gece Mescid-i Haramdan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götürdü. Şüphe yok ki (her şeyi) işiten ve gören ancak O'dur.”

Tefsirler, Mescid-i Aksanın etrafının mübarek kılınmasını, din ve dünya bereketleri olarak açıklamışlardır. Din bereketi, peygamberlerin bulunduğu yer olmasıdır.

Hz. Musa’dan peygamberimize gelinceye kadar pek çok peygamberler ve salih insanlar orada yaşamışlar ve oraya defin edilmişlerdir. Peygamberimiz (sav) orada bütün peygamberlerin ruhaniyetlerine imam olmuş, namaz kıldırmıştır.

Dünyevi bereketlerden kastedilen ise, çevresinin dünyevî hayır ve mahsullerle kuşatılmasıdır. Çünkü orada akarsular, ağaçlar ve meyveler bulunmaktadır ki bunlar da çeşitli maişet ve gıdaların bol bol bulunmasına sebeptir.

Buradan cikan sonuca göre Efendimizin ( s.a.v ) bütün dinlerin asillarinin mirascisi oldugunun gösterilmesi icin Mescid-i Aksaya götürülüp oradan yükselmesi gayet hikmetlidir.

Ve binaenaleyh Mescid-i Aksa Mirac yükselisinin baslangici olmaya layik ve mübarek bir makamdir.
 

heysem

Talebe
Cevap: Güncel derslerimiz ; Mirac-ı Nebeviyeye (a.s.m.) dairdir..

2. Mirac hadisesinde gecen nur, anahtar kelimelrinden kasd nedir ?

Kainatin rengini degistirecek bir nurdan kasd bütün alemde dönen ve gerceklesen harika sanatlardaki ince ve nazenin hikmetleri fehmedebilmek ve yasadigimiz sürece karsilastigimiz vakalara , hadiselere bakis acimiz ancak ve ancak inanc ve ibadetlerimiz sayesinde farklik gösterir, ve her seyde hikmet vardir diyebilmek iman ve ibadet suuruna baglidir. iman ve ibadet suuru ile Rabbine yönelen kul her halukarda herseyden lezzet almasini bilir ona tevvekkül eder dünyasinda da ahiretindede saadete gark olur.

Misalen ölüm hakikati görünüste elemli bir firkatli gibi görünürken iman ve ibadet nuru ile ebedi bir aleme terhis bir tebdili mekan degistirme bir vuslat olarak asil vatanimiza yapilan bir yolculuktur. Yani karanlik gibi görünen ölümün beyaz yüzünü gösteren imandir ibadettir.

Anahtardan kasd ise cogu seyin kapisini acan dualardir namazlardir.. Dualariniz olmasa ne ehemmiyetiniz olurdu gbi ayeti celiller buna misaldir. Yer ve gök dua ile isteyinki vereyim diyor Rabbimiz . Dua bir anahtarin disleri gibi ve namazlada bütünlesince acilmaz kapilari acan bir lutuftur nurdur.
 
Üst