Huseyni
Müdavim
5. Bölüm - 6. FASIL: Kaynuka, Nadîr ve Kureyza Oğullarıyla Yapılan Svaşlar ve Bu Hususta Ensar'ın...
6. FASIL: KAYNUKA, NADÎR ve KUREYZA OĞULLARIYLA YAPILAN SAVAŞLAR ve BU HUSUSTA ENSAR’IN YARDIMLARDA BULUNMASI
Ensar’ın Benî Kaynukalılara Karşı Hz. Peygamber’e Yardım Etmeleri
Hz. Peygamber Bedir’de Kureyşlileri hezimete uğrattıktan sonra Medine’deki yahudileri Benî Kaynuka pazarında topladı ve onlara
“Ey yahudiler! Bedir gününde Kureyş’in başına gelenleri gördünüz. Geliniz sizin başınıza da gelmeden önce müslüman olunuz!” dedi. Yahudilerse Hz. Peygamber’e şu cevabı verdiler:
“Onlar (Kureyşliler) savaşmasını bilmiyorlardı. Bizimle savaşacak olursan bu hususta ne kadar maharetli olduğumuzu göreceksin!” Bunun üzerine Allah Teala Âl-i İmran Sûresi’nin 12 ve 13. âyetleri olan şu âyet-i kerimeleri indirdi:
“İnkar eden (o yahudi)lere de ki: “Yakında yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir. Karşı karşıya gelen şu iki taifede sizin için bir ibret vardır: Bunlardan biri Allah yolunda çarpışıyordu; diğerleri ise nankörlerdi. Bu ikincileri, karşısındakileri açıkça ve gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı Allah kimi dilerse onu yardımlarıyla destekler. Elbetteki bütün bunlarda gözleri olanlar için bir ibret vardır” [1]
- Yahudiler Hz. Peygamber’e şöyle dediler:
“Ey Muhammed! Sakın Kureyş’ten bazı kimseleri öldürmüş olman seni aldatmasın. Çünkü onlar savaş nedir bilmeyen tecrübesiz kimselerdi. Ancak bizimle savaştığında daha önce bizim gibi savaşçılarla karşılaşmamış olduğunu anlayacaksın.” [2]
- Bedir yenilgisinden sonra müslümanlar yahudilerden olan anlaşmalılarına
“Geliniz, Allah Teâlâ Bedir gününe benzer bir olayı sizin başınıza da getirmezden önce müslüman olunuz!” diye tavsiyede bulundular. Buna karşılık yahudilerden Mâlik b. Sayf şunları söyledi:
“Savaş nedir bilmeyen Kureyşlilerle karşılaşıp da onları yenmeniz sakın sizi aldatmasın! Çünkü biz size karşı kuvvetlerimizi birleştirecek olursak bize karşı koyamaz ve bizimle savaşmayı göze alamazsınız”. Bunun üzerine Übâde b. Sâmit Hz. Peygamber’e şunları söyledi:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Anlaşmalı olduğumuz yahudiler güçlü ve nüfuzlu insanlardır. Silahları ve kuvvetleri çoktur. Buna rağmen ben onların dostluğunu bırakıyor, Allah ve Rasûlü’nün dostluğuna sığınıyorum. Benim dostum ancak Allah ve O’nun Rasûlüdür”. Abdullah b. Übeyy denilen münafıksa
“Ben yahudilerin anlaşmasını kesinlikle bozamam, onlarla dost kalmaya devam edeceğim. Çünkü onların buna ihtiyaçları vardır!” dedi. Hz. Peygamber de ona dönerek
“Ey Eba’l-Hübâb (Abdullah b. Übeyy)! Sen kendi bildiğine git, Übâde de kendi yoluna gitsin!” buyurdular. Abdullah b. Übeyy
“O halde kabul ediyorum” dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ “Ey iman edenler! Sakın yahudi ve hristiyanları dost edinmeyiniz. Onlar ancak birbirlerinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinecek olursa o da onlardandır...” mealindeki âyet-i kerimeleri indirdi. (Mâide: 5/51-67)[3]
- Kaynuka oğulları Hz. Peygamber’e savaş açtıklarında Abdullah b. Übeyy b. Selül anlaşmalı olduğu bahanesiyle onları müdafaa etti. diğer taraftan aynı şekilde Übâde b. Sâmit’in de yahudilerden anlaşmalıları vardı. O ise onların dostluğundan vazgeçtiğini ilan ederek Allah ve Rasûlünün dostluğuna girdi. Hz. Peygamber’e giderek
“Ey Allah’ın Rasûlü! Ben dost olarak Allah’ı O’nun Rasûlünü ve müminleri tercih ediyorum. Şu kafirlerle yapmış olduğum anlaşmayı ve kurduğum dostluğu bozuyorum!” dedi. Bunun üzerine bu ikisi, yani Abdullah b. Übey ve Übâde b. Sâmit hakkında Mâide Sûresi’nin 51-56 âyetleri indirildi. Bu âyetlerin sonunda “Kim Allah’ı, O’nun Rasûlü’nü ve mü’minleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecekler yalnızca Allah taraftarlarıdır” ibaresi vardır.[4]
_____________________________
[1] Fethü’l-Bari VII/334 (İbn İshak, İbn Abbas’tan güzel bir senetle).
[2] Ebu Davud IV/141 (İbn İshak tarikiyle).
[3] İbn Kesir, Tefsir II/69 (İbn Cerir, Zühri’den).
[4] Bidaye IV/4 (İbn İshak, Übade b. Samit’ten).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/377-378.
6. FASIL: KAYNUKA, NADÎR ve KUREYZA OĞULLARIYLA YAPILAN SAVAŞLAR ve BU HUSUSTA ENSAR’IN YARDIMLARDA BULUNMASI
Ensar’ın Benî Kaynukalılara Karşı Hz. Peygamber’e Yardım Etmeleri
Hz. Peygamber Bedir’de Kureyşlileri hezimete uğrattıktan sonra Medine’deki yahudileri Benî Kaynuka pazarında topladı ve onlara
“Ey yahudiler! Bedir gününde Kureyş’in başına gelenleri gördünüz. Geliniz sizin başınıza da gelmeden önce müslüman olunuz!” dedi. Yahudilerse Hz. Peygamber’e şu cevabı verdiler:
“Onlar (Kureyşliler) savaşmasını bilmiyorlardı. Bizimle savaşacak olursan bu hususta ne kadar maharetli olduğumuzu göreceksin!” Bunun üzerine Allah Teala Âl-i İmran Sûresi’nin 12 ve 13. âyetleri olan şu âyet-i kerimeleri indirdi:
“İnkar eden (o yahudi)lere de ki: “Yakında yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir. Karşı karşıya gelen şu iki taifede sizin için bir ibret vardır: Bunlardan biri Allah yolunda çarpışıyordu; diğerleri ise nankörlerdi. Bu ikincileri, karşısındakileri açıkça ve gözleriyle kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı Allah kimi dilerse onu yardımlarıyla destekler. Elbetteki bütün bunlarda gözleri olanlar için bir ibret vardır” [1]
- Yahudiler Hz. Peygamber’e şöyle dediler:
“Ey Muhammed! Sakın Kureyş’ten bazı kimseleri öldürmüş olman seni aldatmasın. Çünkü onlar savaş nedir bilmeyen tecrübesiz kimselerdi. Ancak bizimle savaştığında daha önce bizim gibi savaşçılarla karşılaşmamış olduğunu anlayacaksın.” [2]
- Bedir yenilgisinden sonra müslümanlar yahudilerden olan anlaşmalılarına
“Geliniz, Allah Teâlâ Bedir gününe benzer bir olayı sizin başınıza da getirmezden önce müslüman olunuz!” diye tavsiyede bulundular. Buna karşılık yahudilerden Mâlik b. Sayf şunları söyledi:
“Savaş nedir bilmeyen Kureyşlilerle karşılaşıp da onları yenmeniz sakın sizi aldatmasın! Çünkü biz size karşı kuvvetlerimizi birleştirecek olursak bize karşı koyamaz ve bizimle savaşmayı göze alamazsınız”. Bunun üzerine Übâde b. Sâmit Hz. Peygamber’e şunları söyledi:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Anlaşmalı olduğumuz yahudiler güçlü ve nüfuzlu insanlardır. Silahları ve kuvvetleri çoktur. Buna rağmen ben onların dostluğunu bırakıyor, Allah ve Rasûlü’nün dostluğuna sığınıyorum. Benim dostum ancak Allah ve O’nun Rasûlüdür”. Abdullah b. Übeyy denilen münafıksa
“Ben yahudilerin anlaşmasını kesinlikle bozamam, onlarla dost kalmaya devam edeceğim. Çünkü onların buna ihtiyaçları vardır!” dedi. Hz. Peygamber de ona dönerek
“Ey Eba’l-Hübâb (Abdullah b. Übeyy)! Sen kendi bildiğine git, Übâde de kendi yoluna gitsin!” buyurdular. Abdullah b. Übeyy
“O halde kabul ediyorum” dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ “Ey iman edenler! Sakın yahudi ve hristiyanları dost edinmeyiniz. Onlar ancak birbirlerinin dostudurlar. İçinizden kim onları dost edinecek olursa o da onlardandır...” mealindeki âyet-i kerimeleri indirdi. (Mâide: 5/51-67)[3]
- Kaynuka oğulları Hz. Peygamber’e savaş açtıklarında Abdullah b. Übeyy b. Selül anlaşmalı olduğu bahanesiyle onları müdafaa etti. diğer taraftan aynı şekilde Übâde b. Sâmit’in de yahudilerden anlaşmalıları vardı. O ise onların dostluğundan vazgeçtiğini ilan ederek Allah ve Rasûlünün dostluğuna girdi. Hz. Peygamber’e giderek
“Ey Allah’ın Rasûlü! Ben dost olarak Allah’ı O’nun Rasûlünü ve müminleri tercih ediyorum. Şu kafirlerle yapmış olduğum anlaşmayı ve kurduğum dostluğu bozuyorum!” dedi. Bunun üzerine bu ikisi, yani Abdullah b. Übey ve Übâde b. Sâmit hakkında Mâide Sûresi’nin 51-56 âyetleri indirildi. Bu âyetlerin sonunda “Kim Allah’ı, O’nun Rasûlü’nü ve mü’minleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecekler yalnızca Allah taraftarlarıdır” ibaresi vardır.[4]
_____________________________
[1] Fethü’l-Bari VII/334 (İbn İshak, İbn Abbas’tan güzel bir senetle).
[2] Ebu Davud IV/141 (İbn İshak tarikiyle).
[3] İbn Kesir, Tefsir II/69 (İbn Cerir, Zühri’den).
[4] Bidaye IV/4 (İbn İshak, Übade b. Samit’ten).
Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/377-378.