Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Şiirler
Adını MOR Koydum
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 1133" data-attributes="member: 12"><p><strong><span style="font-size: 10px">Adını MOR Koydum</span></strong></p><p> </p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-size: 10px"><img src="http://www.siraze.net/edebiyat/resikose/editorl.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></strong></p><p></p><p><strong><span style="font-size: 10px">Dinle beni</span></strong></p><p><span style="font-size: 10px">Sevgili mor...</span></p><p><span style="font-size: 10px">Ne de yanılsanmış sevdalardan geçmişiz diye düşünüyorum bu aralar. İnsan gerçek sevdanın nerede olduğunu farkettiği zaman içinde derin uçurumların açıldığı yaralar oluşuyor. Farkediyor yani, en gereksiz yerlerde boşa geçirilmiş sevda gezintilerinin yapıldığı zamanların havaya nasıl da savrulduğunu. Öyle işte, gözlerde biriken yaşları bırakmaktan dahi hicab duyar oluyor sonra. ‘Nasıl verilmiş bir lütuf aklımla, akılsızlık edebilme cüretini gösterdim?’ inlemeleri... Ve vah’lanmalar, ve ah’lanmalar... </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Sevgili mor...</span></p><p><span style="font-size: 10px">Sen hayatıma ne vakitler girdin bilmiyorum. Bilmiyorum ne zaman sevdim seni renkler içinde bu kadar çok. Bilmiyorum ne zaman seni baş köşeye oturttum alıp en tenha köşenden. İnsan işte bazen neyi neden sevdiğini bile çözemiyor. Sıcaklığın, sevimliliğin... belki de beni uzak hayallere kadar bile taşıyabilişin... Her sorunun cevabı var mıdır hem? Ya da her sorunun cevabı olmalı mıdır? Ya da her soruya bir cevap ille de verilmeli midir? Bir dakika, dingin olmaya çalışırken kargaşanın orta yerine saplanmak niyetinde değilim şu an. Yeni’lerden bahsedelim biraz da. Yeni bir meyve tabağı mesela. Oldukça büyük, yuvarlak ve porselen... Mutfak masasının üzerinde meyveleri koymak için oldukça ideal. Bir büyük boy şampuan ve pencereden aşağıya sarkıtmak için kalın dokuma büyük bir halı... Hayatımıza giren yeni’ler aslında öyle çok ki, farkında bile değiliz. Benim bugünümdeki yeni’ler listesinde bakın ne var: Bir kilo mandalina, siyah üzüm, iki litre süt, bir ekmek... </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Sevgili mor...</span></p><p><span style="font-size: 10px">Sana insanların en sevdiğinden bahsetmek istiyorum biraz. Hüzün’den... acı’dır hep okunan, okunmak istenen, aranan... İnsanlar kendi acılarını yaşamış olmaktan memnun ki, onları hatırlama gayretine girip hüzün üzerine yazılmışları tercih ediyor hep. Hastalıklar, ayrılıklar, kaybedişler, yanlış anlaşılmalar, kavgalar, yokluklar ve ve ve... daha neler neler. Luna parkta geçirdikleri o mutlu günleri anımsadıklarında yüzlerinden ufak bir tebessüm kayıp gidiyor. Sonra... sonrası o mutluluklara gölge düşüren acılar. Göl kenarında yapılan yürüyüşler, bir çam ağacının kalın dallarından birine yapılmış koccaman bir salıncak, yıllarca kırmızı küçük bir çantanın içinde saklanmış özenle kazanılmış bilyeler, sabahlara kadar emekle yazılmış program metinleri, ‘aşk kime’ sorularının bakışlarda dolaştığı kalabalık ortamlarda gizlenmiş yalnızlıklar, ince belli bardaklardan yudumlanmış çaylar, iskemlelere ilişip söylenmiş tadı damakta gezinen türküler... Bunlara daha binlerce güzel anının an’ını eklemek mümkün. O halde sevgili mor, neden hep seni farklı saydılar?</span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Sevgili mor...</span></p><p><span style="font-size: 10px">Neden hep beni kandırdılar? En basitinden bir örnek sana. Bir kilo domates almak istiyorum. Pazardayım. Dolaşıyorum. Bakıyorum domateslere. Bana en hoş görünen yığından bir kilo almak istiyorum: Lütfen bir kilo verir misiniz? Bir kilo domatesimi alıyorum, parasını uzatıyorum ve yoluma devam ediyorum. Diğer domateslerin fiyatlarının daha ucuz olduğunu görüyorum sonra. ‘Yine kandırıldım’ diye mırıldanıyorum. Eve dönünce domateslerime bakıyorum ki, yarısı çürük. ‘Yine kandırıldım’ diyorum kendi kendime. Şimdi sevgili mor, ben mi kandırılmış oluyorum, yoksa bu insanlar sadece kendilerini mi kandırıyorlar? </span></p><p> </p><p><span style="font-size: 10px">Sevgili mor...</span></p><p><span style="font-size: 10px">Neden hep beni kandırdılar?</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 1133, member: 12"] [B][SIZE=2]Adını MOR Koydum[/SIZE][/B] [LEFT][B][SIZE=2][IMG]http://www.siraze.net/edebiyat/resikose/editorl.jpg[/IMG][/SIZE][/B][/LEFT] [B][SIZE=2]Dinle beni[/SIZE][/B] [SIZE=2]Sevgili mor...[/SIZE] [SIZE=2]Ne de yanılsanmış sevdalardan geçmişiz diye düşünüyorum bu aralar. İnsan gerçek sevdanın nerede olduğunu farkettiği zaman içinde derin uçurumların açıldığı yaralar oluşuyor. Farkediyor yani, en gereksiz yerlerde boşa geçirilmiş sevda gezintilerinin yapıldığı zamanların havaya nasıl da savrulduğunu. Öyle işte, gözlerde biriken yaşları bırakmaktan dahi hicab duyar oluyor sonra. ‘Nasıl verilmiş bir lütuf aklımla, akılsızlık edebilme cüretini gösterdim?’ inlemeleri... Ve vah’lanmalar, ve ah’lanmalar... [/SIZE] [SIZE=2]Sevgili mor...[/SIZE] [SIZE=2]Sen hayatıma ne vakitler girdin bilmiyorum. Bilmiyorum ne zaman sevdim seni renkler içinde bu kadar çok. Bilmiyorum ne zaman seni baş köşeye oturttum alıp en tenha köşenden. İnsan işte bazen neyi neden sevdiğini bile çözemiyor. Sıcaklığın, sevimliliğin... belki de beni uzak hayallere kadar bile taşıyabilişin... Her sorunun cevabı var mıdır hem? Ya da her sorunun cevabı olmalı mıdır? Ya da her soruya bir cevap ille de verilmeli midir? Bir dakika, dingin olmaya çalışırken kargaşanın orta yerine saplanmak niyetinde değilim şu an. Yeni’lerden bahsedelim biraz da. Yeni bir meyve tabağı mesela. Oldukça büyük, yuvarlak ve porselen... Mutfak masasının üzerinde meyveleri koymak için oldukça ideal. Bir büyük boy şampuan ve pencereden aşağıya sarkıtmak için kalın dokuma büyük bir halı... Hayatımıza giren yeni’ler aslında öyle çok ki, farkında bile değiliz. Benim bugünümdeki yeni’ler listesinde bakın ne var: Bir kilo mandalina, siyah üzüm, iki litre süt, bir ekmek... [/SIZE] [SIZE=2]Sevgili mor...[/SIZE] [SIZE=2]Sana insanların en sevdiğinden bahsetmek istiyorum biraz. Hüzün’den... acı’dır hep okunan, okunmak istenen, aranan... İnsanlar kendi acılarını yaşamış olmaktan memnun ki, onları hatırlama gayretine girip hüzün üzerine yazılmışları tercih ediyor hep. Hastalıklar, ayrılıklar, kaybedişler, yanlış anlaşılmalar, kavgalar, yokluklar ve ve ve... daha neler neler. Luna parkta geçirdikleri o mutlu günleri anımsadıklarında yüzlerinden ufak bir tebessüm kayıp gidiyor. Sonra... sonrası o mutluluklara gölge düşüren acılar. Göl kenarında yapılan yürüyüşler, bir çam ağacının kalın dallarından birine yapılmış koccaman bir salıncak, yıllarca kırmızı küçük bir çantanın içinde saklanmış özenle kazanılmış bilyeler, sabahlara kadar emekle yazılmış program metinleri, ‘aşk kime’ sorularının bakışlarda dolaştığı kalabalık ortamlarda gizlenmiş yalnızlıklar, ince belli bardaklardan yudumlanmış çaylar, iskemlelere ilişip söylenmiş tadı damakta gezinen türküler... Bunlara daha binlerce güzel anının an’ını eklemek mümkün. O halde sevgili mor, neden hep seni farklı saydılar?[/SIZE] [SIZE=2]Sevgili mor...[/SIZE] [SIZE=2]Neden hep beni kandırdılar? En basitinden bir örnek sana. Bir kilo domates almak istiyorum. Pazardayım. Dolaşıyorum. Bakıyorum domateslere. Bana en hoş görünen yığından bir kilo almak istiyorum: Lütfen bir kilo verir misiniz? Bir kilo domatesimi alıyorum, parasını uzatıyorum ve yoluma devam ediyorum. Diğer domateslerin fiyatlarının daha ucuz olduğunu görüyorum sonra. ‘Yine kandırıldım’ diye mırıldanıyorum. Eve dönünce domateslerime bakıyorum ki, yarısı çürük. ‘Yine kandırıldım’ diyorum kendi kendime. Şimdi sevgili mor, ben mi kandırılmış oluyorum, yoksa bu insanlar sadece kendilerini mi kandırıyorlar? [/SIZE] [SIZE=2]Sevgili mor...[/SIZE] [SIZE=2]Neden hep beni kandırdılar?[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Şiirler
Adını MOR Koydum
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst