Ahmet altan"atatürk heykeline para harcayacağınıza

CeMre1

Well-known member
Osmanlı İmparatorluğu kurulduğunda Elazığ köylüleri nerede oturuyordu?
Kerpiç evlerde
Birinci Meşrutiyet ilan edildiğinde nerede oturuyorlardı?
Kerpiç evlerde
İkinci Meşrutiyet’te?
Kerpiç evlerde
Saltanat kaldırıldığında?
Kerpiç evlerde
Hilafet kaldırıldığında?
Kerpiç evlerde
Cumhuriyet ilan edildiğinde?
Kerpiç evlerde
Şapka devrimi yapıldığında?
Kerpiç evlerde
1960, 1971, 1980 darbeleri yapıldığında?
Kerpiç evlerde
28 Şubat darbesinde?
Kerpiç evlerde
Şimdi nerede oturuyorlar?
Kerpiç evlerde
1299’dan bu yana yaşanan onca olayın, savaşın, darbenin, gelişmenin Doğu ve Güneydoğu köylerine ne faydası oldu peki?
Hiç
Hâlâ kerpiç evlerde yaşıyorlar, hâlâ kerpiç evlerde ölüyorlar
O imparatorluk, hilafet, meşrutiyet, cumhuriyet, laiklik, darbeler, savaşlar, cinayetler kimin içindi?
Belli ki oralardaki köylüler için değildi
Yapılan hiçbir değişiklik, o köylülerin hayatını da ölümünü de değiştirmedi
Niye yaptık peki biz onca şeyi, kimin için yaptık?
O köylerde yaşamayanlar için
Yapmasaydık o köylüler için ne değişecekti?
Hiçbir şey
Bugün yeryüzünün hiçbir doğru dürüst ülkesinde insanlar 6 ölçeğindeki bir depremde ölmezler
Burada niye ölüyorlar peki?

Bunlarının hiçbirinin o köylülere bir faydası yok, olmamış, olmayacak
Onların hayatını bunların hiçbiri kurtarmaz, onların hayatlarını, buralarda aydın geçinenlerin bile bir tür “fantezi” sandıkları “demokrasi” kurtarır ancak
“Önce cumhuriyet”, “önce laiklik”, “önce vatan” diye bağıranlar, “demokrasi gelirse ne olacak, memleket bölünecek” diyenler, gidin şimdi bunları Elazığ köylülerinin parçalanmış bedenlerine anlatın
Demokrasi, insanın her şeyden daha önemli ve kutsal olması anlamına gelir, demokrasi olsaydı, Meclis lojmanlarına, orduevlerine, memur kamplarına, Atatürk heykellerine harcadığınız parayı Elazığ köylerine harcamak zorunda kalırdınız, kerpiç evlerin içinde sabaha karşı yıkılan duvarların altında ezilerek ölmezlerdi

Asfalt yolları, sağlam evleri, çiçekli bahçeleri olurdu

Keyfinizce yağmalayıp paylaştığınız paraların, silahlara savurduğunuz paraların, gösterişe harcadığınız paraların hesabını size sorarlardı demokrasi olsaydı, “burada bu derme çatma kerpiç evler dururken o paraları nereye harcıyorsun” diye sorarlardı

Ama köydeki çobanla siz bir değilsiniz tabii, para sizin, keyif sizin, iktidar sizin, gösteriş sizin, eğlence sizin, babalanma sizin, efendilik sizin, kerpiç evlerle ölüm de zavallı çobanın

Demokrasi, “çobanla profesörün oyunun eşit” olması değildir, demokrasi, çobanla siyasetçinin, paşanın, profesörün, şehirlinin “hayatının eşit” olmasıdır, aslında istemediğiniz bu, değil mi?

Sizin hayatlarınız, şaşaanız, debdebeniz, köylülerin hayatından besleniyor

Onun için istemiyorsunuz demokrasiyi, onun için istemiyorsunuz eşitliği

İmparatorluk yaptınız, meşrutiyet yaptınız, cumhuriyet yaptınız, laiklik yaptınız, inkılâp yaptınız, darbe yaptınız

Niye hiçbiri o köylülerin işine yaramadı?

Niye ölüyor onlar, neyin eksikliği öldürüyor onları?

Bir düşünün Allahın cezaları, bir düşünün

((Ahmet Altan))
 
Üst