Aleme sığmayan güzelliği taşımak!!!

þehidan

Active member
nurulenvar_normal_islam20caligraphie20allah20coucher20soleil.jpg



Âleme Sığmayan Güzelliği Taşımak...


İslâm’ı aşkla yaşamak düştü gönlüme… “Yaşamak, yaşatmanın sînelerdeki yankısıdır.” dediler. Aşkla savunulan bir dâvâ düştü gönlüme. Gözüm başka bir hayali görmedi. Cihad, taşları yastık yapan başların Hakk’a kulluk vechesinde âleme sığmayan güzelliği taşımaktır, her bir köşeye... Cihad, merhametin zaafa uğramadan her karanlığa bir hilâl olmasıdır. Cihad, muhabbet lehçesiyle yazan kalemin gölgesinde kalplere yol açmaktır. Gelincikten nârin yüreciklerin, rahmeti celbeden nâzenin dokunuşlarıdır cihad.

Zehir akıtan baldıranlara bir avuç dolusu gül sunabilmektir.

Gariplerin yüzüne ıtır kokulu bir tebessüm koyabilmektir cihad.

Dünyanın kan kokan vahşeti içinde Tevhid’in ferahlık ve sükûnetini getirebilmektir.

Allah Rasûlü gibi sadrını çatırdatan yükü omuzlamaktır. Sonra İnşirah sabahında yorulmadan, kırılmadan gözlerini başka bir ufka dayamaktır cihad…

Cihad, Nuh -aleyhisselâm- gibi, küfür haykıran kavmin karşısında, yüzyıllar geçse de Tevhid’in kalesi olmaktır.

Cihad, Sancak-ı Rasûl olmaktır. Huzuru dalgalandırmaktır, yeryüzü coğrafyasında; gönül haritalarına işlemektir muhabbeti… Kuru cihangirlik dâvâsı değildir, cihad!.. Bir beşâret-i Nebî uğruna ömrünü adamaktır Fâtih Sultan gibi. Yavuz Selim gibi Allah’tan gayrı bir nefes almaksızın çölleri aşmaktır. Makamsız olmak en büyük liyâkattir. Kanunî gibi Padişah kaftanını hiçe sayıp top arabasını omuzlamaktır.

Gurbetteki ruhun vuslatı aramasıdır cihad... Yokluğu, varlığa sermâye yapmaktır.

Ahmed Yesevî Hazretleri gibi, cihad, küfrün karanlığı içine bir nezir gibi atılacak gayreti dokumaktır gönüllere. Ve o erlerle garba uzanıp haçın yerine hilâli koyabilmektir.

Cihad, sahabenin Semerkant’a, Çin’e, Habeşistan’a yürüyen adımlarındaki dini yayma gayretidir. Cihad Hazret-i Hamza’nın cesaretidir. Mus’ab -radıyallâhu anh- gibi kefensiz toprağa girmektir. Cihad, sahâbe olmaktır Rasulullâh’ın mübarek gözlerinde inci gibi parlayan... Cihad, Uhud’larda şehâdet arzusuyla toprağına düşmektir.

İslâm’ı aşla yaşamak düştü gönlüme, yaşatmak adı olan... İslâm’ı aşkla yaymak arzusu düştü gönlüme Uhud kokan… Bedir müjdesi taşıyan bir aşk düştü. Şimdi Anka kuşu kanatlarına alsın, Uhud toprağına bıraksın bizi. Cennet kokularıyla karışsın tozu toprağı benliğimize… Hatırı Allah katında çok büyük olan erenler hürmetine İslam’ı nakşet gönlümüze…

Ayşegül Zobi


********

Gül gülse daim ağlasa bülbül


kmzblbllk1.gif



Gül gülse daim ağlasa bülbül aceb değül
Zira kimine ağla demişler kimine gül


(Baki)

(...) Her ne kadar Peygamber misali nazenin bir çiçekse de gül, seherlerin günahına ağlayan, inim inim inleyerek dem tutan bülbülüne karşı acımasızdır.

Divan edebiyatının, aşıkına karşı ilgisiz olan maşukudur o. (...)


Bilirsiniz ki güzel sevgililer hep acı verici ve nazlıdır; ama asıl sarsılmaz aşkların mimarı da onlardır.


Verecekleri eşsiz, misalsiz aşkın ücretini baştan alırcasına çektirirler aşıka. Ben gülü de hep bu acımasız ama sonrasında vefalı ve vazgeçilmez maşuka benzetirim.



Bülbül ise sanki acı çekmek için halk edilmiş üstelik) çektiği acı, (kendisine) abıhayat olan bir aşık.


Bir de hüsn-ü talil yapıp "
bülbülün sesi gülün hürmetine güzeldir
" derim.


Gülün kıymeti Sevgililer Sevgilisinin teri ve sembolü oluşundan geliyor. "Ayşe-gül" ismi benim için sıradan bir isimken önceden bildiğim, ama bir çok şey gibi bilip hissedemediğim bir manadan, terbiye abidesi bir hanımefendi olan, aynı zamanda Rasulallah'ın hanımı olmakla şereflenmiş bir validemizin ismiyle hemvücut olmuş bir isim olarak gözümde ve kalbimde en ulvi makamlara yerleşmiştir.



gidipgeliyorqd4.gif





Gül, muhakkak ki koca dağdan eksilttiği bir küçük parça karşısında dahi "dayan Ferhat! Çoğu gitti azı kaldı", dedirten hissiyatın bülbüldeki akislerinden bihaber değildir.


Gaye-i fıtratı, "sevmek" yalnızca "sevmek" misçesine güle ilan-ı aşk eder bülbül. "her şey zıddıyla kaimdir" kaidesince ah-u vah eden bülbül, bu iniltiye cevap vermeyen, misalsiz maşuku gül sayesinde bilinir.

Bülbüldeki aşk, şefkat misali bir sevgidir. Öünkü aşk karşılık bekler ve güzel karşılıklarla hayatını devam ettirir. Oysa sevginin özü olan şefkat, karşılıksız sevgi ve fedakarlığın da kaynağıdır.

Şu da bir gerçektir ki, bülbül sevse de gül solar. Belki de böyle bir deveran ile Rabbim, yalnızca kendi sevgisinin ebedi olduğunu anlatıyordur kim bilir?

Sonunda asıl gül de nebat gül de O'nun mülküdür. Yüce kudret sahibi ve en büyük sanatkar olan
icon_allah.gif
, bülbülü inletmesiyle, kuluna asıl münacatı öğretiyor.

Gül de bülbül de, bağ da bağban da O'nunsa, O'nun istediği bir sevgi, O'nun istediği bir bağlılık eda etmemiz gerekiyor. Gül de bülbül de O'nun emriyle musahhar mahluklar olarak bize ubudiyeti öğretiyor gibiler.

Sevmek, sevilmek ve böylesine büyük bir aşkla kulluk
!

Gül ile bülbül bu ilahi aşkın en güzel ve nakışlı rehberleri. Zaten iki cihan serverinin misali olan güle de böyle büyük bir vazife yaraşırdı. Onlar zahirde ayrı da olsalar kalben birbirlerine bağlılar ve müthiş bir ortaklıkla kainata sevginin dersini veriyorlar. Kainatta her geçen gün sevgililer azalsa da...

Gerçek sevgi sahipleri, kemmiyette az olsalar da güzellik için yeterler şu aleme!....
​
 

SaYa

Well-known member
Zehir akıtan baldıranlara bir avuç dolusu gül sunabilmektir.

Gariplerin yüzüne ıtır kokulu bir tebessüm koyabilmektir cihad.

Dünyanın kan kokan vahşeti içinde Tevhid’in ferahlık ve sükûnetini getirebilmektir.



Allah razı olsun...............
 
Üst