ŞARK KIZI DİL-BESTE HARİKALAR DİYARINDA
dil-beste dağların eteklerinde yaşayan saf temiz biriydi.günleri neşe içinde saadetle geçiyordu. onu yaşantısı güneş,toprak ve dağlardan ibaretti erol taş ve küçük emrahın filimlerini izliyor takdr-i ilahinin tecellisini bekliyordu(ölümü).Bir gün biligisayar denen çok acip bir makinayla tanıştı.ufacık bir makina olmasına rağmen dünyayı ayağına getirebileceğini söylüyorlardı. soğuk bir kış günüydü dil-beste o acip sanatı incelemeye başladı site denilen bir yere üye olmuştu artık tıpkı ürkek bir güvercin gibi yüreği pıt pıt atıyordu.çok heyecanlıydı mesajları okudu sohbet-muhabbete baktı fıkralarda eğlendi sanki, burası ona hitap ediyordu."evet evet "dedi" burası güzel bir yere benziyor"zaten laf aramızda erol taş ve emrahın filimlerini izlemekten de bıkmıştı o da artık sitenın yeni bir üyesiydi.kızlar okumalımı diye bir başlık gördü orada iki yiğidin güreşini izlemeye başladı sağ köşede TARİHÇİ abi sol köşede ŞUALAR kardeş.iki yiğit çıktı meydane ikiside birbirinden merdane hayde breeee pehlivanlar deyip ordan ayrıldı.üye olmasına rağmen hala yeni konu nerede nasıl yazılır bilmiyordu(ki hala bilmiyor)LEMA lar abinin yönetici olduğunu gördü ondan yardım alabileceğini düşündü ve yardımı istedi ama nereden bilebilirdiki abinin zengin ve kötü kalpli bir fabrikatör olduğunu ve fabrikadaki yeni işçilerle muhattap olmadığını... defalarca yardım istedi fakat her defasında kapılar suratına kapanıyordu.içine düştüğü ahvali nasıl bilebilirdiki çünkü o saf ve tertemizdi(ne saf ne saf)neredeyse herkes onunla alay ediyor forum kullanılır mesajları yollanıyordu.Ve birgun dil-beste yemin etti yıllar sonra lemeler abinin karşısına çıkacak yönetici ama gururlu biri olarak intikamını alacaktı.forumda yönetici olan başka bir fabrikatör vardı bu zat müdavi bir zattı.aziz.sıddık.fedakar,sebatkar,sadık,ihlaslı,kuvvetli,şanlı,mübarek,metin,sarsılamaz,yılmaz ve risale-i nurun has bir yoldaşıydı. biliyorduki mesleğinde benlik,enaniyet,şan-ü şeref perdesi altında makam sahibi olmaktan öldürücü zehir gibi ondan kaçıyordu.nurun has ve sadık takebesi şiddet-i nefretle siyasettende kaçıyordu.bu yoldaşın bu zamanda edindiği en mühim vazife,tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutmaktı.farzları yerine getiriyor,kebireleri işlemiyordu.menhiyattan ve günahlardan içtinap ediyor amel-i salih dairesinde hayrat kazanıyordu ve ustadın talebelerine ettiği bütün dualarına manevi kazançlarına iştirak-i amel-i düstürüyla bazen yüz defadan ziyade risale nur talabesi ünvanıyla hissedar oluyordu.tek düşündüğü sözler "ey şakirt!birinci vazifen HAKKA hizmet etmektir senin en kıymetli hazinen kuran ve sünnettir.seni bu hazineden mahrum etmek isteyen muzır maniler olabilir,ihlas ve samimiyetini kaybedersen muhtaç olduğun kaynak risale-i nurlarda mevcutur.NE MUTLU DAVAM DİYENE !" deyip düşünüyordu.evet bu zat SEGERDAN abiydi cenab-ı hak dil-besteyi içine düştüğü ahvalden kurtarmak için bu mümtaz kişiyi görevlendirecekti ama dil-beste dağda yetişmiş olduğu için kurumuş bir dikenden farksız değildi.SERGERDAN abi omuzlarına bırakılan bu görevi en güzel şekilde yerine getirmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışırken dil-beste su-i zancı,riyakarkısaca dört manevi hastalığı kendinde bulunduran biri olduğu için abisini yalnış anladı
şimdi bütün nurcuların önünde en tevazulu.en tefekkürkü,en tevekküllü,en tıfılane tebliği en mükemmel yerine getiren abisine özrü bir borç bilir SAYGILARIMLA
ABİ ARTIK BU KADAR ÖVGÜDEN SONRA ASKERE GİTMEDEN EVVEL BU YÖNETİCİLİK GÖREVİNİ BANA DEVREDECEĞİNİ YAKİNEN BİLİYORUM.MEREK ETME GÖZÜN ARKADA KALMASIN,BU ASİL GÖREVİ SİZDEN ZİYADE YERİNE GETİRECEĞİME AND İÇİYORUM SAYGILARIMLA
ABİ LAF ARAMIZDA REPİMİ YÜKSELTMEDEN GİDERSEN YİNE SAYGILARIMLA
dil-beste dağların eteklerinde yaşayan saf temiz biriydi.günleri neşe içinde saadetle geçiyordu. onu yaşantısı güneş,toprak ve dağlardan ibaretti erol taş ve küçük emrahın filimlerini izliyor takdr-i ilahinin tecellisini bekliyordu(ölümü).Bir gün biligisayar denen çok acip bir makinayla tanıştı.ufacık bir makina olmasına rağmen dünyayı ayağına getirebileceğini söylüyorlardı. soğuk bir kış günüydü dil-beste o acip sanatı incelemeye başladı site denilen bir yere üye olmuştu artık tıpkı ürkek bir güvercin gibi yüreği pıt pıt atıyordu.çok heyecanlıydı mesajları okudu sohbet-muhabbete baktı fıkralarda eğlendi sanki, burası ona hitap ediyordu."evet evet "dedi" burası güzel bir yere benziyor"zaten laf aramızda erol taş ve emrahın filimlerini izlemekten de bıkmıştı o da artık sitenın yeni bir üyesiydi.kızlar okumalımı diye bir başlık gördü orada iki yiğidin güreşini izlemeye başladı sağ köşede TARİHÇİ abi sol köşede ŞUALAR kardeş.iki yiğit çıktı meydane ikiside birbirinden merdane hayde breeee pehlivanlar deyip ordan ayrıldı.üye olmasına rağmen hala yeni konu nerede nasıl yazılır bilmiyordu(ki hala bilmiyor)LEMA lar abinin yönetici olduğunu gördü ondan yardım alabileceğini düşündü ve yardımı istedi ama nereden bilebilirdiki abinin zengin ve kötü kalpli bir fabrikatör olduğunu ve fabrikadaki yeni işçilerle muhattap olmadığını... defalarca yardım istedi fakat her defasında kapılar suratına kapanıyordu.içine düştüğü ahvali nasıl bilebilirdiki çünkü o saf ve tertemizdi(ne saf ne saf)neredeyse herkes onunla alay ediyor forum kullanılır mesajları yollanıyordu.Ve birgun dil-beste yemin etti yıllar sonra lemeler abinin karşısına çıkacak yönetici ama gururlu biri olarak intikamını alacaktı.forumda yönetici olan başka bir fabrikatör vardı bu zat müdavi bir zattı.aziz.sıddık.fedakar,sebatkar,sadık,ihlaslı,kuvvetli,şanlı,mübarek,metin,sarsılamaz,yılmaz ve risale-i nurun has bir yoldaşıydı. biliyorduki mesleğinde benlik,enaniyet,şan-ü şeref perdesi altında makam sahibi olmaktan öldürücü zehir gibi ondan kaçıyordu.nurun has ve sadık takebesi şiddet-i nefretle siyasettende kaçıyordu.bu yoldaşın bu zamanda edindiği en mühim vazife,tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutmaktı.farzları yerine getiriyor,kebireleri işlemiyordu.menhiyattan ve günahlardan içtinap ediyor amel-i salih dairesinde hayrat kazanıyordu ve ustadın talebelerine ettiği bütün dualarına manevi kazançlarına iştirak-i amel-i düstürüyla bazen yüz defadan ziyade risale nur talabesi ünvanıyla hissedar oluyordu.tek düşündüğü sözler "ey şakirt!birinci vazifen HAKKA hizmet etmektir senin en kıymetli hazinen kuran ve sünnettir.seni bu hazineden mahrum etmek isteyen muzır maniler olabilir,ihlas ve samimiyetini kaybedersen muhtaç olduğun kaynak risale-i nurlarda mevcutur.NE MUTLU DAVAM DİYENE !" deyip düşünüyordu.evet bu zat SEGERDAN abiydi cenab-ı hak dil-besteyi içine düştüğü ahvalden kurtarmak için bu mümtaz kişiyi görevlendirecekti ama dil-beste dağda yetişmiş olduğu için kurumuş bir dikenden farksız değildi.SERGERDAN abi omuzlarına bırakılan bu görevi en güzel şekilde yerine getirmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışırken dil-beste su-i zancı,riyakarkısaca dört manevi hastalığı kendinde bulunduran biri olduğu için abisini yalnış anladı
şimdi bütün nurcuların önünde en tevazulu.en tefekkürkü,en tevekküllü,en tıfılane tebliği en mükemmel yerine getiren abisine özrü bir borç bilir SAYGILARIMLA
ABİ ARTIK BU KADAR ÖVGÜDEN SONRA ASKERE GİTMEDEN EVVEL BU YÖNETİCİLİK GÖREVİNİ BANA DEVREDECEĞİNİ YAKİNEN BİLİYORUM.MEREK ETME GÖZÜN ARKADA KALMASIN,BU ASİL GÖREVİ SİZDEN ZİYADE YERİNE GETİRECEĞİME AND İÇİYORUM SAYGILARIMLA
ABİ LAF ARAMIZDA REPİMİ YÜKSELTMEDEN GİDERSEN YİNE SAYGILARIMLA