Madem Allah var ve ilmi ihata eder. Elbette adem, i'dam, hiçlik, mahv, fena; hakikat noktasında ehl-i imanın dünyasında yoktur ve kafirlerin dünyaları ademle, firakla, hiçlikle, fanilikle doludur. İşte bu hakikatı, umumun lisanında gezen bu gelen darb-ı mesel ders verip, der: "Kimin için Allah var, ona herşey var ve kimin için yoksa, herşey ona yoktur, hiçtir."
(Bediüzzaman Said Nursi - 11. Şua'dan)
Lügatler
Adem : yokluk, yok olma
Darb-ı mesel :misal olarak söylenen meşhur söz, atasözü
Ehl-i iman :Allah’a ve Allah’tan gelen her şeye inanan kimseler, mü’minler
Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan
Fenâ :yokluk, yok olmak, gelip geçicilik, ölüm
Firak : ayrılık, ayrılmak
Hakikat: gerçek
İ’dam :yok etmek, öldürmek
İhata : kuşatma, kapsama
Kâfir :Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği bir şeyi inkâr eden kimse
Lisan :dil, lehçe
Mahv :harab olma, yıkılma, bozulma, ortadan kalkma
Şua :ışık, parıltı
Umum : bütün,tüm, tamam, hepsi
Habersiz
Şu ömür evinden her gün,
Düşüyor aşağı bir taş,
Şu gâfil insanı düşün!
Bina viran haberi yok.
Bir ömür istedim nice,
Belasız, dertsiz şöylece,
Dert ağlatır gündüz gece,
Lokman’ın hiç haberi yok.
Düştüm yollara muzdarip,
Yollar ıssız, yolcu garip,
Dide giryan, sine biryan,
Akıl hayran, haberi yok.
Niyazi hayale daldı,
Şu dünyada çok bunaldı,
Unuttu, çaresiz kaldı,
Göçmüş kervan, haberi yok.