Livza
Well-known member
ALLAH(cc)ı seviyorum sanırdım..
Sevmek çok zor ama bir o kadar da şerefli bir duygudur.
Zordur; çünkü sevmek,
sevilenle seven arasında menfaate dayalı olmayan bir ilgiyi gerektirir. Karşılıklı fedakârlığı, vefayı gerektirir.
Cefaya karşı sabrı, sert rüzgârlara karşı dağılmamayı gerektirir.
sevilenle seven arasında menfaate dayalı olmayan bir ilgiyi gerektirir. Karşılıklı fedakârlığı, vefayı gerektirir.
Cefaya karşı sabrı, sert rüzgârlara karşı dağılmamayı gerektirir.
Sevmek, sevileni kırmamayı,
ona karşı yanlış yapmamayı, kendi isteklerini sevilenin isteklerinetercih etmemeyi gerektirir.
ona karşı yanlış yapmamayı, kendi isteklerini sevilenin isteklerinetercih etmemeyi gerektirir.
İsterseniz çocuğunuzu, isterseniz eşinizi, isterseniz bir canlıyı, çevreyi veya başka bir şeyi sevin.
Sonuç değişmez. Hayatın zor labirentlerinde bu metaneti yitirmeden yürümeniz şarttır.
Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim...
Biz bugün farklı bir sevgiden bahsedelim, belki sevginin esası olan sevgiden bahsedelim.
Yüce ALLAH'a karşı hissetmemiz gereken sevgiden...Şimdi şöyle bir soru sorsam ve desem ki
" ALLAH'ı seviyor muyuz?" İnanıyorum ki hepimiz " Elbette ALLAH'ı
seviyoruz" diyeceğiz.
seviyoruz" diyeceğiz.
" ALLAH sevilmez mi, O'na kurban olalım!" deriz. Bu duygumuzda
samimiyiz de.
samimiyiz de.
Çünkü hiç kimse " ALLAH'ı sevmiyorum" demez, diyemez. Hiç inanmayan
bile böyle bir cümlenin
yüküne talip olamaz, olmamalıdır da.
bile böyle bir cümlenin
yüküne talip olamaz, olmamalıdır da.
O zaman ikinci soruyu soralım ve "O zaman sevgi nedir?" diyelim. Veya bizim sevmemiz yeterli mi?
O'nu sevmek mi önemli, yoksa O'nun tarafından sevilmek mi?
Ne dersiniz, bütün bu sorulara bir çırpıda makul cevaplar verebilecek miyiz?
Dilerseniz gelir İslâm tarihinin ölümsüz şahikalarından enfes satırlar
okuyalım.
Bakalım sevgiye nasıl bir anlam yüklemiş büyükler?
okuyalım.
Bakalım sevgiye nasıl bir anlam yüklemiş büyükler?
Bistamlı Beyazıd sevgi sanılan boş bir kuruntunun, duvarların yüzüne
çarparken unutulmaz bir ders verir:
çarparken unutulmaz bir ders verir:
" ALLAH'ı seviyorum sanırdım! Ama anladım ki, esas olan O'nun sevmesi imiş.
ALLAH bir kulu severse, onun kalbini kendisi ile meşgul edermiş"
Doğrudur... Bistamlı Beyazıt'ın dediği gibi, sevgi eğer sevilenin
sevgisini getirmeyecekse, boş bir kuruntudur.
sevgisini getirmeyecekse, boş bir kuruntudur.
ALLAH'ı o kadar seveceksin ki, neticede O sizi
sevmeye başlayacak.
sevmeye başlayacak.
O zaman sizin sevginiz, O'nun sevgisine mahkûm olur. İşte o zaman
O'nun gören gözü,
işiten kulağı, yürüyen ayağı olursunuz.
O'nun gören gözü,
işiten kulağı, yürüyen ayağı olursunuz.
Fudayl bin Iyaz'ın, sevgiyi tarif eden dokunaklı sözleri ruh
dünyamızda depremler
meydana getirecek kadar derindir. Şöyle diyor;
dünyamızda depremler
meydana getirecek kadar derindir. Şöyle diyor;
" ALLAH'ı seviyormuyuz diye sorarlarsa sus, konuşma. Evet dersen,
tavırların evet diyenlerinkine benzemiyor ki!
tavırların evet diyenlerinkine benzemiyor ki!
O zaman da münafıklara, sahtekârlara
benzersin!"
benzersin!"
İşte size Bağdatlı Cüneyd'in cümleleri, Mevlana'nın ufkunu ne kadar da çok hatırlatıyor:
"Şu kalp ALLAH'a aittir. O'na sakın yabancıyı sokma!"
Sevgide dozu iyi anlamak şarttır. Sevgi teslimiyet ve tam bir
tevekkülü gerektirir.
tevekkülü gerektirir.
Gayrisinden hicret ve fıkrat (ayrılık) gerektirir. Koşmak, koşmak,
koşmak ve yine koşmak gerektirir.
koşmak ve yine koşmak gerektirir.
Sevginin kapısı hiç kapanmaz zira. Kapıyı kapalı zannediyorsanız,
sevgiliyi tanımıyorsunuz demektir.
sevgiliyi tanımıyorsunuz demektir.
Belki de kapısı kapalı olan sevgili değildir, sevgili olamaz...
Salih Mürri, bir gün vaaz ediyor camide. Ümitsizliği kıracak sözler
kullanıyor,ümidin kapılarını açıyor.
kullanıyor,ümidin kapılarını açıyor.
Ümitsizliğin yakan bir ateş olduğunu anlatıyor.
Bunu da şöyle formüle ediyor:
Bunu da şöyle formüle ediyor:
" Ümitsizliği yenin. Bir insan Yüce ALLAH'ın kapısını ısrarla çalarsa,
kapı mutlaka bir gün açılacaktır!"
kapı mutlaka bir gün açılacaktır!"
Sözler böyleydi ve doğruydu da. Ama cemaatin arkasında bir kadın
vardır ve onun dünyasında ayrı,
apayrı fırtınalar kopmaktadır. O, Salih'in durduğu yerde değildir.
Birden ayağa kalkar ve seslenir:
vardır ve onun dünyasında ayrı,
apayrı fırtınalar kopmaktadır. O, Salih'in durduğu yerde değildir.
Birden ayağa kalkar ve seslenir:
" Daha ne zamana kadar böyle demeye devam edeceksin? O kapı hiç
kapanmadı ki açılsın!"
kapanmadı ki açılsın!"
Evet; sevgilinin kapısı hiç kapanmaz. Zaten kapısı kapanacak sevgili,
sevgili değildir.
sevgili değildir.
Öyle bir sevgili sevin ki, herkesin kapısı kapandığında bile O'nun
kapısı açık dursun!
kapısı açık dursun!