ALLAH dostlarindan inciler..Hikmet esintileri..

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
İnsanın varlığı bir ormana benzer. O deme agâhsan çekin bu varlıktan, çekin!

Vücudumuzda binlerce kurt, binlerce domuz... temiz, pis, güzel, çirkin, binlerce sıfat var.

Hangi huy galipse hüküm onundur. Madende altın bakırdan fazlaysa o maden altın sayılır.


Vücudunda hangi huy galipse o huyun suretine göre haşredilmen gerekir.

İnsanda bir an olur, kurtluk zuhur eder. Bir an olur, ay gibi Yusuf yüzlü bir güzel haline gelir.

İyiliklerle kinler gizli bir yolda gönüllerden gönüllere gidip durmaktadır.

Hattâ insandan, öküzle eşek bile bilgi sahibi olur, akıllanır, hüner elde eder.

Serkeş at rahvan bir hale gelir, alışır. Ayı oynar, keçi de selâm verir.

Köpeğe insanın huyu geçer, nihayet çoban olur, av avlar, yahut sürüyü korur.

Ashab-ı Kehf'in köpeğine onlardan öyle bir huy sirayet etti ki sonunda Allah'ı aramaya koyuldu.

Kalbde her an bir çeşit şey baş gösterir... İnsan bazen şeytanlaşır, bazen melekleşir. Bazen tuzak kesilir, bazen yırtıcı hayvan!

Aslanların bildiği o acayip ormandan, gönüller tuzağına gizli bir yol bulunan o meşelikten,

İçten içe hırsızlık et, can mercanını çal! Ey köpekten aşağı! Âriflerin gönüllerinden o mercanı elde et!

Madem ki hırsızlık ediyorsun, bari lâtif inciyi çal!.. Madem ki hamallık ediyorsun, bari yüce bir yük yüklen!..




Hz. Mevlânâ (k.s.)
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
"Biz çok ilimden ziyâde az da olsa edebe muhtâcız."

"Âlimleri hafife alanların âhireti, ümerâyı hafife alanların dünyâsı, dostlarını hafife alanların mürüvveti yıkılır."


"Kalbinde Allah korkusu çok az olan, dünyâ sevgisi bulunan, haramlardan sakınmayan, âlim olduğunu söylerse şaşılır."

"Sâlih kimselerden olmadığım hâlde, sâlihleri severim. Kötü kimselerden daha aşağı olduğum halde, kötüleri sevmem."

"Eğer gıybet etseydim, anamı, babamı gıybet ederdim. Çünkü sevâblarımın onlara verilmesi daha hayırlı olur."

"Müstehabları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşek davranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan da mârifete, Allahü teâlânın rızâsına kavuşamaz."

Birisine; "Allahü teâlâyı murâkabe et!" dedi. O kişi; "Bu nasıl olur?" deyince; "Allahü teâlâyı görür gibi ol." buyurdu.

"İnsan; nefs, şeytan, münâfık gibi üç düşmanla karşı karşıyadır ve bunlardan kurtulmak çok güçtür."

"Çalışıp kazanma zahmeti çekmemiş kimsede hayır yoktur."

"İlmin evveli niyet, sonra anlamak, sonra yapmak, sonra muhâfaza, sonra da yaymaktır."

"Nefsini bilen Rabbini bilir." hadîs-i şerîfinin sırrına eren, nefsini sokakta gördüğü köpekten aşağı bilir."

"Nice küçük amel, niyetle büyür, nice büyük amel ise niyetle küçülür."

"Kim ilmi ararsa öğrenir. İlmi öğrenen, günah işlemekten korkar. Günahtan korkan ondan kaçar. Ondan kaçan ise kıyâmet günü hesaptan kurtulur."

"Şüpheli bir kuruşu geri vermeyi, binlerce lira sadaka dağıtmaktan daha fazla severim."

"Din kardeşimin bir ihtiyâcını görmem, bir sene nâfile ibâdet etmemden daha önemlidir."

"İnsanların en alçağı kimdir?" diye sorulunca; "Din kisvesi altında dünyâ menfaati sağlayandır." buyurdu.

"İlimde cimrilik yapan kişiye Allahü teâlâ üç belâ verir: Ya ölür, ilmi gider. Yâhud unutur veya kendine ilmi unutturacak kimse ile dostluk kurar, öylece ilmi gider."

"Ben, peygamberlikten sonra ilimden daha üstün bir rütbe olduğunu zannetmiyorum. Âlimlerden biri, bir ihtiyaçla karşılaşınca, onun ile meşgûl olur, okuyamaz. Onun ihtiyâcını giderip, okumasını sağlamak daha makbûldür."

"İnsandaki en üstün haslet hangisidir?" diye sorulunca; "Kâmil akıl." buyurdu. "Eğer o yoksa?" dediler. "Güzel edebdir." buyurdu. "O da yoksa?" dediler. "Kendisiyle istişâre edilecek şefkatli bir kardeş." buyurdu. "O da yoksa?""Devamlı sükût." buyurdu. "O da bulunmazsa?" dediklerinde; "Ölmek." buyurdu.

"Şu dört cümle, dört bin hadîs-i şerîften seçilmiştir; kadına güvenme, mala aldanma, mîdeni fazlaca doldurma, işine yarıyacak kadar ilim öğren."

"Bir âlimin sakınması gereken en önemli husus; Allahü teâlânın haram kıldığı şeylerden uzak durması ve dünyâya gönül bağlamamasıdır."

"Dünyâ sevgisi ve günahların istilâ ettikleri kalpten nasıl hayır beklenir."

"Allahü teâlâya isyân ederken, O'nu sevdiğini açıklarsın. Bu ise kıyasta acâibdir. Eğer sevgin doğru olsaydı, O'na itâat ederdin; çünkü seven, sevdiğine itâat eder."

"Güzel ahlâkı, bir cümlede hülâsa eder misin?" diye sorduklarında; "Kızmamaktır." buyurdu


Abdullah Bin Mübarek
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Yaratan'ın Rızasına Erme Yolunda Yapmacık Hareketler Fayda Getirmez..
Bu Yolda Yersiz Arzu ve Boş Temenni ile Yürünmez..
İçi Başka Dışı Başka Olan Kişinin Eline Hiç Birşey Geçmez.
Bir de Yalancılık Ortaya Çıkarsa Felaket O Zaman Başlar..
Eğer Bu Hâllerin Azı Sende Varsa Hemen Tevbe Et ve Tevbeni Bozma..
Tevbe Etmekten Daha Çok Tevbeyi Bozmamak Asıl Hünerdir...

[ Gavsü'l-A'zam Abdülkâdir Geylâni - Kuddise Sirrûh ]
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Dünyada iken günahlara pişman olup, kulluk vazifesini yaparak ahireti kazanmak lazımdır. İşte, bütün işin aslı budur. Sevgi ve muhabbet; Allah-u Teala'nın rızasını aramak ve kötü işleri terketmek, ahde vefa göstermek, emanete ihanet etmemek, kendi kusurlarını görüp, amelleri ile övünmemek, amellerini görmemek, daima Allah-u Teala'yı zikretmekle meşgul olmaktır.


Seyyid Emir Külal -ks-
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
* Dünya hayatı ebedi değildir, boştur. Dünya hayatı göçebelerin hayatına benzer. İnsanın ömrü, malı, evladı, gençliği, akrabası, hepsi geri alınmak üzere verilmiş bir emanettir.

* Elinizdeki malınızdan yanınızda hiçbir şey kalmayacak. Onun için insan dünya malına fazla kıymet vermemeli, dünyayı daima arkaya atıp ahireti önüne almalı, insanın gözü hep ahirette, Allah-u Teala'nın hoşnutluğunu kazanacak salih amellerde olmalıdır.

* İnsan, nasıl dünya hayatında muhtaç ve perişan olmak istemiyorsa, ahiret için de aynı şeyi istemeli, Allah-u Teala'nın emirlerine uymalıdır. Şayet uymasa, öldüğü vakit, Allah-u Te’ala ona azap eder, kabir azabı çeker.


Seyyid Muhammed Raşid Hz.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
İnsanın kalbi daima Allah-u Teala’ya bağlı olmalı, Allah-u Te’ala insanın aklından, fikrinden hiç çıkmamalı. İnsanın kalbi hem mahzun olmalı, hem de Rabbine yalvarış içinde bulunmalı. Kişi ne kadar mahzun, ne kadar nefsinden ve benliğinden uzaklaşmışsa, Allah-u Te’ala’nın yanında o kadar makbul ve yüksektir.

* Bir padişahın huzurunda başkasına iltifat hayasızlık olduğu gibi Allah-u Teala’nın huzurunda da başkasına iltifat hayasızlıktır. Yani, emri olmadığı yerlere göz gezdirmek, yahud kulak vermek, yada el uzatmak hayasızlıktır.


Gavs Abdulhakim El- Hüseyni Hz.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
* Kardeş! Zaman fırsatı, bir ganimettir. Kişi sıhhatini ve boş vaktini kendine bir ganimet olarak bilmelidir. Öyleyse ömrünü faydasız şeylere harcaması uygun değildir. Belki hepsinin Allah'ın (celle ve âlâ) rızasının olduğu şeylerde sarf edilmesi, beş vakit namazın cemâatle edâ edilmesi, teheccüd namazının terk edilmemesi, seher vakitlerinde istiğfarın kaçırılmaması, tavşan uykusuna benzer uyku ile ibâdet yapmaktan geri kalınmaması, hazır dünya nimetlerinin lezzetiyle aldanılmaması, ölüm ile âhiret ahvalinin anılıp göz önünde bulundurulması gereklidir. Hatta vakitlerin devamlı olarak ilâhi zikirde sarf edilmesi vâcibdir.

Parlak İslâm dinine uygun olan her şey, alış veriş de olsa, kişiden vaki olan bütün ameller zikir sayılır. Öyle ise, bütün yapılan işlerin zikir olması için bütün davranışlarda dinin ahkâmına riâyet edilmesi gereklidir. Şüphesiz zikir, gafleti kovmaktan ibarettir. Bütün fiillerde Allah'ın emir ve nehiylerine riâyet edildiğinde, gafletin etkisinden kurtuluş mümkün olup Allah-u Teâla’yı devamlı zikrin sevabı hasıl olur.


Ş. Ahmed el Haznevi Hz.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Ömer bin Abdülazîz'in son Cumâ hutbesi şöyleydi:

“Ey muhterem müslümanlar!

Şunu iyi biliniz ki, lüzumsuz bir hiç olarak yaratılmadığınız gibi, yaptığınız işlerden de sorgu ve sorumsuz kalacak değilsiniz. Gelmiş ve nihâyete kadar gelecek insanların toplanacağı bir mahşer ve orada adâlet terâzilerinin kurulacağı bir mahkeme vardır. Onun tek hâkimi, azamet ve kibriyâ sâhibi yüce Allah'tır. Âhiret korkunç bir gündür. Yürekleri parçalayan, çocukları ihtiyar yapan, kişiyi kardeş, evlâd ve iyâlinden kaçıran, peygamberleri, melekleri titreten bir gündür. Cenâb-ı Hakk'ın celâl ve azametiyle tecellî edeceği o günde, kimde kuvvet ve tahammül kalır! Bununla berâber Allah’ın rahmetinden de ümid keserek hüsrâna düşmeyiniz.

Ey muhterem cemâat!

Muhakkak biliniz ki; mahşer gününde emniyet ve korkusuzluk, bugünden o günü düşünüp de Allah’tan korkan, küfür ve günahtan sakınan ve bu fânî âlemi bekâ âlemi olan âhirete üstün tutarak, şehvânî hislerinin esiri olmayanlar içindir. Bunun aksi harekette bulunanlar muhakkak aldanır. Hayat ve ömür sermâyesini haksızlık ve yolsuzluk arkasında tüketen eli boş ve nedâmet, pişmanlık içinde kalır. Bugün; siz, sizden öncekilerin yerini tutuyorsunuz. Fakat elbette sizin de yerinizi tutacaklar var. Görüyorsunuz ki, gelenler durmuyor, gidenler geri dönmüyor. İster istemez gideceğimiz bu mahal, her şeye sâhib olan cenâb-ı Hakk’ın huzûrudur.

Âhiret âlemine gidenleri her gün uğurluyor ve götürdüğünüz kabirlerde kara toprak altında yataksız, yastıksız, tek ve tenha bırakıp dönüyorsunuz. Ölümün acısını duyan o fânîlerin hâli ne kadar merhameti çeker ve ibrete değer. Tanımadıkları bir âleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlar. Gelip geçici emânet bir hayatın gaflet uykusundan uyanmışlar, ama iş işten geçmiş, telâfi imkânı elden çıkmış, naz ve nîmet içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuş, terkettikleri dünyâ malından istifâdeleri yok. Yaptıkları incir çekirdeği kadar da olsa, bir hayrın imdâdını bekliyorlar. Düşünmeğe değer bu hâllerden ibret almaz mısınız?

Ey muhterem cemâat!

Zannetmeyin ki, kendimde bir büyüklük gördüğüm için size böyle nasîhat ediyorum. İçinizde belki benden daha ziyâde Allahü teâlânın rahmet ve magfiretine muhtaç kimse yoktur. Ben hem kendim, hem de sizin için rahmet ve magfiret diliyorum. Yüce Allah’ın kitabını, Peygamberinin güzel ahlâkını kendinize örnek yapınız, ancak selâmet bundadır.” buyurduktan sonra gözyaşlarını tutamadı. Bu onun son hutbesiydi. Aynı zamanda evine de son gidişiydi.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
" Ey Rabbimiz, bizi hakikatin yollarında sebatkar kıl.
Bizi, karanlıktan aydınlığa çıkar. Günahların açık ve gizlisini bizden uzaklaştır. Kulaklarımızı, gözlerimizi, gönüllerimizi, ailemizi, soyumuzu bizler için hayırlı eyle. Tövbelerimizi kabul buyur.
Tövbeleri kabul eden, ahiret yurdunda müminlere merhameti sonsuz olan Sensin.
Bizleri nimetlerine şükreden, nimetlerini anan ve öven kimselerden eyle, nimetlerini bize tamamla. "

İbn Mes'ud (ra)
 

memluk

Hatim Sorumlusu
" Ey Rabbimiz, bizi hakikatin yollarında sebatkar kıl.
Bizi, karanlıktan aydınlığa çıkar. Günahların açık ve gizlisini bizden uzaklaştır. Kulaklarımızı, gözlerimizi, gönüllerimizi, ailemizi, soyumuzu bizler için hayırlı eyle. Tövbelerimizi kabul buyur.
Tövbeleri kabul eden, ahiret yurdunda müminlere merhameti sonsuz olan Sensin.
Bizleri nimetlerine şükreden, nimetlerini anan ve öven kimselerden eyle, nimetlerini bize tamamla. "

İbn Mes'ud (ra)
amin amin amin....
Allah razı olsun..
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Sadi´nin Gülistan´ından Öğütler

* Konuşmadan bir köşede oturan sağırlarla dilsizler, dilini tutamayan kimseden daha üstündür.

* Ağızda dil nedir, a akıl sahibi? Hünerli kimsenin hazine anahtarı değil mi? İçerdeki cevahirci midir, çerçi midir, kapı kapalı iken kim ne bilecek?

* Akıllının önünde susmak terbiye gereği ise de, sen yeri gelince söylemeğe bak. İki şey insanı çileden çıkarır: söylenecek yerde ağız açmamak, susacak yerde lakırdı etmek.

* Eğer cenk eri isen, öyle bir kimseyle savaş ki, ya ona ihtiyacın olmasın, ya da kaçıp ondan kurtulabilesin.

* Bahçenin gülünde beka ve gül mevsiminde vefa yoktur. Zaten bilgeler ? kalıcı olmayan şey gönül bağlamağa deymez ? demişler...
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Sadi´nin Gülistan´ından Öğütler

* Kendine zarar gelince katlan. Çünkü affetmekle günahtan arınırsın. Mademki her şeyin sonu topraktır, sen, toprak olmadan önce toprak ol.

* Acele yürüyen yol arkadaşı senin yoldaşın değildir. Gönlü sana bağlı olmayan kimseye gönül bağlama.

* Hısımın dindarlığı, takvası yoksa hısımlık bağlarını kesmek, akraba sevgisi taşımaktan daha iyidir.

* Allah?ı tanıyan bir yabancı için, O? na yabancı olan bin hısım feda.

* Bilge, söylenmemesinden zarar geleceği zaman söze başlar ve yememekten canına doyduğu zaman lokmaya uzanır. Şüphesiz sözü hikmet olur, yemesi de sağlık getirir.

* Kişi az yemeği adet edince, gelen sıkıntıyı kolay karşılar. Eğer bolluk içinde can beslemişse, bir darlık görünce mihnetten ölür
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Sadi´nin Gülistan´ından Öğütler

* Asık suratlıdan bir şey isteme, onun kötü huyundan elem duyarsın. Gönlünün gamını anlatacaksan bir kimseye anlat ki, yüzünü görünce ferahlayasın.

* Acizin eline kudret geçince, tutar, acizlerin kolunu büker.

* Hırs azgınlığı akıllı adamın gözünü bağlar; tamah, kuşu da balığı da tuzağa düşürür.

* Birinin gönlünü bir kere kırdın mı, sonradan yüz türlü iyilik etsen de, o bir tek kırgınlığın öcünden sakın. Temren yaradan çıkar, acısı gönülde kalır.

* Eğer bir gönül kırdınsa senin gönlün de mutlaka kırılacaktır. Kale duvarına taş atma, çünkü kaleden de taş gelebilir.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Sadi´nin Gülistan´ından Öğütler

* Dostların sohbetinden ıstırap duyarım. Çünkü çirkin huylarımı güzel gösterirler. Kusurumu hüner ve olgunluk sayarlar, dikenimi gül ve yasemin yaparlar. Nerde o pervasız, küstah düşmanlar ki, bana benim ayıbımı göstersinler...

* Gönle giren her şey göze hoş gelir.

* Can kaygısıyla sevgilinin muhabbetinden gönlü ayırmak dostluğa sığmaz.

* Dost kapısında ölene değil, canını sağ salim kurtarana şaşılır.

* Kişi nefsinin kötülüklerinden kurtulabilir. İftiracının zannından kurtulamaz.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Sadi´nin Gülistan´ından Öğütler

* İçini yemekle doldurma ki orada marifet nuru göresin. Burnuna kadar tıkındığın için hikmetçe boşsun.

* Dünyalığımız yok mu, derde düşeriz; olunca da gönlümüz ona takılır.

* Yoksulun sabrı zenginin ihsanından üstündür.

* Onu bunu yoklamak ayıp değildir, elverir ki; ? artık yeter ? dedirtmeyesin. Eğer sen kendini kınayabilirsen, başkaları seni ayıplayamaz.

* Yaptığı sözüne uymasa bile, bilginin sözünü sen candan dinle. İddiacının lafları boştur. Uyuyan uyuyanı nasıl uyandırır.

* Engin deniz taş atmakla bulanmaz. Gücenen bir arif henüz sığ sudur.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinden Öğütler

Yazık sana! Cehennemlik işleri yaparken cenneti umuyorsun. Geçici
şeylerle avunuyor onları seviyor ve senin sanıyorsun. Ama yakında
elinden alacaklar.

Yaratan hayatı sana emanet olarak verdi, O?nun rızası yolunda
yaşamanı emretti. Sen ise kendi isteğin, heveslerinin peşinde
hayatını tükettin. Sana verilen zenginlik, makam, sıhhat birer
emanettir. Bütün bunları YARATICININ rızasına uygun yolda kullan.
 

ABDULLAH4

Forum Yöneticisi
Abdulkadir-i Geylani Hazretlerinden Öğütler


Ey evlad, ana rahminde seni kim besledi. O halde iken ne kadar
acizdin, bu hale seni getiren kim? Sen ise kendi varlığına ve halka
dayanmaktasın, parana, mevkine, bilgine güveniyorsun. Güvendiklerin
bugün var yarın yok olabilirler. Yüce ALLAH?tan (C.C) başka her kime
güveniyor veya kimden korkuyorsan o senin ilahındır. Yakında bütün
güvendiklerin yok olur kullarla aran açılır, sana karşı kalpleri
katılaşır, kapıları yüzüne vururlar seni kapı kapı dolaştırırlar.
Çağırsan yardımına koşan olmaz.

Bütün bunlara sebeb Hak?tan başkasına güvenmiş olman, O?nun
nimetlerini başkalarından bilmiş olmandır.
 
Üst