Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
“Alçak gönüllü olmanın alâmetleri şunlardır:
Söyleyen kim olursa olsun, hak sözü kabûl etmek.
Fakir, garib kimselere de yumuşaklıkla muâmele etmek.
Rütbe itibâriyle küçük olanlara şefkatli olmak.
Kendisine karşı yapılan hatâ ve kusurlara tahammül edip, öfkelenince sabretmek, her an Allahü teâlâyı hatırlamak. Zenginlere karşı vekarlı olmak.
Cenâb-ı Hak’tan gelen her şeye rızâ göstermektir.”
Hüzün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine.. Ya Mevlâsını özlemiştir yada Mevlâsı onu! Mevlâyı özleyen gönül ya hüznü bekler yada hüzündedir… Bela, gam ve keder Mevlânın sevdiklerine gösterdiği kamçıdır… Vurdukça kendine çeker…"
Yâ Rabbî! Muhakkak ki, kazâ ve kaderin bana gâliptir.
Beni, şehvet zinciri ile kuvvetlenmiş nefsin arzuları esir ettiler.
Sen bana yardım et de kurtulayım. Beni kimseye muhtâc etme!
İhsânınla, kendi isteklerimi bile arzu etmeyeyim.
Evliyânın kalblerini nûr güneşleri ile aydınlatan sensin.
Seni bununla bilirler, tanırlar. Birliğini bununla söylerler.
Senden başkasını sevmesinler, başkasına sığınmasınlar diye, sevdiklerinin kalblerinden düşmanların sevgisini çıkaran sensin!
Herkes onlara yabancı, fakat sevdikleri sensin.
Cihan karşılarına dikilse de, onlara hidâyet veren, yol gösteren sensin.
Seni kaybeden ne bulur?
Seni bulan ne kaybeder?
Senden başkasına râzı olan zarardadır. Sana baş kaldıran hüsrândadır."
Bu zamanda İslâm terbiyesinin azlığı ve kulluktaki zayıflıkla benlik, enâniyet kuvvet bulmuştur. Dolayısıyla enaniyet çok ileri gitmiştir. Herkes, kàmeti miktarında bir buz parçası hükmünde olan enaniyetini eritmeyip bozmamakta; kendini mazûr bilmekte; ondan çekişme, kavga, gürültü çıkmakta; ehl-i hak zarar görmekte, ehl-i dalâlet de istifade etmektedir.
“Nâfileleri hafife alan kimse, farzları da hafife alır.
Bir tek tesbihi veya tehlili, yâni, Allahü teâlânın bütün ayıb ve kusurlardan uzak olduğunu, kendisinden başka ibâdet olunmaya lâyık ilâh bulunmadığını bildiren “Sübhânallah” ve “Lâ ilâhe illallah” ulvî kelimelerini bilerek ve inanarak okumayı, dünyâdan ve dünyâda bulunan her şeyden daha hayırlı ve bereketli bilmeyen kimse, dünyâyı âhirete tercih edenlerdendir.”