Allah'ın Emir ve Yasaklarının Hikmeti

müdavim

Üye Sorumlusu
Adam Öldürmek


Akademi A. Heyeti


İslâm, haksız yere bir insanı öldürmeyi, bütün insanlara karşı cinayet işleme şeklinde değerlendirmiş, insan hayatının kutsallığını vurgulayarak en mükemmel bir şekilde beyan etmiştir:


"Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, sanki bütün insanların hayatını kurtarmış olur."(Maide, 5/32)


Ayette net bir şekilde ifade edildiği üzere İslâm, bir insanın öldürülmesini bütün insanların öldürülmesi gibi kabul etmiştir. Zira bir insanın öldürülmesi, herhangi bir insanın öldürülebileceği fikrini vermektedir. Hayatın korunması için, her bir kişi, başkasının hayatının kutsallığını kabul edip onu korumaya çalışmalıdır.

Kur'an-ı Kerim, bir bir başka ayette, kasden insan öldürene başka hiçbir suçta ifade edilmeyen çok şiddetli, insanı ürperten bir tehditte bulunmuştur:

"Kim bir mümini kasden öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalmak üzere gireceği cehennemdir. Allah ona gazab etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır."(Nisa, 4/93)

Suçsuz yere kasden insan öldürmenin ahiretteki cezası, Allah Teâlâ affetmezse ebedî cehennemdir.

Bununla birlikte, ümmetin allâmesi İbn-i Abbas ve bazı alimler bu ayeti, kasden bir mümini öldüren kimsenin tevbesinin kabul olunmayacağı ve ebedi cehennemlik olduğu şeklinde tefsir etmişlerdir. Kur'an'ın tefsir ve yorumunda en önde gelen otorite bir insanın bu yaklaşımı gözden uzak tutulmamalıdır.

Kitab-ı Mukaddeste de insan öldürmek yasaklanmıştır. (Çıkış, 20;13, Matta, 5;21)
 

müdavim

Üye Sorumlusu
Zina
Akademi A. Heyeti
Allah, yeryüzünde canlı varlıkların nesillerinin devamını üreme faaliyetine, bunu da, erkek ve dişi olmak üzere iki farklı cinsin beraberliğine bağlamıştır. İnsanları da kadın ve erkek olmak üzere iki ayrı cinste birbirini tamamlayan bir çift olarak yaratmıştır.


Erkek ve kadının beraberliği ile Allah, insan neslini üretmektedir. "O gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendi nefislerinizden eşler yarattığı gibi davarlara da eşler yarattı. O, bu düzen içinde sizi üretiyor. Onun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir."(Şura, 42/11)


Neslin üremesinden maksat, Allah ve Resülü'nün hoşnutluğunu kazanacak, hayırlı insanların yetişmesidir. Bu gayenin gerçekleşmesi için cismanî zevkler bir prim ve avans olarak insanın mahiyetine konulmuştur.

İslâm Dini, fıtrî olan cinsi arzuların tatminini, ferd ve toplumun huzurunu, sağlam ve sağlıklı gelişimini hedef alan düzenlemeler getirmiştir. Aksi takdirde başıboş ve sorumsuz cinsel hayat nesillerin bozulmasına, insanlar arasındaki gerçek sevgi ve rahmet duygularının yok olmasına, düşmanlık ve kavgaların çoğalmasına, ruhî ve bedenî birçok hastalığın yayılmasına yol açmaktadır.


Zina büyük günahlardandır. İslâm'da (Nur, 24/2) ve önceki bütün semâvî dinlerde haram ve çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmiş ve çok ağır cezalar öngörülmüştür. (Kitab-ı Mukaddes, Tesniye, 22;22, Levililer, 20;10 İncil, Matta, 5;27-30)


İslâm, Müslümanların iffet ve namuslarını korumalarını emretmiş, (Nur, 24/32, 33) kadın ve erkeğin nikâh akdine dayalı beraberliği dışında, serbest ilişki ve birleşmelere izin vermemiştir. Kadın erkek beraberliğinde esas olan, iffet ve namusun korunmasıdır ve bunun en uygun yolu da evlenmedir.


Aile, kutsal bir müessesedir. Kutsiyetin en belirgin çizgisi de nikâhtır. Belli prensipler çerçevesinde, meşrû bir akitle çiftlerin bir araya gelmesine nikâh denir ki; bu, hedefi, gayesi belli bir anlaşmadır.

Allah, nikâh prensipleri için olmayan bir araya gelmelere "sifah"ve "zina"nazarıyla bakar. (Nisa, 4/24)


Kur'ân, evlenme imkânı bulamayanların Allah'ın lütfu ile onların ihtiyaçlarını giderinceye kadar iffetli kalmaya çalışmalarını emretmiştir. (Nur, 24/33)


Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm) gençleri evlenmeye teşvik etmiş, bunun insanı günahtan koruyacağını bildirmiş, evlenmek için imkân bulamayanlara da oruç tutmayı ve iffetlerini bu şekilde korumaya çalışmalarını tavsiye etmiştir.


Kur'ân da, eşlerin her biri diğerinin iffetini koruma sebebi olduğu ifade edilmiştir:


"..... Eşleriniz sizin elbiseleriniz, siz de eşlerinizin elbiselerisiniz..."(Bakara, 2/187)


Zina ve fuhşun her çeşidi İslâm dininde ahlâka ve insanî değerlere aykırı, kötü çirkinliği apaçık meydanda olan bir davranış, bir yol, ve hayasızlık olarak nitelendirilmiş ve yasaklanmıştır. (Enam, 6/151; Araf, 7/133)


Hatta zinaya ve fuhşiyata götüren yollara yaklaşılmayıp uzak durulması emredilmiştir:

"Sakın zinaya yaklaşmayın; Çünkü o, çirkinliği meydanda olan bir hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur."(İsra, 17/32) "Kötülüklerin, fuhşiyatın açığına da gizlisine de yaklaşmayın.."(Enam, 6/151)


Ayette geçen "fuhşiyat"(fevahiş) çirkinliği meydanda olan her türlü kötü davranışı kapsar. Kur'ân; zina, eşcinsellik, edep yerlerini açma, üvey anne ile evlenme gibi davranışları, fuhşiyattan saymıştır

kaynak:Hikmet.net
 
Üst