Âmâk-ı Hayal

41218_424556079599_282050234599_4660939_3412233_n.jpg


İnsanı hayata bağlayan bin türlü lezzetler ve çeşitli beşeri bağlar var. Ama hayat denilen şey ise kısa bir ömür ve binlerce dert ile keder dolu. Buna rağmen herkes onun peşinde koşmaktadır. Bunun hikmeti nicedir, kimse bilmez.

Hayat insanı bir an rahat bırakmaz. İnsan doğunca ağlar, bebekliğinde, çocukluğunda içi yana yana ağlar. Gençliğinde dünya tazyikinden sessizce feryad eder, kimse duymaz. Bitmez tükenmez beklentileri vardır. İhtiyarlığında ise yüz bin meşakkat ve sıkıntı çeker.

Ecel vakti geldiği zaman bitmeyen ömrün sadece "bir an"dan ibaret olduğunu anlar. Bunca sefalet bir an için miydi der.

Hayattaki bu zevk ve kıymet, akıllı kimseler için Allah'ın kudret eserlerini seyretmek; cahiller için de yemek ve şehvetten ibarettir.

Ârifler zevk ve keder denilen şeylerin Hakk'ın cemal ve celal esmasının birbiri ardınca tecellisi olduğunu bilirler.

Cahiller ise "Celalsiz" bir "Cemal" peşinde koşmak;

hayvani acısız, elemsiz, kedersiz bir ömür sürmek sevdasındadırlar.

Zevkleri hemen unuturlar acıların ise özellikle kendilerini bulduğunu iddia ederler.

Ve ömürleri Hz. Celal'e isyan ile geçer. Hz. Cemal'i ise tanrı edinmek isterler.


Âmâk-ı Hayal-Filibeli Ahmed Hilm
 
Üst