Anladı...Ve sustu...Ve ağladı...Dili, yüreği... Hicabından lal oldu....‏

Aks_i_NuR

Well-known member
Susmuştu?
O her konuda büyümüş de küçülmüş gibi cümleler kuran, konu o olunca
susmuştu? Kendine bile susmuştu? Derin ve manidar sessizliklere
gömülmüştü? Ve kapatmaya çalışmıştı kulağını o konuya dair her
cümleye? Değişik haller yaşar olmuştu? Değişmişti hallerinin adresi?
Adresi değişik haller içine düşmüştü besbelli?
Ağzını her açtığında yüreği, dinlemek istemeyip susturmuştu. Gece
yarıları herkes uykuyla hemhalken, yitirdiği uykularının ortasında bir
türküyü dinlerken, farkında olmadan ıslanmıştı gözleri, ama susmuştu.
Kendine bile. Ki en başta kendine?
Bir yıldızı vardı çok küçüklüğünden süregelen. Her gece konuşur, dünya
hayatı?nı, sonra baki olan ahiret hayatı?nı anlatır, halleşirdi onunla
vakitlerden beri. Ama yıldızı hiç konuşmazdı, hep susardı, susardı ve
dinlerdi? O anlatırdı hep kocaman yüreğiyle. Ve artık susan o olmuştu.
Susmuştu?
Yıldızı anlamıştı bu suskunluğu. O susmuştu, ama sanki yıllardır bu
hali beklercesine konuşmaya başlamıştı yıldızı. O, içindeki
anlayamadığı acısıyla derin susuşları üstlenirken, bu sefer yıldızı
girmişti seslilik harflerinin içine.
Gecenin ortasında, sessiz ağlayışlarına şahit olunca, dayanamamıştı
yıldızı. Dayanamamış ve yine öyle bir gece, suskunken, ona halinin
adını söylemeye çalışmıştı. Ama o kızmıştı yıldızına, o çok sevdiği
yıldızıyla ilk defa kavga eder olmuştu, hışımla kapatmıştı yıldızını
görünür kılan her yeri ve her şeyi.
Kuşlar, aynalar, yağmurlar, kitaplar, Mekke, Medine, Kudüs, İstanbul?
Sanki hepsi birlik olmuş da bir şeyler anlatmaya çalışır olmuşlardı
hep bir ağızdan, ama anlamlıca?
Kaçmıştı hep? Vakitlerce kaçmıştı? Kaçmaya çalışmıştı? Kendinden bile?
Kendinden zaten? Kaçmıştı?
Uykusuzluk içinde çırpındığı geceler, ayak bastığı kaldırımlar,
duyduğu ve gördüğü her şeyler ve dahi gözyaşlarının rengi kendilerince
bir gerçeği anlatır olmuştu.
Sonra, uzunca vakitlerin ardından, itiraz kabul etmeden karşısına
almıştı yüreği onu olanların üzerine?
?Yeter artık!? diyerek, hışımla anlatmıştı ona anladıklarını. Çünkü
yorulmuştu yüreği. Bir kez olsun dinlenilmemek en yakını tarafından,
zoruna gitmişti. Ve sonunda, tek söz ettirmeden haykırmıştı içindeki
sırları yüreği?
Şimdi, işte şimdi herkes susmuştu. Herkese, her şeye lal düşmüştü. Tek
bir gerçek kalmıştı ortalıkta. Ne olduğunu anlayamayan tek gerçek?
Peki neden? Neden izin vermedi konuşmalarına? Ya da neden dinlemedi?
Neden hep susturdu yüreğini?
Çünkü korkardı? Belki içi parçalanırdı, ama yine de korkardı.
Çekinirdi, utanırdı tüm saflıklardan, saygısızlık etmekten çekinir
utanırdı. En çok da Güzeller Güzeli Sahibi?nden; En Sevgili olan
Sevgili?sinden.
Şeytandan korkardı, nefsinden?
Yanardı içi, ama hep, bunun şeytanın ya da nefsinin bir tuzağı,
yanıltması olmasından korkardı.
Öylesi önemli, kutsaldı ki o duygular ya da kavramlar, içi ne kadar
yanarsa yansın, hep alçak gördü, inanmadı, dinlemedi bile yüreğini.
Geçici hevesleri düşündü hep. Geçici heveslerin; nefsin arzularının
isminin o mübarek isimlerin konulduğuna şahit oldukça daha çok kanadı
içi. Ağladı? Kanadıkça içi, ağladı. Ağladıkça daha çok kanadı içi?
Rabb?ini düşündü? O?nun her şeyi bildiği?ne, gördüğü?ne, haberdar
olduğu?na dair müthiş bir inancı vardı. O?nun her şeyi bildiği?ni,
gördüğü?nü, haberdar olduğu?nu düşündü.
Bilir olmuştu artık yüreğindekileri. Ama bunu söylemekten utanmıştı
kendine bile. Utanmıştı? Utandıkça daha çok yanmıştı, artmıştı
yangını?
Saflığı, masumiyeti, edebi yaşamaktı en yüksek mertebede tek isteği.
Günaha bulaşmadan, basitleşmeden. Dünyeviler gibi ıslahı; kurtulmayı
da istemeden. Hayayla, iffetle? İçteki yangını dışa sıçratmadan,
sabrın bütün sınırlarında gerilerek. Hakikat için, safi duygularla
hepten yanarak. Yani ki, o asil duygunun tefsiriyle oynamadan. ?Hiç?
olduğunu da bilerek?

İstemişti ki Rabb?inden özgeye yol çıkmasın. Kendisini Rabb?ine
götüren yol?da bütün evrenin özetinin ?yüreğindeki?nde çıkartıldığını
bilmek, görmek istedi. Bütün ruhların yaratıldığı ve henüz ruhlara
cesetlerinin biçilmediği o mecliste, yüreğindekinin yanında yer almış
olduğunu hatırlamak istedi. Yüreğindekinin yüreğindekinden öte bir
şeyler olduğunu hatırlamak, bilmek istedi. Gözyaşlarının serininde
yıkansın içi istedi. İstedi ki, Güzeller Güzeli Rabb?inin yolunda meş?
ale ola yüreğindekine. Ve meş?ale olsun yüreğindeki. Hicabıyla, zamanı
utandıran bir çile yaşamak istedi?
İstedi ki, bir gün, tamamlandığı anda sahiplerinden sıyrılan bütün
şiir ve şarkılar gibi ayrı düşmesin yüreği yüreğinden. İstedi ki, o
meleklerin indirdiği yağmurlar yüreğindeki gerçekle yağsın. İstedi ki,
o tarifsizce sevdiği İstanbul?u şahitlik etsin yüreğindeki gerçeğe.
Şahitlik etsin Mekke, Medine, Kudüs? Ve kutsal olan ne varsa şahitlik
etsin her hücresindeki gerçeğin en derinine?
Ve anladı?
Anladı sevgi?nin manasını?
Asla tarif etmedi?
Sadece anladı?
Sevgi?nin adl-i ilahi?de sınanmak olduğunu ve sınavı erce geçmek
olduğunu?
Nasuh kisvesinde bir tevbe olduğunu?
Nefsi öldürerek bir diriliş olduğunu?
Sevgi?nin harama bulaşmaktan, en ufak bir günaha girmekten O?na
sığınmak demek olduğunu?
Anladı, irade, takat, sabır, tevekkül, saf, masum, haya, edep..
kelimelerinin gerçek manasını?
Anladı?
Ve sustu?
Ve ağladı?
Dili, yüreği? Hicabından lal oldu?

Büşra Nur Dilek
alıntıdır...

​
 

nurhadimi

üye Sorumlusu
Cevap: Anladı...Ve sustu...Ve ağladı...Dili, yüreği... Hicabından lal oldu.

hamuş ve bişrev


ALLAH razı olsun elinize emeğinize sağlık
 

Elif_Gibi

Well-known member
Cevap: Anladı...Ve sustu...Ve ağladı...Dili, yüreği... Hicabından lal oldu.

İstedi ki, bir gün, tamamlandığı anda sahiplerinden sıyrılan bütün
şiir ve şarkılar gibi ayrı düşmesin yüreği yüreğinden. İstedi ki, o
meleklerin indirdiği yağmurlar yüreğindeki gerçekle yağsın. İstedi ki,
o tarifsizce sevdiği İstanbul?u şahitlik etsin yüreğindeki gerçeğe.
Şahitlik etsin Mekke, Medine, Kudüs? Ve kutsal olan ne varsa şahitlik
etsin her hücresindeki gerçeğin en derinine?
Ve anladı?
Anladı sevgi?nin manasını?
Asla tarif etmedi?
Sadece anladı?
Sevgi?nin adl-i ilahi?de sınanmak olduğunu ve sınavı erce geçmek
olduğunu?
Nasuh kisvesinde bir tevbe olduğunu?
Nefsi öldürerek bir diriliş olduğunu?
Sevgi?nin harama bulaşmaktan, en ufak bir günaha girmekten O?na
sığınmak demek olduğunu?
Anladı, irade, takat, sabır, tevekkül, saf, masum, haya, edep..
kelimelerinin gerçek manasını?
Anladı?
Ve sustu?
Ve ağladı?
Dili, yüreği? Hicabından lal oldu?

çok çok çok güzel...

Allah cc razı olsun canım saolasın...:gül:
 
Üst