Huseyni
Müdavim
Bir bilge öğrencilerine demiş ki:
“Geceyle gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?”
Öğrencilerden bir tanesi dedi ki:
“Uzaktaki sürüye bakarım. Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.”
Başka bir öğrenci söz aldı:
“İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman anlarım ki, sabah başlamıştır.”
Bilge böylece söz alan öğrencilerini dinlemiş, ancak hiçbir şey söylememiş. Meraklanan öğrencileri, bilgeye kendisinin ne düşündüğünü sormuşlar. O da şunu demiş:
“Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi, çirkin mi, siyah mı, beyaz mı diye ayırmadan, ona kız kardeşim diyebildiğimde; ve yine yürürken yoluma çıkan erkeği, yoksul mu, zengin mi diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan insan kardeşim sayabildiğimde anlarım ki sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır.”
“Geceyle gündüzü nasıl ayırt edersiniz? Tam olarak ne zaman karanlık başlar, ne zaman ortalık aydınlanır?”
Öğrencilerden bir tanesi dedi ki:
“Uzaktaki sürüye bakarım. Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.”
Başka bir öğrenci söz aldı:
“İncir ağacını, zeytin ağacından ayırdığım zaman anlarım ki, sabah başlamıştır.”
Bilge böylece söz alan öğrencilerini dinlemiş, ancak hiçbir şey söylememiş. Meraklanan öğrencileri, bilgeye kendisinin ne düşündüğünü sormuşlar. O da şunu demiş:
“Yürürken karşıma bir kadın çıktığında, güzel mi, çirkin mi, siyah mı, beyaz mı diye ayırmadan, ona kız kardeşim diyebildiğimde; ve yine yürürken yoluma çıkan erkeği, yoksul mu, zengin mi diye bakmadan, milletine, ırkına, dinine aldırmadan insan kardeşim sayabildiğimde anlarım ki sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır.”
Elif-Yeniasya
25.09.2009
25.09.2009