Bazıları diyorlar ki

Eyvàh!

Talebe
Bazı kişiler, karşısındakinin küfrünü ilan etmek veya ona karşı kızgınlığını ifadelendirmek için "ALLAH'SIZ" Tabirini kullanırlar. Bu şüphesiz öz kültürden mahrum oluşun ifadesidir.
Allahsız tabiri bizim inanç sistemimize göre yanlıştır. Zira kainatta Allahsız bir nokta bile yoktur. Her şeyi Allah (cc) yaratmıştır. Her şey Allah'ın bilgisi dahilindedir.


Allahsız demek, bunu Allah (cc) yaratmamıştır.. Allahın bundan haberi yoktur manasındadır... Böyle bir düşünce küfürdür...

Hasılı inanç esaslarımıza göre birine Allahsız demek küfre girmeye sebeptir. Nefsimiz ve neslimizin selameti tevhid akidesini bilmemize ve yaşamamıza bağlıdır.. Müslüman bunun için vardır...
 

Eyvàh!

Talebe
Avrupa'ya ilk geldiğim sıralarda Şevki Yılmaz Hocanın konferansına katılmıştım.. Arada verilen molada dışarı çıktığımda... Birkaç çarşaflı kadının sigara içtiğini görmüştüm... Gözlerime inanamamış tekrar bakmıştım.. Çünkü çok garibsemiştim... Ne ise biz konumuza geçelim...

Sigara içen genç, imanlı, sakallı, müsalli kardeşlerimize iyi meziyetlerinin yanında bu tiryakiliklerinin yakışmadığını, çirkinliğin gözleri tırmaladığını bu hoş olmayan alışkanlıklarını bırakmalarını söylediğimiz zaman :

- Efendim bunu büyütmeyin... Biz eli dumanlı kalbi imanlı mücahidleriz... diyorlar..

-Fesübhanallah! Ne biçim mücahidlikse bu... Bu neye benziyor biliyor musunuz??

Adam tenekecilik yapıyor.. Müslümanca olsun diye dükkanına
" Cihad Teneke" levhasını yazdırıp asıyor.. Aynen bunun gibi yani tenekeciliğin cihadı ne kadar tırmalıyıcı ise eli dumanlı mücahidcilikte o kadar tırmalıyıcı.. Evet...kelimenin ağırlığını düşürmemek lazım... Yapılan iyi niyetle yapılıyor ama yapılan yanlış...

Sigara içenlere hatırlatıyorum.. Akşam evinize gittiğiniz de hanımınız sarımsak yemiş olsa, sizde bu sarımsağı tatmasanız hanımınıza muhabbetle yaklaşa bilirmisiniz? Bu mümkün değil.. İşte siz karınızdaki sarımsak kokusundan ne kadar nefret ediyorsanız... Sigara içmeyen hanımınızda sizin kokunuzdan en az sizin kadar iğrenir.. Nefret eder.. Belki birşey diyemez... Sizin bu hareketiniz kul hakkını gasbetmek değil midir?

Velhasıl.. Rabbim ümmeti böyle olumsuzluklardan korusun ve kurtarsın...


itimat kardese tesekkurler guzel gozlemlemis
 

Eyvàh!

Talebe
Ev hanımlarının bazılarının ağzından ağzından sık sık duyulan bu söz yanlış ve hatalı bir ifadedir.

Bu gün istisnaları olmakla birlikte evlere dışarıdan bir hafta hiç bir şey girmese o hane halkı evdeki yiyeceklerle geçinebilir...Bir ay, altı ay ve hatta bir sene geçinebilecekte vardır..

Bizim cemiyetimizin insanları yok demeğe, yokluktan ağlamaya alışmışlar.. Yokluk hastalığına yakalanmışlardır... Bu eldeki imkanları bilmemekten, verilene şükür ve hamd edememekten doğan bir hastalıktır...

Hz cabir (ra) demiştir ki " Peygamber efendimizden birşey istenirse asla yok demezdi" (müslim h.n. 2311)

Kardeşlerimiz yok kelimesini kullanırken çok iyi düşünmelidirler.. Meramlarını anlatırken değişik ifadeler kullanmalıdırlar... Mesela bir şeyin olmadığını anlatmak gerekiyorsa " YOK" demektense " mevcudu kalmadı" demek daha yerinde olur....
 

Eyvàh!

Talebe
Bazıları diyorlar ki:
“ BEN HER TELDEN OYNARIM “
Müslüman her telde oynamaz.. Şayet oynuyorsa bunun ismi değişiktir... Bir nevi iki yüzlülüktür...Bazı meselelerde fikirler ve tavırlar ortaya konması gerekir... Sorarlar:
- Sen ne diyorsun bu işe... Yapalım mı yapmayalım mı? Gidelim mi gitmeyelim mi? Söyleyelim mi söylemeyelim mi? Yazalım mı yazmayalım mı? Verelim mi vermeyelim mi?......
Cevap:
- Vallahi benim için değişmez. Ben her telde oynarım....
Ne demek her telden oynarım.. Yani onun yanında ondan, benim yanımda benden mi olacaksın... Böyle tavırsız kişi olmaz... Kimliğini koyacaksın ortaya... Tavrını belirleyeceksin... Müslümanın tavrı ise net ve açıktır.. Gözündeki gözlük İslam gözlüğüdür... Her olayı her hareketi bu gözlükle değerlendirir... Yoksa konumuzun başlığı gibi her telde oynamaz...
Şayet oynayan varsa kendini gözden geçirmesi tavsiye olunur...
 

Eyvàh!

Talebe
BİZ BU OYUNU ZEVKİNE OYNUYORUZ, KUMAR DEĞİL
Hangisi olursa olsun kumar aletleriyle şartsız dahi olsa meşgul olmak doldurulmuş silahla şakalaşmak gibidir...
Kumar aletleri şeytanın ameli, arzularını gerçekleştirmede kullandığı oyuncaklardır... Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz, eğlencesi şeytanın oyuncağı olanında şeytanın maskarası olmaktan kurtulması düşünülemez...
Bazıları bu oyunları: çayına, kahvesine, meşrubatına oynuyor.. Oyunda yenilen kişi içilenlerin parasını ödüyor... Buna da kumar değil diyorlar...
Biri diğerine yenilen yemek yedirecek diyor.. Öbürüde tamam diyor... Ve yenilen yemeği yediriyor... vs vs. bütün bunlar kumardır...
Kumara kumar değil demek çok çok tehlikelidir....
 

Eyvàh!

Talebe
İki kişi oturmuş karşılıklı konuşuyorlar.. Birbirlerini karşılıklı medhü sena ediyorlar.. Bir ara, biri üçüncü bir şahsı gündeme getiriyor. Onun meziyetlerini sayacak. Sayacak ama söze bir dua ile başlıyor. Karşısındakine, üçüncü şahıs için diyor ki;
-.....Senden iyi olmasın....
Ne demek bu? Bile bile yanında olmayan kardeşinin gıyabında beddua ediyor.. Böylelerine Rabbim feraset nasip etsin...
Bir mecliste bulunuyorduk.. Söz döndü dolaştı yanımızda bulunmayan bir kardeşimizin gayretli çalışmalarına, yardım severliğine geldi. Ondan bahsediliyordu. Karşımda oturan zat söz aldı ve dedi ki;
- Hocam sizden iyi olmasın, onun öyle imrenilecek bir hayat tarzı vardır ki... dedi. Ben hemen sözünü kestim dedim ki o zata:
- Bak sen bu sözünle ayıp ettin. Kardeşinin gıyabında " senden iyi olmasın" demekle ona beddua etmiş oldun.. İnşaallah daha iyi olur demeliydin... Hayır duada bulunmalıydın..
Bu zat da dedi ki;
- Hocam dilimiz öyle alışmış. Ben öyle olsun istememiştim...

velhasılı kelam dostlar cemiyetimizde çok yaygın olan bu sözden sakınmak gerekir....
 

Eyvàh!

Talebe
Uzun bir zaman görülmeyen veya az görünen kimselere onu

görmenin zorluluğunu ifade edebilmek için " yüzünü gören

cennetlik" deniyor..

Bu ifade yanlıştır...

Cennet şunu veya bunu görmekle girilen bir yer değildir...

Cennet mefhumunu böyle bir uslupla kullanmak yanlış olur...

Yüzünü gören cennetliktir diyeceğimize, "nerelerdeydin, hiç

görünmüyorsun, çok özledik" demek isabetli olur...
 

Eyvàh!

Talebe
Bazı kişiler " Komşunun tavuğu komşuya kaz, komşunun karısı komşuya kız görünür " derler...

Bu sözde aynı anda iki tehlike söz konusudur:
1-Başkasının malında tamahı olan bir insanın kabarmış iştahı..
2-Kendisine bakması bile haram olan, evli bir kadını nikahlanmaya müsait gören ırz düşmanının sözünün özetidir...

Mü'min ise ; insanların elinden, dilinden emin olduğu kimsedir...
Bilhassa ırza taalluk eden şeylerde şaka bile çirkindir...
Nice sözler vardır ki, kulaktan kulağa dolaşırda sonu hesap edilmez... Hesap edilmediği içinde sonuç facia olur...

Kötülük insanlar arasında muhabbeti yok eder... İnsan önce kötülüklerden ve kötü sözlerden nefret eder... Fakat o kötülük tekrar tekrar anlatılır veya vuku bulursa ilk nefret hissi yavaş yavaş hafiflemeye başlar... İnsan adeta kötülüğe alışır duruma gelir... Ve o konudaki direnme gücü kırılır...
Ve sonuçtada inandığımız gibi değilde.. Yaşadığımız gibi inanır ve konuşmaya başlarız.. Allah muhafaza yaptıklarımızı da islami sanarız...
Hz. Peygamber bir defasında şöyle der: Vallahi iman etmiyor, vallahi iman etmiyor...
Kim bu ya Resulallah denilincede: " Komşusu onun şerrinden emin olmayan kimse " buyurur...

Müslim'in bir rivayetinde de " Komşusu şerrinden emin olmayan kimse cennete giremez"
 

Eyvàh!

Talebe
Bazıları diyorlar ki
“ ANAM ***************IM OLSUN “
Adamın ağzından çıkana bak sen. Arkadaşıyla falanca gün falanca yerde buluşalım diyorlar. Arkadaşı bunun durumunu bildiği için diyor ki:
- Ben seni bilirim. Sen gelmezsin. Arkadaşı da :
- Anam ***************ım olsun geleceğim diyor.
Mazeretli veya mazeretsiz denilen günde kararlaştırılan yere gitmiyor
Veya gidemiyor. Ne olacak şimdi? O “ Anam ***************ım olsun “ demişti.
Bir başkası ticaret yapıyor. Borcumu falan gün vereceğim diyor. Malı aldığı kişi müşterisini bildiği için :
- Ben seni bilirim. Sözünde durmaz vaktinde ödemezsin diyor. Malı alan kişi de:
- Anam ***************ım olsun o gün getirip vereceğim diyor.
O gün geliyor borcunu vermiyor veya veremiyor. Ne olacak şimdi?
O Gün vermezsem “ anam ***************ım olsun “ demişti. İnsan bu sözün neticesini bile yazmaktan haya ediyor. Nasıl olurda böyle ifadeler kullanıla bilir? İnsan anasını ***************ı edine bilir mi?
“ Anam ***************ım olsun “ sözü değil müslümanların, dinsizlerin bile söylemekten ar edecekleri iğrenç bir ifadedir.
Hasılı “ Anam ***************ım olsun “ diyen kişi “ eğer dediğim gibi olmazsa anamı karım edineceğim “ “ onun yatağına gireceğim “ demiş oluyor. Bu iğrençliğe birinin insan olarak düşmesini düşünmek bile insanın tüylerini ürpertiyor. İşte öz kültürümüzden ayrılmanın acı faturası... Söyleyen ne söylediğini bilmiyor...

bu laflar yahudi oyunu, insanlari dinlerinden cikartmaya, günah islemeye, imani zayiflatmaya, buna benzer neler var:

"Müzik ruhun gidasidir" Tövbe Tövbe
"Güzele bakmak sevaptir" Tövbe Tövbe
"yukariya tükürsem biyik, asya tükürsem sakal" Tövbe Tövbe
"Hakan Sükür mücize yarrati" Tövbe Tövbe
"yürü Allah Yürü" Tövbe Tövbe
"Gol Yarratti" Tövbe Tövbe
buna benzer neler var aklima gelmiyor simdi, bu laflar cok tehlikelidir, insani dinden ede bilir.

bu sözün aslinin "Anam avuduma vursun" diye oldugunu söylemisti.. Yani, artik ne üzerine söz veriyorsa, yapmadigi takdirde "avuduma" (anadoluda avrat kelimesinin bir es anlamlisi) vursun diyor.. Mizahi bir söz verme usúlü yani, ama tabi pek cok seyde yaptigimiz gibi , bu sözüde belden asagiya cekmeyi baŞarmiŞ sözüm ona "söz üstadlari"(!)
 

Eyvàh!

Talebe
SENİ ALLAH KADAR SEVİYORUM

Kişinin Allahı sevdiği kadar herhangi bir şeyi emsal koşup sevmesi şirktir..
Karısını, parasını, canını, malını Allahtan çok sevenler müşriklerdir... Onların putları bu sevdikleridir.
İnananlar ise en çok Allahı severler. Bunu iyi bilmek lazım.. Neyi çok sevdiğimizi tesbit etmek en büyük görevimizdir... Sevgiler karışınca cehennem yolu açılır...
Hasılı yukarıdaki söz inanan insanların ağzından çıkmamalıdır...
 

Eyvàh!

Talebe
SENİ ALLAH KADAR SEVİYORUM

Kişinin Allahı sevdiği kadar herhangi bir şeyi emsal koşup sevmesi şirktir..
Karısını, parasını, canını, malını Allahtan çok sevenler müşriklerdir... Onların putları bu sevdikleridir.
İnananlar ise en çok Allahı severler. Bunu iyi bilmek lazım.. Neyi çok sevdiğimizi tesbit etmek en büyük görevimizdir... Sevgiler karışınca cehennem yolu açılır...


hayatımıza sekil veren sey kalbimizdeki dunyaya ait sevgiler mi?

yoksa allah rızasını kazanmak icin verdigimiz mucadeleler mi?

bunu iyi degerlendirmek lazım....

Hasılı yukarıdaki söz inanan insanların ağzından çıkmamalıdır...
 

Eyvàh!

Talebe
Kalbinde maraz olanlar çeşitli vesileler uydurarak hep müslümanların kisvelerine saldırmayı marifet saymışlardır...
Bu sözlerden biri de" sakal keçide de var" sözüdür...

Bununla ilgili bir olay nakletmek istiyorum:
Bir hoca efendi anlatmıştı; Bir ilçede müftülük yapıyordum... Sakalımı kesmemeye karar verdim ve böylece sakalı bırakmış oldum... On-onbeş gün sonra daire müdürleriyle bir toplantımız oldu...

Herkes beni sakallı görünce başladılar sakal hakkında ileri geri ahkam kesmeye... Bende onlara sakalın gereğini anlatmaya çalışıyordum... Ama benim söylediklerime hiç itibar etmiyorlardı... Söyledikleri kafamın tasını tam attırdı ki bu anda kaymakam bey;

- Müftü bey sakal keçide de var demesin mi... Bu söz herkesin hoşuna gitmişti... Doğru keçide de sakal var dediler...

Onlara şu cevabı verdim:
-İyi doğru söylüyorsunuz.. Evet keçide sakal var amma eşeklerde yok dedim...

İnsanlığı görmezlikten gelirsen,
Kafaya da kelleye de BAŞ denir.
Biri leşte öter biri gülşende,
Kargaya da bülbüle dek KUŞ denir.
Durduk yerde ortaya laf atarsan,
Adama da eşeğe de ÇÜŞ denir.

İstedikleri bu sözmüş... Bir daha kimse sakal kelimesini ağzına alamadı...
- İçlerinden biri de şöyle dedi... Vallahi biz bunu hakettik... Peygamberimizin sakalını alay konusu edenlerin hep sonu bu olur....

Sözün özü kardeşler... Sakal mütevatir bir sünnettir... Aleyhinde söz söylemek müslümanlara has bir sıfat değildir... Sakalımız yoksa bile sakalı olana saygı duymasını bilelim...
 

Eyvàh!

Talebe
Tarikata bağlı kişilerin ağzından sık sık duyduğumuz sözlerden biri de
'' Kimin şeyhi yoksa, onun şeyhi şeytandır.'' sözüdür..

Tarikata girmenin gereğini ifade etmek için söylenilen bu söz hadis değildir...
Bu söz Beyazid-i Bestami hazretlerine aittir...

'' Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır '' sözünün manası doğrudur... Çünkü şeyh arapça da hoca, ilim ehli, güzel okuyan, doğru olanı öğreten ..... manalarına gelir... Bilmeden öğrenmeden cehaletle müslümanlık yapılmaz... Bilmeden öğrenmeden ibadet yapanlar, şeytanın tasallutundan kesinlikle kurtulamazlar... Bundan dolayı '' cahil sofu şeytanın maskarasıdır '' sözü yaygındır...

Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'inde buyurur: '' Bilmiyorsanız ilim ehline sorunuz.. ''

Demek ki, her mü'min bilmediklerini ilim ehline sormakla mükelleftir...

Eğer '' Kimin şeyhi yoksa, onun şeyhi şeytandır. '' sözünü zahir manasına göre alır, bir de hadis olduğu kabul edilirse bunun neticesi korkunç olur... ve şu mana çıkar: '' Bir tarikat şeyhine intisap etmeyen kişiler şeriati bilip yaşasalar bile şeytanın emrince yaşayan kişiler kabul edilir ki, bu korkunç bir tahakküm olur...

Velhasılı kelam: Kimin şeyhi yoksa, onun şeyhi şeytandır. sözü Hadisi şerif değildir... Ancak manası doğru olup Beyazid-i Bestami hazretlerine aittir... Bu sözün peygamberimize ait olduğunu iddia edenler korkunç bir yanlışlık içindedirler... Zira efendimiz: '' Her kim benim ağzımdan kasten yalan söyler benim söylemediğimi bana isnat ederse cehennemdeki yerini hazırlasın'' buyurmuştur...

faydalanılan eserler :
Nahl suresi
Namazın sosyal hayatımızdaki yeri - Ekrem Doğanay
Tecrid-i Sarih tercümesi
 

Eyvàh!

Talebe
Bazıları namaz kılmayanlara '' BEYNAMAZ '' diyorlar... Bu tabir yanlıştır...
Namazlarını terkedenlere '' beynamaz '' değil, '' bi namaz '' denir...

Bi-namaz : Namaz kılmayan, namazı terkeden demektir..

Bey-namaz : Erkek namaz karşılığında bir tabirdir... Çünkü bey, bay kelimesinin karşılığıdır... Namaz kılmayana beynamaz denildiğinde karşılığında böyle acayip mana çıkmaktadır...

Müslümanlar kelime ve kavramları yerli yerince kullanmakla mükelleftirler..
Onun için müslüman hesaplı konuşmaya, hesaplı davranmaya mecburdur...
 

Eyvàh!

Talebe
Halkımız arasında gece tırnak kesilmez diye bir inanış vardır. Bu yanlıştır.
Çünkü hayırlı işler ertelenmez. Tırnak kesmek, traş olmakta temizlik ve hayırlı bir iştir.. Onun için kocakarı laflarına araştırmadan inanmamak lazımdır...bu alinti


buda benden :p
ben kuccukkene tirnaklarimi babamdan abskasina kestirmezdim annem acitiyordu cunku
e babamda aksamlari isten gelince keserdi haliyle iste olurdu gunduz

annemde herif kesme gece gece derdi

babamda eskiden elektirik yoktu idare lambalari vardi kitlik vardi herkes idareli kullanirdi sonra baba ve annesiyle olan bi anisini anlatti

rahmetli babaannem ocak atesinin ustunde yemek yaparmis gaza kiyamazmis lamba yakmazmis ocak atesinin isigi ile yaparmis

dedemde aklina gelmis tirnak kesmeye kalmis babaannem kizmis yemegin icine girecek gunduz kesiver hem neyi kestigi ne gorcen kor gozunle diye :D


iste eskiler bu sozu elektrigin olmadigi donemde soylemisler ama yinede biz biz olalim elektrigin olmadigi yerde dirnam mirmak kesmeyelim yoksa tirnakli bir salata yada baska yemek yemek zorunda kalabiliriz hele birde ayak tirnaklari :D
 

Eyvàh!

Talebe
Halkımızın ençok söylediği sözlerden bazıları da;
* Falanca doktor adamı ölümden kurtardı
* Falanca doktor iyi etti
* Beni .......... yerdeki yatır eyi etti
* ............ kaplıcaları eyi etti
* ............. vs....
Bu sözleri sıkça duyarız. Fakat mahiyetini düşünmeyiz. Her derdi veren Allah'tır. O derdin devasını veren de Allah'tır.

Deva ve çare sadece Allah (cc)'dan beklenir... Doktorlar ve ilaçlar sadece birer sebeptirler... Ne doktor, ne ilaç ne de falanca yerin kaplıca suyu derde deva olamaz... olsa olsa birer sebep olabilirler.... Onların deva olduğuna, hastalığı iyi ettiğine inanmak çok tehlikelidir...

Velhasıl herkes ağzından çıkan sözün neticesini hesap etmeğe mecburdur...
 

Eyvàh!

Talebe
''İşimiz Allah'a kaldı'' sözü söyleniş durumuna göre mana kazanır...

İslama göre, mü'min herşeyde eldeki bütün imkanlarını kullanıp veya bütün tedbirleri aldıktan sonra, neticeyi Allah'ın takdirine bırakıp o inançla ''İşimiz Allah'a kaldı'' demesidir... Bu mü'minin imanının gereğidir..

Lakin bazı kişiler '' İşimiz Allah'a kaldı'' sözünü , '' bu işte büyük gayret gösterdik, olacak tarafı kalmadı, olursa süpriz olur, bu iş artık olmaz... vs'' gibi manalarda kullanıyorlar.

Bu yanlış ve inanç açısından tehlikeli bir ifadedir.. İşin neticesini Allah'a bırakmanın artık olmayacak bir anlayışla ifade edilmesi '' olursa benim meziyetim olmazsa Allah'ın acziyeti'' neticesine götürür ki, işte bu küfürdür... Müslümanlar olarak çok dikkatli olmalıyız...
 

Eyvàh!

Talebe
Başlık olarak aldığımız sözün manası; Yediğine, içtiğine, aldırış etme, helal-haram ayırt etme, fırsatları iyi değerlendir... Ve fırsatları değerlendirirken de hiç bir kaide tanıma demektir...

Bu söz atasözleri kitaplarında mevcut olsa bile... Bu söz bizim büyüklerimizin sözü olamaz...
Çünkü bizim atalarımız dine bağlı helal-haram hudutlarına kılıkırk yararcasına riayet ederlerdi. Savaşa giden ordumuzun üzüm bağından geçerken bir tek üzümü bile koparmadıkları dillere destandır... Biz böyle bir ecdadın torunlarıyız... Yeterki biz onlara layık olabilelim...

İmam-ı Azam hazretlerinin babası şüpheli bir elmayı dişlediği için kendini affettirme ve aldığı lezzeti helal ettirmesi için elma sahibine bir sene ücretsiz hizmet etmiştir... Sonra da elma sahibinin teklifi üzere hizmet ettiği zatın kızıyla evlenmiş ve bu izdivaçtan İmam-ı Azam hazretleri doğmuştur...

Bir lokma haramın 40 gün insan vücudunda tesiri görüleceği göz önünde bulundurulursa... üzümü yiyipte bağını sormamak müslümana yakışan bir haslet değildir... Onun için meyva kadar onun bağının kalitesi de önemlidir..

Velhasıl bu bize uygun bir söz değildir...
 

Eyvàh!

Talebe
- Halkımız arasında bıkkınlık ifade etmek için ''İLLALLAH'' dedirtti cümlesi kullanılır. Bu söz yanlıştır. Bu cümlenin tamamı '' LA İLAHE İLLALLAH '' dır. Anlamı '' Allah'tan başka ilah yoktur '' şeklindedir. Kelime kelime anlam verecek olursak '' La ilahe '' ilah yoktur . '' İllallah '' ancak Allah vardır anlamındadır.
Bir kardeşimiz bıkkınlık ifadesi olarak bana illallah dedirtti derse şu mana çıkar; Aslında benim Allah falan diyeceğim yoktu. Bu beni zorladı. Öyle zorladı ki, canımdan falan bezdim. Sonunda bana zorla Allah dedirtti şeklinde olur ki, Müslüman böyle sözlerden sakınmalıdır....
 

Merih

Well-known member
birde benim çok dikkat ettiğim insanlar çok boş yere yemin ediyorlar mesela "yemin ederim" bu kelimde artık günümzde o kadar sıradan bir hale geldiki insanlar ne dediğini bilmeden gün içerisinde bu kelimeyi defalarca kullanabilir çok yanliş bence bi söz vardır çok yemin eden çok yalan söyler diye artık öyle bi duruma geldi yani
 
Üst