Ben Bir Yetimim, Yâ Rabbi..!!
http://img183.imageshack.us/i/18xy5.jpg/
[FONT="]Gelmeyeceğini bildiğiniz hâlde pencerede beklersiniz saatlerce… Sonra adınızın “Yetim” olduğunu öğrenirsiniz. Acınızın ve adınızın en başına buruk bir sesle eklersiniz, “ben yetimim”!.. [/FONT]
[FONT="]Büluğ devresine kadar artık Rabbimin nazlı niyazlı kulusunuzdur. Bir ağlasanız, Arş-ı Âlâ titrer. Tebessümünüze vesîle olan her kulun duâları makbul olur. Sizin başınızı okşayan her el, sevap ve ecirle mükâfâtlandırılır. [/FONT]
[FONT="]“Bir kimse, sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.”[FONT="]buyrulur. [/FONT][FONT="](Ahmed bin Hanbel, Müsned, V, 250)[/FONT][/FONT]
[FONT="]Eğer “ben, bir yetimin başını okşayamam, bir garibin yüzünü güldüremem!” diyorsanız, dikkat edin, mutlaka kalbiniz katılaşmıştır. Çünkü Kâinâtın Biricik Efendisi şöyle buyurur: [/FONT]
[FONT="]“Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan, fakiri doyur, yetimin başını okşa!”[FONT="](Ahmed ibn-i Hanbel, II, 263, 387) [/FONT][/FONT]
[FONT="]Bir yetim olarak, Âlemlerin Rabbi’nin insanlığa emânetiyim ben… Hani âyet-i kerîmede buyruluyor ya: [/FONT]
[FONT="]“Yetimi sakın ezme, el açıp isteyeni de sakın azarlama!”[FONT="](ed-Duhâ, 9-10)[/FONT][/FONT]
[FONT="]İşte ben, o ilâhî emr ü fermanım!.. [/FONT]
[FONT="]Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in cennette komşusu olmak istiyorsan eğer, sahipsiz yetimleri sahiplen, onlara sıcak bir yuva hazırla ve onları himâye eden bir ebeveyn ol… [/FONT]
[FONT="]Zira “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himâye eden kimseyle ben, cennette şöyle yanyana bulunacağız.” buyurmuş [FONT="](Müslim, Zühd, 42)[/FONT][FONT="]ve mübârek işaret ve orta parmaklarını birleştirerek teminat vermişti En Sevgili… [/FONT][/FONT]
[FONT="]Eğer günahlarının affedilmesini istiyorsan, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in şu hadîs-i şerîfini oku ve hislen! [/FONT]
[FONT="]“Bir kimse Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah onu mutlaka cennete koyar.”[FONT="](Tirmîzî, Birr, 14/1917)[/FONT][/FONT]
[FONT="]Hadîs-i şerifte işaret edilen “affedilmeyecek günahlar”, Cenâb-ı Hakk’a şirk koşmak ve kul hakkıdır. [/FONT]
[FONT="]Aman, sakın ha, benim hakkımı gasp etme! Beni, kendi malımdan mahrum eyleme! Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in nasihatine kulak ver! [/FONT]
[FONT="]“İki zayıf kimsenin, yetimle kadının hakkını yemekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.”[FONT="](İbn-i Mâce, Edeb, 6)[/FONT][/FONT]
[FONT="]Merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz’in ihtarlarıyla titresin yüreğin… [/FONT]
[FONT="]“Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler, hiç şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar, alevlenmiş ateşe gireceklerdir.”[FONT="](en-Nisâ, 10)[/FONT][/FONT]
[FONT="]“Yetimin malına, ancak en güzel ve faydalı şekilde yaklaşın!..”[FONT="](el-En’âm, 152)[/FONT][/FONT]
[FONT="]“…Sana yetimi soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek [FONT="](kendi başlarına bırakıp ihmal etmekten) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşıyorsanız, unutmayınız ki, onlar sizin din kardeşlerinizdir. Allah, işleri bozanla düzelteni bilir…” [/FONT][FONT="](el-Bakara, 220)[/FONT][/FONT]
[FONT="]Ey yetim kardeşim!.. Sana da şunu hatırlatmak isterim: [/FONT]
[FONT="]Eğer yetim olmak seni çok üzüyor, -Allah muhafaza- utandırıyorsa, yetimlerin şânı, öksüzlerin incisi, Allâh’ın Habibi Muhammed Mustafâ’sının da bir yetim olduğunu düşün!.. Eğer yetimlik utanılacak bir şey olsaydı, hiç Efendimiz yetim olur muydu?! [/FONT]
[FONT="]Yetimlik, tevâzû mektebidir. [/FONT]
[FONT="]Rivâyet olunur ki: [/FONT]
[FONT="]“Allah Zü’l-Celâl Hazretleri, peygamberlerine teker teker: [/FONT]
[FONT="]“Sen nesin kimsin?” diye sormuş. Peygamberler de şu cevapları vermişler: [/FONT]
[FONT="]Adem -aleyhisselâm-, “Ben safiyyullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]Nuh -aleyhisselâm-, “Ben neciyyullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]İbrahim -aleyhisselâm-, “Ben halîlullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]İsmail -aleyhisselâm-, “Ben zebîhullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]Musa -aleyhisselâm-, “Ben kelîmullahım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]Şüphesiz bunlar, Rabbimizin peygamberlerine ikram ettiği sıfat ve vasıflardır. Bizim Biricik Efendimize gelince, bizim bilebildiğimiz kaç tane isme ve vasfa sahiptir: Rahmeten li’l-Âlemindir. Raûf ve Rahim, Habîbullâh, Hâtemü’l-Enbiyâ, Varlık nûru, Şefâat-i uzmâ sahibidir. Kimbilir daha niceleri… [/FONT]
[FONT="]“Allâhü Zü’l-Celâl Hazretleri, aynı soruyu, Rasûlullâh Efendimiz’e sorduğu zaman, O, bu vasıfların hiçbirini söylememiş, sadece: [/FONT]
[FONT="]“-Ben, bir yetimim ya Rabbi!..” cevabını vermiştir.[/FONT]
[FONT="]O’nun bu tevâzuu (alçak gönüllülüğü), Rabbimizin o kadar hoşuna gitmiştir ki: [/FONT]
[FONT="]«-Ey Habîbim! Madem ki sen bu derece tevâzû gösterdin, Ben de sana cemâlimi nasip ettim!..» buyurmuştur.” [/FONT]
[FONT="]Bu yetimlik mektebinde, azığımız sabır ve şükür olmalı ki, Cenâb-ı Hak, bize de ebedî âlemde devamlı cemâlini seyredenlerden olmayı nasip buyursun, Âmin!..
[/FONT]
Halime Demireşik...
[/FONT]
http://img183.imageshack.us/i/18xy5.jpg/
[FONT="]Eğer yetimseniz, kanadınızın kırık olduğunu hissedersiniz. Büyüdükçe babanızın olmayışının acısı, yüreğinizde daha da sancılı bir hâl almaya başlar. Akşam yaklaşınca bu yalnızlık, âdeta çöreklenir minicik kalbinize…
[FONT="]Gelmeyeceğini bildiğiniz hâlde pencerede beklersiniz saatlerce… Sonra adınızın “Yetim” olduğunu öğrenirsiniz. Acınızın ve adınızın en başına buruk bir sesle eklersiniz, “ben yetimim”!.. [/FONT]
[FONT="]Büluğ devresine kadar artık Rabbimin nazlı niyazlı kulusunuzdur. Bir ağlasanız, Arş-ı Âlâ titrer. Tebessümünüze vesîle olan her kulun duâları makbul olur. Sizin başınızı okşayan her el, sevap ve ecirle mükâfâtlandırılır. [/FONT]
[FONT="]“Bir kimse, sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.”[FONT="]buyrulur. [/FONT][FONT="](Ahmed bin Hanbel, Müsned, V, 250)[/FONT][/FONT]
[FONT="]* * *[/FONT]
[FONT="]“Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan, fakiri doyur, yetimin başını okşa!”[FONT="](Ahmed ibn-i Hanbel, II, 263, 387) [/FONT][/FONT]
[FONT="]* * *[/FONT]
[FONT="]“Yetimi sakın ezme, el açıp isteyeni de sakın azarlama!”[FONT="](ed-Duhâ, 9-10)[/FONT][/FONT]
[FONT="]İşte ben, o ilâhî emr ü fermanım!.. [/FONT]
[FONT="]Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in cennette komşusu olmak istiyorsan eğer, sahipsiz yetimleri sahiplen, onlara sıcak bir yuva hazırla ve onları himâye eden bir ebeveyn ol… [/FONT]
[FONT="]Zira “Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himâye eden kimseyle ben, cennette şöyle yanyana bulunacağız.” buyurmuş [FONT="](Müslim, Zühd, 42)[/FONT][FONT="]ve mübârek işaret ve orta parmaklarını birleştirerek teminat vermişti En Sevgili… [/FONT][/FONT]
[FONT="]Eğer günahlarının affedilmesini istiyorsan, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in şu hadîs-i şerîfini oku ve hislen! [/FONT]
[FONT="]“Bir kimse Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah onu mutlaka cennete koyar.”[FONT="](Tirmîzî, Birr, 14/1917)[/FONT][/FONT]
[FONT="]Hadîs-i şerifte işaret edilen “affedilmeyecek günahlar”, Cenâb-ı Hakk’a şirk koşmak ve kul hakkıdır. [/FONT]
[FONT="]* * *[/FONT]
[FONT="]“İki zayıf kimsenin, yetimle kadının hakkını yemekten herkesi şiddetle sakındırıyorum.”[FONT="](İbn-i Mâce, Edeb, 6)[/FONT][/FONT]
[FONT="]Merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz’in ihtarlarıyla titresin yüreğin… [/FONT]
[FONT="]“Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler, hiç şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar. Zaten onlar, alevlenmiş ateşe gireceklerdir.”[FONT="](en-Nisâ, 10)[/FONT][/FONT]
[FONT="]“Yetimin malına, ancak en güzel ve faydalı şekilde yaklaşın!..”[FONT="](el-En’âm, 152)[/FONT][/FONT]
[FONT="]“…Sana yetimi soruyorlar. De ki: Onları iyi yetiştirmek [FONT="](kendi başlarına bırakıp ihmal etmekten) daha hayırlıdır. Eğer onlarla birlikte yaşıyorsanız, unutmayınız ki, onlar sizin din kardeşlerinizdir. Allah, işleri bozanla düzelteni bilir…” [/FONT][FONT="](el-Bakara, 220)[/FONT][/FONT]
[FONT="]* * *[/FONT]
[FONT="]Eğer yetim olmak seni çok üzüyor, -Allah muhafaza- utandırıyorsa, yetimlerin şânı, öksüzlerin incisi, Allâh’ın Habibi Muhammed Mustafâ’sının da bir yetim olduğunu düşün!.. Eğer yetimlik utanılacak bir şey olsaydı, hiç Efendimiz yetim olur muydu?! [/FONT]
[FONT="]Yetimlik, tevâzû mektebidir. [/FONT]
[FONT="]Rivâyet olunur ki: [/FONT]
[FONT="]“Allah Zü’l-Celâl Hazretleri, peygamberlerine teker teker: [/FONT]
[FONT="]“Sen nesin kimsin?” diye sormuş. Peygamberler de şu cevapları vermişler: [/FONT]
[FONT="]Adem -aleyhisselâm-, “Ben safiyyullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]Nuh -aleyhisselâm-, “Ben neciyyullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]İbrahim -aleyhisselâm-, “Ben halîlullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]İsmail -aleyhisselâm-, “Ben zebîhullâhım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]Musa -aleyhisselâm-, “Ben kelîmullahım, yâ Rabbi!” [/FONT]
[FONT="]Şüphesiz bunlar, Rabbimizin peygamberlerine ikram ettiği sıfat ve vasıflardır. Bizim Biricik Efendimize gelince, bizim bilebildiğimiz kaç tane isme ve vasfa sahiptir: Rahmeten li’l-Âlemindir. Raûf ve Rahim, Habîbullâh, Hâtemü’l-Enbiyâ, Varlık nûru, Şefâat-i uzmâ sahibidir. Kimbilir daha niceleri… [/FONT]
[FONT="]“Allâhü Zü’l-Celâl Hazretleri, aynı soruyu, Rasûlullâh Efendimiz’e sorduğu zaman, O, bu vasıfların hiçbirini söylememiş, sadece: [/FONT]
[FONT="]“-Ben, bir yetimim ya Rabbi!..” cevabını vermiştir.[/FONT]
[FONT="]O’nun bu tevâzuu (alçak gönüllülüğü), Rabbimizin o kadar hoşuna gitmiştir ki: [/FONT]
[FONT="]«-Ey Habîbim! Madem ki sen bu derece tevâzû gösterdin, Ben de sana cemâlimi nasip ettim!..» buyurmuştur.” [/FONT]
[FONT="]Bu yetimlik mektebinde, azığımız sabır ve şükür olmalı ki, Cenâb-ı Hak, bize de ebedî âlemde devamlı cemâlini seyredenlerden olmayı nasip buyursun, Âmin!..
[/FONT]
[/FONT]