Mende Mecnun'dan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem Mecnun'un ancak adı var" Fuzulî
Yağmurlu bir günde, pencerenin önüne oturmuş, karşıdaki caminin kubbesinde kaçışan leylekleri seyrediyordum.Karşımdaki, mavi bir taşa benzeyen kataraktlı gözleriyle, ölen karısını anlatan adamı son cümlesinde farkettim;
"Az kaldı sevgiliye kavuşmama az kaldı"''
O ana kadar onu dinlemediğimi, son cümlesinde anladım.
Anlayamadım..
Anneannem yorgun gözleriyle bakıp "Bu dünyada şeytanlara bile yer kalmadı" dedi, kefenini nereye koyduğunu gösterirken.Ölemedim kızım , ölemedim dedi...
Anlayamadım onuda, tıpkı küçücük bir kızın pamuğa benzeyen ellerini açıp, O'ndan korkuyla affetmesi için dua etmesini anlayamadığım gibi.
-Ne ölüm ne acı ürkütür beni
-Peki siz neden korkarsınız?
-Kafesten... Yaşlılıktan ve alışkanlıktan parmaklıkları kabullenip büyük işler başarma isteği gönülden silininceye kadar oarada kalmaktan...
Sonsuz aşkı bulamamaktan...
O'ndan korkarım...
Bazen yaşadığım zamanı, anı durduran cümlelerle, kelimelerle karşılaşıyorum.Öyle ki bütün gün pencerenin kalmış, uyuşmuş bedeni uyandırır cinsten oluyorlar.Söyleyenlerin, yazanların halini anlamaksa cümleyi anlamaktan daha zor.Kelimelerin nasıl olupta duygunun tam karşılığını bulduklarına şaşırıyorum.
Herşey O'nu sevmek için bir bahane.Yaratılan her varlığın anlatacak, söyleyecek birşeyleri var.Hepsi O'na olan aşkı anlatıyor.Bütün kelimeler onun için dökülüp, cümleyi en ahenkli nasıl kurarız diye birbirleriyle yarışıyorlar.Hepsinin yapmak istediği bütünü oluşturmak.Önce kelimeler ve anlar çıkıyor ortaya.Birisi cümlenin bir parçası diğeri zamanın.Hepsi farklı yerlerde ama aynı yerde bir olup aşkı anlatıyor.
Ne kelimeler sussun ne ne zaman dursun istiyor insan.Ölümsüzlüğü sonsuzluğu arıyor, sonsuz aşk istiyor, sonsuzluğu beşeri aşkta arayıp.Ancak sonradan anlıyorki hepsi hakiki aşka ulaşmak için bir bahane, herşey onu sevmek için var.Mecnun; Leyla olmasaydı, Leyla'yı kendi ruhunda bulamazdı, mecazi aşktan geçip ilahi aşka ulaşamazdı.
Herşey O'na olan aşkı anlatıyor kelimelerle, kelimeler kendi aşkını anlatıyor.
Farklı anlatılan aynı beyanlar.Beyanların anlattığı aşk ya da aşkın farklı beyanları.
Aşık-ı sadık menem Mecnun'un ancak adı var" Fuzulî
Yağmurlu bir günde, pencerenin önüne oturmuş, karşıdaki caminin kubbesinde kaçışan leylekleri seyrediyordum.Karşımdaki, mavi bir taşa benzeyen kataraktlı gözleriyle, ölen karısını anlatan adamı son cümlesinde farkettim;
"Az kaldı sevgiliye kavuşmama az kaldı"''
O ana kadar onu dinlemediğimi, son cümlesinde anladım.
Anlayamadım..
Anneannem yorgun gözleriyle bakıp "Bu dünyada şeytanlara bile yer kalmadı" dedi, kefenini nereye koyduğunu gösterirken.Ölemedim kızım , ölemedim dedi...
Anlayamadım onuda, tıpkı küçücük bir kızın pamuğa benzeyen ellerini açıp, O'ndan korkuyla affetmesi için dua etmesini anlayamadığım gibi.
-Ne ölüm ne acı ürkütür beni
-Peki siz neden korkarsınız?
-Kafesten... Yaşlılıktan ve alışkanlıktan parmaklıkları kabullenip büyük işler başarma isteği gönülden silininceye kadar oarada kalmaktan...
Sonsuz aşkı bulamamaktan...
O'ndan korkarım...
Bazen yaşadığım zamanı, anı durduran cümlelerle, kelimelerle karşılaşıyorum.Öyle ki bütün gün pencerenin kalmış, uyuşmuş bedeni uyandırır cinsten oluyorlar.Söyleyenlerin, yazanların halini anlamaksa cümleyi anlamaktan daha zor.Kelimelerin nasıl olupta duygunun tam karşılığını bulduklarına şaşırıyorum.
Herşey O'nu sevmek için bir bahane.Yaratılan her varlığın anlatacak, söyleyecek birşeyleri var.Hepsi O'na olan aşkı anlatıyor.Bütün kelimeler onun için dökülüp, cümleyi en ahenkli nasıl kurarız diye birbirleriyle yarışıyorlar.Hepsinin yapmak istediği bütünü oluşturmak.Önce kelimeler ve anlar çıkıyor ortaya.Birisi cümlenin bir parçası diğeri zamanın.Hepsi farklı yerlerde ama aynı yerde bir olup aşkı anlatıyor.
Ne kelimeler sussun ne ne zaman dursun istiyor insan.Ölümsüzlüğü sonsuzluğu arıyor, sonsuz aşk istiyor, sonsuzluğu beşeri aşkta arayıp.Ancak sonradan anlıyorki hepsi hakiki aşka ulaşmak için bir bahane, herşey onu sevmek için var.Mecnun; Leyla olmasaydı, Leyla'yı kendi ruhunda bulamazdı, mecazi aşktan geçip ilahi aşka ulaşamazdı.
Herşey O'na olan aşkı anlatıyor kelimelerle, kelimeler kendi aşkını anlatıyor.
Farklı anlatılan aynı beyanlar.Beyanların anlattığı aşk ya da aşkın farklı beyanları.