topraktoprak
Talebe
Yeryüzünde ( bebekler de dahil ) problemi, sıkıntısı, derdi, stresi olmayan bir kişi bulamazsınız. İnsanlara, bela, musibet, gam, tasa, keder, üzüntü her an gelebilir. Çaresizlik, acizlik içinde kalan insanoğlu da dua etme ihtiyacı hisseder. Teselli (Ar); Avunma, avuntu, avunç, kederli ve gamlı olan bir kimseyi söz ve nasihatle ferahlandırmak, teskin etmek anlamına gelir.
Moral sözcüğü tesellinin karşılığı olarak Fransızcadan dilimizde kazandırılmıştır. Teselli bulmak, teselli etmek, teselli vermek, teselli mükâfatı, moral bulmak, morali bozulmak, moralini bozmak, moral vermek, moral çöküntüsü, moral eğitimi, ( gezi, seyir, müzik, el sanatları vb.) moral kaynağı gibi deyimlerimiz de vardır. Atasözümüzde “acılar paylaşıldıkça azalır” sözünün kıymeti inkar edilemez.
Aşırı üzülmek (ümitsizlik, bedbaht) ve aşırı sevinmek (gururlanmak) insanı günâha sokar. İbn Abbâs (ra)’dan rivâyet edilen şu söz ne kadar güzeldir: "Sevinmeyen, üzülmeyen kimse yoktur. Önemli olan, kişinin başına gelen musibeti sabır, hayrı da şükür ile karşılamasıdır" Tesellide, ölçüyü iyi yakalamak ve dengeyi bozmamak gerekir. Üzüntüyü de sevinci de tadında bırakmalıdır. İçimize atacağımız üzüntü; verem ve kanser yapabilmektedir.
TESELLİ ETMEK İBADETTİR.
Doğal olarak kötü olaylardan hiç etkilenmemek, üzülmemek, iyi olaylara da sevinmemek insanın elinde değildir. İnsanın kendisini ilgilendiren kötü olaylar karşısında
üzülür, iyi şeylere de sevinir. Örneğin; başının ağrıması, bir yakının ölmesi veya fakir olması, kıtlık, yangın ve deprem gibi âfetlerin olması bizleri üzer, başarılarımız da sevindirir, bunlar hep Allah’ın takdîri iledir, bunu böyle bilmek gerekir.
"Müslümanları, musibetlerinde teselli etmelidir." Hadis’i Şerifi gereği, birbirimizi teselli etmek de bir ibadettir. Cenab’ı Allah elçisini ve ümmetini Mekke’de müslümanlara karşı uygulanan ve üç yıl süren ekonomik, sosyal boykot karşısında “İnşirah Suresi” ile ve erkek evlatlarının vefatı sonunda toplumda olumsuz dedikodulara “Kevser Suresi” ile teselli etmiş olması bizim teselli konusunda duyarlı olmamızı gerektirir.
İMAM’I AZAM’IN TESELLİSİ
İmam’ı Azam hapishanede, kendi kendini teselli etmesi bize ibret olarak yeter.
a)- Taktiri ilahi böyleymiş, benim burada rızkım varmış.
b)- Cezaevi benim günahlarıma keffaret olur inşallah.
c)- Ahirette bu yaşadıklarımı delil olarak Cenab’ı Allah’a sunarım.
d)- İnşallah, Cennet’te derecem yükseltilir. Bu durumlara sabretmeliyim.
e)- Hz. Yusuf (as)’da buraya geldi. Ben Peygamberden üstün değilim ki.
f)- Kötü bildiklerimizde hayır olabilir, biz bilemeyiz. (Bakara:216)
NEDEN ACI ve IZDIRAP ?
İki sebepden dolayı insana acı ve ızdırap isabet edebilir.
1)- Herhangi bir cezamızın karşılığı (kefaret) olabilir. Ceza temizleyicidir ve arındırıcıdır.Hadis’i Şerif: "Bir Müslüman'a isabet etmiş herhangi bir hastalık, dert, hüzün ve hatta gam yoktur ki, Allah (c.c) bunu onun hataları için keffaret kılmış olmasın."
2)- Dünyadaki imtihan sebebimiz olabilir. Bu şekilde insanlar deyim yerinde ise, terfi ederler ve dereceleri yükselir. Altın madeni şekil almak için ateşe verilir, dövülür ve üzerinde işlem yapılarak kıymet kazandırılır.
Bilgilerimizi pekiştirmek için örnek modelimiz, Efendimiz (sav)’e kulak vermemiz gerekecek ki, dünya ve ahiret saadetini yakalayabilelim. İşte Hadis’i Şerif’ler:
(*)- “Ben kulumu (iki gözü kör, ama) iki sevgilisiyle imtihan ettiğimde o buna sabrederse, iki göze bedel olarak ona cenneti veririm. "
(*)- “İçinizden birine bir acı, bir keder ve bir sıkıntı isabet ettiğinde, Allah’ın bana verdiği ızdırabı hatırlasın. Çünkü bana verdiği ızdırab, ızdırabların en büyüğüdür.”
(*)- “İnsanların ızdırab yönünden en ağır yükü çekenleri Nebiler, olmuştur. Sonra onlara yakın olanlar (veliler) Sonra da bunlara yakın olanlar (muttakiler) gelir.”
(*)- =Asv. Yere çubukla bir dikdörtgen çizdi, ortasına bir nokta koydu, noktadan başlayıp dışarıya doğru bir çizgi çizdi. Çizginin aşağısına ve yukarısına küçük, küçük çizgiler kondurdu ve açıklamaya başladı.= “Şu insan, şu da kuşatmış olan ecelidir. Dörtgeni keserek dışarı çıkan arzularıdır.. Ortadaki çizgiye yönelik küçük çizgiler ise dert ve ızdırablardır. İnsan bu dertlerin birinden kurtulsa, öteki gelir çarpar. Şundan kurtulsa, beriki gelip yakalar.”
KUL SIKIŞMAZSA, HIZIR as YETİŞMEZ.
Kul sıkışınca, insan dara düşünce Hızır (as) gelir. Allah’ın yardımı en sıkıştığımız anda ulaşır. Aynen ebabil kuşları, örümcek ve güvercin, Nil’in yarılması, ateşin bahçeye dönüşmesi, balık karnının rahatlığı, Hz. Eyüb as’ın sabrı gibi. Güle kavuşmak isteyen, dikenine katlanmak mecburiyetindedir.
Her nimet bir külfet karşılığıdır. İşte kanıtı ve Hadis’i Şerif: “Sevmediklerinize sabretmedikçe, sevdiklerinize kavuşamazsınız.” buyurmuştur. Ve Kur’an’ı Kerim’den;
(*)- Nisa: 79 “Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana gelen her kötülük de kendi günâhın yüzündendir. Seni insanlara elçi gönderdik. Buna şâhit olarak Allâh yeter.”
(*)- Şûrâ:30 “Başınıza gelen herhangi bir musîbet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. Allâh, hatâlarınızın birçoğunu da affeder.”
(*)- Tevbe:51 “De ki Allah, bizim için ne yazmış (ne takdir etmiş) ise ancak bize o ulaşır, bizim sahibimiz O’dur. İnananlar Allah’a dayansınlar."
Moral sözcüğü tesellinin karşılığı olarak Fransızcadan dilimizde kazandırılmıştır. Teselli bulmak, teselli etmek, teselli vermek, teselli mükâfatı, moral bulmak, morali bozulmak, moralini bozmak, moral vermek, moral çöküntüsü, moral eğitimi, ( gezi, seyir, müzik, el sanatları vb.) moral kaynağı gibi deyimlerimiz de vardır. Atasözümüzde “acılar paylaşıldıkça azalır” sözünün kıymeti inkar edilemez.
Aşırı üzülmek (ümitsizlik, bedbaht) ve aşırı sevinmek (gururlanmak) insanı günâha sokar. İbn Abbâs (ra)’dan rivâyet edilen şu söz ne kadar güzeldir: "Sevinmeyen, üzülmeyen kimse yoktur. Önemli olan, kişinin başına gelen musibeti sabır, hayrı da şükür ile karşılamasıdır" Tesellide, ölçüyü iyi yakalamak ve dengeyi bozmamak gerekir. Üzüntüyü de sevinci de tadında bırakmalıdır. İçimize atacağımız üzüntü; verem ve kanser yapabilmektedir.
TESELLİ ETMEK İBADETTİR.
Doğal olarak kötü olaylardan hiç etkilenmemek, üzülmemek, iyi olaylara da sevinmemek insanın elinde değildir. İnsanın kendisini ilgilendiren kötü olaylar karşısında
üzülür, iyi şeylere de sevinir. Örneğin; başının ağrıması, bir yakının ölmesi veya fakir olması, kıtlık, yangın ve deprem gibi âfetlerin olması bizleri üzer, başarılarımız da sevindirir, bunlar hep Allah’ın takdîri iledir, bunu böyle bilmek gerekir.
"Müslümanları, musibetlerinde teselli etmelidir." Hadis’i Şerifi gereği, birbirimizi teselli etmek de bir ibadettir. Cenab’ı Allah elçisini ve ümmetini Mekke’de müslümanlara karşı uygulanan ve üç yıl süren ekonomik, sosyal boykot karşısında “İnşirah Suresi” ile ve erkek evlatlarının vefatı sonunda toplumda olumsuz dedikodulara “Kevser Suresi” ile teselli etmiş olması bizim teselli konusunda duyarlı olmamızı gerektirir.
İMAM’I AZAM’IN TESELLİSİ
İmam’ı Azam hapishanede, kendi kendini teselli etmesi bize ibret olarak yeter.
a)- Taktiri ilahi böyleymiş, benim burada rızkım varmış.
b)- Cezaevi benim günahlarıma keffaret olur inşallah.
c)- Ahirette bu yaşadıklarımı delil olarak Cenab’ı Allah’a sunarım.
d)- İnşallah, Cennet’te derecem yükseltilir. Bu durumlara sabretmeliyim.
e)- Hz. Yusuf (as)’da buraya geldi. Ben Peygamberden üstün değilim ki.
f)- Kötü bildiklerimizde hayır olabilir, biz bilemeyiz. (Bakara:216)
NEDEN ACI ve IZDIRAP ?
İki sebepden dolayı insana acı ve ızdırap isabet edebilir.
1)- Herhangi bir cezamızın karşılığı (kefaret) olabilir. Ceza temizleyicidir ve arındırıcıdır.Hadis’i Şerif: "Bir Müslüman'a isabet etmiş herhangi bir hastalık, dert, hüzün ve hatta gam yoktur ki, Allah (c.c) bunu onun hataları için keffaret kılmış olmasın."
2)- Dünyadaki imtihan sebebimiz olabilir. Bu şekilde insanlar deyim yerinde ise, terfi ederler ve dereceleri yükselir. Altın madeni şekil almak için ateşe verilir, dövülür ve üzerinde işlem yapılarak kıymet kazandırılır.
Bilgilerimizi pekiştirmek için örnek modelimiz, Efendimiz (sav)’e kulak vermemiz gerekecek ki, dünya ve ahiret saadetini yakalayabilelim. İşte Hadis’i Şerif’ler:
(*)- “Ben kulumu (iki gözü kör, ama) iki sevgilisiyle imtihan ettiğimde o buna sabrederse, iki göze bedel olarak ona cenneti veririm. "
(*)- “İçinizden birine bir acı, bir keder ve bir sıkıntı isabet ettiğinde, Allah’ın bana verdiği ızdırabı hatırlasın. Çünkü bana verdiği ızdırab, ızdırabların en büyüğüdür.”
(*)- “İnsanların ızdırab yönünden en ağır yükü çekenleri Nebiler, olmuştur. Sonra onlara yakın olanlar (veliler) Sonra da bunlara yakın olanlar (muttakiler) gelir.”
(*)- =Asv. Yere çubukla bir dikdörtgen çizdi, ortasına bir nokta koydu, noktadan başlayıp dışarıya doğru bir çizgi çizdi. Çizginin aşağısına ve yukarısına küçük, küçük çizgiler kondurdu ve açıklamaya başladı.= “Şu insan, şu da kuşatmış olan ecelidir. Dörtgeni keserek dışarı çıkan arzularıdır.. Ortadaki çizgiye yönelik küçük çizgiler ise dert ve ızdırablardır. İnsan bu dertlerin birinden kurtulsa, öteki gelir çarpar. Şundan kurtulsa, beriki gelip yakalar.”
KUL SIKIŞMAZSA, HIZIR as YETİŞMEZ.
Kul sıkışınca, insan dara düşünce Hızır (as) gelir. Allah’ın yardımı en sıkıştığımız anda ulaşır. Aynen ebabil kuşları, örümcek ve güvercin, Nil’in yarılması, ateşin bahçeye dönüşmesi, balık karnının rahatlığı, Hz. Eyüb as’ın sabrı gibi. Güle kavuşmak isteyen, dikenine katlanmak mecburiyetindedir.
Her nimet bir külfet karşılığıdır. İşte kanıtı ve Hadis’i Şerif: “Sevmediklerinize sabretmedikçe, sevdiklerinize kavuşamazsınız.” buyurmuştur. Ve Kur’an’ı Kerim’den;
(*)- Nisa: 79 “Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana gelen her kötülük de kendi günâhın yüzündendir. Seni insanlara elçi gönderdik. Buna şâhit olarak Allâh yeter.”
(*)- Şûrâ:30 “Başınıza gelen herhangi bir musîbet kendi ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. Allâh, hatâlarınızın birçoğunu da affeder.”
(*)- Tevbe:51 “De ki Allah, bizim için ne yazmış (ne takdir etmiş) ise ancak bize o ulaşır, bizim sahibimiz O’dur. İnananlar Allah’a dayansınlar."