Bu işi sahipsiz mi sanıyorsunuz!

mihrimah

Talebe
Çavuşesku Sarayı'ndan Bulvardul Unirii (Bağımsızlık Bulvarı) devam ederken ortada havuzlar yapılmış. Bükreş'te liman yapılması için Çavuşesku çok uğraşmış. Hatta Karadeniz'e ulaşmaya 40 km kalmış. Bükreş içinde büyük kanallar yaptırmış.
Romanya Sovyetler'e bağlı olmasına rağmen, Çavuşesku, Orta Asya'da olduğu gibi dil ve alfabe konusunda Rusça ve Kiril alfabesinden uzak tutmuş. Yani dışta Rusya'ya bağlı içte serbest bir yol tutmuş. Tek tük Rus okulları açılmış ama, Rusça hâkim olmamış...
Dobruca bölgesine doğru yol alırken yemyeşil bereketli topraklardan geçiyoruz. Abdülhamid'in Hicaz Demiryolları'nı yaptırıp Anadolu'dan buğday getirinceye kadar bu bölge Osmanlı'nın tahıl ambarı olmuş. Buraların Konya ovasından, dört beş kat daha verimli olduğu söylenmektedir.
Çavuşesku zamanında tamamlanan Çernovada Nükleer Santrali'nin yanından geçiyoruz. Tuna Nehri üzerinde özel kanallar yapılmış ve 100 km yol kısaltılarak Köstence Liman'ına ulaşılmış. Buradan da Karadeniz'e açılma imkânı bulunuyor.
Sultan Mecid'in kurdurduğu Mecidiye'den geçiyoruz. Zamanında Mecidiye Dobruca bölgesinin merkezi imiş. Ama zamanla bilhassa 93 Harbi'nden sonra nüfus azalmış ve Mecidiye, Köstence'ye bağlanmıştır. Çevresinde Müslüman köyler var. Bizim eğitim gönüllülerimiz ilk defa Tatarların çok olduğu bu bölgeye gelmişler. Onlara sahip çıkan da Saber (Sabriye) Hala olmuştur. Onu ziyaret ettik. Bize Tatar yemekleri hazırlamış. Daha önceki dönemde kocası Nermin amca Komünist Partisi'nden olduğu için arkadaşları ile eve gelip içki içerlermiş. Saber Hala hep dua eder ve "Ya Rabbi, ben evimize iyi insanların gelmesini ve onlara hizmet etmeyi istiyorum." dermiş. Çavuşesko sonrası Türkiye'den eğitimciler gelmeye başlayınca "Dualarım kabul oldu" diyerek onları evinde misafir ederek, yedirip içirmiş. Nermin amca da büyük destek vermiş.
Rukiye teyzeme çok benzeyen Saber Hala'nın evinden ayrılıp Nermin amcanın mezarına gidip, Fâtiha ve İhlâs'lar okuduk...
Saber Hala, Ramazan'da Çavuşesku Sarayı'nın önündeki geniş alanda kurulan iftar çadırında Tatar börekleri ve köfteleri yapıp iftar için gelenlere ikram etmiş. Hatta altı-yedi televizyon kanalı kendisiyle röportaj yapmış. Mecidiye'den Köstence'ye gidiyoruz. Avrupa'nın Hollanda Limanı'ndan sonra ikinci büyük limanı Köstence'de... Kral Câmii isimli Romen Kralı Carol'un yaptırdığı tarihi câmiye gittik. Fakat sadece cuma namazlarında açıldığı için kapalı idi. Oradan beş vakit namaz kılınan tarihî Hünkâr Câmii'ne gidip ikindi namazımızı kıldık. Abdest yerleri temizdi... Köstence'nin en büyük katedraline (Aziz Petre ve Pavel Ortadox Katedraline) de uğradık. Girişte duvarda büyük bir cehennem tasviri vardı. Alışverişte hile yapanlar, zina edenler, gıybet edenlerin cehenneme atıldığını gösteriyordu. Köstence'ye ilk gelenlerden bir eğitim gönüllüsü "Geldiğimizde yardımcı olacak kimseler yoktu. Okul için düşünülen bina için yapılan girişimler neticesiz kalmıştı. Müdürümüz bu binaya çoluk çocuğu ile beraber geceleri gelip etrafında tavaf eder gibi dolaşıp dualar etmiş. Rüyasında 'Bu işi, sahipsiz sanmayın, inşaallah hallolacak!' diye müjde verilmiş. Gerçekten de burası bir müddet sonra verilmişti." diyerek bu çileli fakat bereketli eğitim hizmetinin başlangıcını anlattı.

Abdullah AYMAZ - ZAMAN


 
Üst